Lise sondaydım..
Felsefe hocası derse girdi, "arkadaşlar bana pisliğin tarifini yapar mısınız?"
dedi. Birer birer cevap verdik ama hoca hiçbirimizin cevabını doğru kabul etmedi.
"O zaman siz yapın tarifini hocam." dedik..
Hoca ayağa kalktı ve;
"Pislik bulunmaması gereken yerde bulunan şey veya kişidir." Diye bir tarif yaptı...
"Nasıl yani?" dedik
"Çok kolay arkadaşlar."dedi..
"Örneğin annenizin saçını öper ve koklarsınız. Ama o saçın bir tek telini dahi yemek tabağınızda görseniz iğrenirsiniz ve o saç pislik olur."
Yine tabağınızdaki yemeğinizi yağına ekmek banarak yersiniz ama o yağın bir damlası bile elbisenizin üzerine damlarsa o yağ artık pis olur."
"Ve bir kimse bulunmaması gereken bir makamda bulunuyorsa eğer, unutmayın ki o da bir pisliktir."
#Alıntı
"...
Aramızda kalacağına söz verirseniz sizinle bir gerçeği paylaşmak istiyorum: Okullar, kontrol edilebilir insanların yetiştirilmesi için oluşturulmuş kurumlardır. Kendilerine biçilen rollere uygun insan yetiştirirler. Çocuklar için oyalama taktiğinin bilimsel temele dayandırıldığı yerlerdir. Özellikle az gelişmiş ülkelerde okulların birinci işlevi çalışan anne babaların çocuklarına bakıcılık yapmaktır. Giriş çıkış saatleri ona göre ayarlanır, yeter ki fabrikalardaki üretime ayak bağı olmasınlar; sokakta uyuşturucuya, alkole bulaşmasınlar.
Bu yüzden çoğu yazar ve düşünür okullara şüpheyle bakar.
Eğitim; iktidarın, piyasayı yönlendirenlerin kontrolünde olduğu müddetçe bu şüphe hep var olacaktır. Örneğin Mark Twain “Ben zeki doğmuştum, beni eğitim mahvetti.” Der. Russel de aynı görüştedir: “İnsanlar bilgisiz doğar, aptal değil; sadece eğitilerek aptal olurlar.” İsmet Özel “Çok kaliteli okullarda çok kaliteli uşakların yetişeceğinden” bahseder. Nuri Pakdil “Okuduğum tüm okullarda önüme konan gerçek değil düzmece bir dünyaydı. Hayal gücümü harekete geçirmesem yıkılmıştım.” Diye söyler. ..."