• 222 syf.
    ·21 günde·Puan vermedi
    Sabahattin Ali'nin yazdığı ilk roman olmasına rağmen üslup ve dil konusunda bir eksiklik hissetmedim.Tarzı, tavrı ve düşüncesi diğer kitaplarıyla paralel oluyor.Bu kitap hüzünlü bir hikâyeyle başlıyor. O yaştaki çocuğu düşününce insan ister istemez duygusallaşıyor.Büyümüşte küçülmüş diyorsunuz içinizden.Yusuf'un kendine olan sessizliği ve içe kapanıklığını biraz kendime benzettim.Anlattığı yerleri zihninizde canlandırmakta zorluk çekmiyorsunuz.Kitap zaman zaman kendini tekrar etmiş görünse de.Yusuf'un Muazzez ile olan ilişkisi kitabın ana temasını oluşturuyor.Genel olarak beğendim ve rahatlıkla tavsiye ederim.İyi okumlar dilerim,esen kalın
  • Öle mahzun ki...

    Öyle kırık...

    Öyle yıkık...

    Öyle yalnızdır ki...

    Kalbinizin kavrulduğunu hissedersiniz o an...

    Kalbim yanıyor diye bağırmak gelir içinizden ama içinizin fırtınası kilitlenir kalır dudaklarınızda...
  • İçinizden geçenleri duyar gibiyim... O kadar mücadele ne olacak peki? Bu suçlarda neden zamanaşımı var, diyorsunuz değil mi? Keşke acılarda, suçlar ve cezalar gibi zamanaşımına uğrasaydı.
  • Çok konuşuyorum kendimle bugünlerde. Ne yapayım? Başkalarının sohbetinden hoşlanmaz oldum. Müşterileri de kaçırdım sonunda. Hepsi Olric yüzünden. Olric mi? Kafamı durdurmalıyım bir süre. Basit şeylerle oyalamalıyım onu. Matematikle dinlenmeliyim. Efendim? Siz Poincaré misiniz? Hayır benekli dikdörtgenim. Kendi kendine komiklik yapma: birikimlerini tüketiyorsun. Ben bir noktaysam... odanın ortasında durdu. Şu anda odanın köşegenlerinin kesim noktasında bulunuyorum. Bütün köşelere sesleniyorum: içinizden birinde kalmış bir tutunamayan var mı?
  • https://youtu.be/TVDxgQ2GIC4

    Suresi 32 Ayet Kelime Meali – Anlamı Tefsiri

    Ayetin Arapçası:

    وَاَنْكِحُوا الْاَيَامٰى مِنْكُمْ وَالصَّالِح۪ينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَاِمَٓائِكُمْۜ اِنْ يَكُونُوا فُقَـرَٓاءَ يُغْنِهِمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌ

    Ayetin Kelime Meali:
    وَأَنْكِحُوا ve evlendirin الْأَيَامَىٰ bekarları مِنْكُمْ içinizden وَالصَّالِحِينَ ve iyileri مِنْ عِبَادِكُمْ kölelerinizden وَإِمَائِكُمْۚ ve cariyelerinizden إِنْ eğer يَكُونُوا iseler فُقَرَاءَ yoksul يُغْنِهِمُ onları zengin eder اللَّهُ Allah مِنْ فَضْلِهِۗ lutfiyle وَاللَّهُ Allahın وَاسِعٌ (mülkü) geniştir عَلِيمٌ (her şeyi) bilendir

    Ayetin Meali Diyanet:

    Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir.

    Ayetin Haşiyesi:

    1,“(Saâdetin esaslarından) ‘nikâh’ ise: İnsanın en fazla ihtiyâcını tatmîn eden, kalbine mukābil bir kalbin mevcud bulunmasıdır ki, her iki taraf, sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübâdele etsinler (paylaşsınlar) ve lezâizde (lezzetlerde) birbirine ortak ve gamlı ve kederli şeylerde de yekdiğerine muâvin ve yardımcı olsunlar. Evet, bir işte mütehayyir (hayrette) kalan veya bir şeye dalarak tefekkür eden (düşünen) adam, velev zihnen olsun, birisi gelsin, kendisiyle o hayreti, o tefekkürü paylaşsın ister. Kalblerin en latîfi (hoş olanı) ve en şefîkı (şefkatlisi), kısm-ı sânî (ikinci kısım) ile ta‘bîr edilen kadın kalbidir. Fakat kadın ile zevcî (eşler arasında) olan geçim imtizâcını ikmâl eden (kaynaşmayı tamamlayan) ve kalbî olan ünsiyet ve ülfeti (dostluğu) itmâm eden (tamamlayan) ve sûrî ve zâhirî olan (görünüşteki) arkadaşlığı samîmîleştiren, kadının iffetiyle berâber ahlâk-ı seyyieden (kötü ahlâktan) temiz ve pâk olması ve çirkin ârızalardan hâlî olmasıdır.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 197)

     

    Ayetin Tefsiri :

    Daha önceki âyetler aileyi korumak için iffetin korunması gerektiğini ortaya koymuş, bunun için alınması gereken tedbirleri açıklamıştı. Bu tedbirlerden biri de evlenme çağına gelmiş veya evlendikten sonra dul kalmış insanları evlendirmektir. Tefsirciler “evlendirin” emrinin muhatabı olarak velileri almış ve buradan hareketle velinin evlendirme hakkı ve ödevi üzerinde durmuşlardır. Bize göre burada muhatap yalnızca veliler değildir; yakından uzağa bütün ilgililerdir, toplumdur. Köle ve câriyelerin sahipleri izin vermedikçe evlenmeleri mümkün olmadığı, halbuki onlar da birer insan olduğu ve evlenmeye ihtiyaçları bulunduğu için sahiplerine uyarıda bulunulmuş, onları evlendirmeleri istenmiştir. Evlenmenin engellerinden biri de yoksulluktur. İnsanlar yoksul olan kimseye kız vermek istemezler, yoksullar evlenme giderlerini karşılayamazlar. Bu yüzden bunalımlar, ahlâkî sapmalar, sosyal problemler ortaya çıkabilir. İslâm toplumunda bir insanın ortalama refahtan yararlanması esastır; bunu kendi emeği ile gerçekleştiremiyorsa topluluk yardımda bulunacaktır. Bu sebeple âyette Allah Teâlâ kullarına şu gerçekleri hatırlatıp yoksullara yardım etmeye teşvik etmektedir: Yoksulluk gelip geçici olabilir, bugün yoksul olanlar Allah’ın lutfu ve kendilerinin de gayretiyle yarın ihtiyaçlarını karşılar duruma gelebilirler. Ayrıca servet sahipleri, evlilik çağı geldiği halde yoksulluk yüzünden evlenemeyen kimselere yardım ödevlerini yerine getirirlerse yoksulluk bir engel olmaktan çıkar.

    Nûr 32 Nûr Suresi 32 Ayet Kuran Mealleri Arapça Kelime Meali
    Latin Harfli Anlamı Tefsiri.✒☝️🌹
  • İçinizden geldiği gibi yapın, işinize geldiği gibi değil!
  • 705 syf.
    ·12 günde·9/10
    Böylesi harika bir kitabı niye bu kadar geç okudum ? Çünkü bu zamana kadar adını belki bin defa duyduğumuz bir klasikti. Klasiklerin en kötü yanı bu galiba. Adını o kadar çok duyarsınız ki içinizden okumak gelmez.

    İyi bir amaç uğruna kötü birisi öldürülebilir mi ? Ya da insanlığın gelişimi önünde duran küçük ve gereksiz bir "engeli" kaldırmanın mahsuru var mı ? Kitabın temel sorusu bu ve olayların döngüsü de bu kapsamda sürüyor. Bir çeşit suç felsefesi dense yanlış olmaz sanırım.
    Kitap akıp gidiyor, okumayı bırakmak istemiyorsunuz. Çok güzel cümleler var hani insanın ağzında bir tat bırakan türden. Ayrıca Raskolnikov'un psikolojik gelgitleri, endişeleri, hastalık krizleri, düşünceleri ile bir beynin karmaşık labirentinde dolaşıyormuşsunuz gibi hissettiriyor.