Bir köylü masalında bile mutluluğu görmeyi arzulayan insanlarız biz. Belki o güzel kuş asla bizim viran bağımıza konmayacak ama birilerinin mesut olduğunu bilmeye ihtiyacımız var.. Birinin mutlu olması, hâlâ mutluluğun var olduğu anlamına gelir çünkü. O kuş varsa, günün birinde bir teleği de bizim garip bağımıza, bahçemize düşer diye beklemek bizi zinde tutar. O ihtimal de yoksa geriye ne kalır ki?
Anlamanın bir sevme şekli olduğunu düşünüyordu çünkü. Biz anlamaktan korktuğumuz için anlaşamıyoruz aslında. Anladığımız zaman sevmek zorunda kalacağımızdan mıdır, nedir? Oysa sadece gönlünü ve aklını serbest bırakan birinin anlayamayacağı hiçbir karmaşa yoktur bu evrende. Kendi karmaşamız, bulanıklığımız dahil...