• Hele her bahar çiçeklenen ağaçlara bayılırım. Ağaçlar benim yakınım, soyum gibi.
    Tuhaf biriyim değil mi?
    Ama ne yapayım?
    Cengiz Dağcı
    Sayfa 78 - Ötüken
  • 249 syf.
    ·12 günde·Beğendi
    Baştan uyarıyorum. Kitabı henüz okumamış olanlar için çok detay içerir. Ama faydalı da olabilir. Okumak, okumamak size kalmış.

    Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu’yu 2. Ankara Kitap Toplantısı için oylama yaparak seçtik. Okurluk ve yazarlık konusunda kitabın ünü ve içeriği bir toplantıda tartışmak için gayet müsait. Kitabı toplantı için okuyanların yorumlarını görünce biraz keyfim kaçmadı değil. Ama kitapta Calvino’nun okumak ve okurluk konusundaki düşüncelerini görünce bunun gereksiz olduğunu düşündüm.

    -->Önce nasıl bir kitap?

    Klasik anlatı serim düğüm çözümüyle oluşturulmuş, vermek istediğini okura küçük oyunlar aracılığıyla vermeyi amaçlayan postmodern bir kitap örneği var elimizde. Yoğun anlatımlı olduğu için biraz dikkatli okumak gerekiyor. Yoksa gözden kaçan şeylerin önemi kitabın çok çabuk yerilmesine yol açabilir.

    -->Olay

    Erkek Okur kitapçıdan Italo Calvino’nun yeni çıkan kitabı Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu’yu alır, eve gelir ve okumaya başlar. Biraz okuduktan sonra okuduğu kitabın başta anlattıklarını aynen tekrar ettiğini görür, kitapçıya gidip durumu açıklar. Kitapçı ciltleme sırasında baskı hatası olduğunu, araya Polonyalı yazar Tazio Bazakbal’ın Malbork Kasabasının Dışında kitabının karıştığını, ellerinde sağlam baskılardan Bir Kış Gecesi Bir Yolcu’yla elindeki hatalı kitabı değiştirebileceğini söyler. Erkek Okur başladığı kitaba devam etmek istediğini söyleyip Bazakbal’ın kitabını ister. Aynı istekle oraya gelen Kadın Okur Ludmilla ile de orada tanışırlar. Aldıkları kitabın yine farklı çıkma ihtimaline karşı da telefon numaralarını birbirleriyle paylaşırlar. Tesadüf bu ki kitap yine farklı bir öyküyü anlatmaktadır. Sürekli bu şekilde, asıl istediği öyküyü arayıp her defasında farklı öykülerle karşılaştığımız, bir yapısı var kitabın. Toplam da 10 farklı roman başlangıcı, 12 bölüm…

    -->Nasıl ve ne anlatıyor?

    Edebiyatta ikinci tekil şahısla yazılarak üne kavuşmuş romanları saysak sanırım bir elin parmaklarını geçmez. Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu ikinci tekil şahısla yazılmış bana göre çok başarılı bir eser. Kitap: “Italo Calvino'nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu adlı yeni romanını okumaya başlamak üzeresin. Rahatla. Toparlan. Zihnindeki bütün düşünceleri kov gitsin. Seni çevreleyen dünya bırak belirsizlik içinde yok oluversin. Kapıyı kapasan iyi olur; öte seslen ötekilere:" Hayır, televizyon seyretmek istemiyorum!" Sesini yükseltmezsen duymazlar seni. "Kitap okuyorum. Rahatsız edilmek istemiyorum!" O gürültü arasında seni işitmemiş olabilirler, daha yüksek sesle söyle, bağır hatta: ‘Ben, Italo Calvino'nun yeni romanını okumaya başlıyorum!’” diye başlıyor. Birinci tekil şahıs ve üçüncü tekil şahıs anlatıcılarının tabiri caizse edebiyatın zirvesinde olduğu dönemlerde böyle başlayan bir kitap taşları yerlerinden oynatmıştır ki bunu görmemek imkânsız.

    Calvino üstkurmacanın oluşturulma şekillerinden olan ‘metnin kuruluşunu, yazılış sürecini olgu içinde konumlandırma’dan yola çıkarak kitabı yazma sürecini satır aralarında bizlere göstererek hareket ediyor. Daha kitabın başında “Başlayan, ama bitmeyen öyküler dünyasında yaşıyoruz,” diyor. Buradan kitabın bitmeyen öykülerden oluşacağını anlamamak elde değil.

