Okurbayan, bir alıntı ekledi.
20 dk. · Kitabı okuyor · Beğendi

"Sana bir şiirler olmuş sevdiğim.
Yüzün gözün söz içinde...
Hangi imla kitabına baksam,
Benden ayrı yazılıyorsun."

Eylül Vurgunu, Safiye Çetinkaya (Sayfa 212)Eylül Vurgunu, Safiye Çetinkaya (Sayfa 212)
Simon Zavex, Robespierre'yi inceledi.
29 dk. · 8/10 puan

Ahmaklık Toplumsal Bir Özelliktir. Seyrine Doyum Olmaz!

Fransa’da Monarşiyi yıkarak Cumhuriyet için devrim yapan varoşun baldırıçıplak kadınları ile burada Cumhuriyeti yıkmak adına monarşi için devrim yapan varoşun baldırıçıplak kadınları...

Biri eline silahını alır diğeri ise kutsal bakirelik örtüleri ile tespihini. Aslında her sınıfın uğruna çabaladığı şey rahat bir yaşam, para, zenginlik... Fark yok yani! Yosmalığın tohumu karaktersizliktedir, moda olan rejimin yaşam biçimiyle de bu karakter benzeri karaktersizlik genelgeçer bir düşünce şeklini alır. Her zaman olduğu gibi liberal yalanlar, gerici düzeni diriltme faaliyetinin üstünü örtmüştür.
Birbirinden farklı her iki rejimin kadınları yetenekli kocalarının ya da müstakbel eşlerinin önünde eğilen cahil (ki gerçekten öyledir), çekingen (mutaasıp) bir kadın rolüyle hatırısayılır bir refahı elde etmek için kendilerini satışa sunmaları aynı kafanın çıkarımlarıdır.

Eh tabi burada gerçek hırslılar ile bu hırslılardan kalma kırıntıları üzerine entari gibi takarak bir kimlik edinenleri birbirinden ayırmak lazım. Doğa zekayı herkese adil dağıtmamıştır çünkü. Manzaralar çok tanıdık. Zengin sınıfının ard arda gelen rejimlere uyan kadınlarının halkın kişiliksiz, karaktersiz kadınlarını, kızlarını peşlerinden sürükleyişlerinin uzun bir hikayesi... ‘Devrimler kadınsız olmaz’ ya da başka bir tabirle ‘Kadınsız Devrim olmaz!’ Tabi bu tespitin tamamı bu kitaptan çıkarılmış değil. Robespierre “Satın Alınamayan” adam olarak tarihe geçse de yavşak burjuvanın kurduğu komplolardan o da kurtulamamıştır.

‘İlk başlangıç’ her zaman ‘en basiti’ içinde barındıran ‘en ilkel’ haldir. En ilkel halinden gittikçe sistematikleşerek köklü ve canlı bir yapıya dönüşen Kapkaççılığın inşa ettiği insanlık tarihine “Dur Artık!” diye seslenenlerin, bu başıbozuk düzeni karşılarına almasıyla başlamış vatanseverlik. İlginç olan Vatansever, tarihi; eşitlikçi, adaletçi ve bireysel özgürlüğü inşa edecek bir biçimde değiştirirken, vatansavar’lar da hem egoist hem de komplocu ruhlarıyla altını üstüne getirdiği tarihi, gizli ideolojilerinin boyunduruğuyla altını hiç durmadan kendilerine göre eşelemiş. Çünkü mevcudiyetlerini hakkanileştirebilecekleri ve soylarını sürdürebilecekleri bir tünel lazımdır kendilerine. Yeryüzünde değil, lağım gibi yer altında çatallanarak ilerleyen bir tünel bu. Aslında bana göre ana konusu talancılık olan Tarih; gözler önünde aleni sahnelenen on binlerce alegoriyi göremeyenler yada aptallıkları nedeniyle kavrayamayanlar yüzünden defalarca farklı biçimde yazılsa da, “Düşünmenin Olanaksız” gibi göründüğü toplumlarda bu yazınlara olan rağbet maalesef metafizik yazınlara oranla boy ölçüşememekte. Bu yüzdendir ki ‘tarih tekerrürden ibarettir’ lafının ekseninde tavaf edilip durulur.

