• Biyoloji sahasında ilim, insanın insan olmayıp hayvan olduğu;
    hayatın da sonuçta mekanik, yani cansız olduğu hükmüne varmış
    bulunmaktadır. Ahlâk biliminde de buna benzer ters bir gidiş vardır.
    Akıl, ahlâkın, sadece ince, “aydınlanmış” bir egoizm şekli olduğuna
    karar vermiştir. Başka bir deyişle ahlâk, ahlâkın inkârıdır. Psikanaliz
    yaratıcılık ile hastalık arasında eşitlik işareti koymuştur, vs. vs... Böylece, İnsanî (tabiatdışı) sahada ilmin faaliyeti bir sürü inkârla neticelenmiştir. Evvelâ zihin Allah’ı inkâr ettikten sonra, aşağıya doğru bir
    derecelendirme sistemine uygun olarak insanı ve ondan sonra ha-
    yatı da reddetmiş ve nihayet herşeyin mekanizm, oyun ve moleküler
    güçlerin karşılıklı harekederi olduğu neticesine varmış... Zihin dünyada kendinden (yani mekanizm ve sebenetice münasebetinden)
    başka hiçbir şey keşfedememiştir.
  • Her insanın yaradılışından gelen ve gerçekleştirmek zorunda olduğu şeylerle ilgili olarak başka bir insan ya da insanlarla birlikte hareket etmek vardır: Her insanın durumu budur. Demek ki mükemmelliğe bir nebze olsun erişebilmek için, her insan diğer insanlar arasında yaşamaya ve onlarla ilişki kurmaya mecburdur. İnsan denen bu hayvanda doğuştan gelen bir sığınak arama ve türdeşleriyle bir arada yaşama özelliği vardır; bu yüzden de ona "toplumsal hayvan ve siyasal hayvan" denir. İşte burada, bu akılsal ilkeleri ve insanın, mükemmelliğe ulaşma çabasında kullandığı fiil ve melekeleri araştıracak başka bir ilim ve başka bir araştırma yöntemi, bundan da insan ilmi ve siyaset ilmi doğar.
    Farabi
    Sayfa 13 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 3. Basım - 2018 - Çeviri: Ahmet Arslan
  • YABANCI: Evet, eğer insan evcil bir hayvansa öyle. Şimdi şu tezlerden birini seç: ya evcil hayvan diye birşey bulunmadığını, ya da bulunduğunu, ama insanın dışında bulunduğunu ve de insanın yabani olduğunu kabul et; yahut da, insanın evcil olduğunu, ama insan avı diye bir şeyin bulunmadığını söyle..

    Sofist (para için ilim satan, dalkavuk, insan avı..)
  • - Kolay mıdır bir anda her şeyden vazgeçip gitmek, yoksa her şeye rağmen gitmekten vazgeçip sevmek mi gerek.

    - Tam önüne bakan başını vurur. Tam havaya bakan ayağını.

    - Bütün mutlu aileler birbirlerine benzerler, her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.

    - Kıskançlık, insanı alçaltan ve küçülten bir duygudur.

    - Mutluluğu ihtiraslarda değil kendi yüreğinizde arayın. Mutluluğun kaynağı dışımızda değil içimizdedir.

    - İçim nefretle dolu, öcümü alacağım.

    - Kadınları sevmek bir kadına haksızlık etmek demektir. Bir kadını sevmek kadınlara haksızlık etmek demektir.

    - İnsanlara en adil şekilde dağıtılan nimet akıldır. Çünkü kimse aklından şikayetçi değildir.

    - Bir insan treni kaçırırsa başka bir tren gelir onu alır. Bir ulus treni kaçırırsa başka bir ulus gelir onu alır.

    - Mutluluğu ve gerçeği arayın, gerisi size verilecektir ! “Oysa insanoğlu sadece gerisini arıyor; Dolayısıyla bulamıyor.

    - Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek.

    - Ufak bir hatanın cezasını kıyamete kadar çekeceksin.

    - Umduğumuz gibi olsaydı hayat, Sandığımız gibi yaşardık. Bulduklarımızla yetinseydik, Kaybettiklerimize ağlamazdık.

    - Nasıl kafa sayısı kadar düşünce varsa, kalp sayısı kadar da sevgi çeşidi vardır.

    - Açlık insanı öldüren, partileri yaşatan bir olaydır.

    - Çok sevdiğin ama geri döndüremeyeceğin kişilerin en kötü yanı; Onları her hatırladığında, seni tekrar tekrar terk etmeleridir !

