• 192 syf.
    ·8 günde·5/10
    William James’in bu kitabını sipariş ederken “pragmatizm” felsefesini pek çok yönden kavramayı umuyordum. Fakat kitabı okumaya başladıktan sonra farkettim ki kitap okunabilir 168 sayfasında pragmatizmi yedi farklı başlık altında ele alıyor ve sayfaların çoğu genel olarak başka felsefeler ile karşılaştırmalar, alıntılar ve bitmek tükenmek bilmeyen nihayetinde de dikkat dağıtan metaforlar ile dolu. Bir felsefe kitabından beklentim anlattığı felsefi düşünceyi olabildiğince net bir şekilde akla yatırması ve bu şekilde okuru iknaya çabalamasıdır. Fakat W. James 1907 yılındaki konferanslarında vaktini daha çok karşı olduğu felsefi akımları eleştirmeye harcamış. Okuması kolay olarak başlayan sonra bi anda duvara çarpmış gibi sıkıcılaşan ve ardından tekrardan kolaylaşan bir kitap. Bir başlık bittikten sonra öbürünü okumak için çok fazla heyecan duyamadım. Bölümlerin hemen hepsinde pragmatizmin başlığa olan yaklaşımını son bir iki sayfada bulabiliyorsunuz, bu da önceki sayfaları okumanın bir bakıma “külfet” olmasına neden oluyor. Pragmatizmin çekirdek düşüncelerini öğrenmek için fena bir kitap değil fakat dediğim gibi öğrenilen şeyler pragmatizmin yüzeysel kısmı, pragmatizm adına ancak giriş kitabı olarak okunabilir. Çeviri gayet başarılı, çeviri notları anlaşılır ve bir dilbilgisi hatasına rastlamadım.

    KİTABIN İÇERİSİNDEKİ BAŞLIKLAR

    1-Felsefenin Günümüzdeki İkilemi
    2-Pragmatizm Nedir?
    3-Pragmatik Açıdan Bazı Metafizik Problemlere Bakış
    4-Bir ve Birçok (Okumanın en zor olduğu bölüm bence)
    5-Pragmatizm ve Sağduyu
    6-Pragmatizmin Hakikat Arayışı
    7-Pragmatizm ve Hümanizm
    8-Pragmatizm ve Din
  • 212 syf.
    ·3 günde·10/10
    "Ne kadar çok deyimi bilmeden kullanıyormuşuz. Ne kadar çok kelimeyi bilmiyormuşuz."
    Kitabı okurken aklımdan geçen cümleler tam olarak bunlardı diyebilirim. Ki kitap ince sayılabilecek bir kitaptı. Bu kitaptaki deyimler için bunu söylüyor isem acaba bütün deyim ve atasözlerini incelesem daha şaşıracak neler bulacaktım acaba.
    Tek kelimeyle muhteşem bir kitap. O kadar farklı deyimi ve hikayelerini bir merak içinde, sıkılmadan bitirdim. Herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir kitap... Tereddüt etmeden herkes bu kitabı okumalı...
  • 240 syf.
    ·17 günde·Beğendi·7/10
    Kitabın ne anlattığını kitabın kapağındaki ‘Kalıtsal aile travmalarının kim olduğumuza etkileri ve sorunların üstesinden gelmenin yolları’ en iyi açıklayan cümle. Yazar, kitabın anlatımı günlük hayatta okuyan herkesin yararlanabileceği bir seviyede olması için çok terimsel tutmamış. Yine de altını çizerek söylüyorum ki okuması zor bir kitap. Yani psikoloji ile tek bağlandığınız kurgu romanlar, dizi filmler ise bu kitap sizi zorlayabilir, okurken sıkılabilirsiniz. Kitap hakkında bir iki eleştirim olacak. Hemen sonrasında kitabı okumak zor madem ama ben merak ediyorum diyenler için altını çizdiğim yerlerden bir özet geçeceğim. İsteyen * işaretli paragrafa atlayabilir.

    Şöyle ki bu kitabı kesinlikle daha az sayıda sayfada anlatabilirmiş. Sonlara doğru artık sürekli aynı örnekleri okumak çok sıkıcı geldi. Madem bir örnek verdin en az üç defa aynı örneği kullanmasaydın keşke yazarcım dedirtti. Ve içeriğin biraz karışık verildiğini düşünüyorum. Daha düzgün bir planlama yapılabilirmiş.

