Bazen bazı şeylerin “o anda” olmasında bir hikmet vardır. Belki içinizi yiyip bitiren bir şey vardır ve çıkış yolu bulamıyorsunuzdur. Böyle bir zamanda bir filmle, bir kitapla veya bir kişiyle yolunuz kesişir. İşte öyle bir zamanda böyle bir kitapla tanışmak, belki o aradığınız çıkış yolunu gösterebilir. Veya belki de bir çıkış yolu yoktur, belki o yolda bağdaş kurup güneşlenmek gerekiyordur. Kim bilir? :)
Tüm olumsuz yorumlara inat ben kitabı çok çok beğendim. Turgut Özakman benim tiyatrolarıyla tanıdığım ve çoğunlukla Şu Çılgın Türkler kitabıyla tanınan bir isim. Zamanında bir öğretmenimin tavsiyesi üzerine kütüphaneme eklediğim bu kitap tam ihtiyacım olan zamanda hayatıma girdi. İncecik ama duygu yoğunluğu fazla bir aşk romanı.
Doğan hoca, Arzu ve Şirin. Kitabın içinde yer bulan politik olaylar dallanıp budaklansa belki bu yoğun aşkı hissedemeyecektik. Aşk çok ön planda olsa bu kez de belki sığ bulacaktık. Bence bu oran kitapta çok iyi ayarlanmıştı. Müzik, şiir, resim ve tüm diyaloglar oldukça güzeldi. Verdiği mesajlar bakımından da gayet orijinal. Örneğin son sayfada bu bir film olsa birinden biri ölürdü saçma bir sebepten diyor, bu çağın insanına mutlu sonları yakıştırmıyorlar gibi bir tespitte bulunuyor. Haklı da :)
Peki mutlu son nedir? Bana bu kavramı sorgulattı kendi içimde. Bu kitaptaki mutlu son mudur mesela? Bu konuyu kitabı okuyan biriyle tartışmayı çok isterim.
Aşka inancı olan, aşkın güzelliğini, iyileştiriciliğini, mutluluğunu, ışıltısını savunan herkesin okumasını isterim. Tabuları olmayan, ‘insan’ olmanın ne demek olduğunun farkında olan herkesin… yargılamadan, kızmadan, küçümsemeden okuyacak olan herkesin…
RomantikaTurgut Özakman · Bilgi Yayınevi · 20215,5bin okunma