Nurhan Işkın, 53. Risale'yi inceledi.
 16 May 00:32 · Kitabı okudu · 5 günde · 10/10 puan

Öncelikle kitabın isminin anlamını yazmak istiyorum. Risale, küçük kitap, broşür anlamına geliyor ve bu eserde, onuncu yüzyılda İslam coğrafyasında bilginin nasıl hüküm sürdüğünü ve oradan tüm dünyaya nasıl yayıldığı, yalın ve anlaşılır bir dille anlatılıyor...

İhvan-ı Safa (Arınmış Kardeşler) adlı bir oluşumda yer alan bilginler o dönemde elde ettikleri, matematik, fizik, astronomi, sanat, tarih ve bir çok alandaki bilgileri risale olarak yazıp çoğaltarak insanların bilgilenmesi için uğraşıyorlar ve bu konuda epey yol alıyorlar. 52. Risaleden sonra bu bilginlerin önlerini o dönemde siyasi iktidarları rahatsız olduklar için bilginin yayılmasını engellemeye çalışıyorlar. İhvan-ı Safa bilginleri kainatın var oluşunu ve bu oluşumun tüm insanlara nasıl hizmet ettiğini anlatmaya başladıklarında; toplumun cahil kalması siyasi çıkarlarına olan bu iktidarlar el birliği ile İhvan-ı Safa'da yer alan bilginleri ortadan kaldırmak için her şeyi yapmaya başlıyorlar...

O dönemin Avrupa'sında da bilgi yasak fakat İslam coğrafyasında yakılan bilim meşalesi çok geçmeden el altından Avrupa'ya ulaşıyor...
Ve eser, Ihvan'ı Safa hocası Ebu Ali ve onun öğrencisi Salih ile bu uğurda verdiği savaşı anlatıyor...


Hazreti İdris Peygamberin tapınağından saklanan ve sırlarla dolu olan altın levhaların, 53. Risale'nin tamamlanması için uğraşan bu bilginler zamanın çok ötesinde bilgilere ulaşsalar da, onları korumak için canlarını hiçe sayarak sancılı bir sürece gireceklerinden habersiz yollarına devam etme kararını el birliği ile alırlar...

Bu eseri okuyana kadar ismini duyduğum İhvan- Safa hakkında hiç bilgim yoktu. Google'de yaptığım araştırmalara göre bu oluşumun kurucusu hakkında kesin olmamakla beraber farklı görüşler var. Günümüze kadar gelen risaleler bu kitapla beraber ben de okuma isteği uyandırdı...

Ne kadar doğru bilgidir bilmiyorum ama aşağıdaki sayfada bu oluşum ile ilgili bilgi mevcuttur...

http://www.felsefe.gen.tr/ihvan-i_safa_kimdir.asp

Ayşenur Kartal, Hasan El Benna'yı inceledi.
18 Nis 00:50 · Kitabı okudu · 9/10 puan

