Yazarken kelime dağarcığının hakkını vermek marifettir. Söz sanatları kullanmak marifettir. Betimleme yapmak marifettir. Lakin dengede tutmak da marifettir. Yazar tüm bunların hepsini yapsa da, anlatıyı bunlara boğmaktan akıcılığı öldürmüş.
Kabul ediyorum alıntılanacak çok güzel kısımlar, çarpıcı cümleler var ama burada bir hikaye anlatılıyor. Ve ben bu kadar dağınık bir anlatım görmedim daha önce. bölüm icinde dahi bir onun bir bunun gözünden anlatıma sıçrıyor hikaye. Bazen kuşu, mermeri, börtüyü böcüğü anlatayım diye 3-4 sayfa kendinden geçercesine yazarken araya bir hareketlilik sıkıştırıyor. Öyleki kitabı yarıladım yazıcı kölenin adı kim, senatörün yanındakinin adı ne kandilci kiminle karşılaştı...hikayeyi bütünleyemedim,çünkü yazar bütünleyemedi bir türlü. Böylesine kısımlar tabii ki yazınsal edebiyatta gereklidir ama kitabın tümü bunun gibi. Haftalar oldu yarılamaya çalışıyorum. Keşke 600 yazana kadar 400 yazsaydı, Anadolu'dan gelen mermerlerin her rengine,hangisinin nadir olduğuna hakim olamasak da hikaye aksaydı.
Sözün özü yazabilmek marifet ama okutabilmek okunabilmek de öyle. Yazarı ilk defa okuyorum. yazmayı tercih ettiği alan ilgimi çekmisti ama bir daha okuyacağımı sanmıyorum bu tarzı.