• “En fazla yapabildiğim şey, dirseğimi onun oturduğu koltuğun arkasına dayamak oldu, ama bunu yaptıktan sonra yüzümde ve boynumda biriken terleri silmek için pozisyonumu değiştirmek zorunda kaldım.”
  • Paskalya palmiyesi, adalılar tarafından keşfedildiğinde türünün en büyük örneğiydi. Bu ağaç yemek pişirme ateşi ve cenaze yakmakta, çatı, ev inşa etmekte, sallar ve kanolar yapmakta, son olarak da ulaşımda ve heykel inşaasında kullanıldı.
    Yıllar geçtikçe, adalılar binlerce ağacı yok etmiş, milyonlarca kayanın yerini de rüzgâr kıran olarak kullanmak, bir takım bitkileri yetiştirebilmek ve bataklıkları bahçeye dönüştürebilmek için değiştirmişti. Fakat ormansızlaşma toprak kaymasına, toprak kayması da ekinlerin mahvolmasına sebep oldu. Doğal yaşam alanları tahrip edildiği için bazı hayvan türleri zamanla yok oldu. Buna rağmen, ağaçsızlaştırma devam etti.
    Böylece, son ağacın da kesildiği gün geldi. Çöküş: Medeniyetler Nasıl Ayakta Kalır ya da Yıkılır, adlı kitabında Jared Diamond o çok meşhur soruyu sorar: Acaba o son ağacı keserken adalının aklından ne geçiyordu? (Bunun MS 1400 ile 1600 seneleri arasında gerçekleştiği tahmin edilmektedir.) Cevabı hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Fakat o tarihten itibaren adalılar sahip olduklarını yeniden kullanmak suretiyle, ağaçların en ufak kırıntısı için mücadele ettiler. Kendi petrolleri yoktu. Bu yüzden cenazelerini yakmak yerine mumyalamaya başladılar. Kano inşa edemediklerinden, balık tutamadılar. En önemlisi, bu artık adadan kaçamayacakları anlamına geliyordu. Son olarak da, artık eskisi gibi istedikleri zaman devasa taş heykeller inşa edemediler. Bu yoksulluk nüfusun ciddi şekilde azalmasına ve muhtemelen yamyamlığa neden oldu. Durumlarının ciddiyeti ortaya çıkınca da, adalılar birbirlerine saldırmaya başladılar ve dövüştüler ve dövüştüler...
    Bu yüzden, heykellerin boyutlarındaki artış adalıların vahim durumlarıyla bağlantılıdır. Çünkü adalılar yardım istemek için yüzlerini tanrılarına döndü. Böylece giderek daha büyük heykeller yaptılar; ama kurtarmaya kimse gelmedi. Heykellerine duydukları inanç, yerini hayal kırıklığına ve öfkeye bıraktı. Adalılar, tanrılarının onuruna inşa ettikleri heykellerin kafalarını sökmeye başladı. Kendilerini terk edilmiş hissediyorlardı. İlahi güçlerin elçisi olduklarını iddia eden din adamları ve liderler de, bu felaketi engelleyecek güçlerinin olmadığı anlaşıldığından, çaresizliğe gömüldü.
    İlerlemenin Kısa Tarihi adlı muhteşem kitabında, Ronald Wright adalıların bizim için "sınırlandırılmayan nüfus artışının, kaynakların savurgan kullanımının, çevrenin tahrip edilmesinin ve dinlerinin geleceklerini koruyacağına dair duydukları sonsuz güvenin nelere yol açacağının deneyini yaptıklarını" yazar. "Sonuç, nüfusun çöküşüne sebep olan ekolojik bir felakettir." Wright ardından, bu deneyi daha büyük ölçekte tekrarlamamız
    gerekip gerekmediğini ve insanların kişiliğinin o son ağacı kesen adalıyla aynı olup olmadığını sorar.
    İş, yanlış giden şeylerle ilgili sorumluluk almaya gelince, insanoğlu her zaman aynıdır. Bugün, adalılar arasında, bu felakete atalarının sebep olduğu fikrine karşı bir direnç oluşmuştur ve bir takım farklı açıklamalar getirilmeye çalışılmaktadır. Modern bir bilimci, fare akınını suçlamıştır. Başkaları, adaya uğrayan denizciler tarafından gelen salgın hastalıkları, bazıları da iklim değişikliğini suçlamıştır. Ama adalılar bu felaketleri atlatmıştı; bu yüzden ormansızlaşma en makul açıklama gibi görünüyor. Bilmediğimiz şey, adalıların teknoloji ve çok çalışmayla tüm ağaçlarını kaybetmelerinin sonuçlarını atlatabileceklerin düşünmüş olup olmadıkları. Ada yaklaşmakta olan bir felaketin önceden anlaşılabileceğikadar küçüktü. Sonuç olarak Paskalya Adası, tüm ağaçlarını ve nüfusunun %90'ını kaybetti. (Kendimize sormalıyız: Paskalya Adalılar, son derece basit araçlarla kendi çevrelerini böylesine tahrip edebiliyorsa, biz ne kadar fazlasını yapma kapasitesine sahibiz?)
    Dış dünyadan yalıtılmış bu adada yaşanan felaket, saf ekolojik çöküşe bir örnek oluşturdu. İlk defa, suçlayacak bir dışarıdan gelen yoktu, Yahudiler yoktu, komünistler yoktu, Katolikler yoktu. Etrafta böyle bir günah keçisi yokken, adalılar, kendilerinden başka öfkelenecek birilerini bulmakta zorlandılar ve suçlama liderlerden din adamlarına ve oradan da tanrılara doğru yönlendi.
    Charlie Champbell
    Sayfa 11 - Ayrıntı Yayınları
  • Neden suçlama dürtüsüne sahip olduğumuzla ilgili pek çok teori vardır fakat bu konuda emin olabildiğimiz tek şey bunun varlığımızın ayılmaz bir parçası olduğudur. Eskiden günah keçisini ilahi bir cezalandırma korkusunu berteraf etmek için kullanırken artık büyük ölçüde kendimize katlanabilmek için yaratıyoruz.
  • 392 syf.
    ·Beğendi·10/10
    UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

