• https://erolanar.org/...tini-dondugun-yerde/

    Bu toplum çocuğu sevmez. Seviyor gözükür ama hiç sevmez. Sözgelimi ondan izin almadan onu öper, ona sarılır. Karşı tarafı yok sayan sevgi gösterisini sorgulamaz hiç, çocuğun söz hakkı olduğunu düşünmez. Çocuğu nesneleştirir. Çocuktan bahsederken "bu, şu" diye ego zedeleyici bir dil kullanır. Çocuğun bir kişiliği, kimliği olduğunu kabul etmez. Saymakla biter mi çocuğa yapılan kötülükler? Çocuk büyüdüğünde ise ondan öz güvenli bir birey olmasını bekler. Hani nerede sihirli değnek?

    Çocuklarını gerçek anlamda sevmeyen, onlara saygı duymayan bir toplumda çocuk ruhlu bir insan olarak var olmak ne demektir, bilir misiniz? Ben yanıtlayayım: Hafife alınırsın, kararlarına saygı duymazlar. Örselenirsin güzel kardeşim! Ne yapmalı peki? İçindeki çocuğun katili mi olmalı? Bir çocuk ruhlu insan bunu asla beceremez! Bari onların yanında maske takayım der. Bir çocuk ruhlu insan bunu da beceremez. Maske ikide bir düşer! Çocuk ruhlu kahkahayı basar. Peki çözümü nedir? İşte yine bir oyun: Saklambaç oyunu! Çocuk ruhlu insan oynar bu oyunu sevmedikleriyle. İçindeki çocuğu saklar kuytu köşelere. Görmesin ölüseverler diye!

    Gülbahar 🌺🌼📚🐦
  • Okuduğum en samimi kitaptır Yıldızlı Atlas. Kapağı gibi, anlattıkları da rengarenktir. Çocukluğuma döndüm, unuttuğum bir sürü hatıramı buldum sırıtarak okuduğum satırların arasında. O satırları etrafınızdakilerle paylaşma arzusu sarıyor içinizi.

    "Denizleri dökülmesin diye, kimi atlasların duvara asılmadığı doğrudur."

    "Orta ikiye giden lacivert bir ceketin en üst düğmesi, koptu kopacak gibi durur yerinde. Cekete tutunduğu ipler gevşedikçe, nasıl telaşlanır! Nasıl daha bir sıkı sarılır iliğine! "

    Kitabın üstünde "çocuklar için denemeler" yazdığına bakmayın, içindeki çocuğu öldürmeyenlere hitaben yazılmış. Bir buçuk saatliğine çocukluğunuza dönüyorsunuz. Yıldızlı Atlas'ı yorumlamak gerçekten zor. Şuraya mavi bir alıntı daha koyup bitireyim :)

    "Mavi? Boya kalemlerinin en kısa boylusu mavi kalemdi. Gökyüzü geniş olurdu ve küçük de olsa bir dere çizmek isterdin. Sonra elbiseleri, evlerin duvarlarını maviye boyardın. Sonra başka şeyleri. Mavi kalemin küçücük kalırdı."