İnsan, kendi türünün maddi tabiat türünden olmadığını hissettiği, buralı olmadığını anladığı; onun fıtri yapısının türünün diğer hayvanlardan farklı olduğunu fark ettiği; tabiatta bulunmayan ideallerin onu kendi tarafına çektiğini gördüğü zaman yalnızlığa erer.
İnsan, bilinçli bir varlıktır. Şu anlamda ki bütün doğada yalnız insan, bilinç ve öz benliğe erişen bir varlıktır. Bilincin veya kendini bilmenin tanımı şudur:
Kendi nitelik ve yaratılışını, evrenin yapısının nitelik ve yaratılışını, kendisinin evren ile ilişkisinin nitelik ve tabiatını algılama.
Beşer bu üç temel ve ilkeyle ilgili bilgi sahibi olduğu ölçüde insan olabilir.
...Bu beşer mütemadiyen hem doğaldır hem de sabittir, değişmez. Onun yeryüzünde elli bin yıl önce ortaya çıkan maymun tanımı, bugüne kadar değişmemiştir, silahları değişmiş, elbisesi, kıyafeti değişmiş, yiyeceği değişmiş; fakat türü ve özellikleri olmuş ve olduğu gibi kalmıştır. İlkel, vahşi ve bedevi bir kavme hükmeden Cengiz'in veya geçmişte oldukça medeni toplumları yöneten büyük imparatorların, bugünkü medeniyeti çekip çeviren büyük iktisat düzenlerine, büyük ve güçlü rejimlere hükümet eden kimselerden hiçbir farkı yoktur. Onun günümüz beşerine hükmedenlerden farkı şudur: Onun, yani öncekinin donanımı, bugünkü düzenle eğitim görmemiştir; bundan dolayı açıkça, ben öldürmeye geldim diyor. Ama bugünün medenisi geliyor, öldürüyor ve "Ben barış yapmaya geldim." diyor. Bugünkünün konuşma, yalan söyleme ve meşrulaştırma tarzı gelişmiştir; yoksa insanın bozgunculuk, nifak, adam öldürme, başkalarını öldürüp yağmalamadan duyduğu zevk, geçmişte olduğu gibidir, belki de daha şiddetli hale gelmiştir. İşte bu insan, bu anlamda hep sabittir ve beşerdir.
...
Her günüm seninle geçsin
O güneşe en yakın
Kimsenin varamayacağı bir dağ başında
Uçsuz bucaksız uzak denizlerde
İnsan ayağı değmemiş ormanlarda
Uzaklarda, en uzaklarda
O gemilerin uğramadığı limanlarda
Işığım ol, alınyazım ol benim
Vatanım ol, evim ol
Yeter ki bir ömür boyu benim ol
Her günüm seninle geçsin...