    Selamlar olsun size 1K ahalisi ve işsizlikten nasibini almak için bu incelemeye tıklayıp nasibini alacak olanlar...Artık bir gelenek haline geldi bunu belirtmek ama HEMENCİK yine AMA yine ÜSTÜNDE durup ALTINI çizmekte fayda var ki bu kitabı da sahaftan aldım ... Neredeyse sıfır ve 12 "milyon" (bkz: old school da BİLEREK sınıfta kalanlar ).. Sağolsun Adilhan Pasajında Piraye' den Turgut abi biraz delayli olsa da halay başı olmak isteyen naçizane şahsımıza beyaz mendil kıvamındaki bu kitabı gayet uygun bir fiyattan tokaladı .. Kendisine bir kez daha burdan teşekkürü bir borç biliyorum...ve tabii ki ısrarlı telefonlarımla bir rehine krizine dönüşen bu alamayış ama kendi açımdan verişin ortasında kalıp 2 dükkan arasında mekik dokuyan elimdeki kare ası , içi içli köfte dolu sefer tası , ablaların ablası ve orta doğu ve balkanların en efsane en bi cicisi , sahafların HASI Gülden Ablam...Sen olmasan ben ne yapardım ? =)) pek çok öpüyorum seni MUK MUK!! =))
    Bu kitap aslında bayadır listemdeydi.. Severim , hem de pek bi çok severim Eduardo Galeano' yu da ,bana kendisini tanıma fırsatı sunan Soner Yalçın' ı da.. Ama aklımda , bundan öncesinde okumak için sıradaki kitabı Tepetaklak idi .. 1000Kitap İstanbul Okuma Grubu/Duvar/ olarak karar almışlar.. Kim , nasıl kabul ettirmiş bilemiyorum ..Aralarında anlaşıp, secmişler bu kitabı..1K'da oraya burya dadanıp, milletin iletilerine salça olduğum ve işsizlik bayrağını göndere çektiğim sıralarda , ekranda akışa düştü söz konusu ileti.. Şaşırmadım dersem yalan olur .. Kendim bugüne dek bir okuma grubunun etkinliğine dahil olmuş değilim.. Zaten biz metalci kesimi bir araya ancak konserde kapı önü muhabbetine ya da içip ziftlenmek için barda bir araya geliyoruz .. Baktım bizim tayfadan canikovalar da geliyor dedim tamam ben de varım.. Güneş tutulması gibi kadro .. Metin T./Duvar/ abi (adam mother russia dan geldi WTF?!?! ) , Muzaffer Akar/Duvar/ abi falan sevdiğimiz bir dolu insan..Son anda topu filelere takan gavur https://1000kitap.com/Kuyruksuzprimat/Duvar/!!! yazdık bunu kenara =)) Kanbersiz düğün olmaz Tuco inda HOUSE !!! =)) İstanbul' un trafiğinin güdümlü füzelerini ağzımızın üstüne yiye yiye geldik Kadıköy'e.. Mekanın önüne geldim girdim içeri .. Elimi kapıya attım..Kapı açılmıyor!!! Açamıyorum kapıyı .. Sağdan çekiyorum soldan çekiyorum kendime..Yok!!! Sürgülüymüş meret .. Kan yüzüme akın etti... Karizma yerlerde =P Arkadan arkadaş açtı girdim içeri.. Kimsin dediler .. Ben dedim Tuco Herrera .. Hemen ya arkadaş sen sahiden işsiz misin falan fistan gülüştük .. Bu arada ben kitabı da okumamışım , GEZİ GÖZLEM kolu kıvamında katılıyorum olaya .. Rakı sofrasında , beyaz sofra örtüsü üzerinde , boynu bükük kimsenin çatalla taciz etmediği , burun büktüğü iç güveysinden hallice "yeşillik" tabağındaki zoraki ikamet eden sürgün yemiş ,sararmış Suriyeli maydonozlar kıvamındayım..Kimseye bişey de diyemiyorum.. Şöyle nabız yoklayaraktan , konuşulanlara kulak kabartaraktan dinledim.. Döndüğümde yapılan incelemeleri de , eleştirileri de okudum.. Ordayken de sordular nedir ne değildir diye .. Yapılan YAMUKLUKLARI anlatıyordur dedim..Güldüler =)) ( ben de olsam ben de gülerdim halime ZOHAHAHAHAHAH =) ) .. Mekana gelmeden önce zaten bir cephe savaşı dönmüş anladığım kadarıyla din muhabbeti üzerinden 2 taraf arasında.. Ben de kız evine hayırlı iş için gidilirken koltuk altına kıstırılıp hediye paketine sarmalanmış ziftli lokum kıvamında tam üstüne denk gelmişim.. Bu din muhabbetini bir kenara not ettim aklımda.. Benim bildiğim Galeano' nun bu işlerde bezi yok .. Bir de dediler ki Atatürk ' ten ve Osmanlı' dan da hiç bahis açılmıyor.. Buna da check .. Döndüm geçte olsa baya hatim ede ede 5 günde falan okudum kitabı..

