Realist olmak hiç de hakikati olduğu gibi görmek değildir. Belki onunla en faydalı şekilde münasebetimizi tayin etmektir. Hakikati görmüşsün ne çıkar? Kendi başına hiçbir manasi ve kıymeti olmayan bir yığın hüküm vermekten başka neye yarar ? Istediğin kadar uzatabileceğin bir eksikler ve ihtiyaçlar lisesinden başka ne yapabilirsin? Bir şey değiştirir mi bu ? Bilakis yolundan alikor seni. Kötümser olursun, apışır kalırsın, ezilirsin. Hakikati olduğu gibi görmek... Yani bozguncu olmak... evet bozgunculuk denen şey budur, bundan doğar. Siz kelimelerle zehirlenen adamsınız.
Ah o andaki sesim ! Nasıl tanıyordum bu sesi ve hıçkıran bütün vücudumu. Bütün ömrümde kaç defa rüyalarımdan kulaklarımda hep aynı gözyaşlarıyla ıslak bu sesle ve içimde bu korkunun ta kendisiyle uyanmıştım. Korku... Korku ve insan,korku ve insan talihi, insanın insana hücumu, o hiç yere düşmanlık. Fakat neyi aldatabilirdim , kime anlatabilirdim ? Insan neyi anlatabilir ? Insan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir ? Yıldızlar birbirleriyle konuşabilir, insan insanla konuşamaz.
Bazen düşünürüm, ne kadar garip mahluklarız? Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız?