• “İdamlık oldun mu, önce uykuyu kaybedersin!..
    İki kişi şurada fısıldaşsa… “Aman bizim kağıtlar mı geldi? diye pirelenirsin."
    Kemal Tahir
    Sayfa 223 - Remzi Kitap
  • İspanya kıyılarından Kuzey Denizi ve İngiliz Adaları’na
    kadar İsa adına birçok sapkın yakılmaktaydı. Tek doğrunun
    kendisi olduğunu iddia eden çeşitli kilise ve tarikatlar
    adına binlerce insan idam yerlerine sürüklenmiş, yakılmış,
    kafası kesilerek, iple ya da suyla boğularak öldürülmüştür.
  • Frankenstein incelemem
    Yanlış anlaşılmalar ve yazım hataları için özür dilerim.
    20.11.2018
    “Sevgi uyandıramıyorsam, korku salacağım, özellikle de sana çünkü söndürülmez bir nefret duyuyorum yaratıcıma”

    Victor Frankenstein
    Robert Walton
    Alphonse Frankenstein
    The Monster
    Elizabeth Lavenza
    Henry Clerval
    William Frankenstein
    Justine Moritz
    Mr. Kirwin
    M. Krempe

    Sonunda o herkes tarafından bilinen Klasikleşmiş Frankenstein’ı okudum. Herkes tarafından biliniyor ama aslında yanlış bilniyor. Canavarın ismi Frankenstein değil onu yaratan adamın Soyadı. Victor Frankenstein. Kitap oldukça güzeldi. Aslında bu kitabın biraz daha gotik ve karanlık, diğer romanlardan farklı olur sanmıştım ama pekte öyle olmadı. Gayet açıklayıcı bit biçimde özellikle içsel betimlemelere ve duygulara çokça yer verilmiş.Sanırım bunda kitabın 1800 lü yıllarda yazılmış olması etkili olabilir. Ama o zamanda yazılmasına rağmen bu kadar yalın ve anlaşılabilir olmasıda ilginç. Zaten kitabın yarısına kadar Frankenstein’dan pek söz edilmiyor bile. Biz Frankenstein’ı korkunç ürkünç yaratık aynı zamanda kötü biri olarak bilirdik değil mi? Aslında korkunç ve mide bulandırıcı bir görüntüsü olmasına rağmen frankenstein’ın Canavarı aslında kalbi sevgi dolu biri. Ve tek istediği arkadaşlık. Erdem karşılıklı sevgi. Ama bunları elde edemeyeceğinin farkına varan varlığın içini öfke nefret ve intikam dolduruyor. Victor F. Küçüklüğünden beri bilimle uğraşan ve ilerde hemcinslerine faydalı olucak bir şey icat etmek istiyor. Simya ile uğraşıyor ama daha sonra üniversiteye gidince öğretmenleri simya ile uğraşmanın boş olduğunu söylüyor ona ve okuduğu kitapların hepsinin asırlar önce yazılmış olduğunu söylüyor. Bunun üzerine Frankenstein gerçek bilimle uğraşıyor ama simyayıda hepten bırakmıyor. Ve sonunda tamamen cansız parçalardan canlı düşünebilen,öğrenebilen ve duyguları olan bir varlık yaratıyor. Bu düşünce imkansız bir şey ama simyada öyle değil. Ölümsüzlük iksiri herşeyi altına çevirme...Victor simya ve kimya ile harmanladığı bilgilerini kullanıyor. Simyayla yitimediği hayalgücü ve azmi, pozitif bilimler sayesindeki gerçeklik ve mantığı birleştiriyor. Aslında kitabın en başında ne Frankenstein ne canavar hakkında bir şey var Kuzeye yolculuk eden bir gemi kaptanının kız kardeşine yazdıkları mektuplar. Daha sonra kaptan kızakla gecen iri cüsseli bir karaltı görüyor bunu takip eden günlerde de bir adam çıkıyor donmaktan ölmek üzere onu alıyorlar gemiye. Daha sonra kaptan ve bu adam arasında bir yakınlık oluyor bu yapayalnızlıkta kendine bir dost bulduğunu düşünüyor kaptan ve adama karşı