Geçen haftanın en beğenilenleri 15 Mayıs 2017-21 Mayıs 2017

1.

"Ve siz kitap okumayanlar; asla yeni bir kitap almanın sevincini yaşayamayacaksınız, üzülün."

2.

KİTAP OKUMAYI SEVENLERİN SAHİP OLDUĞU 7 ÖZELLİK
1. Kitap kokusuna karşı hassastırlar.
2. Alışveriş yaptıkları internet sitelerinde indirim görünce sevinçten deliye dönerler.
3. Kitap kafeler vazgeçilmez mekanlarıdır.
4. Aradıkları aşka bir kütüphanede ya da bir kitapçıda rastlayacaklarını düşünürler.
5. Kitapları üzerinde gördükleri herhangi bir hasar onları kahreder.
6. Yağmurlu ve hafif kapalı hava vazgeçilmezleridir.
7. Kitap okumak için zaman yaratmada üstlerine yoktur.

3.

Çocukken anneme: "Ağaca çıkıcam yardım eder misin?" dedim. "Başkasının çıkaracağı yerden inemezsin, düşersin" dedi. O sözünü hiç unutmadım, ne kadar doğru olduğunu büyüdüğümde anladım.

6.

Balkon
Gıcır gıcır sigara paketi… Kibrit hala aynı, kav. Yaktım sigaramı. İçmeyeli on yıl olmuş. Ulan adam on yıl nasıl içmez bu mereti. Dumanındaki renge bak. Grinin maviye çalan tonlarında hayatımın bunca sıkıntısı saklı sanki. Havada süzülüşü geçmişimi resmediyor. Kaç paket içtim acaba şimdiye kadar, kaç şişe devirdim. Ayaklarım ıslak balkon fayansına basıyor ama üşümüyorum. Seviyorum soğuğu. Sokak lambasının ışığında netleşen yağmur damlalarını seyrediyorum. Şimdiye kadar hiç fark etmemişim bu güzelim manzarayı. Halbuki dört yıldır bu evdeyim. Bir kere çıkmaz mı insan balkona, çıkmadım. Tek başıma yazdım da yazdım. Neyi, niye yazdım hatırlamıyorum. Okuduğum binlerce kitaptan hangisi aklımda şu an, hangi yazarı, hangi cümleyi hatırlayabiliyorum? Yok ulan yok, sanki hiç yaşamadım. Hiç okumadım onca kitabı, tatmadım onca edebi zevki, yazmadım onca şeyi. İnsana ne iyi geliyor ki şu yaşamda. Kaç kadın eskittim... Evlendim, boşandım, evlendim, boşandım. Tek gecelik kadınlar, üç beş aylık kadınlar, ömürlük kadınlar…Hangisi mutlu etti ki beni? Hiçbiri. Bunca zaman ben niye uğraştım ki? Ayaklarımdaki ıslaklığın verdiği huzuru hiçbir yerde bulamamışım meğer. Şu meretin dumanında gizlenen esrarı hiçbir şeyde bulamamışım. Ne güzel düşüyor damlalar gökyüzünden aşağıya. Kırk beş yaşımda yeni fark ettim genç olmadığımı. İnsan kırkına gelene kadar kendini genç sanıyormuş, anladım. Leblebi tozları, horoz şekerleri, seyyar salıncaklar… Ne zaman geçti bunca yıl? Dur ulan rakı alıp geleceğim.

İnce belli bardak bulamadım evde. Olsun rakı her türlü güzeldir. Ne biçim yaktı boğazımı. Bu mereti içmeyeli kaç yıl oldu hatırlamıyorum. Ne düşünmüştüm ki, sigarayı ve rakıyı bırakırken. Sağlıklı yaşamayı mı? Sağlıklı yaşayınca insan yıpranmayacak mı sanmıştım acaba? İnsanı yıpratan şey başka ulan, şimdi anladım. Bu meretler de olmasa çekilmezmiş dünya, anladım. Bir sigara daha yaktım az önce, sanki her bir sigarada daha da renkleniyor duman, çekiyor içine beni, hapsediyor. Bunca yıllık hasretimi sunuyor altın tepside. Al diyor, bak bu sensin, çek içine ve bütünleş.