    Şimdii...Zurnanın zarıldadığı yerlerdeyiz cimcimeler ve esas oğlanlar (haydi isim de vereyim POCAHONTASLAR VE GERONİMOLAR =) ).. Öncelikle kendi açımdan hemen belirteyim ki sonradan sıkıntılara yelken açmayalım .. Tartışmanın yelkenleri ad-hominem rüzgarlarıyla dolmasın .. Benim dinlerle ilgili en ufak bir alıp veremediğim yok..İnananlarla da bir sorunum yok.... Voltaire ' in dediği ( ya da dediği iddia edilen sözündeki) gibi düşüncelerinize totalde karşı da olsam , karşıt fikirde de olsak bunu dile getirebilmeniz , kendinizi ifade edebilmeniz için herşeyi yaparım.. Haksız da olsanız , suçlu da olsanız suçunuz ispat edilene dek Magna Carta sözleşmesi halen daha geçerli bildiğim kadarıyla ..Değilse de işbu inceleme de ben yürürlüğe koydum! Bunları bir kere yan cebine bi at .. Karşında değilim ..YANINDA DA değilim .. Benim gibi bir işsiz için , bu etkinliğe katılırken EN önemli olan şey GERÇEKLERDİ.. Bu bir edebi kitap ya da roman değil .. Roman veya diğer edebi neşriyat , öykü olur , anı olur , gezi yazısı olur .. Bunlar göreceli şeyler .. Sen sevmezsin , ben severim.. Burda tarihi olaylar söz konusu... bunlar Zweig' ın ardı arkası kesilmez betimlemeleri değil !! Ben Yozgat' ta her 10 evin kaçında , kaç günde bir analı kızlı ardına mücver yeniyor , 3 sene sonra Çorum ,New York'tan sonra dünyanın Nike ürünlerinin tüketim sıralamasında 2. gelecek , Kırklareli' nde bu sene hane başına 1 ton mercimek tüketildi tarzı realitelerden yanayım .. Benim işim gücüm bu, söz konusu Eduardo Galeano olduğunda .. Kesin bilgi !! Şimdi misal denmiş ki evrensel bir tarih mi? Cidden çok sevdiğim taze asker adayı Oğuz Aktürk/Duvar/ arkadaşım yöneltmiş bu eleştiriyi.. Evet değil !! Kabul !! Ama geçmişten geleceğe ışınlanıp elde ettiği teknolojiyle Mars' ta koloni kurup etli ekmek üstü PLAZMA ticaretine sardırmış Konyalılar da söz konusu değil günümüzde (TERMİ-LEVENT hariç =P !! ).. Evren dediğimiz şey üzerinde hayatımızı sürdürdüğümüz dünyamız bizim için.. Sanırım İslam'la da alakalı eleştirel yorumlar vuku bulmuş ben toplantıya gelmeden önce .. Ben kesinlikle İslam'a yöneltilmiş bir negativite okuna rast gelmedim..Bilakis savunulmuş.. Başta da söyledim şimdi de söylüyorum .. Bu adamın dinle değil dini kendi çıkarına alet edenlerle derdi ..