    *İnsanlar acılarını çabucak yaşayıp bu kötü deneyimi bir an önce sonlandırmak istiyor. Gerçekten acıyı yaşayıp olması gereken sürede atlatamıyoruz. Acıyı gömmeye çalıştıkça acı, yaşanıp bitmesi gerekirken tekrar tekrar yaşanmaya devam ediyor.

    *Sebebini bilmediğimiz duygularımız aslında bize ortak bir aile geçmişinden miras olabilir. Bir anne, bebeği karnındayken doğmamış torununun hücrelerini bile etkileyebilir. Bu fizyolojik olaylar zinciri sonucunda hiç tanışmadığımız anneannemizin karanlık korkusunu miras edinebiliriz. Aile sisteminizden biri ile özdeşim kurduysanız muhtemelen bunu fark edemezsiniz.

    *En önemli adım aslında duygu ve düşüncelerinizin farkına varmanız. En derin korkularımızı ifade ederken kullandığımız yoğun veya anlık sözcükler çekirdek dilimizdir. ‘Çekirdek Dil’ açıklanmamış anılarımızı açıklamamıza yardım eder ve birleştirilmemiş hatta hatırlanmayan olayları ve deneyimleri bir araya getirmemizi sağlar. Çekirdek dili ancak uzman biri çözebilir. Bu kitapla yalnızca çözüm için fikir sahibi olabilir, farkındalığınızı arttırabilirsiniz.

    *Anne ya da babamızdan istediğimiz ilgiyi, sevgiyi, güveni almamış olabiliriz. Ama onları hayatımızdan çıkarmak, yokmuş gibi yapmak bizim hayatımızı daha iyi bir hale getirmez. Öncelikle onların çocukluğunu öğrenip, belki de sevgi almayı bilmediği için vermesini de bilmediğini değerlendirmemiz sonra da onları bize veremediği sevgi için affetmemiz gerekiyor. Ancak bu şekilde kendimizi ve gelecek nesillerimizi bu kısır döngüden çıkarabiliriz.

    *Kan bağı ile bağlandığımız herkesle beraber bir bütünün parçalarıyız. Bu parçalardan biri çok zor zamanlar geçirmiş olabilir ve bunu bilmeden aynı zorlukları biz de yaşıyor olabiliriz. Önce kendimizi, ailemizi keşfedip, eksikliklerinin sebebini anlayıp, herkesi tek tek hataları için affetmeliyiz. Daha iyi bir hayat ve daha iyi bir gelecek için bunu yapabiliriz.

    https://www.instagram.com/...igshid=1801743hf7d7t
  • 212 syf.
    ·2 günde·Beğendi·7/10
    evet iki dirhem bir cekirdek =altin gibi bir kitap olmus vesselam deyim yerindeyse dilimizin ve kültürümüzün zenginligini bir kez daha gormus olduk akici bir dille
  • 212 syf.
    ·25 günde·5/10
    İskender Pala kitaplarını severim, üslubunu beğenirim ancak bu kitap bu genel algıma uyum sağlamadı.
    Kitabın kitlesiyle ilgili kafası karışıkmış gibiydi. Hem çok ağır bir dil kullanıyor, eski kelimelerle bezenmiş, hem de hitap ettiği kitle çocuklarmış gibi bir üslupla nasihat cümleleri kuruyor. Bir bakmışsın "opportunist" gibi yabancı bir kelime kullanıyor.
    Ayrıca deyimlerin bir çoğunu hiç duymamıştım. Sanki yaşadığımız dönemle ilgili de karmaşa yaşıyor hissi verdi bu durum.

    Sonuç olarak İskender Pala ile ilgili beklentim yüksek olduğu için deyimlerle ilgili bu kitabı beğenmedim.
  • 143 syf.
    ·1 günde·8/10
    Kitabı başladığım gibi bitirdim ve büyük bir zevkle okudum.
    Bu kitabı, eserin kendi içeriği ve editoryal olmak üzere iki ayrı düzlemde ele almak sanırım daha uygun olacak.

