• 164 syf.
    ·7 günde·Beğendi
    Umberto Eco, Borges’in Yolları Çatallanan Bahçe hikâyesinin adından esinlenerek anlatıları birer ‘yolları çatallanan bahçe’ olarak görmenin doğru olabileceğini söyler. Bahçede ya da Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti adlı kitabında geçtiği gibi “orman”da gezecek okurun “örnek” olmasını ister. Örnek Okur anlatı ormanında dolaşırken, kendi yaşamıyla ilgili, geçmiş ve gelecekle ilgili dersler çıkarmak için her deneyimi, her keşfi kullanması doğal olan ancak orman herkes için kurulmuş olduğundan, orada yalnızca kendini ilgilendiren olayların ve duyguların olmadığını da bilen okurdur Eco’ya göre. Peki, bu tanımdan hareketle bir kitabın kendi deneyimlerimizden arta kalan kısmını nasıl okumalıyız? Bu soruyu sormakla belki tam anlamıyla bir Örnek Okur olunmaz ama kitap yiyen, kitabın değerini puanlama kriterleriyle belirleyen sıradan okurların bir iki adım önüne geçmiş oluruz. Dünya Edebiyatı Nasıl Okunmalı da temelde bu sorunun peşine düşmüştür. “Bu kitap dünya edebiyatını(“James Joyce -belki de yazılmış en evrensel metin olan- Finnegans Wake'in bir yerinde, ideal bir okuyucuyu "ideal bir uykusuzluk" içerisinde tasavvur eder. Bizi böylesi ideal bir okuyucu olmaya, ideal bir uykusuzluğu düşünmeye zorlayan uçsuz bucaksız yapıtlar evreni tanımı, belki de dünya edebiyatı için verilebilecek en ideal tanımdır.”) anlayarak ve zevk alarak okumak için geliştirmemiz gereken bir dizi yetenek etrafında kurulmuştur. Edebiyat hakkında farklı kültürlerin sahip oldukları farklı kanaatlerin farkında olmalıyız -bunlara, edebiyatın ne olduğu, ne şekilde yazıldığı ve okunduğu, toplumsal ortamı ve etkileriyle ilgili kanaatler de dâhildir”. Dünya Edebiyatı kavramı derken gerçekten dünya edebiyatından bahsediyoruz. Yani sadece Batı Edebiyatı ya da Rus Edebiyatı değil; Asya, Antik Yunan, Sümer, Afrika edebiyatları bu kitapta kendine yer buluyor.

    İlk bölümde yukarıda da belirtildiği gibi edebiyat nedir gibi konuları lirik şiirden örneklerle açıklıyor. İkinci bölüm epik Batı geleneğini örnek göstererek tarih aşırı okuma konusunu irdeliyor: “Eski bir eserin dünyaya bakışına ve kullandığı kendine özgü yöntemlere nasıl yaklaşabiliriz ve şekillenmesine katkıda bulunduğu kültür içinde, eserin daha sonra kat ettiği yolu nasıl takip edebiliriz?” İlk iki bölüme dayanan üçüncü bölümde farklı kültürlerde benzer meselelerin nasıl ele alındığını irdeleyen kültür aşırı okuma konusuna açıklama getiriyor. Dördüncü bölüm çeviri ile ilgili. “Çeviri metnin özgün dilini bilmesek bile, çevirmenlerin tercihleri ve temayüllerine karşı eleştirel bir farkındalık içerisinde okumak gerektiğini; böylesi eleştirel bir okumanın okuma deneyiminden en iyi şekilde yararlanmakta, hatta kimi zaman bir eserin çeviri sırasında kazandığı biçimi keşfetmekte yardımcı olacağını ileri sürüyorum.” Beşinci ve altıncı bölümler yazarların kendi kültürlerinin ötesine ulaşma yöntemlerini tartışıyor. Yedinci bölüm küresel dünyada yeni yazı yazma üsluplarını tartışıyor.

    Kitap karşılaştırmalı edebiyat bölümlerinde önerilen kitaplarından biri. Birçok eser karşılaştırılıyor ve inceleniyor. Ve size kendi kitap ‘deşme’ yöntemleriniz için örnekler sunuyor. Adı geçen kitaplar ve yazarlardan birkaçı şunlar: Homeros, Du Fu, Wordsworth, Murasaki Shikubu, Vergilius, Derek Walcott(Omeros), Gılgamış Destanı, Binbir Gece Masalları, Sophokles, Kalidasa, Kibarlık Budalası, Candide, Chikamatsu, Marco Polo, Calvino, Orhan Pamuk, Murakami, Conrad, Chinua Achebe. Farklı eserleri doğru okumak için rahatlıkla tercih edebilecek bir kitaptı benim için. Çok verim aldım. Örnek Okur’luk yolu içi öneriyorum.
  • Metnin çok sayıdaki potansiyel bağlantılarını açığa çıkaracak bir okurdur. Bu bağlantılar, metnin hammaddesini işleyen zihin tarafından yaratılır, ancak metnin kendisi değildirler. çünkü metin yalnızca cümlelerden, beyanlardan, bilgilerden, vb. oluşur... Bu etkileşimin metinde yeri yoktur, ancak okuma süreci aracılığıyla gelişir. Bu süreç, metinde biçim verilmemiş olan, ancak o metnin niyetini temsil eden bir şeye biçim verir.