Orhan Kemal bu romanda sistemi yıkmıyor; sistemi ters çeviriyor. Kadınların sokakta hüküm sürdüğü, erkeklerin ev içine hapsedildiği bir düzende dolaşıyoruz. İlk bakışta mizah, ikinci bakışta sert bir toplumsal eleştiri var.
Roman boyunca şunu fark ediyorsun: Güç kimdeyse dil de onun. Roller değişince davranış kalıpları da değişiyor ama zihniyet aynı kalıyor. Yani mesele kadın ya da erkek değil; mesele tahakküm.
Metin akıcı, diyaloglar canlı. Mahalle atmosferi yine güçlü. Fakat bu kez gülümserken rahatsız oluyorsun. Çünkü tersine kurulmuş dünya, aslında yaşadığımız dünyanın karikatürü.
Kısa, tempolu ve provokatif. Orhan Kemal burada klasik gerçekçiliğini mizahla harmanlayarak net bir mesaj veriyor: Toplumsal roller doğal değil, inşa edilmiş. Ve inşa edilen her şey sorgulanabilir.
Benim için eğlenceli olduğu kadar düşündürücü bir metindi. Mizahının arkasında ciddi bir sistem eleştirisi var