Sonuç olarak çoğu zaman bir hakikat gibi algılanan ‘Aptallık’ tarih sayfaları açısından bize iki yüz yıl kadar uzak görünse de aslında çıkarılacak derslerle öğreticiliği dün gibi yakın. Bir o taraftan bir bu tarafa salınan arada ince bir çizgi. Asır denilen şey bir saatlik bir zaman dilimi.
Olur ya kafasızlığın borozan gibi öttüğü benzer dönemlerde diktatörlük, çılgınlık, tragedya, aptallık ve kötüye olan beğeniyle tavan yapan toplumun ahmaklığı bir moda olduğunda, toplumun içkin yapısındaki bu ahmaklığın mikro düzeyde partiküllerini yakından görüp tanımlamak için “Yaşanmışlıkların, Yazılmışların Ansiklopedisine” dönüp bakmak faydalıdır. Faydalıdır çünkü bu ayrıntıda rolü olanların bulundukları saflarıyla kendilerini tarihin sayfalarında tanımadığı benzerlerinde bulup, eşleşmelerine yardımcı olacaktır.

Hakikati başka bir kılığa sokup onu tanınmaz hale getirmekten daha kolay bir şey olmadığını bilen stratejistlerin güdümünde inşa edilen hayali bir Babil’in resmi her dönemin iktidarında çizilir. Yeni bir şey değildir bu! Stratejistler çizer, politikacılar da oynar, oyunlar da ahmak halkı biçimlendirir. Herkes bu işten kazançlıdır. Sadece piyon olduğunu anlayamayan iktidar yanlısı halk haricinde. Ahmaklığın toplumsal bir özellik olduğu savının gerçekliğiyle halk bu sefer Bonapart’ın borçlarını kapatmak için çalışacaktır. Monarşi de doğmuş bir çocuğun Cumhuriyette yaşaması anlaşılır. Ama Cumhuriyette doğmuş bir çocuğun diktatörlükte yaşamanı sürdürecek olması gerçekten anlaşılır değil!

Şimdi bir kimlik, bir sınıf ve saygınlık yakaladığını sanan varoşun dindar oynak kadınları, kızları, gökyüzünün değil evrenin sınırlarını aşan bu budalalıklarıyla, usun dört tanımı da bunalımda! Aynen tarihte olduğu gibi.

kenan karlı, bir alıntı ekledi.
33 dk. · Kitabı okuyor

Muasır zamana girememiş olmanın şaşkınlığı içinde yarı ciddi, yarı şaka tembel bir hayat !

Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 140 - Dergah Yayınları)Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 140 - Dergah Yayınları)

Ben, 1919 yılı Mayısı içinde Samsun'a çıktığım gün elimde maddî hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk milletinin soyluluğundan doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevî bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, bu Türk milletine güvenerek işe başladım

Ertuğ, bir alıntı ekledi.
 54 dk. · Kitabı okuyor

Bir gün eğitim esnasında astronotlar yaşlı bir Kızılderiliyle karşılaşır.
Adam orada ne yaptıklarını sorar. Astronotlar kısa süre içinde Ay'a yapılacak bir araştırma seyahatinin parçası olduklarını söylerler. Yaşlı adam bunu duyunca bir an sessiz kalır, sonra astronotlardan kendisine bir iyilik yapmalarını ister.
Astronotlar "Ne istiyorsunuz?" diye sorar.
Yaşlı adam, "Kabilemdeki insanlar Ay'da kutsal ruhların yaşadığına inanır. Onlara halkımdan önemli bir mesaj iletmenizi isteyecektim."
Astronotlar "Mesaj nedir?" diye sorar.
Adam kendi dilinde bir şeyler mırıldanır, sonra da astronotlara bunu ezberleyene kadar tekrar etmelerini söyler.
Astronotlar "Bu ne demek?" diye sorar.
"Bunu size söyleyemem. Sadece bizim kabilemizle Ay ruhlarının bilebileceği bir sır" der.
Üsse geri döndüklerinde astronotlar uzun uğraşlardan sonra yerel dili konuşabilen birini bulurlar ve ondan mesajı tercüme etmelerini isterler. Ezberledikleri şeyi söyleyince çevirmen kahkahalarla gülmeye başlar. Nihayet sakinleşince, astronotların o kadar dikkatle ezberlediği sözlerin, "Bu adamların size söylediği hiçbir şeye inanmayın. Topraklarınızı çalmaya geldiler" olduğunu söyler.

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 284)Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 284)
İsmet Erdem Durmuş, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okuyor

Kitap Okumak
Kitapların kibrit veya ateş olmadan da yakılabilmesiyle ilgiliydi. Çünkü, eğer kitap okumayanlarla, öğrenmeyenlerle, bilgisizlerle dolmaya başlarsa, kitapları yakmak zorunda kalmazdınız, değil mi? Eğer dünyanın geniş ekranlı basketbolla ve futbolla dolar ve MTV içinde boğulursa, gazyağını ateşlemek veya okuyucu avlamak için Beatty'lere gerek kalmaz. Eğer ön bilgiler okul odalarının çatlakları ve vantilatörleri arasında eriyip yok olursa, bir süre sonra bunları kim bilir veya umursar?

Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 17)Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 17)