İlk defa Nejat İşler’in bir kitabını okudum. Açıkçası çok büyük bir beklentiyle başlamamıştım ama kitap, beklentimin çok üzerinde çıktı ve severek okuduğum bir eser oldu.
Kitap, Nejat, ölümünden önce son bir yolculuğa çıkan Barış Abi ve kızı Güler’in Asos’tan başlayıp Fethiye’ye uzanan yolculuğunu anlatıyor. Nejat İşler, kitapla ilgili bir konuşmasında Barış karakterini; arka arkaya kaybettiği birkaç arkadaşından esinlenerek yazdığını, Güler’in ise tamamen kurgusal bir karakter olduğunu söylüyor.
Kitabın dili oldukça sade ve samimi. Okurken sanki ben de onlarla yolculuktaymışım; onlarla içiyor, onlarla yatıyor, aynı yollardan geçiyor gibi hissettim. 2000’li yılların hemen başındaki Türkiye’yi genç Nejat İşler’in gözünden görmek ise ayrı bir keyifti. Kitap boyunca altı çizilesi, insanın içinde kalan pek çok güzel alıntı da vardı. Oldukça fazla duyguyu aynı anda içinde barındıran kitabı oldukça beğendim.
Normalde piyasaya aniden giren ve kimseni elinden düşüremediği popüler kitaplara mesafeli yaklaşırdım ama Sarı Yüz bir şekilde kendini aldırmayı başardı. Ve normalde bu tür kitaplara “Ne sıkıcı kitap bunları kim niye bu kadar hevesle okuyor” derdim ama Sarı Yüz konusuyla kendini bitirtmeyi başardı. Kitapta, yayın dünyasının yıldızı başarılı Athena’nın bir o kadar başarısız arkadaşı June’un yanında hayatını kaybetmesiyle başlıyor. June, Athena’nın yazılarını çalarak yayımlıyor ve kısa sürede parlayan bir yıldız hâline geliyor. Ancak yükselişi kadar hızlı düşüşü de kaçınılmaz oluyor. Bütün bu süreçte June’un kendini okurlara haklı çıkarma çabası, iç çatışmaları ve yayın dünyasının çivisi çıkmış hâline yapılan eleştiriler kitabı sürükleyici kılıyor. Okurken “acaba sırada ne olacak?” heyecanı hiç azalmıyor. Fakat kitabın dili ortaokul öğrencisi denebilecek kadar basit seviyede. Her seferinde olduğu gibi abartıldığı kadar olmayan bir kitap, ama yine de okunabilir olduğunu düşünüyorum.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,1bin okunma