    LÜTFEN AMA LÜTFEN DİNİ ÇIKARLARINA ALET EDEN YOBAZLAR İÇİN bkz sayın cevizkabukları : #26681147

    Ve sözde medeniyet kavalı tüttüren eli petrole, emekçinin kanına , alın terine bulaşmış peygamber Muhammed biografisi yazıp yazabilecek dünya üzerindeki en son kişi olan İKİ YÜZLÜ ARAMCO ortakları için bkz : #26682728.

    ve Nadia Comaneci ' yi ağzına alan, elindeki traş bıçağını bir inatla bırakmayan Şener Şen edasıyla bkz : #26681147

    -----------------------------------------------------------------------------------------

    Bunların aksi olaydı Eduardo Galeano gibi bir yazar , edebiyatın kilometre taşlarından biri olan ve İlahi Komedyayı yazan Dante gibi yazara gelişine vole vurur muydu ? Bu zihniyetin tohumları , şer odakları olan söz konusu Papalar daha 2010 larda yaptıkları konuşmalarda hedef almıyorlar mıydı peygamber Muhammed ' i.. kendi ellerindeki kanı unutturmak için suni gündem yaratıp , kiralayarak oturtturdukları koltuklarda takım elbiseli tiplemelere alkışlatmıyorlar mıydı aleni hakaretlerini İSLAMA KARŞI? Bunları ne çabuk unuttunuz ?!?!?!

    Bu yüzden İslam ile alakalı eleştirileri NET geçiyorum .."Cımbızlanmış" olanlar bu kesişim kümesinde yer almıyor.. Hristiyanlık itikati de bizi bağlar diyenler..TAMAM GÜZEL KARDEŞİM ... farzı misal sen günümüzde değil de bundan yüzyıllarca önce sömürgeci ispanyollar gelmeden önce inkalar mayalar adıyla anılan bir toplumun içinde yeralan baldırı çıplaklardan biriydin... İspanyollar geldi ve inandığın herşey bir gün içinde kafir - pagan - heretic ilan edildi.. seni öldürmek için 4 ayak üstünde koşan eli mızraklı tipler peydah oldu.. kırıp geçirdiler seni de soyunu da .. YETMEDİ!! Sana bünyende, bağışıklık sitemindeki databesede esamesi dahi okunmayan, hiiiç adını dahi duymadığın çiçek hastalığını bulaştırmak için , çiçek virüsü bulaştırılmış battaniyeleri ısın diye verdiklerini bir düşün.. Bir gün önce topraklarında özgürce yiyip içip gezip dolaşırken ; altın, gümüş veya adını sanını duymadıgın metaller için yerin bilmem kaç bin metre altına madenlere girmeye zorlandığını bir düşün !! BU MU SENİN İTİKATININ BAĞLI OLDUĞU İTİKAT .. Eduardo Galeano , hiç unutmayalım ki bu adamların torunu .. Yazdıkları bunun üzerine .. Latin Amerikanın Kesik Damarlarını boş yere yazmadı kendisi ..

