Geçmiş, aklımızın bir köşesinde derin bir uykuya dalabilir fakat asla ölmez.
Genellikle yabancı yazarları okuyan biri olarak Ahmet Ümit'in Kayıp Tanrılar Ülkesi 'ni okuduğumda kendimi bir Dan Brown romanının içinde hissettim ama Ahmet Ümit 'in, kitapta tarihsel bilgileri daha yoğun bir şekilde kullandığını düşünüyorum. Bu tarihsel yoğunluk, akıcılığa zarar vermeyecek bir şekilde oluşturulmuş. Bir polisiye romanının temelini arkeoloji ve mitolojinin oluşturması olaya hem farklı bir soluk vermiş hem de farklı bir tat katmış.
Merak unsurunun her sayfada ön planda olmasının yanı sıra kitapta gerek sosyal gerek kültürel çatışmalara ve bunların yanı sıra psikolojik tahlillere de yer verilmiş.
Kitap aslında geçmişin geleceği ne kadar çok etkileyebileceğini gözler önüne seren bir belge niteliğinde. Kitabın kapağını kapattığımda, bir kez daha geçmişin aslında geleceğin aynasından başka bir şey olmadığını anladım.