çok sıcak ve arkadaşça şeyler hissediyor. Adam(Frankenstein)ona hikayesini anlatıyor hayatını nasıl mahvolduğunu. Aslında kitabın başlarında sonlarını yazmışlar ki ben bunu tahmin etmiştim. Frankenstein’ın bakış açısından olanların anlatıldığı kısım daha merak uyandırcıydı. Frankenstein yarattığı yaratığı görünce hastalık geçitriyor. Ondan tiksiniyor. Daha sonra bir arkadaşı ona yardımcı oluyor bakıyor o iyileşene kadar. Bu sırada Yaratık ortalarda yok. Frankenstein iyikeştikten sonra memleketi Cenevre’ye dönmek istiyor ama kötü bir haber alıyor. Küçük kardeşi öldürülmüştü. Bunu yaptığı varsayılan kişi ise
    Frankenstein ailesi tarafından evlatlık alınmış masum ve tertemiz kalpli bir kız Justine. Ben cidden üzüldüm. Çünkü Justine benim gözümde öyle masum ve yardımsever iyi kalpli biri gibi canlandı ki. Ama kanıtlar su götürmezdi bir ara bende onun yaptığını düşünmüştüm. Ama kitaptaki karakterler bile onun yaptığına inanmadı ben nasıl inanırım. William’ın ölüdürüldüğü gece Justine dışarıdaymış ve endişeli gözüküyormuş. Daha sonra elbisesinin cebinde William’ın kolyeside bulununca suçlu olarak tutuklandı. Ve idam edildi. Boş yere çünkü aslında o suçlu değildi. Canavar William’ı boğarak öldürdü ve kolyesini aldı. Kayıp olan William’ı aramak için o gece dışarıda olan Justine’nin cebine attı. Canavarın Bunu düşünmüş olması bile beni korkuttu. Nerden öğrenmiştiki böyle şantaj yapmayı. Ama Victor suçlunun Canavar olduğunu biliyordu. Victor daha sonra Canavarl karşılaştı. Canavar ona yaşamını anlattı. Bu sırada 3 yıl geçmişti. Canavar bir evin kenarındaki kulübede yaşamını sürdürürken yan taraftaki evin camından tüm aileyi izleyip duyguları insan ilişkilerini geçimi insana dair ger şeyi dili ordan öğrenmişti. Onları izleyerek ve onlara yardım etti odun kesti. Geçim sıkıntısı çekiyorlardı çünkü. Onlarla konuşmadığı halde çok büyük bir yakınlık hissediyordu. Bir gün karsklaştırdı ve onlarla karşılaşmaya karar verdi bu iğrenç görünümüne rağmen ona iyi davranıcaklarını düşündü onların farklı olduğunu düşündü. Ama öyle olmadı birbirlerine karşı o kadar sevecen ve iyi kalpli olan bu aile Canavarı kovdular ona vurdular. Yaratık hayal kırıklığına uğramıştı. Daha sonra az daha ölmekten kurtardığı insan bile ona minnet duymadı korkup kaçtı. Frankenstein’ın Canavarı daha sonra Victor ile yüzleşirken benim gibi biri yap dedi tek istediğim bu onunla birlikte buralrdan gideriz insanalrın ayak basmadığı yerlere bir daha bizi görmezsin dedi çünkü insanlar tarafından asla sevilmeyeceğini biliyordu. Frankenstein’ın gelini o da ama kitapta böyle bir şey yaratılmıyor. Başta Victor onu ve ailesini rahat bırakıcak diye kabul ediyor ama sözünden dönüyor sonra. Çünkü onun gibi iğrenç bir varlığın aynısından yapmak felaketi iki katına çıkartmak bu bencillik olurdu. Sırf kendi ailesi ve kendisi için insanlığı tehlikeye atmak. Bir yandan haklı böyle düşünmesiyle ama yaratığı tamamlasaydı ben böyle bir şey olucağını düşünmüyordum. Canavar sözünde durup uzaklara giderdi. Sözünden dönünce artık ipler kopmuş gibi bir şey oldu ve Victor’un ailesi sevgili Elizabeth’i de öldü babasıda Canavar yüzünden.

