948 syf.
·
20 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Hukuk ve siyaset bilimi alanlarında, aydınlanma çağının en önemli yazarlarından biri olan Montesquieu'nün bu eseri, tam yirmi yıllık bir çalışmanın ürünü. 1748'de yayımlanan eser, özellikle dini otorite tarafından eleştirilmiş ve yasaklamalara maruz kalmış. Fakat hiç bir eleştiri ve yasaklama, Montesquieu'nün, düşünceleriyle Fransız İhtilali'ne etki eden en önemli yazarlardan biri olmasını engelleyememiş. Kitapta; kuvvetler ayrılığı, yönetim şekilleri, kanunların prensipleri, ticaret, din, özgürlük gibi konular üzerine etkileyici düşünceler bulunuyor. Yazar kitabını altı bölüme, her bir bölümü "kitap" başlığıyla alt bölümlere ve her bir "kitabı" da "konu" başlığıyla onlarca farklı bölüme ayırarak düşüncelerini sunuyor. Kitabın sonunda ise yazarın eleştirilere yanıt olarak yazdığı, 1750 yılında yayımlanan "savunma" yer alıyor. Eserin bölümleri ve içeriği şu şekilde... BİRİNCİ BÖLÜM 1. Kitap Bütün varlıkların kendi kanunları vardır. Tanrı'nın, dünyanın, ruhların, hayvanların ve insanların... İnsan açısından bütün kanunların öncesinde doğa kanunları vardır. Montesquieu bu konuda Hobbes'u eleştirir ve onun doğa kanunlarının "savaş" olduğunu savunduğu görüşe katılmaz. İnsanı tekil olarak ele alır; bu insan zayıftır, çekingendir ve korkar, dolayısıyla ilk tepkisi uzaklaşmak, kaçmaktır. Bu yüzden ilk doğa kanunu "barış"tır. Savaş ise toplumun ortaya çıkmasıyla başlar. İnsanlar toplum içerisinde saldırganlaşır. Kanunlar toplumdaki bu çatışmaların engellenmesi amacından doğar. 2. Kitap Yazar önemli gördüğü üç yönetim şeklini yorumluyor. Bunlar, Cumhuriyet, Monarşi ve İstibdat'tır (Despotizm). Bu yönetim şekilleri ile ilgili Atina ve Roma'dan örnekler veriliyor. 3. Kitap Yönetim şekillerinin prensipleri anlatılıyor. Cumhuriyette erdem, monarşide onur, istibdatta ise korku bulunmalıdır. Bu yönetim şekillerinde bu prensipler yoksa yönetim kusurludur. Yazar erdemi demokrasinin olmazsa olmaz koşulu olarak kabul eder. Jean Jacques Rousseau'nun "Bir tanrılar ulusu olsaydı, demokrasi ile yönetilirdi" sözü de yazarın bu görüşüne benzerlik gösterir. Halkçı bir yönetimde siyasetçilere destek olabilecek yegâne güç erdemdir. Oysa bugünkü siyasetçiler hep imalattan, ticaretten, maliyetten, servetten bahsediyor... 4. Kitap Bu üç yönetim şeklindeki eğitim de "onur, erdem ve korku" prensiplerine göre olur. Monarşinin onurlu, cumhuriyetin erdemli, istibdatın korkak nesillere ihtiyacı vardır. Örneğin, istibdat yönetimi aşırı itaat gerektirir. Aşırı itaat cehalet ister. Hatta bu yönetimde emreden dahi cahil olmalıdır. Mantıklı insanlar istibdatın geleceğini tehlikeye sokar. İstibdatın devam etmesi için eğitimde bu konulara dikkat edilmelidir... 5. Kitap Eğitim kuralları gibi genel kanunlar da yönetim şeklinin prensipleri ile (onur, erdem, korku) ilişkili olmalıdır. Cumhuriyette erdem cumhuriyet sevgisidir. Cumhuriyetin temeli demokrasi, demokrasinin temeli eşitlik, eşitliğin temeli kanaattir. Bunun uygulanması erdemdir, demokraside kanunlar bu prensip üzerine yapılır ya da yapılmalıdır, yani yapılmaz ise o demokrasi kusurludur ve o cumhuriyet yıkılır... Demokrasiyi sağlayacak, erdemi destekleyecek bir diğer önemli yol da ahlâktır. Aristokraside erdem yerine itidal (aşırıya kaçmamak, ölçülülük) olmalıdır. Bu yönetimde kanunlar egemenin kibrini kırmalıdır. Monarşide kanunlar onurla ilişkili olmak zorundadır. Kanunlar asaleti ayakta tutmak için olmalıdır. İstibdat (baskıcı, tek adam) yönetiminin prensibi korkudur. Utangaç, cahil, korkak halkın fazla kanuna ihtiyacı yoktur. Bu yönetimin en önemli korku kaynakları ordu ve dindir... 6. Kitap Bu bölümde çeşitli yönetim şekillerinin (monarşi, cumhuriyet, istibdat) prensiplerinin (onur, erdem, korku) medeni kanunlar ve ceza kanunları üzerindeki etkisi ele alınıyor. Monarşide bu kanunlar insanların onurunu korumaya yöneliktir, cumhuriyet ve istibdatta ise insanların eşitliğine yöneliktir. Demokraside insanlar özgürdür ve her şeydir, istibdatta ise insanlar korkaktır ve hiçtir, kanunlar bu yönetim prensiplerini ve eşitliği korumaya yöneliktir. Bu kanunlar Fransa, İngiltere, Yunan, Roma, Japonya ve Türk-İslam devletleri gibi örnekler üzerinden yorumlanıyor. 7. Kitap Üç yönetim şekline göre israf, lüks ve kadınların durumu anlatılıyor. Cumhuriyette lükse yer yoktur. Bir cumhuriyetin mükemmel olması, gelir dağılımındaki eşitliğe bağlıdır, lüks ve israf ne kadar az olursa cumhuriyet o ölçüde mükemmeldir. Monarşilerde yapı gereği lüks var olmalıdır, çünkü zengin para harcamazsa fakir açlıktan ölür. Cumhuriyetler lüks yüzünden, monarşiler fakirlik yüzünden yıkılır. Yazar yönetim şekillerine göre lüks, israf, namus ve kadın konularını birlikte değerlendiriyor, çünkü bunları birbirleriyle önemli ölçüde bağlantılı görüyor. 8. Kitap Yönetimin bozulması onun prensiplerinden uzaklaşmak ile ilgilidir. Eşitsizlik demokrasi ruhuna aykırıdır, fakat aşırı eşitlik duygusu da bu yönetimin bozulmasına sebep olur. Halk her şeyi kendi yapmak isterse, meclis adına görüşmek, memur adına yürütmek ve hakimlerin yetkilerini ellerinden almak isterse, cumhuriyette erdem diye bir şey kalmaz. Monarşinin prensibi onurdur; yöneticilerin sefahati, fantezileri, ünvan sahiplerinin alçakça davranışları monarşiyi yıkıma götürür. İstibdat yönetimi ise doğası gereği zaten bozuktur. İKİNCİ BÖLÜM 9. Kitap Yönetimlerin savunma güçlerinin nasıl olması gerektiği anlatılıyor. Bir cumhuriyet küçükse düşmanları tarafından yıkılır, büyükse iç sorunları cumhuriyeti yok eder. Monarşinin ruhu savaş ve genişlemedir, cumhuriyetin ruhu barış ve itidaldir. Yönetim küçüklüğün sakıncalarını ortadan kaldırmalı, büyüklüğün sakıncalarını gözden kaçırmamalıdır. 10. Kitap Bir önceki kitapta savunma gücü anlatılmıştı, bu kitapta ise yönetimlerin saldırı gücü açısından kanunlar anlatılıyor. Yazara göre savaşma, yani saldırı hakkı zorunluluktan ve adalet duygusundan kaynaklanır. Büyük bir devlet fethettiği bölgenin insanlarına adil davranmalıdır. Bu konuda İspanyolların Meksikalılara yaptığı katliam kötü örnek, İskender'in fetihleri ve uygulamaları iyi örnek olarak veriliyor. Eğer fetheden bir cumhuriyet ise halka sağlam siyasi ve medeni kanunlar sunmalıdır. Monarşilerin fetihler dolayısıyla aşırı büyümesi oldukça sakıncalı durumlar yaratır, sonuçta başkentte korkunç bir lüks, başkentten uzak eyaletlerde sefalet, uç bölgelerde bolluk görülür. Monarşi yönetimini fetihler sonrası koruyacak en etkili yöntem koloniciliktir. İstibdat yönetiminin fethettiği bölgelerde iç karışıklıkları ve isyanı engellemek için yapması gereken şey ise özel kuvvetler aracılığı ile halkı korkuyla zaptetmektir. 11. Kitap On birinci kitap bana göre önceki on kitaptan daha önemli ve dikkat çeken fikirler içeriyor. Yazar özgürlük kavramı üzerinde duruyor. Yazara göre özgürlük kanunla sağlanır, kanunu güçlü olan yapar, gücün doğasında istismar etme eğilimi vardır, güçlü olanın kanunlar aracılığıyla istismar etmemesi için bir düzenlemeye ihtiyaç vardır, yani başka bir güç bu gücü durdurmalıdır. Cumhuriyette özgürlük böyle sağlanır. Yazar bu noktada yasama, yürütme ve yargının ayrı olması gerektiğini söylüyor, yani kuvvetler ayrılığının önemini açıklıyor. Yargılama, yasama ve yürütmenin bir kişi ya da kurumda birleşmesi, ayrı olmaması özgürlüğü ortadan kaldırır. Yazar bu konuda Türk yönetimini örnek gösteriyor ve diyor ki, bu üç gücün sultanın elinde olduğu devlette korkunç bir istibdat hüküm sürmektedir. Zorbalaşmak isteyen lider bu gücü ve bütün memuriyetleri kendilerinde toplamakla işe başlar... Yazar daha sonra Roma döneminde bu üç gücün nasıl uygulandığı üzerinde oldukça ayrıntılı bir şekilde duruyor. 12. Kitap Bu kitap vatandaşların siyasi özgürlüğünü tesis eden kanunlarla ilgili yorumlar içeriyor. Ceza kanunları ve medeni kanunlar üzerinde duruluyor. Vatandaşa verilen ceza suçun tabiatına göre ve orantılı olmalıdır, bu özgürlüğü teşvik eder. Yazar, devlete ihanet, kutsal şeylere saldırı, yönetim aleyhinde düşünme, konuşma ve yazma, ahlak ve iftira kavramları, konuları üzerinden, insanların suçlanması ya da özgürlüğüne dair dikkat çeken yorumlarda bulunuyor. Örneğin yönetimi eleştiren hiciv yazıları ihanete zemin hazırlamadıkça suça konu olamaz. Monarşi, aristokrasi ve istibdat yönetimlerinde hiciv yazıları yoktur, demokraside ise olmalıdır. Yazara göre insanın düşüncesi sebebiyle suçlanması zorbalıktır, çünkü kanunlar sadece somut fiilleri cezalandırmakla yükümlüdür. İnsanların düşüncelerini açıklaması siyasi özgürlüğün ve demokrasinin gereğidir. 13. Kitap Bu kitabın konusu vergiler. Yazar en önemli devlet geliri olan vergi kavramını açıklarken, vatandaşın canını yakmadan, onlara hissettirmeden nasıl vergi alınacağını da açıklıyor. Örneğin, bir paket sigaranın fiyatı 15 liradır, bu bir paketin vergiden arındırılmış fiyatı 2 liradır, yani paketin 13 lirası vergidir, yazar devlete diyor ki, siz bu vergiyi sigaranın fiyatıymış gibi vatandaşlardan toplar, sonra satıcıdan alırsanız, kimse farkına varmaz ve homurdanmaz... Yazarın bir diğer önerisi, insanlardan alınan verginin servetlerine göre orantılı olması yönünde. Yine yazar der ki, yönetim şeklinin uyruklara sağladığı özgürlük oranına göre vergi alınır; esaret arttıkça, vergiler düşürülmek zorundadır. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM 14. Kitap Bir yönetimin kanunları belirlenirken, o coğrafyanın iklim özellikleri de dikkate alınmalıdır. Çünkü iklim insanların yapısını etkiler. Örneğin, sıcak iklimin insanları (Hindistan gibi) tembeldir, soğuk iklimin insanları (Rusya gibi) cesurdur. Çok yüksek sıcaklıklarda vücut güçsüz kalır, insanın hissettiği yılgınlık ruhuna sirayet eder ve bu durum insanların davranışlarını etkiler. Kanunlar iklimden kaynaklanan kusurlu davranışları engellemelidir. 15. Kitap Yazar bu kitapta sivil kölelik kavramı üzerinde duruyor, ilk kısımlarda sivil köleliğe karşı yorumlar yapıyor, köleliği kamu refahı için savunanları, lüks ve zevk düşkünü olarak suçluyor. Daha sonra çeşitli yönetimlerde köleliğin nasıl olması gerektiğini tartışıyor. Yazar, sıcak iklimlerdeki insanların tembel bir yapıya sahip oldukları ve bu yüzden köleliğe daha yatkın oldukları düşüncesi sebebiyle, köleliği iklim konusuyla bağlantılı olarak değerlendiriyor. Esaret daima uyku ile başlar... 16. Kitap Yazara göre sıcak iklimler insanları daha tutkulu yapar, kadınlar erken yaşta evlenme çağına gelir. Ayrıca bu iklimlerde iki cins arasında doğal bir eşitsizlik söz konusudur. Bu durumlar ahlakın korunması için çokeşliliğe ve kadınların kapalı kapılar arkasında kilitli kalmasına sebep olur. Yazar kadınların bu durumunu "aile içi kölelik" olarak tanımlar. 17. Kitap Sivil kölelik ve aile içi kölelik kavramları dışında siyasi kölelik tartışılıyor. Yazar on beşinci kitapta üzerinde durduğu iklimin insanların köleliğine etkilerini tekrar ediyor. Yazara göre Asya ve Afrika toplumları iklim sebebiyle korkak, tembel, köle ruhlu; Avrupa toplumları ise cesur, atak ve özgür ruhludur. Bu durum kuzey güney doğrultusunda geniş alanlara sahip yönetimlerde de aynıdır. Örneğin, Çin'in kuzeyinde yaşayan insanlar güneyinde yaşayanlara kıyasla daha cesur ve özgür ruhludur. Amerika kıtası için bir yorum yapmanın zor olduğunu fakat bu kıtanın tarihi araştırıldığında görüşlerini destekleyen olaylar görüleceğini savunuyor. Örneğin, Amerika'nın kuzeyinde yaşayan barbar insanları kontrol altına almak, Meksika ve Şili'de yaşayanlara kıyasla daha zor olmuştur. Hülasa yazara göre Avrupa her çağda özgürlüğün beşiği, Asya köleliğin yatağı olmuştur ve bunun temel sebebi iklimdir. Yazar, İslamiyetin (yazarın ifadesiyle Muhammetçiliğin) kaderciliğe ve despotluğa yol açtığını ve Asya ikliminin bu zayıflıkları sadece güçlendirdiğini öne sürüyor. Avrupa ise kanun, ahlak, aristokrasi, monarşi ve bunların getirdiği özgürlük demek. Osmanlılar aristokrasileri ve özel mülkiyetleri olmadığı için (daha doğrusu Montesquieu bunların olmadığına inandığı için) köleliği kısmen kutsallaştırmıştır. 18. Kitap Bir devletin arazi yapısı da insanlar ve kanunlar üzerinde etkiye sahiptir. Toprakların verimli olması insanlarda toprağa bağımlılık doğurur. Tarımla uğraşan insanlar işgalden, yağmadan ve ordudan korkar. Dolayısıyla bu insanlar çobanlık, hayvancılık yapan, dağlık bölgelerde yaşayan insanlardan farklıdır. Dağ insanları halkçı yönetimi, ova insanları asiller yönetimini talep eder. Adada yaşayan insanlar da kıtada yaşayan insanlara kıyasla özgürlüklerine daha düşkündür. Yani kısacası ülkelerin dağlık alanlar, ovalar, verimli topraklar, ormanlar gibi farklı arazi şekillerine sahip olması insanların düşünce ve ruh yapısını etkiler. Kanunlar ve yönetim şekilleri bu bakımdan da farklılık gösterir. 19. Kitap İnsanları birçok şey yönetir: İklim, din, kanunlar, yönetim anlayışı, ahlak ve davranış kuralları... Bütün bunlar genel bir ruh meydana getirir. Bir milletin ruhu yönetim prensiplerine aykırı olmadıkça, kanun koyucu o ruha riayet etmelidir. Ahlak, davranış ve din kuralları, yönetimin gücünü kullanarak değiştirebileceği şeyler değildir. Çünkü yönetim salt bir güç eylemi değildir. Kanunlarla verilen cezalar zaruretten kaynaklanmıyorsa zorbalıktır. Kısacası yazara göre kanunlar milletin genel ruhuna aykırı olmamalıdır. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM 20. Kitap Bu kitapta kanunların ticaretle ilişkisi ele alınıyor. Yazara göre esnek ahlak kurallarının olduğu her yerde ticaret, ticaretin olduğu her yerde esnek ahlak kurallarının olması genel bir kural gibidir. Yazar Platon'un "Ticaret temiz ahlakı bozar" görüşüne katılır. Ticaret milletlerin ahlak kurallarının her yere dağılmasını sağlar ve ticaret ruhu insanlarda katı bir adalet duygusu yaratır. Milletler siyasi menfaatlerini, ticari menfaatlerden üstün tutmalıdır ve bunu en iyi yapabilen halk İngilizlerdir. Prens ve asiller asla ticaret yapmamalıdır. Çünkü bunların görevi ticaret yapmak değil, adaleti sağlamaktır. Yazar der ki, taşınmaz mallar bizzat devlete aittir, satılmamalıdır, lakin taşınabilir mallar (para, bono, poliçe, şirket hisseleri, ticari mallar vb.) bütün dünyaya aittir. 21. Kitap Bu kitapta ticaretin tarihte geçirdiği devrimler ve bu değişikliklerin kanunlarla ilişkisi ele alınıyor. Tarih boyunca Avrupa'dan Hindistan'a sürekli bir para akışı olmuş, bunun karşılığında sürekli mal alınmıştır. Yazara göre bu gelecekte de böyle olacaktır. Çünkü Hintlilerin Avrupa mallarına ihtiyacı yoktur, fakat Avrupa, Hint mallarına hep ihtiyaç duyar. Afrika ile yapılan ticarette ise tam tersi bir durum söz konusudur. Afrika'da bulunan değerli madenlere karşılık burada hiç bir mal, üretim ve sanat yoktur. Bütün medeni halklar bu durumdan kendileri lehine faydalanabilir... Avrupa sınırları içerisinde doğa, güneyde yaşayan halklara her türlü konforu vermiş, kuzeydekilere ise büyük zorluklar vermiştir. Kuzeydekiler çok fazla şeye ihtiyaç duymuş, güneydekiler ise çok az şeye ihtiyaç duymuşlardır. Güney halklarının tembel, kuzeydekilerin çalışkan ve cesur olmalarının doğal sebebi budur. Bu sebep güney halklarını köle, kuzeydekileri özgür ruhlu yapmıştır. Aslında yazarın Avrupa açısından yaptığı bu tespit kendi çağına ve kendinden önceki ticari gelişmelere pek uymuyor, çünkü o dönemlerde Avrupa'nın ticari yükünü İtalya, İspanya, Portekiz gibi Güney Avrupa milletleri yüklenmiştir. Yazarın bu tesbitleri kendi yaşadığı dönemden sonra ve günümüze bakarak yorumlanırsa, oldukça tutarlı olduğu görülür. Günümüzde İspanya, İtalya, Yunanistan gibi Güney Avrupa ülkelerinin ticari darboğazda olması, buna karşılık İngiltere, Almanya, Hollanda, İsveç gibi Kuzey Avrupa ülkelerinin ticari açıdan oldukça güçlü olmaları yazarın yorumlarını doğrular niteliktedir. 20. Yüzyılda iki savaş sonucu yerle bir olan Almanya'nın her defasında toparlanıp tekrar Avrupa'nın en güçlü devleti olması da yazarın yorumlarını doğrular. Yazar, Kafkaslar ve Hazar Denizinin doğusunun eski çağlarda oldukça gelişmiş olduğunu fakat Tatarlar tarafından mahvedildigini söyler. Daha önceden Hazar'a dökülen Ceyhun ve Seyhun nehirlerinin bazı özel sebeplerle Tatarlar tarafından yönünün değiştirildiğini iddia eder. Ceyhun nehrinin Hazar'a döküldüğü doğrudur fakat yönünün değişmesi arazi şekilleri ve taşkınlarla ilgilidir, konunun Tatarlar ile pek ilgisi yoktur. Ticaretteki en önemli iki tarihi değişiklik ise Ümit Burnu ve Amerika kıtasının keşfedilmesiyle yaşanmıştır. Bu konulara kısaca değinen yazar bu kitabın geri kalan kısmında eski çağ milletlerinin ticari faaliyetleri üzerinde durur. Yunan, İskender, Kartaca, Marsilya ve Roma ticaretini ayrıntılı şekilde açıklar. Yazarın ticaret konusunu genel olarak sadece denizcilik faaliyetiymiş gibi ele alması ve Çin gibi eski çağların en önemli ticaret merkezini es geçmesi bence önemli bir eksikliktir. Çünkü devrim olarak adlandırdığı keşifler Avrupa'yı, Çin ve Hindistan'daki ticaret düzeyine anca çıkarabilmiştir. Denizcilikteki gelişmeler ticaretin ana sebebi değil, ancak tamamlayıcı bir unsurudur. 22. Kitap Bu kitapta para nedir, neden kullanılır sorularının cevabı veriliyor. Kambiyo, faiz, tefecilik ve kamu borcu kavramları da açıklanıyor. Yazar, faiz konusunda şöyle der, ticaretin yoğun olmadığı Cumhuriyetlerde faizlerin yüksek oranda olması o devleti felakete götürür, faiz üretimi ve ticareti engelleyecek seviyede olmamalı, yani insanlar çalışmak yerine yan gelip yatarak para kazanmayı tercih etmemelidir. Ayrıca faiz oranları ticaretle uğraşan insanların kredi kullanarak, yani borçlanarak iş yapabilmelerini sağlamak açısından çok düşük seviyede de olmamalıdır. Yazara göre İslamın faizi yasaklaması, İslam devletlerinde ticaretin felakete uğramasına sebep olmuş ve tefeciliği ortaya çıkarmıştır. 23. Kitap Hani bazı şiirler vardır, ilk okunuşta saçma görünür insana, ikinci okunuşta tuhaf gelir, üçüncüde müthiş hissettirir. Bu kitap da böyle bir şiirle başlıyor. Çünkü mesele kadın erkek ilişkisi. Söz konusu kadın erkek ilişkisi olunca böyle şiirler okumak ya da yazmak normaldir aslında ama ticaret ve para ile ilgili konuların hemen ardından, yazarın romantik bir şiirle bu konuyu işlemeye başlaması oldukça garip geldi bana. Tabi yazar alıntıladığı şiiri yazan Lucretia gibi şair değil de bir hukukçu olduğu için konuyu romantik bir açıdan değerlendirmiyor. Evlilik, üreme, çocuklar ve nüfusla ilişkisine göre kanunlar üzerinde duruyor. Canlılar aşağı yukarı sabit bir doğurganlığa sahiptir, fakat insanlar düşünce tarzı, karakter, tutkular, fanteziler, kaprisler, vücut güzelliğini muhafaza etme, hamilelik kaygısı gibi bin türlü yolla üremeyi engeller. Yazara göre kamu iffeti, türün üremesiyle doğal olarak ilintilidir. Evlilik bu açıdan mühimdir. Daha mühimi ise ailenin bir mülkiyet olması, mülkünü sürdürecek çocuklara sahip olan bir adamın mutlu olması, yine bir adamın mülkünü devam ettirecek bir çocuğa sahip oluncaya kadar mutlu olamayacak olmasıdır. Yani yazar der ki, evlenin, zinadan kaçın, çocuk yapın, üreyin, mülkünüzü devam ettirin ve mutlu olun. Yanılmıyorsam bu mutluluk formülünü "bir sen, bir ben, bir de bebek" diyen İzel'de açık bir şekilde veriyordu. Sonra "evli, mutlu, çocuklu" diyerek Demet de pekiştirmişti. Yazar bu mutluluk formülü ve evlilik konusundan sonra, tarihten dikkat çeken örnekler vererek nüfus konusunu yorumluyor. Yazarın başlangıçta yer verdiği şiir bana garip görünmüştü, fakat yazar, nüfus konusunu yorumladıktan sonra olayı devletin ekonomik, ticari gücüne ve bunun millete yansıtılmasına müthiş yorumlarla bağlıyor. Yazar der ki, devlet çıplak vatandaşına bir iki sadaka vermekle yükümlülüklerini yerine getirmiş sayılmaz. Her vatandaşa güvenli bir geçim kaynağı, besin maddesi, uygun giyecekler ve sağlığa zararlı olmayan bir hayat sağlamak zorundadır. O zaman şöyle bir soru sorayım, bunu sağlamayan, sağlayamayan devletin, daha doğrusu yöneticilerin üç çocuk, beş çocuk yapın demeye hakkı var mıdır? Bir iki soru da Sabahattin Ali sorsun; "Acaba 'çok çocuk yetiştirmek lazım!' diye, sıcak odalarında kristal yazı masalarının başında laf ile dünyaya nizamat verenler, bu çok çocukların halini bir gördüler mi? Çeşme yalaklarında uyuyan, dilenci şebekeleri tarafından işletilen, akşam üzerleri incecik sesleriyle 'En son havadis' diye bağırarak, koltuklarında yağmur yahut kardan ıslanmış birkaç gazete ile caddelerde koşuşan, vapur iskelelerinde morarmış ellerindeki ufak mukavva kutuları uzatarak: 'Yeni hayat... Yeni hayat!" diye yalvarıp sokulan bu çocuklara gösterdiğimiz büyük, insanî alakaya dayanarak mı daha çok çocuk istiyoruz?"... Evlenmeyen ya da evlenemeyen insanları serseri ve eşcinsellikle itham eden, imanının yarısını yitik sayıp ahlaksız gören; evlenip çocuk yapmayanı mülküz, soysuz kabul eden; doğurmayan kadına yarım, eksik diyen; evlenip de bir düzine çocuk yapmayanı neredeyse vatan haini ilan edenlere soracak çok soru, diyecek çok söz var ama ben sadece nanik yapıyorum... BEŞİNCİ BÖLÜM 24. Kitap Bu kitapta dinin, yönetim, toplum ve kanunlar üzerindeki etkilerine dair görüşler bulunuyor. Yazara göre ılımlı yönetim şekilleri Hristiyanlığa, istibdat yönetimi ise Muhammetçiliğe (İslama) daha uygundur. İslam sırf kılıçtan, fetihden bahseder. Temelini yıkıcılık oluşturur, dolayısıyla insanlara o yıkıcı anlayışla nüfuz eder... İnsanların yaptığı kanunlar akla hitap etmeli ve emir şeklinde olmalıdır. Dinin kanunları ise kalbe hitap etmeli ve emirden çok öğüt şeklinde olmalıdır. İslam dini insanları tefekküre ve dünya işlerine karşı kayıtsızlığa iter. Örneğin, İran mecusilerin diniyle abat olmuş, fakat İslam, İran imparatorluklarını mahvetmiştir. Yazar burada müslümanların alın yazısı, kader anlayışıyla bir şey yapmadan beklemelerini eleştirir. Ayrıca şöyle bir soru yöneltir; ahirette ödüllendirileceğini düşünen bir insan hangi hakimin cezasını umursar ve cennete gideceğini düşünen bir insanı hangi dünya kanunu zapt edebilir? İslamı sadece, Haşhaşiler gibi cennet vaadiyle azgınca insan öldüren tarikatlerin, örgütlerin anlayışı olarak düşünürsek yazar oldukça haklıdır. Ama İslama sadece bu açıdan bakmak en basit tabir ile aptallıktır, ikiyüzlülüktür, körlüktür... 25. Kitap İnsanlar neden farklı dinlere bağlanır, tapınaklar yapar? Yazara göre insanlar ümit etmeye ve korkmaya son derece meyillidir. Bu yüzden cennet ve cehennemi vaat eden dinlere bağlanırlar. Cennet cehennem anlayışı olmayan bir dinin insanlara hitap etmesi zordur. Medeni halklar evlerde yaşar, ibadet edebilmeleri, korktuklarında, ümit ettiklerinde O'nu bulabilmeleri için de Tanrı'ya bir ev inşa etme fikrine kapılmışlardır. Tapınaklar böyle ortaya çıkmıştır. Bir de bu Tapınakların bakımını yapacak, sorumluluğunu üstlenecek insanlar gerekiyordu, işte din adamları da bu yüzden ortaya çıkmıştır. İnsanlar Tanrı'ya ibadet ederken şatafattan, lüksten kaçınmalıdır. Dinin hor görmemizi istediği hazineleri Tanrı'ya sunmak doğru değildir. Din konusunda gösterilen hoşgörü dinin yayılmasında en önemli etkendir. Baskı ve ceza olumsuzluklara sebep olur, hoşgörü ve davet cezadan daha etkilidir. Yazar bu noktada Engizisyoncuları ele alır. Lizbon meydanında on sekiz yaşındaki bir yahudi kızın yakılarak öldürülmesi üzerine yazılan bir mektubu paylaşır. Yazar der ki, bu mektubu bir yahudi yazmıştır ve oldukça gereksizdir. Bana göre aslında mektubu yazan yazarın kendisidir ve mektup müthiş bir ironik eleştiridir. Katolik klisesinin bu kitabı yoğun olarak eleştirmesi, yasaklaması ve yazarın "deist" ilan edilmesinin sebebi bu bölümdeki ifadelerden dolayı olsa gerek... 26. Kitap İnsanlar çeşitli kanunlar tarafından yönetilirler. Bunlar; doğal hukuk, tanrısal hukuk, milletlerarası hukuk, siyasi hukuk, savaş hukuku, medeni hukuk ve aile hukukudur... Yazara göre, değişim insan kanunlarının doğasında vardır, aksine, din kanunları doğası gereği asla değişmez. Bu iki kanun türü kaynakları, amaçları ve doğaları itibarıyla birbirinden ayrılır. Dolayısıyla insan kanunlarıyla hükme bağlanması gereken şeyler tanrısal kanunlarla, tanrısal kanunlarla hükmü bağlanması gereken şeyler de insan kanunlarıyla hükme bağlanmamalıdır. Medeni kanunlar doğal kanunlara aykırı olmamalıdır. Örneğin, vücut gelişimi tamamlanmayan bir çocuğun evlendirilmesi doğaya aykırıdır. Bir başka örnek; suç işleyen bir kadının, çocuğu ve kocası tarafından itham edilmesi ya da çocuk ve kocanın şahitliği doğaya aykırıdır. Çocukların karnını doyurmak doğal hukuktan kaynaklanan bir yükümlülüktür, fakat onları vâris yapmak medeni veya siyasi hukuktan kaynaklanır. (Bu bölümde kendi devletinin ve inancının, kadınlara hiçbir miras hakkı bırakılmamasını emreden kanunları birtakım nedenlerle savuşturan, ayrıca eserin başından beri her türlü olumsuz örneği İslam anlayışından veren yazar, bu konuda kadınlara eşit miras hakkı tanıyan İslam hukukuna hiç değinmiyor.) Doğal kanunun buyrukları söz konusu olduğunda, dinin buyruklarına göre karar verilmemelidir. Örneğin, Şabat günü yahudilere emredilmiştir. Ancak düşmanları saldırmak için tam da o günü seçtiğinde kendilerini savunmamaları ahmaklıktır. Medeni hukuka göre düzenlenmesi gereken konular, dini hukuk prensiplerine göre düzenlenmemelidir. Buna da yazarın görüşlerinden çok sapmadan ben bir örnek vereyim. Evlilik akti devletin görevlendirdiği nikah memurları aracılığıyla yapılır. Eskiden devlet bu işe din kurallarının karışmasını istemez idi ve imamların resmi nikah olmadan nikah kıymasını yasaklardı. Resmi nikahı kabul eden ama imam nikahından vazgeçemeyen müminler, imam nikahı kıyılması için bir imamın yanına gider, imam bunun yasak olduğunu ve yapamayacağını söylerdi. Sonra mümin, imama küser, hatta küfreder ve bu arayış imam nikahı kıyabilecek bir imam bulanana kadar devam ederdi. Neyse ki bu durum sanırım 2015 yılında Anayasa Mahkemesi kararıyla son buldu. Yani bizde 2015'ten önceki bu durum yazarın "medeni hukuk ile düzenlemesi gereken konular, dini hukuk prensiplerine göre düzenlenmemelidir" görüşüne uygun idi... Yazara göre evlilik, bütün insani eylemler arasında toplumu en çok ilgilendiren eylem olduğundan, evliliğin medeni kanunlar tarafından düzenlenmesi gerekir. İnsanların kurduğu mahkemelerde, öteki dünyayı ilgilendiren mahkemelerde hüküm süren anlayışa göre karar verilmemelidir. Sadece eylemleri dikkate alan insani adalet, insanlarla tek bir masumiyet sözleşmesi yapmıştır. Düşünceleri okuyan tanrısal adalet ise insanlarla hem masumiyet sözleşmesi, hem tövbe sözleşmesi yapmıştır. Albert Camus'nün "Yabancı" romanındaki baş karakterin, mahkemedeki yargılanma şekli, yazarın bu görüşüne oldukça uygun bir örnektir. Orada sanık cinayetten değil de sanki annesinin ölümüne üzülmemekten, cenazede kahve içip, sigara içmesinden dolayı yargılanır... Yazar ensest ilişkinin sebeplerini irdeleyerek, bu ilişkiyi yasaklayan kanunların prensiplerini araştırıyor. Bu konuyla ilgili, tarihten, dikkat çekici örnekleri yorumluyor. Dünyanın birçok bölgesinde görülen, levirat ve sorarat evlilik türlerinin ise oldukça doğal ve anlaşılabilir sebepleri olduğunu söylüyor... İnsanlar siyasi kanunlara göre yaşamak için doğal bağımsızlıklarından, medeni kanunlara göre yaşamak için de doğal mal ortaklığından vazgeçmişlerdir. Siyasi kanunlar insanlara özgürlük, medeni kanunlar ise mülkiyet hakkını kazandırmıştır. Medeni Kanuna bağlı olan konular, siyasi hukuk kanunlarına göre düzenlenmemelidir. Örneğin, siyasiler herhangi bir kamusal anıt dikmek ya da yeni bir yol yapmak isterlerse, bu işten zarar gören mülk sahiplerini tazmin etmek zorundadırlar. Yazara göre milletlerarası hukuk, medeni ve siyasi kanunları kapsayıcı niteliktedir. Daha doğrusu farklı devletler arasındaki hukuki olayların, hangi devlet kanunlarıyla çözüleceği tartışma yaratacağından, bağlayıcı olan milletlerarası hukuktur. ALTINCI BÖLÜM Bu bölüme kadar yazar daha çok bir hukukçu, filozof gibi yorumluyordu olayları, fakat bu bölümde, özellikle Germen ve Roma toplumundaki kanunlar ayrıntılı olarak bir tarihçi gibi yorumlanıyor... 27, 28, 29, 30 ve 31. kitaplardan oluşan bölümün tamamında Fransız yönetim şekli ve kanunları üzerinde duruluyor. Yazar bir önceki, 26. kitapta değindiği veraset konusuyla ilgili Roma dönemi kanunlarının kökeni, uygulama şekli ve kanunların uğradığı değişiklikleri yorumlayarak bu bölüme başlıyor... Kadınlar, malı mülkü başka bir aileye götürecekleri için, vâris olarak babalarının miraslarından yararlanamazlar. Yazara göre kadınlara miras bırakılmasını yasaklayan kanunların temelinde bu sebep vardır. Bölümün geri kalanında yazar, Fransız kanunlarının tarih içerisindeki oluşumu, gelişimi ve değişimini oldukça ayrıntılı şekilde anlatıyor. Düello ve feodalite, üzerinde en uzun durduğu konular arasında yer alıyor... KANUNLARIN RUHU'NUN SAVUNMASI Kanunların Ruhu'nun 1748'de yayımlandıktan sonra yoğun olarak eleştirilere, yasaklamalara maruz kalması üzerine yazar, 1750 yılında, görüşlerini daha açık ifade edebilmek için bu savunmayı yazmış. Üç bölüme ayırdığı savunmanın ilk bölümünde, "deist" ve "Spinozacı" olarak suçlanmasına karşılık, Kanunların Ruhu içerisinden dindar olduğunu kanıtlayan alıntılarla cevap veriyor. Savunmanın ikinci bölümünde çokeşlilik, iklim, dini hoşgörü, bekarlık, evlilik ve faiz konularına yönelik yapılan eleştirilerin cevapları bulunuyor. Savunmanın son bölümde ise yazar, kendisini eleştirenlere, keskin bir zeka ile kibarca, aforizma niteliğindeki cümlelerle cevap veriyor. "Kanunların Ruhu" bana göre, hukuk ve siyaset bilimi açısından oldukça kıymetli bir eser. Ayrıca Montesquieu'nün bu eseri Avrupalı düşünce yapısının bir çok çeşitli yönünü yansıtması açısından da önemli. İyi okumalar...
