• 112 syf.
    ·Beğendi·9/10
    ***kitabın kendisi baştan spoiler içerir :)

    en baştan söylemeliyim ki bu kitabı okurken isimleri mutlaka not alınmalı daha sonra çok karışıyorlar birbirlerine. filminin izlenmesini de öneririm. kendime gelirsem, bu kitabı okurken zaman olarak zihnimde kendime sadece ikindi vaktini seçtim. sanki güney amerika'daki bu kasabada bütün olaylar bu dediğim zamanda yaşandı. zihnimde kurduğum bu cinayet dünyasına bi kızıllık hakimdi. nedenini gerçekten bilmiyorum belki kitabın adından belki kitabın kapağından etkilendim. sayfanın daha ilk cümlesindeki çarpıcılık, kafka'nın dönüşüm'ümündeki ilk cümle kadar keskindi benim için. bknz: "santiago nasar, onu öldürecekleri gün, piskoposun geleceği gemiyi karşılamak için sabah saat 05.30'da kalkmıştı." beni düşündüren, zaten sonu başta verilmiş olan bu kitapta asıl bize verilmek istenenenin ne olduğuydu. namus davası sonucu işlenen cinayet mi? hiç sanmam.

    insanların birbirlerini hissedemeyişleri, sadece kendileri için yaşamaları, bu dünyaya kadın-erkek olarak her cinsin sadece belli görevler için gelip kalıbın dışına çıkanın öyle ya da böyle dışlanması, cezalandırılması, en azından(!) öldürülmesi gerektiği... geçmişten bu yana değişen pek bir şey yok bence. sorunlar hep aynı. zaman ve mekan, gelişmişlik değişmiş, ne fark eder ki? hem nerde görülmüş ki sonsuz huzurun bulunduğu bir topluluk? uyumsuzlar hep vardır.

    canımı en çok acıtan, kitabın sonunda santiago'nun öldürülüşü sırasında kimsenin kılını kıpırdatmaması. hatta kurtuluş yollarının bile ölümün gerçekleşmesi için kapatılması. bu ölüm olmalıydı çünkü toplumun oluşturduğu kurallar, baskılar bunu gerektirir. mesela santiago'nun annesi farklı neviden de olsa bu "elalem" olan insanlarla iş birliği yaptı. niye ki acaba? insanların birbirleriyle arasında bir bağ yok, anlam yükleme yok, hissetmek, anlamak asla yok. bunu da santiago'nun o geceki gördüğü rüyasını "kuşlarla ilgili rüyalar hayırlıdır" diyerek geçiştirmesinden çıkarabiliriz. kalıplarla yaşamayı severiz ya biz...

    O kadar boşlukta kalan, sonu her kapıya çıkan konular var. bunlar cinayetin detayları aslında. acaba gerçekten bayardo san román kasabaya evlenecek kız bulmak için mi gelmişti? acaba santiago nasar, arkadaşına " senin şu salak kuzenin..." diye angela vicario'dan bahsederken gerçekten öyle mi düşünüyordu yoksa ona karşı bir şeyler hissediyor muydu? angela vicario, kendisine tecavüz edenin santiago nasar olduğunu söylediğinde gerçekleri mi ortaya döküyordu yoksa gerçek faili korumak için seçilen mağdur muydu?

    Bazen sorulan sorular cevaptan daha önemli. hele ki cevabı biliyorsan.

    santiago nasar'ın öldürüleceğini bilen herkes, neden cinayet işlenene kadar elinden geleni, pardon üstüne düşen yükümlülükleri yapmadı? neden santiago'ya ulaştırsın diye bilen diğerine "ona öldürüleceğini söyle" dedi. ikizler cinayet saatini ertelemek istedikçe neden herkes umursamaz oldu ve neden bu kadar çok kulaktan kulağa oynanıldı? engellemek zor bir şey miydi yoksa cinayet engellense bile yine de işlenir miydi? acaba pedro ve pablo vicario gerçekten santiago'yu öldürmek istiyorlar mıydı? toplumun dayatması mıydı? BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YIL YAŞASIN MIYDI? bunların hepsinin cevabını biliyorum ama...