İlay Sayar

İlay Sayar
@ilaysayar
Model
İstanbul
9 okur puanı
Aralık 2025 tarihinde katıldı
Sabahattin Ali okumayı iyi ki bu zamana kadar ertelemişim
1/10
Bu kadar kötü olmasını beklemiyordum. Biliyorum, bu yazdıklarım yüzünden beni eleştirecek çok kişi olacak ama artık dürüst olmam gerekiyor: Türk edebiyatının o dokunulmaz "başyapıtı" Kuyucaklı Yusuf, benim için koca bir hayal kırıklığından öteye gidemedi. Herkesin "yere göğe sığdıramadığı" bu hikayeyi okurken, o büyüye kapılmak bir yana, sayfalar ilerledikçe ruhumun çekildiğini, enerjimin sömürüldüğünü hissettim. Sorun kitabın edebi değeri değil, sorun benim bu hikayenin içinde nefes alamamamdı. Yusuf karakteriyle bağ kurmayı o kadar denedim ki... Ama itiraf etmeliyim; onun o meşhur sessizliği ve pasifliği bana "gizemli" gelmekten çok, beni çileden çıkaran bir acizlik gibi geldi. Okurken defalarca kitabı kapatıp "Neden bir şey yapmıyorsun?" diye içimden haykırdığım anlar oldu. Sevdiği kadının göz göre göre felakete sürüklenişini izlerken Yusuf’un sergilediği o kabulleniş, benim tahammül sınırlarımı zorladı. Bu durumu "toplumsal gerçekçilik" diye övenleri anlıyorum ama ben okurken hissettiğim o çaresizlik ve öfke duygusuyla baş edemedim. Olayların akışındaki o ağır kasvet, beni içine alıp hüzünlendirmek yerine sadece bunalttı ve sıktı. Bir klasiği sevmediğim için kendimi suçlu hissetmekten yoruldum. Bazen frekanslar tutmuyor, bazen o "kült" eser sizin ruhunuza dokunmuyor. Üzgünüm ama Kuyucaklı Yusuf, bitirdiğimde derin bir "oh be" çekip rafa kaldırdığım ve muhtemelen bir daha asla elime almayacağım bir yük olarak kalacak benim için.
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,4bin okunma
Hayat felsefemi zihnimde oturtan kitap oldu.
Puan vermedi·132 syf.··
2025 1. kitabı
Bu kitabı elime aldığımda sadece eski bir metin okuyacağımı sanıyordum, ama meğer kendimle, o güne kadar ertelediğim en derin yüzleşmemi yaşayacakmışım. Eskiden en ufak bir aksilikte dünyamın başına yıkıldığını hisseder, insanların ne düşündüğünü dert etmekten kendi sesimi duyamazdım. Marcus Aurelius bana, zihnimin içinde sığınabileceğim güvenli bir liman olduğunu hatırlattı. Sayfaları çevirdikçe, aslında beni üzen şeyin olaylar değil, olaylara yüklediğim o felaket senaryoları olduğunu fark ettim ve o an, omuzlarımdan koca bir yükün kalktığını hissettim. Bana kattığı en kıymetli şey, "kabullenmenin" getirdiği o muazzam hafiflik oldu. Kontrol edemediğim şeyler için üzülmeyi, öfkelenmeyi, kendimi hırpalamayı bıraktım; çünkü bu kitap bana enerjimi sadece kendi tutumuma harcamam gerektiğini öğretti. Artık zorluklarla karşılaştığımda "Neden ben?" diye sormuyorum, Aurelius’un o sakin sesi kulağımda yankılanıyor ve "Bu da hayatın bir parçası, şimdi buna nasıl onurlu bir tepki verebilirim?" diyorum. Zihnimdeki o bitmek bilmeyen gürültünün yerini, bu kitap sayesinde derin bir dinginliğe bıraktım. Şimdi "Kendime Düşünceler", kütüphanemde duran bir kitaptan çok daha fazlası; daraldığımda kaçtığım bir sığınak, pusulam şaştığında baktığım bir harita gibi. Sabahları güne başlarken veya geceleri zihnim susmadığında rastgele bir sayfa açıp okumak, bana kendi gücümü hatırlatıyor. Bir kitap insanın karakterini baştan aşağı değiştirir mi? Eğer doğru zamanda okursanız, evet değiştiriyormuş; ben bunun canlı kanıtıyım.
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,8bin okunma