• 190 syf.
    Makal, Anadolunun ortasındaki köylerin çaresiz durumunu, insanı sarsan bir gerçekçilikle dile getiriyor.Anadolu köylerinin sefalet ve ge­riliğininbetimlenmesi,çalışkan, hisli eskiyle yeninin karşılaşmasını ve kişi­sel cesaretin, eğitimin ve içten gelen öfkenin bir belgesi durumunda eser.

    "Yapımız böyle kurulmuş toplum olarak. Oku­manın anlamı, her şeyden el etek çekmektir. İşler, okuma olanağına kavuşamamış Fatmaların,Osman­ların omuzundadır. Kimbilir, onları okutmamak, böyle bırakmak, olanaksızlıklardan çok, böyle kal­mamalarını isteyişimizdendir."


    Ne kadar yan çizersek çizelim, bu ger­çek vardır. Bunu gözlemek için, büyük şehirlerde yaşayanların şöyle iki yanına baklamaları yeterlidir,sırtında urbası,ürkek bakışlı insan kümelerinin,nereden ve niçin geldiklerini gören gözler bilmelidir...

    "Niye böyleyiz acaba?

    Doğuluyuz bir kere. Düşünüşümüz, anlayışımız, görüşümüz, tutumumuzla doğuluyuz. Kafamızı yormaktansa çıkarımızı kovalamak daha çok işimize geliyor. Duyduklarımıza, hem de duyduklarımızın işimize gelen yanlarına inanıverip huzura kavuşu­yoruz. Ondan. öteye gözlerimiz bir şey görmüyor.
    Kalın kalın perdeler gözlerimizde."

    İşin en acı yanı,bu kadar gözü kapalı, yüreği sağır oluşlarına ağlasak, yaraşır... Ama az da olsa, bunlara karşı duran gerçek aydınlarımız da yok değil. Onlar yüzünden umutluyuz. Bin deli düşmana bir akıllı. dost yeter demiş atalar. Yazarımızında dediği gibi...

    Dımbış Nine boşuna söylemezdi:
    Geç gelen yaza, çok konuşan kıza, düzensiz saza, he­men gülen yüze, dayanağı olmayan söze, inanma diye ... ( bu kitabı okuduktan sonra heç inanmıyom ninem... :)) Bizim Aksaray'ın köyünden bir nine bende kitaptan öğrendim.)


    Farık Nafız Çamlıbel'in dediği gibi;
    Gurbet geceden kara , özlem ölüm den acı
    Ne zaman varacağız bu köye arabacı?

    ne zaman varacaklar bu köylere...

    İnsan onuruna yakışmayacak biçimde sürdürülen bu yaşam öy­küsü okuyan herkesi sarsacak ve Aklınızı alacak
    Kitap yalnızca köydeki yapıyı ortaya koymamış, köylünün düşünme biçimini yansıtmıştır bizede....

    Kitabı okuyunca birkaç gündür uykusuz ve gözle­rimi ovalaya ovalaya kalkmaya çalıştım ama kalkamadım. Kafam zonklamaya başlamıştı, gözlerimin önü kararmaya,dağınık kafamla... Bana düşünmek kalmıştı gene geriye...
    Hemşerimi okuyun, okutturun... Tavsiye ederim....
  • İki yolcu arabası dar bir yolda karşı karşıya gelir, arabalardan hiçbiri ötekine yol vermek istemez. İki arabada da birer Yahudi vardır, biri bir tarafta, öteki öbür tarafta. İki arabacı da kırbacını ötekinin yolcusuna doğru sallar: "Yahudime vurursan, ben de seninkine vururum."