20. yüzyılın en büyük ve en etkili Sünni İslami hareketi kabul edilen İhvan-ı Müslimin'in kurucusu ve teorisyeni olan Hasan el Benna, dindar, ahlaklı ve ilim sahibi bir aile ortamında yetişmiştir.
Benna doğduğu zamanlarda Mısır, İngilizlerin işgali altındadır. İngilizler Mısırın tüm kaynaklarını sömürüyor, ülkenin siyaseti, ekonomisi, askeri, polisi ve her türlü alanları İngilizler tarafından idare ediliyordur. Zamanın Mısır Kralı da İngilizlerin hiçbir emrine karşı gelmiyor, Ingilizler, Mısırda bulundukları süre içerisinde ülkenin bozulması ve özellikle ahlaksızlığın yayılması için ellerinden gelen çabayı göstermişlerdir. Bu çalışmaları sonucu da gençlerin ahlakını bozup arzularının peşine düşürebilmişlerdir. İşte Hasan el Benna böyle bir dönemde yaşamış büyük bir önderdir... Öncelikle mükemmel bir öğretmendir. Hem de genç yaşına rağmen. İnsanlara hakikati nasıl anlatacağını çok iyi bilen bir öğretmen. Kahvehanelerden başlar insanlara hakikati tebliğ etmeye. Kısa ve öz açıklamalarla, insanları sıkmadan..
Hasan el Benna'ya göre, Müslüman halkı helak eden 10 husus vardır :
1- Emperyalizm
2- Şahsi, siyasi, mezhebi ihtilaflar
3- Faiz
4- Yabancı ortaklar (Batılılarla işbirliği)
5- Batı taklitçiliği
6- Beşeri kanunlar
7- Fikri anarşi ve inkarcılık
8- Her şeyi mübah görme ve şehevi arzular
9- Ahlaki çöküş
10- İlmi programdan yoksunluk.
Sadece sorunları dile getirmekle kalmaz Benna ve bu sorunlara 10 tane de çözüm yolu ekler :
1- Birlik
2- Özgürlük
3- Zekatını düzenlenmesi
4- Ulusal girişimlerin teşvik edilmesi
5- Kendimize saygılı olmak
6- İslami kanunları uygulama
7- İmanın sağlamlaştırılması
8- İslami hadlerini uygulanması
9- Ahlaki faziletlerin güçlendirilmesi
10- Peygamber Efendimizin yolunda olmak.
Kitapta bunlarla beraber Benna'nın Müslümanların gerileme sebepleri hakkındaki görüşleri, Laiklik hakkındaki görüşleri, vatanseverlik hakkındaki görüşleri vs açıklanıyor. Benna, herkes tarafından tanınması gereken bir şahsiyet diye düşünüyorum. Kitapta gayet güzel anlatmış, herkese tavsiye eder keyifli okumalar dilerim...

™ Parende, Işık Doğudan Gelir'i inceledi.
 16 Nis 20:30 · Kitabı okudu · 27 günde

#28839981 ( CEMİL MERİÇ ETKİNLİĞİ KAPSAMINDA)

Cemil Meriç hiç okumadığım bir yazarımızdı. Birgün kitap toyunda arkadaşlarla muhabbet ederken, içlerinden birisi Cemik Meriç edebiyatımınız incisidir dedi. O gün eve geldiğimde 1000kitap da dolaşırken Cemil Meriç etkinliğine rasgeldim. Dedim ki bu bir işaret. Fakat biraz olmuştu başlayalı.

Bu ülke ile başlamak istiyordum. Fakat kitapçılarda ve kütüphanede bulamadım. Geç kalmamak adına Işık Doğudan Gelir ile başladım. Adı çok ilgimi çekmişti. Hep bahsettiğimiz bilgi birikimi batıdan mı geliyor söylemine bir cevaptı.

Cemil Meriç okumak zor ve yorucu bir iş. Bununla birlikte 1-2 etkinlik kitabı daha okuduğum için zor oldu. Hergün okumaya çalışıyordum. Bazen bırakmak istiyordum. Yine kitap toyundan arkadaşın söylediği bir söz geldi. Bazı kitapları okumak gerçek kitap okumaktır aslında. Bırakmak istersin, yorulursun ama bittiğinde çok şey katar.

Öncelikle Cemil Meriç'in diline bayıldığımı belirtmeliyim. Zordu, bilmediğim çok kelime vardı. Elime sarı fosforlu kalemimi aldım ve çizdim bilmediğim kelimeleri. Baktığımda önümde sayısız kelime vardı. Bir Türkçe sözlük indirip anlamlarına baktım, not aldım, öğrendim. Dedim ya çok bırakmak istedim. Tıpkı dağa tırmanırken geri dönmek istemekle tırmanmaya devam etmek arasında kalmak gibiydi. Ama oldu. Etkinliğin bitiminden bir gün sonrasına yetişse de buna değdi. Yorulsan da zirveye çıkmak anlatılmaz.Bu kitabı daha sakin bir şekilde tekrar okumayı istiyorum. Cemil Meriç okumalarım devam edecek.

