Sevginin ve ilgi görme ihtiyacının, günlük hayatın o gri ve yorucu temposu içerisinde birer zorunluluğa ya da alışkanlığa dönüşmesi, içteki yaşama sevincini yavaş yavaş tüketir. Kalbinin ritminin yeniden değişmesini özleyen insanlar, aslında yeni bir hikayenin değil, kendi içlerinde kaybettikleri o canlılığın ve heyecanın peşindedirler. Ne var ki hayat şartları, bu en masum ve insani özlemi bile bir moralsizlik sebebi yapacak kadar ağırdır.