"Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak. Unutma; aynı gökyüzü altında, bir direniştir yaşamak."
~Nâzım Hikmet

3. ÖYKÜMÜZ
SULTANIN KIZI
Evvel zaman içinde çok büyük bir ülkenin sultanı varmış. Sultanında çok güzel ama biraz havalı bir kızı. Kız bir gün nehir kıyısında gezerken küçük bir bahçede canhıraş bir şekilde çalışmakta olan orta yaşta birini görür. Adamın böyle çalışmasını hem yadırgamış hem beğenmiştir. Yanına gider kolay gelsin der. Adam teşekkür eder kıza azığından bir dilim ekmekle bir tas ayran ikram eder. Bu samimiyet ve paylaşım hissi kızı duygulandırır. Sohbete başlarlar.
Adam son derece zeki ve bilgilidir. Çokta tatlı bir anlatımı vardır. Kız normalde öğretmenlerinden her gün duymasına rağmen asla kaale almadığı sözleri ondan dinledikçe mutlu olur ve yeniden geleceğini söyleyerek oradan ayrılır. Aksam tanıştığı bu adamı sultan babasına anlatır. Babası çok kızar bir daha o adamla görüşmemesini tembihler. Fakat kızın bir gün önceki mutluluğun tadı damağında kalmıştır. Dayanamaz ve yanına kandırdığı hizmetçilerinden birini
ve koruma sağlayacak iki asker alarak adamı dinlemeye gider. Bir gün iki gün derken hem adam hem kız fark ederler ki aralarındaki ilişki sınırları aşmış birbirlerine aşık olmuşlardır. Adam biçarenin biridir. Evli dört çocuğu vardır. Geçim içinde o küçük bahçesinden başka hiç bir şeyi yoktur. Hatta urunun az olduğu yıllarda kazancı geçimine yetmediği için konu komşuya borçlanmakta bir turlu de borçlarından kurtulamamaktadır. üstelik kırk yaşında bir koylu Adamın 25 yaşındaki sultan kızına aşık olmasını akli kabul etmemektedir. Kız ise hem kendine hem adama zarar verebileceğini düşünmeden ziyaretlerine devam etmektedir. Adam düşünür taşınır doluya koyup aldıramaz boşa koyup dolduramaz. Kıza her şeyi anlatıp bir daha görüşmeyelim demeyi tasarlar. Amma gel gelelim kızı görünce hep bu fikrinden vazgeçer. Kıyamaz. Onun üzülmesine dayanamaz. Kız adamın yanında geçirdiği saklı gizli zamanlarda alması gereken dersi almıştır. Elindeki eğitim imkanlarını da kullanarak bilgelik yolunda ilk adımı atmıştır. Altı ay önceki prensesle şimdi ki prenses tamamen zıtlıklar içindedir. Bir turlu çaresizliği yenemeyen adam ise tüm duygularını kalbine hapseder ve kıza durumu anlatır. Artık görüşmek istemediğini söyler. Kız itiraz etmekle birlikte adamın haklı olduğunu bilmektedir. Kız düşünür taşınır bir çare arar. Adamın evindeki hayatını borçlarını ona yapılan asla hak etmediği
Haksiz ve anlayışsızlıkları durdurmanın yolunu arar. Açıktan yapabileceği hiç bir şey yoktur. Gizliden gizliye verebileceği paranın da onun derdine tam çare olmayacağını bilmektedir
Kızındaki gelişmeleri gören sultan çok mutludur. Kızının öğretmenlerine ödüller verir memnun eder. Bu duruma dayanamayan kızın her şeyi bilen hizmetkarı kelleyi koltuğa alıp sultanın huzuruna çıkar ve ödülleri asil hak eden kişiyi anlatır.
İşin Aslını öğrenen sultan hizmetçiyi dinledikten sonra onu saray hizmetinden def eder. Kızına büyük bir öfkesi vardır onu dinlemediği için. Adamın haberi olmadığını düşündüğünden ona kızgınlığı daha azdır bir kaç gün düşünür hem kızından uzak tutması hem ödüllendirmesi gerektiğine karar verir. Adami getirmelerini emreder. Adam yaka paça huzura getirilir. Gelmek istemedigi icin biraz hurpalanmistir. Sultan cok uzerinde durmaz. Onun bahçesini satın almak ister
çok beğendiğini satın almak ve oraya bir köşk yapmak istediğini söyler. Oldukca da iyi bir fiyat verir. Adam temkinli düşünmesi gerektiğini söyler. Bir kaç gün sonra haber gönderir. Bahçeme karşılık ailemin son ferdi ölene kadar onlara maaş ödemeyi kabul ederse satarım der. Teklifi kabul edilir. Adam kendini yollara vurur. Üç ay kadar sonra da yolculuk ettiği kervanın eşkıyalar tarafından basıldığı ve kimsenin sağ bırakılmadığı haberi gelir.
Bu haberle derinden sarsılan genç kızın zaten yaralı olan yüreğindeki yara yeniden kanamaya baslar. Her şeye küser bir köşeye çekilip ölümü beklemeye baslar. Sadece kitaplarda huzur bulur. Bir sabah açtığı kitabinin arasında çamurlu bir kağıt bulur. Nasıl geldiğine bir anlam veremez. Kağıttaki şiiri okuduktan sonra aylardır ilk defa gülümser. Ertesi sabah yıkanır süslenir. kokular sürer ve sarayın yanından geçmekte olan nehrin azgın sularına kendini bırakır.
Saraydaki herkes onu nehre düştü zanneder. Babası haberi aldığında çok üzülür. Ama kızının iyi bir yüzücü olduğunu bildiği içinde umudunu asla kaybetmez. Lakin günlerce suren aramalara rağmen ne ölüsünü ne dirisini bulamazlar. Geriye kalan tek şey o sabah okuduğu ve aynasının köşesine sıkıştırdığı çamurlu kağıtta ki bir dörtlüktür.
Çağırsa can, bir gün ölümüne cananı
Azgın ırmaklar gibi coşup gelir misin?
Gönül bahçesinde açmış hasret çiçeği
Kurumasın diye bir damla su verir misin?

