• Yenilgi
    Yenilgi, Yenilgim, yalnızlığım ve kimsesizliğim;
    Binlerce zaferden değerlisin benim için,
    Ve dünyanın tüm şanından şöhretinden
    daha tatlısın yüreğime.
    Yenilgi, Yenilgim, kendime dair bilgim ve başkaldırım,
    Senin sayende bilirim hala genç
    ve çevik olduğumu
    Ve solmuş defnelerin tuzağına düşmek
    zorunda olmadığımı.
    Sende buldum kimsesizliği
    Ve kaçak ve horlanmış olmanın sevincini.
    Yenilgi, Yenilgim, kıvılcım saçan kılıcım
    ve kalkanım,
    Gözlerinde, okudum
    Taç giymenin kölelik olduğunu
    Ve anlaşılmanın alçalmak olduğunu,
    Sahip olmanın, bütünlüğe ulaşmak
    Ve olgun bir meyve gibi, düşmek ve tüketilmek
    olduğunu, okudum gözlerinde.
    Yenilgi, Yenilgim, benim yürekli eşim,
    Duymalısın şarkılarımı, çığlığımı, sessizliğimi,
    Senden başka hiç kimse söz edemeyecek
    kanat vuruşlarımdan,
    Ve denizlerin gürlemesinden,
    Geceleri yanıp tutuşan dağlardan,
    Sarp ve kayalık ruhuma
    yalnız sen tırmanacaksın.
    Yenilgi, Yenilgim, benim ölmez cesaretim,
    Sen ve ben, birlikte güleceğiz kasırgayla,
    Ve ikimiz, mezarlar kazacağız içimizde ölenler için,
    Şevkle tutunacağız güneşe,
    Tehlikeli olacağız!
  • "Yenilgi, yenilgim, yalnızlığım ve kimsesizliğim;
    Binlerce zaferden değerlisin benim için,
    Ve dünyanın tüm şanından şöhretinden daha tatlısın yüreğime.

    Yenilgi, yenilgim, kendime dair bilgim ve başkaldırım,
    Senin sayende bilirim hâlâ genç ve çevik olduğumu.
    Ve solmuş defnelerin tuzağına düşmek zorunda olmadığımı.
    Sende buldum kimsesizliği
    Ve kaçak ve horlanmış olmanın sevincini.

    Yenilgi, yenilgim, benim kıvılcım saçan kılıcım ve kalkanım.
    Gözlerinde okudum,
    Taç giymenin kölelik olduğunu
    Sahip olmanın alçalmak olduğunu.
    Sahip olmanın, bütünlüğe ulaşmak
    Ve olgun bir meyve gibi,
    Düşmek ve tüketilmek olduğunu, okudum gözlerinde.

    Yenilgi, yenilgim, benim yürekli eşim,
    Duymalısın şarkılarımı, çığlığımı, sessizliğimi.
    Senden başka hiç kimse bana söz edemeyecek
    kanat vuruşlarımdan
    Ve denizin gürlemesinden,
    Geceleri yanıp tutuşan dağlardan,
    Sarp ve kayalık ruhuma
    Yalnız sen tırmanacaksın.

    Yenilgi, yenilgim, benim ölmez cesaretim
    Sen ve ben fırtınada birlikte güleceğiz kasırgayla,
    Ve ikimiz, mezarlar kazacağız
    içimizde ölenler için,
    Şevkle tutunacağız güneşe,
    Tehlikeli olacağız!"
  • Görmesen bile denizi
    Yukarıya çevir gözü
    Deniz gibidir gökyüzü
    Aldırma gönül aldırma....

    Dolmabahçe'ye açılan ağaçlıklı yolda yürüyorduk. Güneş kocaman, kıpkırmızı bir top gibi duruyordu karşıda. Binlerce kişinin uygun adım yürüyüşünden yükselen ayak sesinden başka ses yoktu dünyada sanki. Hiçbir devrimci marşın, hiçbir sloganın yaratamadığı etkiyi, bu sessiz, alçakgönüllü, şiir yüklü türkü bir anda yarahverdi. Bizleri, değişik yerlerde yetişmiş, değişik sınıflardan gelme, değişik deneyimler yaşamış insanları o anda, o gün, o toprağa bilinçle birlikte basmada birleştirdi, bir sabır ve direnç andı oluverdi kendiliğinden. Gözlerimiz doldu. Dolmabahçe'de çimenlere yayılırken, simit yerken, maç seyredenlerle işaretleşirken de, alana girmek demek olan o büyük duyguyu içimizde usulca hazırladı.
    Ayaspaşa'dan geçerken, somurtkan, hain apartmanlar, yıllar öncenin Kanlı Pazarını getirdi aklıma.