kamera
Kanunların Ruhu Üzerine
kamera
Montesquieu
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.8/10 · 335 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
1000kitap'ta En Çok Beğenilen Yazarlarım
Necip Fazıl Kısakürek Cahit Zarifoğlu İskender Pala Sezai Karakoç Cemil Meriç Mustafa Kutlu İsmet Özel Bediüzzaman Said Nursî Hayati İnanç Rasim Özdenören Kemal Sayar Mevlana Celaleddin-i Rumi İmam Gazali Nureddin Yıldız Nuri Pakdil İbrahim Tenekeci Erdem Bayazıt Muhammed Emin Yıldırım Ömer Seyfettin Abdurrahim Karakoç Nurettin Topçu Aliya İzzetbegoviç Mehmet Akif Ersoy Yavuz Bahadıroğlu Serdar Tuncer İhsan Şenocak Nurullah Genç Emine Şenlikoğlu Yavuz Bülent Bakiler Yunus Emre Bahadır Yenişehirlioğlu Nevzat Tarhan Ahmed Günbay Yıldız Halit Ertuğrul Hatice Kübra Tongar Şems-i Tebrizi Osman Nuri Topbaş Kadir Mısıroğlu Muhyiddin İbn Arabi Ahmet Şimşirgil Bekir Develi Adem Güneş Mustafa Armağan Necmettin Erbakan Hasan el-Benna Senai Demirci Fatih Duman Feridüddin Attar Ömer Faruk Dönmez Fuat Sezgin İhsan Fazlıoğlu Roger Garaudy Abdülkadir Geylani Şule Yüksel Şenler Şair’ül İslam Yunus Kokan Salih Mirzabeyoğlu İhsan Süreyya Sırma Malcolm X Sema Maraşlı Abdulfettah Ebu Gudde Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır Arif Nihat Asya İbrahim Kalın Hekimoğlu İsmail Mahmud Esad Coşan Osman Yüksel Serdengeçti Muhyiddin Şekur Adem Özköse Akif İnan Mehmet Yaşar Kandemir Selman Kayabaşı Huzeyfe Mücahid Osmanoğlu Nuriye Çeleğen İmam Nevevi Sibel Eraslan Ebubekir Sifil Ömer Lütfi Mete Muhammed Bozdağ Yusuf Kaplan İmam-ı Rabbânî Ömer Nasuhi Bilmen Ataullah İskenderi Sadettin Ökten Seyyid Ahmet Arvasi Yusuf el-Karadavi Erzurumlu İbrahim Hakkı Ayşe Şasa Fatma Barbarosoğlu Mehmed Zahid Kotku Savaş Ş. Barkçin Nurdan Damla Yusuf Has Hacip Vehbi Vakkasoğlu Mustafa Necati Bursalı Sadık Yalsızuçanlar Muhsin Yazıcıoğlu Ahmet Mahmut Ünlü Sıtkı Aslanhan Halil Yaşar Kollu İbn Hazm El-Endelüsi Mahmud Ustaosmanoğlu Dilaver Cebeci Cenap Şahabettin Ramazan Kayan Ebu’l Hasan Nedvi Ömer Tuğrul İnançer İmam-ı Azam Ebu Hanife İmam Şafii Mim Kemâl Öke Nizamülmülk Mehmed Niyazi M. Fatih Çıtlak İmam Buhari Taha Kılınç İsmail Kılıçarslan Evliya Çelebi Recep Tayyip Erdoğan Mustafa Asım Köksal Hasan Tahsin Feyizli Ekrem Buğra Ekinci İsmail Lütfi Çakan Abdullah Yıldız İbrahim Paşalı Soner Duman Eşrefoğlu Rumi Hamdi Döndüren Abdulhakim Arvasi Siraceddin Önlüer Cihan Aktaş Ahmed Yesevi M. Ertuğrul Düzdağ Mehmed Şevket Eygi Neslihan Nur Türk Şevki Karabekiroğlu Ali Muhammed Sallabi Cengiz Numanoğlu Mehmet Lütfi Arslan Süleyman Ragıp Yazıcılar Fatih Sultan Mehmet Ahmet Anapalı Mustafa Sabri Efendi Haris El Muhasibi Dursun Ali Erzincanlı Mahmut Sami Ramazanoğlu Halidi Bağdadi Muzaffer Ozak Hüsnü Aktaş (Yusuf Kerimoğlu) Ali Erkan Kavaklı Aziz Mahmud Hüdayi Haluk Nurbaki Adem Saraç Sefa Saygılı İskilipli Mehmed Âtıf Musa Topbaş Mahir İz Tahir Olgun Muhammed Zahid el-Kevseri D. Mehmet Doğan Ahmed Er-Rufai Necdet Tosun Vehbi Karakaş Ömer Çelik Ali Nar Halil Günenç Osman Öztürk Murat Kaya Salih Zeki Meriç Mustafa Asım Küçükaşcı
~~~~~~~~~~KİTÂB-I AŞK~~~~~~~~~~ Türk ve Dünyâ Edebiyatı’ndan aşka, sevdâya, muhabbete dâir alıntılar... Katkıda bulunmak arzu eden sevgili okurlar davetlidir; lütfen buyrunuz!.. 1 Sevgiliye sadakatin özü ve özeti, aşkını sır gibi saklamak, iyilik gördüğünde de, kötülük gördüğünde de bu tavrı değiştirmemektir... Kitab-ı Aşk, İskender Pala [#76457525] ....... 2 Aşk, güzellik karşısında ilgisiz kalamama hâli. Güzellik olmazsa aşk olmaz. Ama güzellik de ancak aşkla ol’ur... Yerli Yersiz Cümleler, Nazan Bekiroğlu [#106404173] ....... 3 Aşk, sürekli bir susuzluk halidir... Düşünmek Yaşamın Pasını Silmektir, Tahsin Özmen [#70145123] ....... 4 ‪Aşk galip gelince, akla perde iner!...‬ ‪Nefesi Tutku Olan Kadın: Afife Jale, Osman Balcıgil [#106409604] ....... 5 ''Sevilen kadın bütün kadınların en güzeli değil midir?'...” Vadideki Zambak, Honore de Balzac [#2830131] ....... 6 Öyleyse aşk nedir? O bir yokluk denizi. Aklın onu idrak etmede ayağı kırıktır... Mesnevi-i Şerif, Mevlana Celaleddin-i Rumi [#106412820] ....... 7 Kıskanmayı bile unutmak. Onu mutlu eden herkesi ve her şeyi sevmek. O noktada sahiplenmek biter, saf aşk kalır... Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli [#2799061] ....... 8 Aşk yeter gerisi hevestir... Sinekli Bakkal, Halide Edib Adıvar [#106448648] ....... 9 Tutkuların manevileştirilmesi aşk demektir... Putların Alacakaranlığında, Friedrich Nietzsche [#78370601] ....... 10 Benim beklediğim aşk başka! O bütün mantıkların dışında, tarifi imkansız ve mahiyeti bilinmeyen bir şey. Sevmek ve hoşlanmak başka; istemek bütün ruhuyla, bütün vücuduyla, her şeyiyle istemek başka... Aşk bence bu istemektir. Mukavemet edilmez bir istemek!... Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali [#106446207] ....... 11 “Dünya aşk karşısında çaresizdir...” 22/11/63, Stephen King [#94648699] ....... 12 Aşk insanın sadece psikolojisini ve kimyasını değil; tarihini, müzigini, coğrafyasını, edebiyatını, fiziğini, beslenme çantasının içindekileri, hayat bilgisini de değiştiriyor... Korkma Ben Varım, Murat Menteş [#12736] ....... 13 Anlamıştı ki aşk, geniş, inkâr edilmez bir iyilik ve doğruluk kaynağı olduğu kadar, aşırılık ya da yanlış anlama halinde çirkinliklerin, sahteliklerin de kaynağıdır... Oblomov, İvan Gonçarov [#106669756] ....... 14 Suyla ateş birbirinin zıddıdır. Birinin olduğu yerde öbürünün olmaması lazım. Ama aşk öyle bir şeydir ki ikisini bir arada tutar. Hangi ateşle hangi su? Kalbin ateşi, gözün yaşı. Ayrılık acısı çekmek, özlemek, hasret çekmek ve ağlamak bu işin şartı. Fabrika Ayarı, Hayati İnanç [#106746333] ....... 15 "İnsanın toprağı aşk şebnemi ile yoğruldu. Ruhun damarına aşkın neşteri vuruldu. Ondan bir damla aktı. Ve ona da 'gönül' adını verdiler...” Aşkın Gözyaşları 2, Sinan Yağmur [#106746228] ....... 16 Âşıklara deli diyorlar, ne masal şey!... Aşk Varsa Kusur Yoktur, Fatih Duman [#106746228] ....... 17 Aşk, sevgili kendisine değer vermediği halde bile onun uğruna cevr ü cefa çekmeyi kabullenmektir. Lütfunu gördüğün sevgilinin kıymeti ile cevrini gördüğün sevgilinin kıymeti aynı olmaz. Sen zannedersin ki lütüf gösteren diğerinden üstündür; bilakis aşk içinde cevredene daha değer verilir. Aşk, hak etmektir... Kervan, İskender Pala [#106748390] ... 18 Aşk bir suç önünde geriliyorsa sınırları vardır, oysa sınırsız olmalıdır aşk... Vadideki Zambak, Honore de Balzac [#106750612] ....... 19 Aşk çiçekleniyor ve etrafındaki her şeyi de çiçeklendiriyordu: Aşk, dünyanın tüm çiçeklerinden daha parıltılı, daha hoş kokuluydu... Siyah Lale, Alexandre Dumas [#82740224] ....... 20 Aşk zordu, ama onsuz olunmuyordu... Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek, Ayfer Tunç [#106884788] ....... 21 Aşk ağacının tek meyvesi muratsızlıktır... Güneşimin Önünden Çekil, A. Ali Ural [#106881241] ....... 22 Ve aşk ne kadar kudretlidir!... Değirmen, Sabahattin Ali [#106927594] ....... 23 Diyorum, bir şeye karşı komaktır günümüzde aşk... Gelmiş Bulundum, Edip Cansever [#106927600] ....... 24 "Aşkı bilen biri için yedi gerçek sır vardır. Ona sahip olan dünyaya hâkim olur...” Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk, İskender Pala [#107075781] ....... 25 Aşk, yalnızca görünüşe, güzelliğe, gençliğe yönelirse ömrü çok kısa olur. Ama aşk iç güzelliğe, ahlaka ve kişiliğe dönükse hem ebedi, hemde doyumsuz olur... Aşk Böyle Yaşanır, Halit Ertuğrul [#107077781] ....... 26 Aşk insanın içindeki karanlığa da çok yakın, aydınlığa da... Orta Zekâlılar Cenneti, Zülfü Livaneli [#107278979] ....... 27 “Kalp seçemez, sadece sever. Belki sevmemeyi ister ama bu elinde olmaz...” İlk Aşk, Ivan Sergeyeviç Turgenyev [#106220299] ....... 28 Aşk, sevginin tutkulu ve derin biçimidir. Aşkın en önemli özellikleri, sadakat, bağlılık ve şefkattir... Kadın Psikolojisi, Nevzat Tarhan [#107431916] ....... 29 Aşk isterim, aşk olsun isterim Yaşamanın sonu ölümün başlangıcı... Göğe Bakma Durağı, Turgut Uyar [#88030862] ....... 30 Hayat bir ölümdür, aşk bir uçurum... Şiirler IX - Monna Rosa, Sezai Karakoç [#107435195] ....... 