    Sayfa 192’de (8.baskı) Silas Flannery: “…Bunun sonucunda yalnızca başlangıçlardan oluşan bir kitap yazmaya karar verdim. Kahramanı, sürekli kitabı yarıda kalan bir Erkek Okur olacaktı. Erkek Okur Z yazarının A romanını satın alacaktı. Ama bu kusurlu bir kopya çıktığı için okumayı sürdüremeyecekti… İşin içine bir Kadın Okur, düzenbaz bir çevirmen, bu günce misali günce tutan yaşlı bir yazar da katabilirdim…”

    Bu paragrafta amacını çok çok net bir şekilde görüyoruz Calvino’nun. Bir anlamda kendi yazdığı romanın okuru konumuna geliyor. Aynı şekilde bu paragrafları okuyan okur da bir nevi yazar bağlamında değerlendirebilir. Yani burada okurla yazar arasındaki ayrımın kalktığını görüyoruz. Yazar kendi yazdığı romanı, okur olarak okuyor. Öyle değil mi sizce de? Belki de Calvino bir yazar olarak salt okurluğun tadına bakmak istemiş de olabilir? Düşünüyorum.

    Ne anlattığını açıklamak biraz güç. Benim için kitabın kurgusu ve yapısı daha öndeydi. Okuma eyleminin çağlar boyunca geçtiği yolları düşündüğümüzde bu kitapta tüm okuma eylemlerinin ele alındığını görüyoruz. Kitabın en kilit noktası buydu.

    Şu da mümkün: Calvino sürekli hikâyelerin bitmediğini ve önceden yazıldığını, hatta öykülerin, anlatıların tek kişiden çıktığını, hep aynı şeyleri okuduğumuzu söylüyor. “Başlayan, ama bitmeyen öyküler dünyasında yaşıyoruz,” “…Bazılarına göre ihtiyar Kızılderili anlatı malzemesinin evrensel kaynağıdır; bütün öteki yazarların bireysel yaratımlarının kaynaklandığı ana magmadır…” Eğer insan olarak bizden önce olmuş ve bizden sonra olacakların öyküsünü yazıyor ve okuyorsak bu döngünün farkına varmamız gerekmez mi? Calvino gerektiğini düşünmüş olmalı ki ‘hayatın çehresi, ölümün kaçınılmazlığı’nda Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu’yu yazmış.

    Okumak bir birey için ne ifade eder ya da nedir? Okunmak ve ideal okurunu bulmak bir yazar için ne ifade eder? İlk soruya tam 9 cevap buluyoruz kitapta. Kitabın sonuna doğru kütüphanedeki 7 okurun verdiği cevaplar artı Erkek Okur ve Ludmilla’nın cevapları. Bunu 10’a tamamlayan ise kitabı okuyan bizleriz. İkinci soruyu Calvino’nun yarı yarıya kendi yerine koyduğu yazar Silas Flannery’den öğreniyoruz. Verilen cevapları tartışmak için toplantıyı bekliyorum

    -->Karakterler

    Erkek Okur: Romanın başkişilerinden. Kayıp metinleri Arayan Okur. Aradığı metinlerin peşinde farkında olmadan kendi hayatının öyküsünü yazıyor. Bunu kimse inkâr edemez.
    Ludmilla: Dişi Okur. İdeal okur. Ve toplantıda en çok konuşulacak okur.
    Lotario: Kitapların sadece akademik incelemeleriyle ilgilenen kötü okur. Ludmilla’nın ablası.
    Irnerio: Kitap okumayan ama kitapları sanat için kullanan bir tasarımcı.
    Ermes Marana: Türlü türlü işlere bulaşmış sahtekâr çevirmen ve kötü okur.
    Silas Flannery: Calvino’nun kendi romanının okuru olmak için kitaba koyduğu yazar.

    Kitap bu kadroyla bize hayatın bu tür şeylerle nasıl birlikte bütün olduğunu göstermeyi de amaçlıyor. Bir yazarın ne tür kişilerle karşılaştığını görmek de mümkün. Silas Flannery’i sırayla tüm karakterlerin ziyaret etmesi roman içindeki çok hoş oyunlardan biriydi benim için.

    -->Benzerlikler

    Erkek Okur’un sürekli kayıp metinlerin peşinde koşması bana Don Kişot’taki anlatıcı-çevirmen arasındaki ilişkiyi hatırlattı. Bilmem siz ne düşünüyorsunuz.

    Binbir Gece Masalları’ında anlatımın sürekli bölünerek hikâye içinde hikâyeye geçilmesi gibi Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu da 10 öykünün sadece başlangıçlarının verilip araya olayların girmesi de bana benzer gelen diğer bir noktaydı.

    Ama en çok hayata benziyor bu kitap. Gerek okurlarıyla gerek araya giren hikâyelerle gerekse de bir kitabı okurken aslında kendi hikâyemizi yazmamızla. Okumak hayattır. Ya da hayat hiç bitmeyecek öyküleri okumaktır. Ya da “okumak yalnızlıktır.”

    -->Sonuç

    Daha tartışacak çok şey var aklımda. Onları toplantı gününe saklıyorum. Sonuç kısmını da toplantıdan sonra dolduracağım. 1K Ankara Okuma Grubu/Duvar/’na selamlar ve herkese.