• Biz iki bacaklı rahimleriz, hepsi bu: kutsal tekneler, gezgin kadehler.
  • Son sayfasını çevirip kapağını kapatınca bazı kitaplar biter , bazıları ise bitmez siz o kitabı düşünmeye devam edersiniz kafanızda evirip çevririsiniz. Karakterkeri olaylar şöyle olmaylıdı böyle demeliydi diye düşünürsünüz. Gerçek dünyadan kopar ve yeniden  günlük hayata adapte olmaya çalışırsınız. Damızlık Kızın Öyküsü de böyle bir kitap.

    Çoğu distopik kitabı okurken insan böyle şeylerin olması çok zor insanlar karşı çıkar diye kendine hatırlatır. Bir yandan okumaya  devam eder etkilenmemeye çalışarak. Ama kitap size diyor ki bir fareyi kazana koyup yavaş yavaş ısıtmaya başlarsanız haşlandığını fark etmeden, karşı koyamadan ölür. Burada da haşlanmakta olan hatta fokurdayarak kaynayan bir toplum görüyoruz. Savaşlar yüzünüden nufüs o kadar çok düşmüş ki çocuk yapmak artık milli bir görev gibi. Kadınlar kendilerini iki bacaklı yürüyen rahimler olarak görüyorlar. İsteyen herkes istediğiyle evlenme hakkına sahip değil. Kadınlar sınıflara ayrılıyor asıl eşler damızlık kızlar teyzeler ekokadınlar ve marthalar. Konuşmanız okumanız düşünmeniz bile yasak. Her damızlık kız ait olduğu erkeğin ismiyle çağrılıyor. Kitapta olayları bize anlatan Fredininki mesela. Yalnızca özgürlüğünüzü yok etmiyorlar isminizle birlikte karakteriniz kendi benliğiniz de ellerinizden  alınıyor.

    Kitap sıkıyönetim dünyasındaki damızlık kızın gözünden anlatılıyor. Ancak ilerleyen sayfayalarda geçimişe dönüşler görüyorsunız. Günümüz yani sıkyönetim dünyasıyla geçmişin bu kadar iyi bir biçimde harmanlanması oldukça etkileyici.


    1984 ile birlikte bugüne kadar okuduğum en karamsar kitaptı. Mide bulantısı ve okurken insanda karamsarlık hissi uyandırabiliyor. Bu kitabı beğenenler Swastika Geceleri'ni de okuyabilirler. Bu kitaptan çok daha önce yazılmış ve feminist distopyanın öncüsü olan bir kitap.

    Kitabın dizi olduğunu okuduktan sonra öğrendim. Bence diziyi kitabı okuduktan sonra izlemelisiniz. Martha'ların yeşil kıyafetlerini melekteleri ya da komutanın nasıl biri olduğunu bırakın hayal gücünüz sizin için canlandırsın.

    SPOİLER!!!

    Kitabın sonunu okuyunca ee kitap bitti ama ne olduğu belli değil diye düşünüyorsınız. Fredininki kaçabilmiş midir yoksa gözdekilerin eline mi düşmüştür? Kızını bulabilmiş midir? Kaçabildiğini kitabın sonunda yazılan notlarda  öğrenebiliyoruz ama kızını ya da Luke'u bulabildi mi bunu asla öğrenemiyoruz.
  • Gelecek kehanetlerinde bulunan eserimiz cinsiyetçi ve erkek hegemonyası çatısı altında gelişen bir dünyanın kapısını aralıyor. Kadınların iki bacaklı rahimler ve çiftleştiğinizde bebek veren doğurgan hayvanlar olarak görüldüğü bir evrenden bahsediyoruz. Feminist yazar Margaret Atwood'un bu eserini uzun zamandır okumak istiyordum. Ütopya ve Distopya kitapları her ne kadar hayali gözükse de bizim dünyamıza ve yaşantımıza benziyor, bunu tarihe bakarak anlayabiliriz. Beklentimin üstünde değildi ama genel hatlarıyla kitabı beğendim. Günümüz popüler kültür ürünlerinden elbetteki bin kat daha iyi. Keyifli okumalar dilerim.