Arkada Bach çalıyor. Ulan Bach dinleyen insan mı kaldı artık. Hangi kadın Bach dinleyen adamı sever ki… Belki de seçimlerimden dolayı kaybettim her şeyimi. Gerçi neyim oldu ki şimdiye kadar? Her gittiğim şehirde amirimle kavga ettim. Ezdirmedim kendimi ama memurluk da bir yerde kölelik değil midir? Memursan çekeceksin amirinin dırdırını, öyle her şeye diklenmeyeceksin. Yapamadım işte, ne yapayım. Yazdım. Günlerce, aylarca, yıllarca yazdım. Aklıma ne geldiyse yazdım. Proust'u yazdım, Kafka’yı yazdım, Dostoyevski’yi yazdım. Geçmişimi, geleceğimi, gördüğümü, düşlerimi, hislerimi, kızgınlıklarımı, haksızlıkları, ilişkilerimi... Noldu peki, hiçbir şey. Yazan erkeği de sevmiyormuş kadınlar. Ulan yazan insan hiç kötü olur mu? Neymiş çok ciddi bir insanmışım. Ne yapsaydım, ota boka gülse miydim? Gülemedim ulan, anlayın işte. Onca sıkıntıda nasıl gülecektim? Allahtan çocuğum olmadı. Çocuk demek büyük sorumluluk, bir de o olsaydı ne yapardım? Çocuk yapmadan önce kendini bilmeli insan.

Sustum çoğu zaman. Konuşsana diyenlere de sustum. Ne var ki konuşacak dedim. Bilemedim, konuşan bir canlıymış insan. Derdini anlatmak için konuşmak gerekliymiş. Ama ben yazdım. Kimse okumadı. Benim suçum mu şimdi bu? Okusalardı ulan, anlasalardı beni biraz. Yazdıklarımı okuyan kadın aradım hep. Biri az biraz okudu ama anlamadı beni. Sen dedi, çok güzel yazıyorsun ama ne yazdığın pek anlaşılmıyor. Bunu derken suratındaki ifade yüzünden bıraktım onu. Bir kadının suratı size her şeyi anlatır. Ağzından çıkanla suratındaki ifade tamamen farklıdır kadının, asıl önemli olan suratındaki ifadedir. Erkek dediğin de saftır, çoğu zaman anlamaz bunu. Ben de anlamadım çoğu zaman ama yazdıkça anlamaya başladım. Belki de öyle sandım. Belki de onca kadını terk edişim kendi kuruntumdu. Ne yapsaydım, bir tek kadınla bir ömür mü geçirseydim. Ulan bir erkek bir kadınla bir ömür geçirir mi hiç? Aslında kadınını bulursa geçirir.

Kırk beş yıl ulan, kırk beş… Daha önce de demişimdir, bir insan en fazla elli yaşına kadar yaşamalı, ondan sonrası eziyet. Kaldı mı bana beş yıl. O zamana kadar ölmezsem kesin öldüreceğim kendimi. Gerçi sıkıntı olacağım kimse de yok etrafımda ama olsun, erkek adam tükürdüğünü yalamaz, madem yedik bir bok tutacağız sözümüzü. Yok ulan yok. Ne erkekliği. Tüküreyim erkekliğe. Beni büyüten kadınlar oldu. Her kadından yeni bir şey öğrendim. Kadınlar erkeği büyütür, biliyorum.

Al işte rakı da bitti. Kim gidecek mutfağa şimdi. Ayaklarımın altındaki ıslaklığı bırakıp da gitmek istemiyorum hiçbir yere. Ama sigara yakınımda, yakıyorum bir tane daha. Dumanı sarıyor etrafımı, boğulur gibi oluyorum. Işıklar da azalmaya başladı. Dışarıda hala yağmur yağıyor mu acaba? Ulan bu ne karanlıktır. İnsanın en son göreceği rengi ben şimdiden görüyorum. Yaşlanmaya başladım sanırım. Rakı alacağım ama.

8.

Dünyanın bütün kötülükleɾine baş kaldır. Bazen senin iyiliğin başkasının kötülüğüne de olabilir. Kendi iyiliğine de baş kaldır.

Yaşar Kemal

9.

"Kalbimi kıran sensin ama o kalbi tekrar toparlayacak olan da sensin. Ne acı."

10.

"Akvaryuma iki balık koyarsanız onlar zaten birbirlerine aşık olur, önemli olan okyanusta karşılaşabilmek."