Işık Doğudan Gelir Ansiklopedilerden başlayıp Akıl ve Cinnetten çıkıyor. Ansiklopedi kavramı benim için boyut değiştirdi diyebilirim. Doğu Kütüphanesini, İhvan-ı Safa'yı hiç duymamış olmak...Eksiklikmiş. Meriç'in tarzı ve araştıma biçimi insanda muhteşem bir merak uyandırıyor. O kadar çok şey öğrendim ki, hepsi bana fazla geldi. Çok yordu. Ama susuzluğum arttı.

Etkinliği düzenleyenlere teşekkür ediyorum.

Bil ki Yüce Allah fiillerinde alete, edevata, mekânlara, zamanlara, heyulaya ve hareketlere muhtaç
değildir. Bilakis onun fiili kendine mahsustur ki bu, yoktan yaratma (ibdâ’) ve yoktan var etmedir
(ihtirâ’). Zira ihtira, “Aklî İlkeler ve Ruhanî Fiiller Risalesi”nde açıkladığımız gibi yoktan varlığa
çıkarmadır.

İhvan'I Safa Risaleleri Cilt_2

™ Parende, bir alıntı ekledi.
07 Nis 15:35 · Kitabı okudu · İnceledi

İhvan ve Felsefe
Felsefe sayesinde seçkin insanlar yahut yer yüzündeki melekler en yüce yaratıcıya yaklaşırlar. İnsan, aynı yolla, insan soyuna nasip olam fazileti elde eder.

Işık Doğudan Gelir, Cemil Meriç (Sayfa 80 - İletişim yayınları)Işık Doğudan Gelir, Cemil Meriç (Sayfa 80 - İletişim yayınları)
ÖMER CAN KOÇ, Babam Cemil Meriç'i inceledi.
03 Nis 09:55 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 10/10 puan

'' Meriç'in kimilerini paltosunu satarak aldığı on bir bin ciltlik kütübhanesindeyiz'' . 11000 cilt ...doğudan batıdan, dünya kültür tarihini oluşturan her bir tuğladan nasiplenilmiş bir hayat.
Cemil Meriç bence Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük entellektüel. Onun bahçesinde Marx'ada yer var Said Nursi ' yede , Nazım Hikmet'le Necip Fazıl yan yana. Mevlana'yla Victor Hugo aynı meclistedir. Çünkü onu ne globolleşme ninnileri ne çağdaş uygarlık düzeyi masalları etkileyebilir. O yalnızca mutlak hakikatin peşindedir. Ömrünü ve gözlerini bu uğurda heba etmiştir. Ne sağ ne sol , ne muhafazakar ne sosyolist kalıbına sığabilir. Bu ülke yi anlamak Cemil Meriç'ten geçer.
"Antakya Lisesi’nden bir adam çıkıyor ve yalnız Avrupa kültürü üzerinde değil, Hind kültürü üzerinde de, sadece Batı klasikleri üzerinde değil, kendi klasiklerimiz üzerinde de hakkaniyetle durarak önümüze cömert kapılarını açıyor kültür ve düşünce dünyasının. Balzac ile İbn Haldun kol kola onda. İhvan-ı Safa, adeta risalelerini yeniden yazıyorlar onun kalemiyle. Ali Şeriati ve Bediüzzaman Said Nursi de, Victor Hugo ve Proudhon da, Marx ve Weber de, Tevfik Fikret ve Mehmed Akif de beraber, dostça geziniyorlar onun binbir çiçekle müzeyyen bahçesinde.
Böyle bir bahçeye ne zamandır hasret olan Türk okuru, yalnız bahçedeki çiçeklerden değil, bahçıvanın bilgili, bilge ve kararlı sesinden ve duruşundan da etkilenmiştir besbelli. Gerektiğinde muhatabının başına öfke dağları yığan, gerektiğinde Ganj kıyılarında hikmet fıçılarını delen bu adam, sıra haksızlıklara uğramış bir tarihe, bir medeniyete, yeryüzündeki en büyük medeniyet dediği “Osmanlı”ya geldiğinde adeta kanatlanıyordu.
Üslubunun şimşeğinden yayılan kıvılcımlar atom parçaları gibi sayfaların arasına dağılıyor, sloganikmiş gibi görünen hikmet ve arzu yüklü cümlelerde soluğu alıyor ve yazılarını içenlerin kanına karışıyordu birkaç dakikada. Sonra damarlardan patlama sesleri duyuluyordu içten içe. İşte bu, halis muhlis Cemil Meriç üslubunun ta kendisiydi."
Mustafa Armağan

Hatciş, bir alıntı ekledi.
29 Mar 19:41 · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Hangisindensiniz..?
BU dünyada iki tür insan vardır: dünün insanları ve yarının insanları. Ey ihvan hangisindensiniz?

