Kitabı okurken ben Macide oldum. Hissettiklerini hissetmekte hiç zorlanmadım. Yaşadığı şeyleri hayatımla mukayese ettim.
Ömer'in içinde bulunduğu durum etrafımdaki birçok insanın halini anımsattı. Belki bazen onda kendimi gördüm. Aslında çağımız insanının çoğu Ömer 'den bir parça taşıyor. Hepimiz genelde çok hızlı ve yükseklerde yaşıyoruz. Bununla birlikte ruhumuz da bir ip üzerinde dengede kalmaya çalışıyor, muvaffak olamadığı zamanlarda ruhun çöküşü kaçınılmaz oluyor. Ömer ve Macide'nin hayatlarını birleştiren şeyin ikisinde de ortak olan özlerine dair arayış olduğunu düşünüyorum.
Kitap beni o kadar içine çekti ki sinemada bir filmi izler gibi sahneler gözümün önündeydi. İstanbul'a merakımın arttığı günlerde İstanbul'un da bir karakter gibi cezbedici yanlarıyla kitapta yer alması çok hoşuma gitti.
Ve bu kitap bana şunu düşündürdü: İnsanın özüne inişi, benliğini tamiri ve belki gerçek kendini buluşu kalabalıklar içerisinde mümkün olacak bir şey değil. Tek başına çıkılması gereken bir yolculuk.