Tüketim toplumunda, geçmişin yüzyıllara dayanan büyük yazarları, sanatçıları ucuz-eğlendirici versiyonlarıyla sunulur. Düşündürmek için üretilmiş şeylere, eğlendirme işlevi yüklenir; üretim toplumunda kontrol edilen ihtiyaçlar, dürtülüp uyandırılır. Finkielkraut'a göre, "post-modern birey, özgürlüğün, televizyon kanalını değiştirebilmekten başka bir şey olduğunu ve kültürün denetlenmiş bir dürtü olduğunu unutmuştur".