    ESERE GENEL BAKIŞ
    Ermiş, uzun süredir okumayı tasarladığım; tasavvuf öğeleri içerdiğini, müslüman bir yazar tarafından yazıldığını düşündüğüm bir eserdi. Orijinal adı "The Prophet" (Nebi, peygamber) olan kitabın "Ermiş" olarak çevrilmesi sanırım bende böyle bir algıya neden oldu. Yazarın Lübnan asıllı ve ABD'li bir Hristiyan olduğunu kitabı okurken öğrendim. Biraz (fazla değil) şaşırdım ancak kitap beklentilerimi fazlasıyla karşıladı.

    Kitapta Ermiş'in 'Böyle Buyurdu Zerdüşt' (Nietzsche) ve 'Dünya Nimetleri'nden (Andre Gide) etkilenerek yazılmış olduğu iddialarına karşı Amin Maloof'un savunmasına yer verilmiş. Bu iki eseri de henüz okumadığım için bu konuda henüz bir değerlendirme yapamıyorum ama ben de kendi adıma Ermiş'te Mevlana'dan, Yunus Emre'den bir şeylerin kıvamını hissettim. Bu his de, hayata, yaşama, sevgiye dair doğruların evrensel olduğu düşüncesini daha da güçlendirdi. Hangi pencereden bakarsanız bakın, sonuçta baktığınız aynı şey...

    Kitap, özü itibariyle El Mustafa isimli bir bilge kişi olan Ermiş'in oniki yıl kaldığı Orphalese şehrinden ayrılırken, kendisini bırakmak istemeyen yöre halkı ile arasında geçen; hayata, insan ilişkilerine, hukuk kurallarına, insani erdemlere, acı ve mutluluğa dair söyleşilere yer verir.

    Ermiş'in hitabet gücü, sözlerindeki yalın, kısa ve çarpıcı ifadelerden kaynaklanmakta.


    EDİTORYAL BAKIŞ
    Fotoğrafta görülen baskıda ilginç bir yöntem kullanılmış. ilk 52 sayfada eserin kendi metni yer alıyor. 53-96. sayfalar arasında kitabın genel tanıtımı yapımış. 97-143. sayfalar arasında ise yazarın çalkantılı hayatı anlatılmış.

    Bu haliyle kitabın dizgisi bana biraz dağınık gözüktü. Bunu bir hata olarak görmek ne kadar doğru bilemiyorum ama en azından kitapta 'İçindekiler' ve 'Kaynakça' olsa sanki daha iyi olurdu.

    Ama şunu da belirteyim; çeviride bir problem hissetmedim ve kitabın bu farklı dizgisi kitabı zevkle okumamı engellemedi.

    SONUÇ OLARAK;
    Kesinlikle önemli ve kayda değer bir eser. Üstelik okurken kesinlikle uğraştırmıyor; bir çekirdek çitlemesi veya çay/kahve içimi rahatlığında okuyuveriyorsunuz. Tavsiye ederim.

    Keyifli okumalar...
  • 384 syf.
    ·3 günde·Beğendi·6/10
    - dikkat spoiler içerebilir- Öncelikle fantastik bir kitap olarak yüzüklerin efendisi, harry potter gibi kitapları okuduysanız bu kitabı o sınıfa sokamayacağımızı belirtmeliyim. Türü fantastik olsa da kurgusu wattpad kurgularından devşirme bir hikaye. Ezik bir kızımız var, seçilmiş insan ama kitap boyunca yok ya ben seçilmiş insan olamam diye tutturuyor. Çocukluk aşkı var kızımızın tabi ki seçilmiş insan olduktan sonra da çocuğa bir aydınlanma gelip kıza aşık olduğunu anlıyor. Ne hikmettir ki kötü adam da kıza kur yapıyor. Ne de olsa seçilmiş insan :) anlatımın kızın ağzından olması ve basitliği kitabı daha kolay okunur yapıyır yani bir iki günde okuyabilirsiniz büyük ihtimalle. Nese bu kadar yorum yeter ben gideyim de ikinci kitabın siparişini vereyim kitap yurdundan. Resmen önüme çekirdek dolu bir kap konmuş da bitirmek zorundaymışım gibi bir duygu içindeyim. Okuyacak arkadaşlara keyifli okumalar dileri