    Denmiş ki Osmanlı'dan bahsedilmiyor .. Yahu arkadaş Osmanlı gücünün zirvesindeyken , dünyanın karşısında demir yumruk vs sivrisinek kıvamında takıldıgı günlerde kurduğu ordudan (ki avusturya macaristan ordusunu dahi böcek gibi ezmiştir) ve FATİH SULTAN MEHMET ' in istanbulu fethinden başka (bkz : kitapta bahsediliyor) bu dünyaya ne verdi ? Hangi patentli icatta senin adın var .. Portekizliler ve İspanyollar bu dünyayı kendi aralarında yaptıkları antlaşmalarla karpuz gibi ikiye ayırırken , aralarında pay ederken , ticari adı altında seyreyleyen keşifler düzenlenirken , sen de bunları lalelere nazır sarayından izleyip , türk kahvesi höpürdetip lıkır lıkır içiyorken NEREDEYDİ AKLIN ? ne yaptın ? Hangi patentli icatta senin ismin var ? nedir senin dünyaya savaştan başka katkın ? eleştri için değil .. cidden soruyorum !! nedir?!?!? HİÇ!!!Diriliş Ertuğrul nesli HUUUUUUUUU!!!! siz de kulak verin...Osmanlı dünyaya savaş ve fetihten başka hiçbir şey vermemiştir!!! yeri geldi haydi onu da açıklayayım güzel kardeşim ermeni kıyımı demişsin ..KAÇINIZ, SÖYLEYİN KAÇINIZ ABD 'deki ermeni lobilerinin , National Geographic kanalının yaptığı OTTOMAN : WAR MACHINE belgeselini piyasadan toplattırdığını biliyor ?!?!? Senin Dışişleri bakanlığının işbu olaylar olurken , Beşiktaş stadında taca süzülen ya da kalenin üstünden out a çıkan topun ardından bakakalan davulcu KÜKRETTİN AMCA kıvamında bakakaldığını KAÇINIZ BİLİYOR ?!? Sen haklıyken haksız durumdasın adam ne yapsın ?!?!?

    Denmiş ki Atatürk ' ten bahsedilmiyor ... 1 yer hariç (30 larda kadına seçme ve seçilme hakkı Türkiye de verilmiş idi ibaresi hariç) buna da kabul.. Al kardeşim kendi ağzından röportajından ben aktarayım sana o zaman .. Buyur !!! bu arada bugün tuzlu fıstık yok çekirdek var .. siz okurken ben hüpletip çitleyeyim : ÇIT ÇIT ÇIT ...ÇOT ÇOT ÇOT !!! GUP GUP GUP !!!

    Galeano: "Bolivar'ın hocası Rodriguez ile Atatürk arasında çok ortak şey var sanırım. Bolivar Atatürk'ten 100 yıl önce yaşadı. Günümüzden yaklaşık 200 yıl önce Bolivar ve Rodriguez gerçeği görüp yazmışlardı. Hâlâ yaşayan bir gerçektir bu. Sanatın zamanın yaralarını saran ölümsüz gücü gibi. Günümüzde insanlar, yarım saat, bir hafta, bir ay gibi zaman dilimleri içinde kaybolup gidiyorlar. Sanat böyle değildir. Her zaman geçerliliğini korur. Mesela, Latin Amerika'da insanlar "bağımsız" değiliz derler. İspanyol sömürgeciliğinden bağımsız doğduk ama kendi aklımızla düşünemiyor, 62 kendi kalbimizle hissedemiyoruz; çünkü her şeyi ithal ediyoruz diyorlar. Bolivar, yeni sahiplerin egemen gücüne karşıydı. Bağımsız olmamız gerekirdi. Eğer gerçekten bağımsızsan, neden ABD ve Avrupa mallarını kullanıyor, kopya ediyorsun? Kopya edeceksen en önemli şey olan kendini kopyala. Başkası tarafından keşfedilen şeyi kopyalama, kendin keşfet! Yoksa kaybolur gideriz. Rodriguez, Peru, Kolombiya, Venezuela ve Bolivya'da kurduğu okullarda bırakılan değerleri yeniden evlendirmeye çalıştı. Eller ve beyinler gibi. Entelektüel beyinle iş yapan ellerin evliliği gibi. Kız ve oğlan çocuklar, çocuklar ve anne babalarını beraber eğitmek gibi. Nasıl yazılır, numaralar nasıl kullanılır, ev nasıl inşa edilir, marangozluk, tarla nasıl ekilir gibi beceri gerektiren el sanatlarını öğretmek istedi. Ve her kız veya oğlan çocuğu istediği dalı özgürce seçebilir, özgürce düşünebilirdi. Hem elini hem beynini kullanırdı. Günümüz Latin Amerika’sında ise insanlar açlıktan ölüyor, çünkü üstünde yaşadığı toprağı işlemesini maalesef bilmiyorlar."

