• Senatör Richard Neuberger kanserden ölmeden kısa bir süre önce şu değişiklikleri ifade etmişti:

    “Dönüşü olmayacağını düşündüğüm değişiklikler oldu bende. Saygınlık, politik başarı, mali durum gibi konular birdenbire önemsiz hale geldi. Kanser olduğumu fark ettiğim o ilk saatler içinde Meclis'deki yerimi, banka hesabımı ya da özgür dünyanın kaderini hiç düşünmedim.... Karım ve ben hastalığımın teşhis edilmesinden bu yana hiç kavga etmedik. Eskiden onu diş macununu alttan sıkmak yerine üstten sıktığı, benim titiz iştahıma uygun şekilde ikramda bulunmadığı, konuk listesini bana danışmadan hazırladığı, kıyafetlere çok fazla para harcadığı için azarlardım. Şu anda ya bu konuların farkında değilim ya da ilgisiz görünüyorlar....

    Bunların yerini bir zamanlar öylesine kabul ettiğim şeylerin yeniden takdir edilmesi aldı - bir arkadaşla öğle yemeği yemek, Muffet'in kulaklarını kaşıyıp mırıltılarını dinlemek, karımın arkadaşlığı, başucu lambamın ışığı altında bir kitap ya da dergi okumak, bir bardak portakal suyu ya da bir dilim kek için buzdolabını talan etmek. Sanırım ilk defa gerçekten hayatın tadını çıkarıyorum. Sonunda ölümsüz olmadığımı fark ettim. Sahte gurur, yapay değerler ve hoşlanılan tepeden bakışlarla -en sağlıklı olduğum zamanlarda bile- kendim uğruna berbat ettiğim bütün o olayları hatırladığımda ürperiyorum.”
  • ORHAN BEY
    Osmanbeyin oğlu orhanbeydir babası ölümünün üzere 1326 da tahta oturdu.Babasının yarım biraktıgı Bursa’yı bizans tekfurundan 10yıllık savaş sonucunda almıştır.Bursa alındıktan sonra Başkent oldu .Böylece bizans imparatorluğun marmara bölgesinin belli kırılmış oldu. Orhan iznik’i kuşatmış ve Kocaeli yarim adasının önemli yerlerini almıştır. İznik ve İzmit Maltepe osmanlılar’a geçti. ve bu süreçte Karadeniz’e doğru sınırlarını genişletti.Kuşatma altında ki iznik kurtarmak için III Androkinos osmanlılar’ a savaş ilan etti (maltepe savaşı (1329)Bizans yenilgiye uğradı Bizans’ın anadolu ile bağlantısı tamamen kesildi.İznik (1337de alındı.(1345 )de Karesibeyliğinin üstüne yürüdü bu sırada karesioğulları taht kavgası yüzünden orhanbeyde bu kargaşadan yararlanıp karesibeyliğini feth etti Çanakkale’ Boğaz’ının kontrolünü aldı.Karesiogulları deniz donanmasını osmanlı devletinin adı altına geçti.Bu sırada balkanlar’da isyan sonucu bizans tekfuru kantakuzen orhanbeyden yardım istedi ve bünün sonucunda (çimpre kalesi) orhanbeye verildi.Osmanlı devleti Rum tarafına hamle yaparak önce malkara tekirdağ ve çorlu lüleburgaz’ı aldı ve Bursa ya Osmanlı Devleti kuruldu.Bizansın Avrupa Devletinin bağlantıları kesildi. Divan teşkilatı ve vakıflar kurdu ayrıca ilk vezirlik ve kadı düzenli asker yaya asker oluşturdu .ilk medrese iznik’te kurulup Cuma günü Gümüş akçe Bastırdı.İlk meclis Orhanbey zamanında kuruldu
  • Osmanlı Mebusan Meclisi’nin Misak-ı Millî kararlarını kabul etmesi üzerine İtilaf Devletleri hem İstanbul’u işgal etmiş hem de Osmanlı meclisini dağıtarak, mebusların bir kısmını tutuklayıp, sürgüne yollamıştı. Bunun üzerine Ankara’da yeni bir, Millî Meclis toplanması kararı alınmıştı.

    23 Nisan’da Ankara’da toplanan meclisin çok önemli özellikleri vardır. Bir defa kurucu bir meclisti. Hukukunu kullanamayan bir payitaht adına Anadolu içlerinde bir kurucu payitaht olmuş, yetki üstlenmiş ve “Türkiye” adını da ilk defa kullanmıştır. İstanbul’da dağıtılan meclisin kalan üyeleri yeni meclisin de üyesi olmuşlardı.

    23 Nisan 1920 önemli bir tarihtir, zira, bu tarihte milletimizin adı, devletin adı olarak konmuştur. Bu isim “Birleşik Devletler” tarzında bir isim değildir, bilakis, tarih boyunca var olan bir kavmin adının bir devlete verilmesidir.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti bir şeyi daha bilinçli olarak ifade ediyordu;
    bu, “konvansiyonel” dediğimiz meclis hükümeti sistemidir. Bir ölçüde ihtilâlci bir hükümettir; Fransız Konvansiyon Meclisi gibi, o dönemde komşusu olan Sovyet idaresi gibi meclise dayanan bir idare sistemidir.

