• Kelam sahibinin adıyla başlamalı söze. Ol demese olmaz, yaz demese yazmaz kalemler. İman ettik elhamdülillah işte bu yüzden evvela Bismillâh.

    Farkında olmalı insan topraktan yaratıldığının. Öze bakmalı özünü tanımalı ki hayat bulsun o toprak. Bir karanlık dünya sonsuz sanılan ama sonu olan. Bir müddetliğine  bırakılan sonrasında Sahibine (celle celalühü) döndürülecek olan. Sahi ne oluyor bize?İnanmak mı istemiyoruz yoksa? Bakın ne diyor Mevlana hazretleri: "Kimden kaçıyoruz kendimizden mi? Ne olmayacak şey! Kimden kapıp kurtarıyoruz, Haktan mı? Ne boş zahmet!"

       Sorgulamalı insan kendini, neden geldiğini, neden gideceğini,sonrasını...
       Sorgulamalı, bu kadar ağlayanların içinde neden ısrarla gülmek istediğini.
       Sorgulamalı vicdanını, imanını,niyetini…

         Birilerinin acısıyla bölünmüyorsa kahkahalarımız, birilerinin mutluluğuyla kaybolmuyorsa acılarımız evet sorgulamalı imanı hem de hiç geç kalmadan. "Ey iman edenler!" diye başlayan ayetler hatrına. Allah-u alemin muhattap alışını nimet bilerek. "İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe gerçekten iman etmiş olmazsınız." buyuruşunu hatrımızda tutarak. Korkarak, çekinerek, ağlayarak…

    Bugün başlangıcı olsun affetmelerin, imanın tadını almanın, Allah’a (celle celalühü) kul olmanın, kendimizi bir kez daha sorgulamanın sanki O’nun (c.c) huzurundaymışız gibi.
  • Meleklerin yeryüzünde fesat çıkaracak bir beşer mi yaratacaksın itirazına rağmen halife kılındı insan. Eşref-i mahlukatsın.
    Allah’ın; Habib’im dediği bir Peygamber’in ümmetisin yani çok değerlisin hatırlanmaya değersin.
    Acizsin. Elin kesilse dayanamazsın, zayıf bedenin soğuk suya da sıcak suya da dayanamaz. Bu acizliğin içerisinde Allah'ı hatırlaman da acizcedir. Günahkarsın dolu dolu günahla gelirisin kapısına ama sen Allah'ı hatırlarsan tüm acizliğinle, O Yüceler Yücesi de seni hatırlar tüm rahmetiyle ve Allah hatırlarsa bil ki sabır yağdırır kalplere. Gönüllere sekinet indirir. Müslüman ülkeler zulüm altında. E Allah neden izin veriyor bu kadar zulüme? Eğer Allah seni hatırlamıyor olsa dayanamazsın. Allah var, diyemezsin. Allah seni hatırladığı için sabredebiliyorsun çünkü rahmet indiriyor sekinet indiriyor. Cesaret taklit edilemeyen tek şeydir. Eğer Allah seni hatırlıyor olmasa elindeki taş ile o boyundan büyük silahın karşısında dimdik duramazdın. Yaşadıklarına sabredebiliyorsun çünkü Allah seni hatırlıyor. Sen Allah'ı nasıl hatırlıyorsun? Namazla, zikirle Kur'an’la tefekkürle... Bir Allah-u Ekber ile tüm dünyayı ardına atıyorsun ve ben geldim Ya Rabbi dünyanın tüm oyalamalarına rağmen bana bahşettiğin imanımla, tüm aksiyonumla sana geldim Ya Rabbi. Acizliğimle sana geldim Ya Rabbi.
    Bilirim; benim itaatimle Seni hatırlamama ihtiyacın yoktur ama benim Senin beni rahmetinle hatırlamana çok ihtiyacım var.
    Rahatlıkta bile olsa sen Allah'ı hatırlarsan O Allah ki seni darlığında sıkıntında hiç yalnız bırakır mı? Ateşlerden İbrahim (Aleyhisselam) gibi yanmadan çıkarır seni. Kuyularada atılsan zindanlara da hapsedilsen Yusuf (Aleyhisselam)'a gönderdiği gibi sana da sabrı gönderir, sekinet indirir, rahmet yağdırır o Allah. Yine de unutmaz seni, sen unutma yeterki.

    BENİ HATIRLAMANA MUHTACIM ALLAHIM.
  • Evet insan, yaratılmışların en şereflisi. Fakat diğer insanlardan daha mı şerefli? “Kendini diğer insanlardan daha şerefli görme“ şerefine sahip mi ya da? Sahi neydi şeref? Şöyle diyor Türk Dil Kurumu: "Başkasının birine gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer." İzzet, seçkinlik ya da iyi ahlak ve faziletler sonucu elde edilen manevi yücelik. Biz Yunus’ca düşünürsek yaratılanı yaratandan ötürü sevmek, diyebiliriz. Yaratılanı yaratılış gayesinden dolayı sevmek ve yeryüzünün bir halifesi olarak görmek.

    Kendisini üstün ve vazgeçilmez gören insanlar kendisinde bulunan ya da kendisine verilen nimetleri şöyle bir düşünmelidirler. Ve diğer insanlara verilen nimetleri ya da verilmeyenleri de düşünmelidirler. Bu nimetlerin veriliş sebebini düşünmelidirler. Bu nimetlerin veriliş sebebini düşünmeye başlayan insana ilk önce şu kapıaçılacaktır: Yaratılış gayesi. İnsan yaratılış gayesini anladığında ise kendisine verilen nimetlerle üstünlük kurmamayı başaracaktır. Karşısındakine verilmeyen nimetlerin niye verilmediğini anlayacak ve karşısındakini rencide etmemeyi öğrenecektir. Çünkü nimetin verilmesinin de verilmemesinin de bir imtihan olduğunu bilecektir. Çünkü çaldığı kapı açıldığında şunu öğrenecektir insan: "Ben ve diğer insanlar yeryüzüne imtihan için gönderildik. Bu imtihan dünyasında birer araç gereçtir Allah’ın verdiği nimetler. Ben bu nimetleri ne denli iyi kullanırsam imtihanımın sonucu o denli iyi olacaktır."

    Bunu anladığında insan karşısındakini yargılamamayı, eksiklerini ve kusurlarını ortaya çıkarmamayı öğrenecek. Başkalarını dış görünüşüne göre değerlendirmenin yanlış olduğunu öğrenecek. Kendisini üstün görüp karşısındakini aşağılarken bir kan pıhtısından yaratıldığını düşünüp duraksayacak ve benliğini yüceltmek yerine sevgiyi yüceltecek, sevmeyi öğrenecek.

    Çünkü insan kalbini güzelliklere açtığında kim olduğunu fark edecek. İnsan olmanın vasıflarını yerine getirdiğine insana ve insanlığa değer vermeyi öğrenecek. İşte o zaman Yaratan’ın insana verdiği değerle insan olmayı yani hakiki manada insan olmayı öğrenecek. İnsan "insan" olduğunda tüm insanlık güzelleşecek ve dünyaya güzellik değecek. İnsan, yaratılmışların en şereflisi olduğunu bildiğinde İslamla yücelecek, ümmet olmanın bilinciyle Müslüman kardeşine de değer verecek. İnsan İslamla değerlenecek.