Bilmiş ol ki Cenâb-ı Hak, bizim için kibir kırmak nişânesi olmak üzere “Geliniz!” diye emir verdi. (Âl-i İmrân Sûresi, 64. âyet-i kerime)
(...) Kibr ü azâmeti kırıp da o davete icâbet etmenin en büyük vesile ve en makbul bir hediye olduğunu anlatıyor. Mezar kitâbesi olmak üzere şöyle bir kıta vardır:
Eli boş gidilmez gidilen yereRabbim! Boş gelmedim ben suç getirdimDağlar çekmezken o ağır yüküİki kat sırtımla pek güç getirdim
Bir yere öyle bir şey götürmeli ki makbule geçsin. Rahmet ü mağfiret deryası olan ind-i ilâhîye de cürm ve kusur, acz ve meskenet götürmeli ki, Rahîm ve Gafûr isimlerinin tecellisine vesile teşkil etsin.