Usta'nın Sesi, Halil Cibran (Sayfa 36)Usta'nın Sesi, Halil Cibran (Sayfa 36)

Erenler kalbi ganîdir
Yuduğu kalbi arıtır
Gelişin kanden beridir
Gel şöyle ihvân dediler

Yakın bir dostum bana seneler evvel şöyle demişti; "Eylül, okumak istediğin bütün kitapları okumadan Cemil Meriç okuma,zira onun lisanını ve dünyasını keşfettikten sonra başka bir kitabı okuyamayabilirsin."
Bunun ne anlama geldiğini farketmem pek da uzun sürmeyecekti...Cemil Meriç'in okuduğum diğer eserlerinde tanıdığım bilge düsturu ve Meriç'çe lisanı,Işık Doğudan Gelir' de başka bir boyut kazandı benim için.Bu eser bilginin ve tarihsel kronolojinin,gelişen yazınsal ve tarihsel seyriyle şekillendiği,hiçbir akımın yarıştırılmadığı bir araştırma kitabı...

Gerçekleştirilememiş bir İslâm ansiklopedisi oluşturma fikrinden yola çıkılarak hazırlanan eserin ansiklopedinin kapsamlı ve hayli uzun serüveninden bahseden ilk bölümlerini,Meriç'in arifane bir gözle değerlendirip geniş araştırmalarına yer verdiği, 'İhvan-ı Safa Risaleleri' izliyor.Eserin bu bölümü beni tesiri altına aldı,zira oluşturulmuş bu grubun,zamanın bütün ilimlerini kucaklayan,dönemin bilgi hazinelerini barındıran,tam 52 Risaleyi kaleme almış olmalarına rağmen daha evvel adını dahi duymamış olmamız,dönemin alimlerine atıfla, Meriç'inde hezeyanları arasındaydı...

Daha sonra Musevilerin ve Hıristiyanların başucu kitabı olmuş,'Bible' namı diğer 'kitabı mukaddes' üzerine derinlemesine ve oldukça titiz çalışmalar yer almakta.Bir filozof nazariyle belki de şimdiye dek tenkit edilmemiş çok mühim ayrıntıların yer aldığı bu kısımda yorucu pasajlar sizi sabırla ilerlemeye sevkediyor.Bu kısımda okumayı bırakmaz iseniz şayet,sonra ki kısımlarda muazzam bir aydınlık sizleri kucaklayacak...Çünkü yazar doğu mabedlerini gezerken sizleri Aklın melekeleri arasında harikulâde bir yolculuğa çıkaracak...

Akıl mı? Cinnet mi? Diye ictenlikle size soracak,zira cinnete methiyelerde bulunan felsefecilerin ve filozofların çok ilgi çekici dayanaklariyla sizleri yüzlestirecek...

Sonra Aklı izah edecek sizlere İslami bir bakış açısıyla,olağanüstü ve fikrimce tarihi bir incelemeye imzasını atarak...

Eser,bu minvâlde okumalar yapmamış,salt bilginin çıkarımlarından keyif duymayan arkadaşlara çok kavramsal ve didaktik gelebilir,demedi demeyin... :)

Keyifli Okumalar...

Esra Yalçın, bir alıntı ekledi.
24 Şub 17:09 · Kitabı okumayı düşünüyor

Nefsim, methedilip övülmeyi de o kadar sever ki, o esnada sanki insanların en akıllısı, en erdemlisi ve en üstünü kendisidir.

İhvân-ı Safâ Risâleleri Cilt 1, Anonim (Sayfa 252 - Ayrıntı)İhvân-ı Safâ Risâleleri Cilt 1, Anonim (Sayfa 252 - Ayrıntı)