    Öleceğim. Şimdi beni bitiren acıları duymayacağım ya da tatmin olmamış, hala bastırılmamış duyguların avı olmayacağım artık. Beni var eden öldü ve bundan sonra ben de var olmadığımda, ikimizin de en ufak anısı bile hemen yok olup gidecek. Artık güneşi ya da yıldızları görmeyeceğim ya da rüzgarın yanaklarımda oynaşmasını hissetmeyeceğim. Işık, duygu ve duyu sona erecek; mutluluğu bu durumda aramalıyım. Bir iki yıl önce yazın güzel sıcağını hissettiğimde Ve yaprakların hışırtısını kuşların şakımalarını duyduğumda bunlar benim için her şey olduğunda ağlamaktan ölüyordum. Şimdiyse tek tesellim bu suçlar da kirlenmiş ve acı bir pişmanlıkla paramparça olmuş halde ölümden başka nerede bulur bulabilirim?
  • Çin 3114 Uygur Türk ünü cumartesi günü idam edecek paylaşalım lütfen dünya duysun
  • Mustafa Kemal hakkında “katil vacip” diye idam fetvası çıkarıldığında, Şeyhülislam tarafından Kuvayı Milliye’ye karşı “cihat” ilan edildiğinde, işgal altındaki topraklarımızda neler oluyordu ?

    Yunan işgalinde neler olduğu, bizzat bir Yunan tarafından, araştırmacı gazateci Tasos Kostopoulos tarafından belgelendi.
    2007 yılında kitap haline getirildi.

    1919-1922 Savaş ve Etnik Temizlik adını taşıyan bu belgesel kitapta, bizzat işgale katılan Yunan askerleri anlatılıyordu...

    “Uşak yakınlarındaki köyde Türk kadınları, çocuklar ve yaşlılar camiye kapanmıştı. Bizim askerler arasındaki reziller etraftan ot topladılar, sonra da otları yakıp caminin penceresinden içeri attılar. İnsanlar dumandan dışarı koşuştular. O zaman bizim reziller kadın ve çocuklara atış talim tahtasıymış gibi ateş etmeye başladılar.”

    “Eve girdim. Ölü bir Türk ihtiyarın cesedi üzerinden geçtim. İçeriden sesler geliyordu. 10 kadar askerimiz bir Türk kızının eteklerini kaldırmışlar, zorla dans ettiyorlardı. Beni görünce ‘ gel sen de mezeden tat’ dediler. ‘ Ayıp ‘ dedim. Türk kızı yanıma koştu, ayaklarıma kapanarak ‘kurtar’ dedi. Askerlere yalvardim, kadindir yapmayin dedim. Biri süngüsünü çikarip bana yöneldi. Kaçmak zorunda kaldim. Kizin çigliklarini unutamadim.”

    “Köprühlsar’daki bin kadar ev alevler içindeydi.
    Her Seyi yakmamiz emrini Prens Andreas vermisti.”

    “ Ayrildigimiz her yeri yakiyoruz.
    Dehset verici bir manzara.”

    “ Bazilarimiz Roma’yı yakan imparator Neron gibi mutluydu. Emir açıktı. Neyi taşıyamıyorsanız yakın...
    Onca köyde yaşlılar, hastalar, çocuklar ne yaptı, meçhul”

    “ Köye girdik.
    Kızlara ailelerinin gözünün önünde Tecavüz edildi. Askerlerimiz yağmaladıkları ipek yorganlarda yattılar.”

    “ Türkler korkudan ailelerini geceleri mezarlıklarda saklıyorlardı. İki askerin tecavüz etmeye çalıştığı kızı kurtardım. Annesi koşarak ellerimi öpmeye başladı. Az ileride diğer iki kızı cansız yatıyordu”

    “ Birden kendimi yaşlı adamın karşısında buldum. Yapabileceğim bütün iyilik, onu bir an önce ve birden öldürmekti. Bazıları çok acı çekiyordu, boğazlanan danalar gibi debeleniyorken... Köy ateşe verildi”
  • 1389 yılında Fransa’nın Dijon kentinde sanık sandalyesine bir at oturtulur.
    Sahibini yaralamaktan suçlu bulunan hayvan başı kesilerek idam edilir.

    İnsanlarda olduğu gibi hayvanların da işledikleri suçlardan dolayı mahkemeye çıkarılarak yargılanması ve cezalandırılması görüşünün hakim olduğu Ortaçağ Avrupası’nda 824-1845 yılları en az 144 hayvanın yargılandığı kayıtlara geçmiş.
  • alnım parmaklığa gömülü, alnımda tarifsiz hasret
    dört bir yanım idam, dört bir yanımda türküleşen müebbet
    ne bir yıldız kayar üstünden, ne bir çiçek açar