31 Siz aşkı ne bilirsiniz bayım Aşkı aşk bilir yalnız!... Ah'lar Ağacı, Didem Madak [#107439507] ....... 32 Ölmek için doğuyoruz. Aşk, aradaki ayraç... İnsanlık Halleri, Ferit Edgü [#107441577] ....... 33 “aşk için ölmeli / aşk o zaman aşk...” Kırık Kadeh Sineması İftiharla Sunar, Küçük İskender [#107440780] ....... 34 Seveni sevmek kolaydır; marifet o sevmediği zaman da onu sevebilmektir... Kitab-ı Aşk, İskender Pala [#107606447] ....... 35 Aşk yoksa sadece insanların hayatları değil, şehirlerinki de canlılığını yitirir, kurur... Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım, Elena Ferrante [#107604241] ....... 36 "Birini sevmeyi bıraktığında, içinde ölmeye başlar...” Şeker Portakalı, José Mauro de Vasconcelos [#107605412] ....... 37 Gerçek aşk için yarın yoktur, gerçek aşk için zaman yoktur. Eğer bir insanı seviyorsan, seviyorsundur. Yarın ne olacak kimin umurunda? Bu an öylesine çok ki, bu an bir sonsuzluk. Yarın ne olacak göreceğiz. Yarın gelince... Ve yarın hiç gelmez. Gerçek aşk şimdiye aittir... Yaşama ve Ölme Sanatı, Osho [#107605412] ....... 38 Bir insanı sevmek nasıl saklanıp susulurdu; sevmek kafeslenip, hapsedilecek bir şey değildi ki!... Pranga, Aykut Günaydın #107590435 ....... 39 Sanmayın aşkın rotasını çizebileceğinizi, çünkü aşk sizin rotanızı çizer, sizi buna layık görürse eğer... Ermiş, Halil Cibran [#107665933] ....... 40 Aşk vadisi, geçilmesi zor olduğu kadar, meyvesi de en çok olan vadidir... Bu da Geçer Ya Hu, Ferudun Özdemir [#107669302] ....... 41 Bu dünyada her şey doğru yoldan sapabilir ama aşk değil. Yarı yolda bayılıp tökezleyen cılız bir aşk olmadıkça aşk yoldan çıkmaz... Martin Eden, Jack London [#107669190] ....... 42 Sende, ben imkânsızlığı seviyorum, fakat aslâ ümitsizliği değil... Piraye'ye Mektuplar, Nazım Hikmet Ran [#107475223] ....... 43 Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır Sevgi eskidikçe sevgidir... Sevda Sözleri, Cemal Süreya [#107601196] ....... 44 Aşk bir güneş gibidir. Ona sırtını dönme!.. Bukre, Kahraman Tazeoğlu [#107801575] ....... 45 Aşk her şeyden önce gelir... Nana, Emile Zola [#107798859] ....... 46 Aşk dedi... Hayatın içimizde gülümseyen yüzü... Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar [#107912852] ....... 47 Aşk, hayatın en yüce ifadesiydi... Martin Eden, Jack London [#107916703] ....... 48 Kime elimi uzatsam aşk diye Kesiyor yollarımı Kalbimle tenim arasındaki uçurum... Bütün Şiirleri 2, Şükrü Erbaş [#107985259] ....... 49 ”Vurun,” dedi, elini göğsüne bastırarak. “Aşk yüzünden ölmekten daha büyük bir onur yoktur...” Kolera Günlerinde Aşk, Gabriel Garcia Marquez [#107985575] ....... 50 ey gözleri maden ey ilk güneş saatinin çubuğu de ki aşk pusudadır ve bir dükkanda ölümsüzlüğün mührünü kazır... Divan, Turgut Uyar [#108093481] ....... 51 Tanrım! İnsan sevilmeyince nasıl da üşüyor... Bir Aşk Sayfası, Emile Zola [#108093192] ....... 52 Aşk, karanlığı kovan bir ışıktır... Karabasan, Wulf Dorn [#108165225] ....... 53 “Aşk ne papaza, ne de şeytana acır; o yaş gözetmez, hepimiz onun esiriyiz!...” Soytarı, Maksim Gorki [#108164914] ....... 54 Evlerinin içi ayna döşeli Ayna hatıra gözler ve sevmek Benim aşkım binbir köşeli ah binbir köşeli Bir köşe gidince bin köşe yeniden gelecek Ayna hatıra gözler ve sevmek... Gün Doğmadan - Şiirler (I-IX), Sezai Karakoç [#81613778] ....... 55 Sevgi ve aşk izinle filan olmaz... Camdaki Kız, Gülseren Budayıcıoğlu [#108193062] ....... 56 Söylenir ve yarım kalır Bütün aşklar yeryüzünde... Büyük Saat, Turgut Uyar [#108233233] ....... 57 "Büyük aşk, yalnız küçük korkuların büyük göründükleri yerde vardır..." Hamlet, William Shakespeare [#108067298] ....... 58 Yavrum insan bir kere sever deli olur. Fakat ikincisinde artık usta olmuştur. Sever gibi görünür deli eder... Hep Genç Kalacağım, Sabahattin Ali [#108309537] ....... 59 Bir aşk ne denli şiddetli ve içtense o kadar kapalı ve gizemli olmalıdır... Goriot Baba, Honore de Balzac [#108308196] ....... 60 Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı. Aşk diyorsunuz, Limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!... Ah'lar Ağacı, Didem Madak [#108335221] ....... 61 Güzel delikanlı! Sevmek insanlara hastır. Sen de insanca sevmelisin... Genç Werther'in Acıları, Johann Wolfgang Von Goethe [#108336397] ....... 62 Gerçekte, aşk insanı avutamaz. Onu arayıp bulamayız. O, hiç beklemediğimiz bir anda kendiliğinden karşımıza çıkıverir... Lanetli Göl, George Sand [#108337884] ....... 63 Ama sürekli seni düşünüyorum, seni karnımda taşıdığım bir bebek gibi hissediyorum, buna aşk derim, ne olursa olsun aşk derim... Aşk, Charles Bukowski [#108338246] ....... 64 Aşka kırgın da olma çünkü bütün hayal kırıklıklarına rağmen aşk çimenler gibi yeniden doğar hiç beklemezken... Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır, Ahmet Şerif İzgören [#108363557] ....... 65 Ey pısırık mahluklar! Bilin ki aşk, asla korkakların harcı değildir. Aşıklıkla korkaklık bir arada olmaz. Gözleri aşkla ışıldayan kişi, güle oynaya meydana atılır ve canını feda eder... Mantıku't-Tayr, Feridüddin Attar [#108363166] ....... 66 Deliler, aşıklar bir de şairlerin hayal gücüne akıl sır ermez... Bir Yaz Gecesi Rüyası, William Shakespeare [#108429271] ....... 67 Çünkü aşk, insani bir hastalıktır, insanı insan yapar... Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık, Mehmed Uzun [#108480541] ....... 68 Şems-i Tebrizi: Her hakiki aşk, umulmadık dönüşümlere yol açar. Aşk bir "milad" demektir. Şayet "aşktan önce" ve aşktan sonra" aynı insan olarak kalmışsan, yeterince sevmemişsin demektir. Birini seviyorsan onun için yapabileceğin en anlamlı şey değişmektir!... Boşanmada Psikolojik İlk Yardım, Gülay Korkut [#108499795] ....... 69 Aşk varsa ve hele âşık olmak Allah vergisi ise, niçin ayıp olsun?... Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov [#108498493] ....... 70 İnsan sevdikçe iyileşiyor artık anladım... Göğe Bakma Durağı, Turgut Uyar [#108507973] ....... 71 Az sevme bilmiyorum ben. Çok sevdiğimdendir bu kadar incinmem... Ah'lar Ağacı, Didem Madak [#107973531] ....... 72 “Ama aşk, bir cenin gibi bedenin karanlıklarında acıyla dönüp durmaktan kurtulduğu, nefes ve dudak aracılığıyla kendini zikir ve itiraf edebildiği zaman gerçek aşktı...” Geçmişe Yolculuk, Stefan Zweig [#108628506] ....... 73 Ayrıca, belki de seni çok sevdiğimi söylediğim zaman bu aşk anlamına gelmiyor, sen kalbime giren bir bıçaksın ve ben bu bıçağı daha da saplıyorum, işte aşk bu... Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka [#108628295] ....... 74 “Aşk, aşırıya kaçarsa zehire dönüşebilir...” Sis ve Öfke Sarayı, Sarah J. Maas [#108684613] ....... 75 "Aşk, bir kişi ile geri kalan herkes arasındaki farkın çok fazla abartılmasıdır...” Arkadaş, Dost, Sevgili-Sizinki Hangisi?, Hıncal Uluç [#108685732] ....... 76 "Aşk kadının zorbalık yapma hakkını erkeğe devr etmesidir...” Yeraltından Notlar, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski [#108687889] ....... 77 "Ben sana gönül vereli bir benzerin yok. Ko sarı çelenklere yatırayım seni. Kimdir yazan adını güney yıldızları ortasına öyle dumandan harflerle?...” Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı, Pablo Neruda [#108689113] ....... 78 Düşmüyor bir gün olsun Sularıma gölgen... Bütün Şiirleri 1, Şükrü Erbaş [#108690627] ....... 79 Söylemeden edemeyeceği bir doğrusu da şuydu: 'Aşk söz konusu olduğunda, ikinci de üçüncü de sonuncu da ilkti...’ Turgut ile Tomris, Sıddık Akbayır [#108691638] ....... 80 Yüzünüzde arasam, bulur muyum ülkemi Ruhunuz gökkuşağı olur mu benim için... Yağmur, Nurullah Genç [#108708154] ....... 81 "..Şu dünyaya bir maksatla geldin. Burası kirli, paslı bir yer. Gözünü seveyim eteklerini topla da çamur bulaşmasın. Az bir sıçrantı olursa onu aşk ateşi ile gider...” Kaşif, Mümine Yıldız [#108709501] ....... 82 "Benim harcım değil bir yâr sevmek gizliden Her yanım bin türlü merakla dalanmakta...” Erbain, İsmet Özel [#108729895] ....... 83 Aşk en son haddini bulursa her şeyi mübah görür... Nilgün, Refik Halid Karay [#108733322] ....... 