    Fakat tarihteki diğer meclis hükümeti sistemlerinden bir farkı bulunur:
    Burada, TBMM’de aktif ve canlı bir muhalefet vardır.

    Müdafaa-i Hukuk grubundan gelen ve Mustafa Kemal Paşa’nın etrafında ona itirazsız bağlı olan üyelerin dışında muhalifler de vardır. Bu muhalefet içinde bazıları padişahçı, şeriatçı, bazıları solcu, bazıları ise İttihatçıdır.

    İttihatçıların hepsi de Anadolu hükümetine ve Mustafa Kemal Paşa’ya itaati boynunun borcu bilen takımdan değildir.

    Bu ikinci takım çok kısa bir zamanda da muhalif taraflarını ortaya koymuşlardır. Kurtuluş Savaşı bu muhalefete rağmen yürütülmüştür ve burada hakikaten ince bir politika izlendiği görülmektedir.

    Şu da çok önemlidir; Lozan’dan sonra Cumhuriyet ilan edilmiştir, ancak, o sıra, “Meclis hükümeti” dönemidir.
    Türkiye, 23 Nisan 1920’ye Temmuz 1923 arasında, “Meclis hükümeti” olarak devam etmiştir, zira, daha cumhuriyet ilan edilmemiştir.
    Bu bir bağımsızlık savaşı ve işgalcilere karşı bir direnişti. Bizim zaferimizdi. Üç senelik “Meclis hükümeti” dönemi zaferin yapıtaşıdır.
  • Gelelim 23 Nisan'ın nasıl olup da milli egemenliğin kutlanması yanında, çocuklar için de bir bayram halini aldığına. Bu pek bayram havası içinde mi oldu, bilinemez. Harbin sonunda bir sürü çocuk yetim kalmıştı, hatta aralarında ailesiz kalanlar vardı. Durumlarını iyileştirebilmek için pek fazla imkan da yoktu. İnkılab rejimleri gelecek nesle önem verir. Aslında 19. ve 20. yüzyıl dönemecindeki tüm şark dünyası böyledir. İnkılabçılar çocuklarla ve kadınlarla çok alakadar olur. Bu yüzden Milli Egemenlik Bayramı'nı, Meclis çocuklara bağladı. Dünya tarihi ve kültürü içinde enteresan bir unsurdur, bize özgüdür ve yer etmiştir. Mustafa Kemal Paşa, TBMM' nin açılışından bir yıl sonra 23 Nisan 1921'de bu günün bayram olarak kutlanmasına karar verdi. 23 Nisan 1927'de ilk kez “Çocuk Bayramı” olarak da kutlanmaya başladı.
  • ”Harbin sonunda bir sürü çocuk yetim kalmıştı, hatta aralarında ailesiz kalanlar da vardı. Durumlarını iyileştirebilmek için pek fazla imkan da yoktu. İnkılab rejimleri gelecek nesle önem verir. Aslında 19. ve 20. yüzyıl dönemecindeki tüm Şark dünyası böyledir. İnkılabçılar çocuklarla ve kadınlarla çok alakadar olur.Bu yüzden Milli Egemenlik Bayramı’nı, Meclis çocuklara bağladı.Dünya tarihi ve kültürü içinde enteresan bir unsurdur, bize özgüdür ve yer etmiştir. Mustafa Kemal Paşa, TBMM’nin açılışından bir yıl sonra 23 Nisan 1921’de bugünün bayram olarak kutlanmasına karar verdi. 23 Nisan 1927’de ilk kez “Çocuk Bayramı” olarak da kutlanmaya başladı.”
  • Gelelim 23 Nisan'ın nasıl olup da millî egemenliğin kutlanması yanında, çocuklar için de bir bayram hali aldığına. Bu pek bayram havası içinde mi oldu, bilinmez. Harbin sonunda bir sürü çocuk yetim kalmıştı, hatta aralarında ailesiz kalanlar da vardı. Durumlarını iyileştirebilmek için pek fazla imkan da yoktu. İnkılab rejimleri gelecek nesle önem verir. Aslında 19. ve 20. yüzyıl dönemecindeki tüm Şark dünyası böyledir. İnkılabçılar çocuklarla ve kadınlarla çok alakadar olur. Bu yüzden Milli Egemenlik Bayramı’nı, Meclis çocuklara bağladı. Dünya tarihi ve kültürü içinde enteresan bir unsurdur, bize özgüdür ve yer etmiştir. Mustafa Kemal Paşa, TBMM’nin açılışından bir yıl sonra 23 Nisan 1921’de bugünün bayram olarak kutlanmasına karar verdi. 23 Nisan 1927’de ilk kez ''Çocuk Bayramı'' olarak da kutlanmaya başladı.