    Bağımsızlık Mitingi'nde patlayan bir bomba, bir anda korkunç bir keşmekeş yaratmışta. Bir apartman sahanlığına itilmiştik. Bir genç kız, çılgınlar gibi haykırıyordu: Bağımsız Türkiye! Kapıcı, apartman sahibinin kapının önüne yeni ektirdiği çimlerin ezildiğinden yakınıyordu.
    Birara kapı açıldı, dışan boşaldık. Kalabalık aşağıya, Teknik Üniversite'ye doğru akta. Pakiş Pastanesi'nin önünde polis, çıkmaz sokağa sürdü bizi. Elli kişi kadardık. Birden, yakalarına Milliyetçi Gençlik rozetleri takılmış birtakım adamlar bulduk karşımızda. Ellerinde Kültür Sarayı inşaatından sökülmüş çivili sopalar. Çoğunu mahalleden gözüm ısırıyor: ya kapıcı, ya manav çırağı. Nasıl acımasız indiriyorlardı sopaları. Altı aylık gebeydim. Turgut, üstüme kapanmış, korumaya çalışıyordu beni, adamlar daha da hızlı indiriyorlar sopalarını. Arkamda bugün görsem tanıyacağım bir genç duruyor, gözlüklü bir genç. Omuzlanma sarıldı, "Çökün siz," dedi. Biraz sonra kan içinde yuvarlandığını gördüm. Umutsuzlukla değil, artık garip bir kinle ölümü beklemeye koyulduk.

    O anda bir Mesih, düpedüz bir Mesih çıkageldi. Sivil bir polis memuru. Kalabalığı dağıttı. Beni elimden tutup yukarı çekti. Bir kapıaya kapıyı zorla açtırttı. Su içirdi bana, altıma bir istemle uzattı. Karnımdaki zonklama boğazıma vuruyor, konuşmamı engelliyor. Tek korkum, doğurmak, yani o anda o adamlara yeni bir güçlük çıkartmaktı.

    Kapıcı, savaş alanında pabuçlarımı aramaya gitti polisin emrine uyup. "Korkma kardeş," dedi sivil Mesih, "güzel günler yakında, sabret."
    Şimdi şu coşkun, bilinçli, örgütlenmiş işçi kitlesiyle birlikte geçtiğimiz Ayaspaşa'da, o gün bütün kapılar kilitliydi, ev sahipleri çatıdan olayları izliyorlardı.
    *
    Kaç yıl geçti aradan. Şimdi kapılar açık. Polisler güler yüzle bakıyorlardı bize bugün. Füsun Akatlı (Altıok), akşam Ankara'ya dönecek asistan arkadaşlarıyla, Nezihe Meriç ile ben çocuklarımızı düşünüyoruz, bu kalabalık nasıl dağılır, kaç saatte...

    Yürüyerek Beşiktaş'a inmeye karar verdik. Biz alandan çıkarken, mitinge dışardan katılan son guruplar el sallayarak ilerliyorlardı.

    Eve vardığımda, son anda olaylar çıktığını öğrendim. Arabalar yakılmış, ölenler, ezilenler, yaralananlar varmış. Olamaz, diyorum kendi kendime; gitgide doğruluğuna inanıyorum. Sabahattin Ali'nin bitimini göremediği kıyımın bir gün nasılsa -bizler görmesek de- sona ereceğini umuyorum yine de. Bu umudu ancak yetkin edebiyat ve sanat veriyor insana.

    Kurşun ata ata biter
    Yollar gide gide biter
    Ceza yata yata biter
    Aldırma gönül aldırma

    Tomris Uyar - Gündökümü
  • Yenilgi, yenilgim, benim ölmez cesaretim,
    Sen ve ben, birlikte güleceğiz kasırgayla,
    Ve ikimiz, mezarlar kazacağız içimizde ölenler için,
    Şevkle tutunacağız güneşe,
    Tehlikeli olacağız !
  • Yenilgi, Yenilgim, benim ölmez cesaretim, Sen ve ben, birlikte güleceğiz kasırgayla, Ve ikimiz, mezarlar kazacağız içimizde ölenler için, Şevkle tutunacağız güneşe, Tehlikeli olacağız!
  • Yenilgi, yenilgim, benim ölmez cesaretim,
    Sen ve ben, birlikte güleceğiz kasırgayla,
    Ve ikimiz, mezarlar kazacağız içimizde ölenler için
    ...