    Velhasıl kelam dili sarkastik , zekası son derece keskin bir isim Eduardo Galeano (bkz: Aziz Nesin' le baya baya benziyorlar bu açıdan üslup olarakta zeka olarakta ).. Ben bu eleştirileri onun üslübuna yabancı olan ve ilk kez okuyan insanlara bağlıyorum.. Yalnız ben bu adamın ağzından çıkan herşey kanundur diyenlerden de değilim .. Diyorum ki oku kendin karar ver.. Dünya tarihi okumamış olanlar ya da Latin Amerika ' da vuku bulan olaylardan , darbelerden , emperyalizm ve kirli işbirlikçilerinden bir haber olanlar , tarihle alakası olmayanlar çukuru kaz ,çimetoyu dök , temeli at sonra oku .. Yoksa senin de sonun twittera ansızın düşen ve muazzam sükse yaratan Demet Akalın ' ın bakımsız ayak başparmağı fotoğrafı kıvamında olur ..Bu adamı zihninize şüphe tohumları eken son ama son derece yaramaz bir çocuk olarak düşünün...Sonrasında düşünür müsün , taşınır mısın , araştırır mısın orası sana kalmış..Ve lütfen ona kızmayın.. Bakın ne diyor Niall Ferguson :

    "Çirkinliklerimizi de güzelligimiz kadar açık ve net gösteriyor olmasi, AYNALARIN suçu degildir."



    Spoiler vermiyorum bildiğiniz üzere ama okuyacaklar şu saydığım ve imkansızlıktan ötürü sayamadığım pek çok isimle tanışacak ve bu isimlerin hiç bilmedikleri yanlarını ve hiç akıllarına dahi getirmeyecekleri isimlerle bağlarını görecekler .. KUTSAL (?!?!?!) ENGİZİSYON VE KİLİSE "MÜESSESİ" , Mussolini - Hitler - Stalin - Mao ( ölüm dörtlüsü ) , Gandhi ,Gustave Flaubert , TAÇSIZ KRAL PELE , Kartacalı HANNIBAL, Spartacus , Afrodit , Arabistanlı Lawrence , Muhammed Ali , Amazonlar , Salvador Allende , Louis Armstrong , Bakunin , Beethoven - Mozart - Wagner üçlüsü , Simon Bolivar , Saddam Hüseyin, Boccacio , Jorge Louis Borges , Charlie Chaplin , Tesla , Kristof Kolomb, İbn'i Sina , Joseph Conrad , El Harezmi, Coca Cola ve Fanta , Marquis de Sade, Kafka , Mark Twain , KKK , Thomas Jefferson (inanın çok ama çok ilginç isimler var ) ve daha saymakla bitiremeyeceğim niceleri..

    İncelememe burda son verirken buraya kadar okumuş olanlar için :

    RAMPALARINIZ OLSUN DÜMDÜZ
    GECELERİNİZ OLSUN GÜNDÜZ

    Bir başka İŞSİZ incelemede görüşmek üzre ..Esen ve İŞSİZ kalınız ...

    bu da bonusunuz : https://www.youtube.com/watch?v=gL5d_xvdlPo =)))