    - Başkaları için kendinizi unutun o zaman sizi de hatırlayacaklardır.

    - Birine çamur atmadan önce düşün ve sakın unutma; İlk önce senin ellerin kirlenecek..

    - Giden dönmeyecekse; kalanların değerini bileceksin. Ölenle ölünmüyorsa eğer; kalanlarla yaşamaya devam edecesin.

    - Her zaman kalbimizden gelen ve doğru bulduğumuz sese uymalıyız, çünkü o ses hiçbir zaman yalan söylemez…Bu söz Savaş ve Barış için söylenen bir sözdür.

    - Uçmak bilmeyenler, yükselenleri küçülür görür.

    - Kadın, erkeği kılıçsız zapteder ve ipsiz bağlar.

    - İnsanlar nasıl konuşulması gerektiğinin dersini alırlar ama en büyük ilim; nasıl ve ne zaman susulması gerektiğini bilmektir.

    - Şu hayvan o kadar vahşî ki. Onun üstesinden ancak insan gelebilir.

    - Bir kez geçer, bir insan bir karşı’ya, Ondan sonra artık her şey karşı’dır.

    - Çok sevdiğin ama geri döndüremeyeceğin kişilerin en kötü yanı; Onları her hatırladığında, seni tekrar tekrar terk etmeleridir !

    - İnsanlar nasıl konuşulması gerektiğinin dersini alırlar; ama en büyük ilim, nasıl ve ne zaman susulması gerektiğini bilmektir.

    - Beni öyle bir yalana inandır ki ömrümce sürsün doğruluğu.

    - Ne zaman imkansızı seversen, işte o zaman gerçek seversin.

    - Cehalet hep aynı şeyi söyler ; Bilmediği bir şey varsa, onun saçma olduğunu söyler.
    Tolstoy
  • Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? -
    ( Zümer 9.ayet)

    Olmaz ya... Tabii... Biri insan, biri hayvan!
    Öyleyse cehalet denilen yüz karasından
    Kurtulmaya azmetmeli baştanbaşa millet.
    Kâfi değil mi, yoksa bu son ders-i felaket
    Son ders-i felaket neye mal oldu? Düşünsen:
    Beynin eriyip yaş gibi damlardı gözünden!
    'Son ders-i felaket' ne demektir? Şu demektir:
    Gelmezse eğer kendine millet, gidecektir!
    Zira, yeni bir sadmeye (çarpmaya) artık dayanılmaz;
    Zira, bu sefer uyku ölümdür; uyanılmaz!

    Coşkun, koca bir sel gibi, daim beşeriyyet,
    Müstakbele koşmakta verip seyrine şiddet
    Dağlar, uçurumlar, ona yol vermemek ister...
    Lakin o, ne yüksek ne de alçak demez örter!
    Akvam (kavimler, milletler) o büyük nehre katılmış birer ırmak...
    Elbet katılır... Hangisi ister geri kalmak?
    Bizler ki bu müthiş, bu muazzam cereyanla
    Uğraşmaktayız... Bak, ne kadar çılgınız anla!
    Uğraş bakalım, yoksa işin, hey şaşkın!
    Kurşun gibi sur'atli, denizler gibi taşkın
    Bir çağlayanın menba-i dehhaşına (dehşetli kaynağına) doğru
    Tırmanmaya benzer, yüzerek, başka değil bu!
    Ey katre-i avare (zavallı damla) , bu cuşun, bu huruşun
    Ahengine uymazsan, emin ol, boğulursun!

    Yıllarca, asırlarca süren uykudan artık,
    Silkin de muhitindeki zulmetleri yak, yık!
    Bir baksana: gökler uyanık, yer uyanıktır;
    Dünya uyanıkken uyumak, maskaralıktır! Eyvah! Bu zilletlere sensin yine illet...
    Ey derd-i cehalet, sana düşmekte bu millet,
    Bir hale getirdin ki, ne din kaldı, ne namus!
    Ey sine-i islam'a çöken kapkara kâbus,
    Ey hasm-ı hakiki (derçek) , seni öldürmeli evvel:
    Sensin bize düşmanları üstün çıkartan el!

    Ey millet uyan! Cehline kurban gidiyorsun!
    İslam'ı da batsın, diye tutmuş ye diyorsun!

    Allah’tan utan! bari bırak dini elinden...
    Gir leş gibi topraklara kendin, gireceksen! Lakin, ne demek bizleri Allah ile iskat (susturmak) ?
    Allah’tan utanmak da olur, ilim ile... Heyhat! 18 Cemaziyelevvel 1331
    11 Nisan 1329
    1913