iki yıl sonra saraya gelen bir bezirgan kızın kendisinin verdiğini söyleyerek padişaha kızının kolyesini getirir. Bir de torunu olduğunu söyler.

''İnsan birini sevmek felaketine uğradı mı, esir gibi bir şey oluyor.''
- Reşat Nuri Güntekin

SENSİZ BU DÜNYA
Bir gün kesilirse su veren sesin
Uğur bu derdini kime söylesin
Varsın hayat yolum o an kesilsin
Uğur bu dünyayı sensiz neylesin

Döneceğim diye hem Gidiyorsun
Ölenedek beni bekle diyorsun
Ömrümü hasrete kul ediyorsun 
Uğur bu dünyayı sensiz neylesin

Karadır geceler düşmüş peş peşe
Günlerce bitmiyor bende endişe
Ne huzur bulurum yoksan ne neşe
Uğur bu dünyayı sensiz neylesin

Sabahları doğmaz güneşim bile
Şiirlerle bu dert gelir mi dile
Beklemekse bende bitmez bu çile
Uğur bu dünyayı sensiz neylesin

Sel gibi akarak coş benden yana
Gelirken mutluluk doldur koynuna
Neyin varsa getir razıyım sana
Uğur bu dünyayı sensiz neylesin
2013 
Uğur UKUT

Sil Baştan
Çile çekilecekse gel birlikte çekelim
Tohum ekilecekse ikimiz de ekelim
Fidan dikilecekse beraberce dikelim
Birleştirip ömrümüz, sil baştan yaşayalım.

Sefa sürülecekse, sus, başbaşa sürelim
Gönül verilecekse gönlümüzü verelim
Hesap görülecekse ayrılığı görelim
Birleştirip ömrümüz, sil baştan yaşayalım.
26-02-2017
Uğur UKUT

Kahvehanem
Duydum ki yarimin yeri Kaf imiş
Dillerde söylenen kuru laf imiş
Aslını sorarsan nun u kaf imiş
Pâyine yüz süremedim ne çare
-Abdurrahim Reyhan-

Ateş karşısında bozulmayan altın
Altın karşısında bozulmayan kadın
Kadın karşısında bozulmayan erkek
Kalitelidir..

Bazıları kaderinden kaçarken, kaderine doğru koşarmış
Bir Çin atasözü :)