• Dolayısıyla soru şudur...
    Cemal Granda'nın hatıraları, paraya sıkışan Cemal Granda tarafından mı uyduruldu, CHP'yle mücadele eden Demokrat Parti tarafından mı manipüle edildi, parayı verenin düdüğünü çalan sahtekâr gazeteciler tarafından mı çarpıtıldı?

    Gazeteci kimliğimle, bu “gerçeğe aykırı" hatıraları afişe etmeyi, Mustafa Kemal Atatürk'e bir borç olarak görüyorum.
    Yılmaz Özdil
    Sayfa 339 - Kırmızı Kedi Yayınları
  • Özetle, “hayatımız da, tıpkı gökyüzü gibi, bazen iyi, bazen gölgeli, fırtınalı ve sakindir; tıpkı bir gül gibi dikenleri ve çiçekleri vardır; bir yılın ılıman bir yazı, çetin kışı, kuraklığı ve gene serin yağmurları olduğu gibi hayatımızda neşe, umut, korkular, üzüntüler ve iftiralar birlikte var olur.” Zevk ve acı birbiri ardına sıralanır.
  • Bir teba düşünün ki;
    Ülkem dediğin yer işgal altında
    Seni yönetenler işgal güçleri ile kardeş gibiler
    Ne senin beynin bu olaya karşı çıkma düşüncesini yaratabilmekte ne de dünyada yer işgal eden bedenin harekete geçmekte.

    Sarı saçlım mavi gözlüm;
    Türk'ü uyandırdı diye
    Bağımsızlık mücadelesini başlattı diye
    Cumhuriyeti ilan edip emperyalizme karşı çıktı diye bize biz olduğumuzu hatırlattı diye
    Karşı çıktınız.
    Annesine babasına geçmişine iftiralar atıp kirlettiniz.

    Bu neye benziyor biliyomusunuz
    Kız kardeşi başı açık gezdi diye öldüren abinin babanın amcanın dayının, TECAVÜZCÜ çıkmasına...
  • "Türk'ü anlamamak için tarihe göz yummak gerekir. Haksız saldırılar ve adi iftiralar önünde Türk'ün vakur kalışı, kuşku yok ki
    körlerin gerçeği, eşyayı anlamadıklarını düşündüklerinden ve körlere acıdıklarındandır. Bu soylu davranış o adi iftiralara ne açık bir cevap oluyor."
    ~Pierre Loti
  • 1916-1918 yılları arasında İngiliz irtibat Subayı olarak görev yapan T.E. Lawrence’ın Bilgeliğin Yedi Sütunu kitabı bir nevi T.E. Lawrence’ın otobiyografi kitabı olup; kitap, Arap isyanıyla ilgilidir. Arap isyanını detaylarıyla ele almıştır. Kitap ile yorumlara baktığımda; yayınlandığı günden itibaren tarihçilerin ve eleştirmenlerin gerçekleri tam yansıtmadığı konusunda hemfikir olduklarını gördüm. Ama kitap yine de o dönemdeki Araplar ve Osmanlı yönetimi hakkında bilgi vermesi açısından önemli bir eserdir. Lawrence kitabın başında “Kitap tarafsız gibi görünme niyetinde değildir.” diyerek Türk düşmanlığını kitabın her tarafına serpiştirmiştir. Arapları kandırırken de bu argümanları kullanmıştır. Kitabın Türklere hakaret edip, iftiralar attığı bölümlerini okurken aklıma GORA filmindeki Komutan Logar’a “Neden dünyalılardan bu kadar nefret ediyorsunuz?” sorusunun bir benzerini Lawrence’sa “Neden Türklerden bu kadar nefret ediyorsunuz?” diye sorasım geldi.:) Arap isyanının nasıl başladığını anlatırken; “Abdülhamit devrilince, daha az kurnaz olan Jön Türkler, onun politikasını tersine çevirip Şerif Hüseyin’i Mekke’ye emir olarak geri gönderdiler. Hüseyin, zaman geçirmeksizin, mütevazı bir şekilde emirliğin gücünü eski haline getirmek için çalışmaya koyuldu.” cümlesini söylüyor. [“Arap ayaklanması, aldatmacalarla başlamıştı. Şerif'ten yardım sağlamak amacıyla kabinemiz, Sir Henry Mcmahon aracılığıyla "müttefikimiz olan Fransa'nın da çıkarlarını korumak koşuluyla" Suriye ve Mezopotamya'da yerel hükümetlerin kurulmasına destek olmayı vaat etmişti. Ilımlı son koşul, aslında bir anlaşmayı gizliyordu. Fransa, ingiltere ve Rusya, vaat edilen bu topraklardan bir kısmını ilhak etmek ve geri kalan her yerde, kendi etki alanlarını kurmak için anlaşmışlardı.” “Araplara bağımsızlık vaat ederek onları bir yalan uğruna bizim için savaşmaya çağırıyoruz.” “Sahtekarlığı göze aldım, benim kanıma göre Doğu'da bizim ucuz ve hızlı zaferimiz için Arap yardımı gerekliydi ve kazanıp sözümüzü tutmamamız kaybetmekten daha iyidir.” “Bu adamlar, düşmana karşı içtenlikle savaşan bizim kuklalarımızdı.”] gibi cümleleriyle aslında Araplara bağımsızlık vereceklerini söyleyerek kandırdıklarını ve İngiltere için isyan çıkarttıklarını dile getiriyor. Kitapta bir de İngiliz diplomasisine ait bir örnek olarak İngiliz devletinin Ortadoğu'da bir iddiası olan herkesle yaptığı pazarlıkları görüyoruz. Lawrence, İstanbul yönetiminde bulunan Cemal Paşa'dan ziyade, 'Türklüğe' çok önem verdiği için Araplardan ayrılmaya çok da itiraz etmeyecek olan Mustafa Kemal'le daha kolay konuşabileceklerinden bahseder. Hatta Mustafa Kemal’in Kral Faysal’ın mektuplaştığından bahseder. Ayrıca kitapta Lawrence’ın yakalanıp, sonra kaçtığından bahseder. Aynı olayı daha önce Suriye sınırları içinde Jandarma komutanı olarak görev yapan Selahattin Günay anılarını anlattığı Bizi Kimlere Bırakıp Gidiyorsun Türk? adlı kitabında okumuştum. Kitabın fiziksel özelliklerinden bahsedersem kitabın yazı puntosu çok küçük. Gözü hem yoruyor hem de sayfa bitmiyor. Kitapta gereksiz ayrıntılar çoktu ve bu da beni çok yordu. Kitabın akıcılığı hiç yoktu, kurgusu yoktu ve 760 sayfa bitmek bilmedi.
  • Kemiksiz et parçası dedikleri dil gerçeklerini anlatan bir kitaptı. İmam Gazâlî kitaplarını hadisler ve ayetler üzerinden yazdığı ve cümleleri hadislerle/ayetlerle kuvvetlendirdiği için her sayfasında aslında her hâkim olamadığınız cümlenin sizi nasıl bir felakete ve hüsrana sürüklediğini görüyorsunuz. Arkadaşlar arasında akıp giden gıybetler, küçük (!) beyaz yalanlar, makam için atılan iftiralar vb.
    Uyanmak için okunmasını tavsiye edebileceğim bir kitap.