84 Aşk söz konusu olduğunda, herkes aynıdır... Sıfır Noktasındaki Kadın, Nevâl El-Seddavi [#108758424] ....... 85 "Aşk, dünyanın en büyük hazinesidir ama gerekli özeni göstermezsen, rüzgârda bir serap gibi dağılır gider...” Kırlangıç Çığlığı, Ahmet Ümit [#108765964] ....... 87 "Aşk, bir kuyunun kıyısında susuzluktur. Aşk çiçektir, meyve değil...” Afrikalı Leo, Amin Maalouf [#108768365] ....... 88 Ey aşk, herkesin yanında birçok adın sanın var, fakat ben dün bir ad daha taktım sana, bir adını daha söyledim: İlâcı olmayan dert... Divan-ı Kebir, Mevlana Celaleddin-i Rumi [#108770329] ....... 89 İstanbul’da tifüs, memlekette zelzele, dışarıda harp, ben sana âşığım... Havada Bulut, Sait Faik Abasıyanık [#108848403] ....... 90 Herkesin seviyormuş gibi yaptığı, ancak sevginin ne olduğunu pek az kimsenin bildiği bir zamanda yaşıyoruz. Belki de bütün zamanlar böyledi... Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural [#108853724] ....... 91 Herkes dünyada bir dost seçti, bizim sevgilimiz de, bizim dostumuz da aşk... Divan-ı Kebir, Mevlana Celaleddin-i Rumi [#108853332] ....... 92 Aşk içinde mâşuk her zaman kayıp sayılır... Kervan, İskender Pala [#108875781] ....... 93 “Seni herhangi bir şeyden dolayı seven bir kimse, o şeyin ortadan kalkmasıyla birlikte sana sırtını dönecektir...” Güvercin Gerdanlığı, İbn Hazm El-Endelüsi [#108876783] ....... 94 Aşkın bir adı da yorulmamaktır... Şiirler, Erdem Bayazıt [#108925094] ....... 95 Ölene kadar sorumlusun, gönül bağı kurduğun her şeyden... Küçük Prens, Antoine de Saint-Exupéry [#108923432] ....... 96 Sahip olamamak, uzakta kalmak, kalbin ve yüreğin ateşiyle yanmaktır aşkı diri ve ebedî kılan... Aşkın Diyalektiği, Rasim Özdenören [#108942813] ....... 97 Kendisine yönelik neredeyse imana yakın bir aşk besliyordum. Sadece dinde kullanılan bir kelimeyi genç bir kadına atfen kullanmamı garipsemiş olabilirsin. Halen de böyle düşünüyorum. Hakiki aşk ile dinin özünün o kadar farklı şeyler olmadığına katiyetle inanmaktayım... Gönül, Natsume Soseki [#108848240] ....... 98 “Benim düşlediğim aşk iki insanın birbirini sahiplenme çabasından çok daha öte bir şey...” Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom #109067682 ....... 99 Plâtonik aşk, hiç şüphesiz gerçek aşktan daha çok zekâ gösterir ama coşkunlukları da geçicidir; kendini gereğinden fazla bilir, tahlil eder, kendi hakkında hükümler verir; düşünceye yolunu şaşırtmak şöyle dursun, tam tersine kendisi düşünüle düşünüle kurulmuştur... Kırmızı ve Siyah, Stendhal [#109069833] ...... 100 Aşkın bittiği yerde ise nefret başlar... Anna Karenina, Lev Nikolayeviç Tolstoy [#109095330] ....... 101 Sen ve ben gafletini aşıp biz olanların rızkıdır aşk... Evlenmeden Önce, Doğan Cüceloğlu [#109239179] ....... 102 "İnsan muhabbet duyduğu kişinin kaderinden pay alır...” Damladan Deryaya, Osman Nuri Topbaş [#99228818] ....... 103 Çünkü her şey Tanrı'dandır. Seven herkes Tanrı'dan doğmuştur ve Tanrı'yı tanır... İnsan Neyle Yaşar?, Lev Nikolayeviç Tolstoy [#108716722] ....... 104 Kavuşunca meşk, kavuşamayınca aşk olduğunu söylerler. Sevgisini kalbinde taşıdığı sürece herkes ona kavuşmuş demektir bana göre... Efrasiyab'ın Hikayeleri, İhsan Oktay Anar [#108692027] ~ 105 Aşk dağıldıkca azalan bir şey değildir... Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali [#108636508] ~ 106 Ve öyle sanıyorum ki, beni ölüm döşeğimden çağırsaydın bile, yataktan kalkıp seninle gitme gücünü toplardım... Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig [#109309411] ~ 107 Hepimiz ilk aşkımızın hikayesini anlatacağız... İlk Aşk, Ivan Sergeyeviç Turgenyev [#109309698] ~ 108 Sevgiliye kavuşmayı hayal etmekle sevgiliye kavuşmak ayrı şeylerdir... Kervan, İskender Pala #109313059 ~ 109 Aşk böyledir. Baskına gidiyorum diye evden çıkarsın, bozguna uğrayıp dönersin... Soyka, Bedia Ceylan Güzelce [#109311398] ~ 110 “Beklemek cehennemdir, ama beklerim seni.” Soneler, William Shakespeare [#109313740] ~ 111 Altın işlemeli saray, misafir için güzel gelir fakat bizim arzumuz ev sahibini görmektir... Gülşehri - Aşk ve Gül, Kemal Yavuz [#109313772] ~ 112 Aşk hiç de sizin söylediğiniz basit sempati veya bazen derin olabilen sevgi değildir. O büsbütün başka, bizim tahlil edemediğimiz öyle bir histir ki nereden geldiğini bilmediğimiz gibi, günün birinde nereye kaçıp gittiğini de bilmeyiz... Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali [#109705287] ~ 113 Aşk ve sarhoşluk sırlarını davacı kişiye söylemeyin de kendine tapma derdinden kurtulmasın. Aşktan, sarhoşluktan haber almadan ölüp gitsin!.. Hafız Divanı, Hafız-ı Şirazi [#105709145] ~ 114 Bana doğru iki adım attı. Aramızda her şeyin mümkün olduğunu hissettim. Oysa, daha o anda bile, bunun imkansız bir aşk olduğunu biliyordum. Ama aşkı diri tutan şey imkansız olmasıdır. Kafamda Bir Tuhaflık, Orhan Pamuk [#109791534] ~ 115 Aşk, Tanrı'nın bir lütfudur ve kem gözlerden uzak tutulmalıdır... Yeraltından Notlar, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski [#110003887] ~ 116 Aşk ile dolmuş gönüle Devrim tutkusu eklenince Taşıyor insan kendi içinden biliyorsun Taşıyor duyguları... İki Dil Bir Aşk, Azad Penaber [#110064558] ~ 117 Üçümüz kendi yalnızlığımızın içindeyiz, bizi birbirimize bağlayan aşk da derin, güçlü, ve gariptir... Meczup, Halil Cibran [#110138706] ~ 118 "Ve belki de hüzünlü son günümde, bir veda gülümsemesiyle ışıldar aşk...” Budala, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski [#110161264] ~ 119 Zira yurdunu özleyen aşk, zamanın yüksekliğini ve derinliğini ölçecek bütün ölçüleri tüketir... Ermişin Bahçesi, Halil Cibran [#110170898] ~ 120 Sen aşkın ne olduğunu bilir misin? Adaşım sen hiç sevdin mi?... Bütün Öyküleri 1, Sabahattin Ali [#110183736] ~ 121 Kadınların mutluluğu cihanın mutluluğudur... Aşk, Elif Şafak [#110214255] ~ 122 “Aşk seni aptallaştırır...” Başucu Yalnızlığım, Mehmet Ali Kılınç [#110221861] ~ 123 Hiçbir zaman aşk değildir bize layık olmayan, oysa biz layık olmayız ona kimi zaman. Hiçbir zaman bize ihanet etmez aşk ve biz oluruz hep, ona ihanet eden... Uzaktan Aşk, Amin Maalouf [#110320688] ~ 124 Her iki cins için de gençlik aşk mevsimidir; ama bu dertsiz tasasız günlerde, duyguların yerini düşüncenin alacağı, yaşamın daha önemli yılları için hazırlık yapılmalıdır... Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi, Mary Wollstonecraft [#110337672] ~ 125 Ayaklarımızın altında bir zemin yok artık. Bir çatımız da. Gelecek yok. Geçmişin izleriyse çoktan silinmeye başladı. Aşk, bize bu sonsuz boşlukta ev olacak tek şey... Nohut Oda, Melisa Kesmez [#110372525] ~ 126 Beni yalnız bu koruyor: Bu aşk, bu merhamet... Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa [#110373976] ~ 127 “Öyle bir aşk bekliyordu ki hayattan, yüzünde birdenbire patlayan bir tokat gibi, onu serseme çevirsin...” Aziz Bey Hadisesi, Ayfer Tunç [#110397851] ~ 128 Aşk bir töz değil, tözdeki bir ilinektir... Dante, Alessandro Barbero [#110403502] ~ 129 “İnsanlar şu sadakat denen şeyi nasıl da abartıyorlar! Aşk dediğin bile işlevsel bir konudur. Kendi irademizle hiç ilgisi yoktur. Gençler sadık kalmak ister ama kalamaz. Yaşlılarsa sadakatten uzaklaşmak isterken uzaklaşamazlar...” Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde [#110331258] ~ 130 Aşk; iki kişinin sokak kavgasına benzer, çünkü ayıran hep bir yabancıdır... Cemal Süreya, Metin Cengiz [#110436143] ~ 131 “Aşkın civarından gelen zararı O'nun bir lutfu say!...” İlahi Aşk, William Chittick [#110331252] ~ 132 Çok aşk hiç aşktır. Hayatının Anlamı Kaybettiğin Yerde, Mehmet Şakiroğlu [#110139131] ~ 133 Besbellidir ki, aşksız îmân olamaz... İmân ve Aksiyon, Necip Fazıl Kısakürek [#109956640] ~ 134 Denizci değilim, ama uzak denizlerde yıkanan Uçsuz bucaksız kıyılar kadar uzak olsan da sen Sana ulaşmak için açılırdım denizlere... Romeo ve Juliet, William Shakespeare [#109885303] ~ 135 Sen sevda yüklü bulut, göklerimin sahibi Saklıyorum içimde seni bir tufan gibi... Rüveyda, Nurullah Genç [#109522445] ~ 136 "Aşkı dünyanın en iyi şeyi olarak görüyordu. İçindeki devrimi başlatan, yontulmamış bir denizciyken onu bir öğrenci ve sanatçı haline getiren, dolayısıyla da öğrenim, sanat ve aşk üçlüsü arasında diğer ikisine üstün gelen en büyük ve en güzel şey, aşktı...” Martin Eden, Jack London [#110688413] 137 Ancak ilahi aşk bahşeder ilmin anahtarlarını... Cehennemde Bir Mevsim - Aydınlanışlar, Arthur Rimbaud [#110688371] ~ 138 Sevmekten ya da sevilmekten daha heyecan verici ne vardır?... Cinsellik, Aşk ve Ölüm, Andre Comte-Sponville [#110731205] ~ 139 Gönül sevdaya karşı daima çocuktur. Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai #140222631 ~ 140 Aşkın uzun bir dostluktan ya da sürekli bir ilişkiden doğduğunu sanmak yanlıştır. Aşk manevi bir kaynaşmanın meyvesidir. Eğer bu kaynaşma bir anda olmazsa, değil bir yılda, bir yüzyılda bile oluşmayacaktır... Kırık Kanatlar, Halil Cibran [#110754092] ~ 141 “Sadece aşk ve ölüm değiştirebilir her şeyi...” Kum ve Köpük, Halil Cibran [#110789087]] ~ 142 Aşk iki kişi arasında asla eşitlenmeyendir... Y'ol, Birhan Keskin [#110873441] ~ 143 Aşk, maşuka egemenliktir, sevmek ise sevilende yok olma sonsuzluğudur... Sevmek Aşktan Üstündür, Ali Şeriati [#110873392] ~ 144 Herkesin seviyormuş gibi yaptığı, ancak sevginin ne olduğunu pek az kimsenin bildiği bir zamanda yaşıyoruz... Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural #142036278 ~ 145 bana hain sevgilimdi... Erbain, İsmet Özel [#110987486] ~ 146 Sevgi, iç çekişlerin buğusuyla yükselen bir dumandır... Romeo ve Juliet, William Shakespeare [#110909212] ~ 147 Ve aşk ne kadar ateşlidir!... #137568038 ~ 148 Aşk olduğu zaman seven ve sevilen birlikte aşkın içinde kaybolur. Eğer özgürlük ve aşka sahip olursan başka şeye ihtiyacın kalmaz... Aşk Özgürlük Tekbaşınalık, Osho [#110873392] ~ 149 Eğer yeryüzündeki bütün elleri bir masanın üzerine koysalar, elini bulabilirdim onların içinden. Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural [#108631631] ~ 150 ben öyle bilirim ki yaşamak berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır... Erbain, İsmet Özel [#111049875] ~ 151 insanın zamana karşı biricik şansıdır aşk... Bütün Şiirleri 2, Şükrü Erbaş [#107986385] ~ 152 Anladım ki insan içinde sevgiyle yaşar... İnsan Neyle Yaşar?, Lev Nikolayeviç Tolstoy [#107958328] ~ 153 Ve güzellik insanlara binlerce zalimliği unutturabiliyordu... Warcross - Bir Sanal Gerçeklik Oyunu, Marie Lu [#110821495] ~ 154 Bu çılgın aşk, gözleri kör bir tanrı olmasaydı keşke... Veronalı İki Soylu Delikanlı, William Shakespeare [#111076923] ~ 155 Şiirdeki aşkla hayattaki aşk ne kadar birbirine benzemiyormuş... Kiralık Konak, Yakup Kadri Karaosmanoğlu [#111092261] ~ 156 "Dünyada mutluluk verebilecek tek şey taze, şiir dolu, insanı hayaller dünyasına çeken bir aşk olabilir ancak!...” Martı, Anton Çehov [#111100350] ~ 157 Aşkımı anlatmaya sözcükler yetmeyince, sessizliğin anlamı artıyor. Sessizliğim kucaklasın seni, benim kucakladığım gibi... Mektuplar: Abelard ve Heloise, Ronald Duncan [#111100253] ~ 158 İnsanın aşkı, kaybettiği her şeyin yansımasıymış aslında. İnsanın yâri annesiymiş, babasıymış, kardeşi, çocuğuymuş... 3391 Kilometre, Beyza Alkoç [#111101329] ~ 159 Aşk yüzünden ölmek, yaşamaktır... Sefiller, Victor Hugo [#111110357] ~ 160 Onca sevgiye rağmen kalbi filizlenmemişse, toprağı sen değilsindir... Yedi Güzel Adam, Cahit Zarifoğlu [#110508157] ~ 161 "Kendinden başka bir şey vermez aşk ve kendinden başkasından almaz. Ne sahip olur aşk ne de sahip olunmak ister. Çünkü aşka aşk yeter...” Ermiş, Halil Cibran [#111324318] ~ 162 İnsanlar sadece kendi hayatları için kaygılandıkları, kendilerini kolladıklarını için yaşar sanırdım, oysa onları yaşatan tek şey sevgiymiş. Seven insan Tanrı’nın, Tanrı da onun içindedir, çünkü Tanrı sevgidir. İnsan Neyle Yaşar?, Lev Tolstoy #141962942 ~ 163 Kalp dediğin 300 gr’lık bir organ. Aşk dediğinse onun yerini en çok hatırlatan. Dil değişir, gün değişir, çağ değişir. O değişmez... Ot Dergi Sevgililer - Aşklı Özel Sayı, Ot Dergisi [#111324201] ~ 164 Ama tüm bunlar sadece hayatın sahneye konuşudur. Asıl temel aşktır, aşk!... Savaş ve Barış - 2. Cilt, Lev Tolstoy #141851218 ~ 165 Aşk Tanrı'dır ve benim için ölmek aşkın küçük bir parçasıdır, aşkın gerçek kaynağına dönüştür... Savaş ve Barış, Lev Nikolayeviç Tolstoy [#111324858] ~ 166 “Yıkılmak binâya mahsus bir şey değil ki, Züleyhâ, bir insanın, bir cümle ile yıkıldığını gördüm ben...” Yedi Güzel Adam, Cahit Zarifoğlu [#111391100] ~ 167 Fakat bırakın mesâfeler olsun birlikteliğinizde. Bırakın dans etsin göklerin rüzgârları aranızda. Birbirinizi sevin ama aşkı pranga eylemeyin: Bırakın ruhlarınızın kıyıları arasında dalgalanan bir deniz olsun aşk... Ermiş, Halil Cibran [#111324625] ~ 168 Gece kapladı her yeri, Keder sardı dereleri, Esmerim vay vay. Düşman değil, sevdâ açtı Sinemdeki yâreleri [yaraları]. Yeni Dünya, Sabahattin Ali [#111415112] ~ 169 Yaz bakalım: Suçumuz sevmek... Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay #142094822 ~ 170 Aşktır gönlün alınteri... Yitik Cennet, Sezai Karakoç [#111093073] ~ 171 "Şu anda önlerindeki mesele aşktı ve aşk, yiyecek bulmaktan daha amansız, daha acımasız bir meseleydi...” Beyaz Diş, Jack London [#111502649] ~ 172 Ey aşk, iki cihanda aziz ol!.. Şiirler, Behçet Necatigil #111501247 ~ 173 Sorar isen aşk nerdedir nerde istersen ordadır Hem gönülde hem candadır hiç kalmadı gümânımız... Yunus Emre - Hayatı ve Bütün Şiirleri, Abdülbaki Gölpınarlı [#111553256] ~ 174 Sende ben kendimi sevdim... Bütün Şiirleri 2, Şükrü Erbaş [#111583065] ~ 175 Bazen ben onu dünyadaki her şeyden daha fazla severken ve kendimi ona adamışken, sadece onu düşünüp, başka hiçbir şey istemezken, onun nasıl olup da bir başkasını sevebildiğini, buna nasıl cüret ettiğini anlayamıyorum... Genç Werther'in Acıları, Johann Wolfgang Von Goethe [#111642853] ~ 176 Geri çevrildiğiniz için, aşkınıza karşılık verilmediği için acılar çekerken, ben yüreğimde size nasıl bir aşk duyuyordum, hem de nasıl bir Beyaz Geceler, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski [#111879402] 177 ~ Aşk; insânî veya ilâhî varlıkları bir hizâya getirir!.. Çürümenin Kitabı, Emil Michel Cioran [#112638339] ~ 178 "Gülün nasıl koktuğu değil, sizin nasıl kokladığınızdır farkı yaratan. Bu yüzden herkes başka sever ve herkes başka türlü teslim olur aşka... Aşk, seni vurabilecek bir silahı, seni vurmayacağına inandığın birine tereddütsüz vermektir. Sezsizce gitmeyi seçer kimi... Yarinin gözleri uğruna, yarinin gözlerinden vazgeçer!.. Vazgeçtim, Kahraman Tazeoğlu [#112657651] ~ 179 Seven insan sevdiğinin gözünde her şey değilse hiçbir şey değildir!.. Vadideki Zambak, Honore de Balzac {#116410376} ~ 180 Akıllarıyla değil ki, gözleriyle seviyorlar... Hamlet, William Shakespeare #142070892 ~ 181 Hayal iki kısımdır. Bir kısmı donuktur, bir kısmı ateşli. Aşk ateşli kısımdır. Fırtınalar, Halil Cibran {#119464066} ~ 182 Aşksız hayat, çiçeksiz ve meyvesiz bir ağaç gibidir. Güzellik olmaksızın aşk kokusuz çiçekler, çekirdeksiz meyveler gibidir... Fırtınalar, Halil Cibran {#119814448} ~ 183 Aşk En bitirim acılarda en dayanıklı büyüyen. Sonrası Kalır 1, Edip Cansever #123518952 ~ 184 Senin bağışınmış gövdemde çiçeklenen hayat Senmişsin sonsuzluğu canımdan taşıran aşk. Bağbozumu Şarkıları, Şükrü Erbaş #123522568 ~ 185 Akıl korkak, aşk devrimcidir. Kafa Dergisi - Sayı 79, Kafa Dergisi #123520684 ~ 186 "Aşk kendisi olmayan her şeyden ürker." Vadideki Zambak, Honore de Balzac #124050212 ~ 187 Aşk kendinden başka kimsenin boyun eğeni, emrine uyanı değildir... Hazan Bülbülü, Hüseyin Rahmi Gürpınar #124049987 ~ 188 Aşk, yüreklerimizi meydana getiren bir güçtür, yüreklerimiz onu yaratamaz... Asi Ruhlar, Halil Cibran #124039642 ~ 189 "Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. Hatta mukabele edilmesini bile beklemeden sadece sevmek." Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali #124243871 ~ 190 Az ya da çok değil, güzel sevin... Küçük Prens, Antoine de Saint-Exupéry #125379180 ~ 191 Wilhelm, aşk olmasa hayatın ne anlamı olur?... Genç Werther'in Acıları, Johann Wolfgang Von Goethe #130572505 ~ 192 Aşk, üzerine kelimeler düşmedikçe daha berraktır... Beni Sessiz de Sevebilir misin?, Kemal Sayar #130484827 ~ 193 Derin bir aşka karşı sözler âcizdir... Marifetname, Salih Mirzabeyoğlu #129557248 ~ 194 İnanın bana, gerçek aşk sonsuzdur... Vadideki Zambak, Honore de Balzac #128381479 ~ 195 Kimi adamlar der ki aşk insanı güzelleştirirmiş... Hikâyeler, Orhan Veli Kanık #131399911 ~ 196 Masumluktan uzak bir sevginin, son vermeye kalkışılınca şefkatsiz bir kine dönüşmesi doğaldır... İntibah, Namık Kemal #131319185 ~ 197 Aşk şahane bir şey olmalı. Aşık insanları gördüm. Birbirlerine nadide bir esere bakar gibi bakıyorlar. Hem bazı çirkin insanların bile aşkla güzelleştiğine şahit oldum. Ne kadar güçlü bir duygu düşünsene." Maria Puder Olmak, Burçin Orhon #131319296 ~ 198 Aşk sadece özgürlükte var olabilir... Baştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren Kierkegaard #116293006 ~ 199 "İnsanlar aşk olmadan anlaşamaz...” Yeşilin Kızı Anne 3, L. M. Montgomery #131320150 ~ 200 “İnsan sevince,” diye düşündü, “nesneler daha çok anlam kazanıyor.” Simyacı, Paulo Coelho #131320927 ~ 201 En içten sevgiler bile karşılık görmeyince sönüp gider... Marie Antoinette, Antonia Fraser #54766797 ~ 202 Çünkü aşk, sevginin meyvesi; üzüntü de aşkın levâzımındandır... Envâr-ül Aşıkîn, Ahmed Bican Yazıcıoğlu #131068701 ~ 203 İçinde kendinizi kaybettiğiniz şeyin adı aşk olamaz. Kendinizi bulduğunuz şeydir aşk. Güç savaşı değildir, güç birliğidir aşk... Savaş meydanı değil, cennet bahçesidir aşk... Gitmeli miyim Kalmalı mıyım, Hakan Mengüç #131320983 204 Gerçek aşk her zaman bir yolunu bulurdu... Hep Seni Aradım, Maria Duffy #131321570 205 Aşk, karşılıklı duyumlar, uyumlar isteyen bir ilişkidir... Denemeler, Montaigne ]#131321618 206 Aşk; sevilen mahlukun temiz, necip bir mahluk olduğuna inanmak demekti... Damga, Reşat Nuri Güntekin #131321683 207 Kaybedebileceğin bir şeye bağlandığında incinmeyi göze alırsın. Sevmek biraz da incinmeyi göze almaktır... Biraz Yağmur Kimseyi İncitmez, Kemal Sayar #113454443 208 Sokrates: Seni seven, ruhunu sevendir... Darius: Büyük Pers Kralı, Hans Kneifel #119043707 209 Rüsvalığı göze almayan sevmemeli... Jurnal, Cemil Meriç #84132807 210 Sevgisizlik demek ki kadın ruhunda ölümle eşit... Camdaki Kız, Gülseren Budayıcıoğlu #130608533 211 Sevmek kendini karşılıksız olarak adamak, sevgimizin sevilen kişide de sevgi oluşturacağı ümidini taşımak demektir. Sevgi bir inanç eylemidir. İnancı az olanın sevgisi de azdır... Sevme Sanatı, Erich Fromm #105399803 212 Aşkın başlangıcı yanmak, sonu ise ölmektir... Kalplerin Keşfi, İmam Gazali #139814615 213 Âşıkken kalbiyle görür kadınlar... Camdaki Kız, Gülseren Budayıcıoğlu [#130887687 214 Sevilmek ne güzel şey... Martin Eden, Jack London #141994100 215 Dikkat dikkat, her aşk otodidakt!... Garanti Karantina, Murat Menteş #142016805 216 Aşkın en zarif ayrıcalığı kendi kendisini kanıtlamasıdır. Vadideki Zambak, Honore de Balzac #141985913 217 "...senin aşkına inanıyorum. Hayatta her şey kötüye gidebilir, aşk hariç. Yeter ki bitkin düşen, bocalayıp tökezleyen zayıf iradeli biri olmasın, aşk hiçbir zaman yolunu şaşırmaz.” Martin Eden, Jack London #141985439 218 Kadınlarda aşk ve korku ayrılmaz bir ikilidir. Ya zerresi yoktur ya da aşırısı vardır... Hamlet, William Shakespeare #141980541 219 Sevgileri göğüsle ve ne olur anla... Şiirler, Cahit Zarifoğlu #141977746 220 Çünkü aşk eşitler arasında yaşanır... Bizim Büyük Çaresizliğimiz, Barış Bıçakçı #141951493 221 göz değil aşk aşk değil bin çeşit göz... Şiirler, Cahit Zarifoğlu #141950804 222 Aşk ve yoksulluk en iyi öğretmenlerdir... Goethe Der ki..., Johann Wolfgang Von Goethe #141943496 223 “Ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin...” Romeo ve Juliet, William Shakespeare #142018068 224 Aşk bir teslimiyettir, bir eriyiştir. Yeniden doğmak için uyanıştır. Aşkın bütün sırrı iki kelimede: Varlığından soyunmak. Aşk için ya hep vardır, ya hiç. Sen hep misin, hiç misin?... Jurnal, Cemil Meriç #110211276 225 Aşka karşı en büyük şikâyetim belki de şu: Derler ki aşk cesaret verir. Hiç de değil! Kalbimiz yumuşar yumuşamaz zayıftır (...) Yalnızca sevdiğini kaybetme tehlikesindeki bir erkek cesur olur, ama bu da aşk değil kıskançlıktır... Catherine Fabricius'a 27.6.1770 Goethe Der ki..., Johann Wolfgang Von Goethe #135533825 226 Aşkın akılla alakası yoktu. İnsanın âşık olduğu kadının mantıklı düşünüp düşünmemesi önemli değildi. Aşk, aklın üzerindeydi... Martin Eden, Jack London #141936373 227 Aşk alfabesini heceleyin... Faust, Johann Wolfgang Von Goethe #141927127 228 Seni seviyorum... Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum... Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali #141923608 229 "Aşk ne kadar hodbindir!..." Değirmen, Sabahattin Ali #142032476 230 Cana yakın yaratık! Yansa da ruhum cehennem ateşinde, Seni yine seveceğim! Sevgim yok olur ancak Kıyamet günüyle birlikte... Othello, William Shakespeare #142020914
2020 YILINDA OKUDUĞUM KİTAPLAR
1.Homo Faber ~ Max Frisch 2.Saint-Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist ~ Cemil Meriç 3.Sosyoloji Notları ve Konferanslar ~ Cemil Meriç 4.Karun ve Anarşist ~ İskender Pala 5.Siyer-i Nebî (Hazret-i Peygamberin Hayatı) ~ Osman Keskioğlu 6.Umrandan Uygarlığa ~ Cemil Meriç 7.Hz. Peygamber'de Sevgi ve Merhamet ~ Komisyon 8.İnsani Sorumluluk KOMŞULUK ~ Komisyon 9.Hz.Peygamber ve Kardeşlik Hukuku ~ Komisyon 10. İnsan İsterse, Azmin Zaferi Öyküleri1 ~ Mümin Sekman 11. Kültürden İrfana ~ Cemil Meriç 12. Ben, Kirke ~ Madeline Miller 13. Devlet ~ Platon 14. Minyeli Abdullah ~ Hekimoğlu İsmail 15. Hacı Murat ~ Tolstoy 16. Duygusal Zekâ ~ Meltem Soyugüzel 17. Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır ~ Tolstoy 18. Sevginin Dili ~ Meltem Soyugüzel 19. Kamelyalı Kadın ~ Alexander Dumas 20. Etkili İletişimin Gücü ~ Meltem Soyugüzel 21. Osmanlı'da Derin Devlet ve II. Abdülhamit ~ Yavuz Bahadıroğlu 22. Sıra Dışı Düşüncenin Gücü ~ Meltem Soyugüzel 23. Anlayarak Hızlı Okuma Teknikleri ve Okuma Psikolojisi ~ Murat Tunalı 24. Tarihin Arka Sokakları ~ Yavuz Bahadıroğlu 25. NLP Tekniği Ve Zihin ~ Gazanfer Balaban 26. Başarı ve Mutluluk İçin Umudunu Kaybetme ~ Murat Tunalı 27. Hangi Batı ~ Attilâ İlhan 28. Dünün Dünyası ~ Stefan Zweig 29. Kendine Ait Bir Oda ~ Virginia Woolf 30. Beyaz Diş ~ Jack London 31. Türklerin Tarihi ~ İlber Ortaylı 32. Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç ~ H. Rahmi Gürpınar 33. Şato ~ Franz Kafka 34. Osmanlı ve Modern Türkiye ~ Halil İnalcık 35. Şıpsevdi ~ H. Rahmi Gürpınar 36. Dorian Gray'in Portresi ~ Oscar Wilde 37. Mai ve Siyah ~ Halid Ziya Uşaklıgil 38. Bütün Öyküleri ~ Virginia Woolf 39. Ölüler Evinden Anılar ~ Dostoyevski 40. Yılanı Öldürseler ~ Yaşar Kemal 41. Budala ~ Dostoyevski 42. 12 Eylül Saat: 04.00 ~ M. Ali Birand 43. Savunma ~ Alparslan Türkeş 44. Che Guevara ~ Yaşar Şahin Anıl 45. Anadolu Yazarını Dinliyor ~ Nihat Genç 46. Bye Bye Türkçe ~ Oktay Sinanoğlu 47. Serenad ~ Zülfü Livaneli 48. Teşkilat ~ Selman Kayabaşı 49. Muhafız ~ Selman Kayabaşı 50. Hanedan ~ Selman Kayabaşı 51. Şu Çılgın Türkler ~ Turgut Özakman 52. Bin Muhteşem Güneş ~ Khaled Hosseini 53. Atatürk ve Din ~ Prof. Dr. İsmail Yakıt 54. Olmayan Ülke ~ Ahmet Ümit 55. Ecel Kıyamet Ölüm ve Ötesi ~ İmam-ı Gazalî 56. Benjamin Button'ın Tuhaf Hikâyesi ~ F. Scott Fitzgerald 57. Teneke ~ Yaşar Kemal 58. Bülbülün Kırk Şarkısı ~ İskender Pala 59. Beyaz Geceler ~ Dostoyevski 60. İlk Aşk ~ Turgenyev 61. Fesleğen ~ Hikmet Anıl Öztekin 62. Geçecek mi? ~ Gökhan Çınar 63. Sherlock Holmes Sürünen Adam ~ Arthur Conan Doyle 64. Sherlock Holmes Zümrüt Taç ~ Arthur Conan Doyle 65. Türk Devriminin Programı ~ Yusuf Akçura 66. Rüzgârı Dizginleyen Çocuk ~ William Kamkwamba 67. Kovan ~ Laline Paull 68. Bütün Eseleri 3 ~ Ömer Seyfettin 69. Kimseye Söyleme ~ Harlan Coben 70. Bütün Eserleri 5 ~ Ömer Seyfettin 71. Romeo ve Juliet ~ William Shakespeare 72. Bütün Eserleri 7 ~ Ömer Seyfettin 73. Yüzbaşının Kızı~ Aleksandr Puşkin 74. Geliştir Beynini ~ Murat Tunalı 75. Nikola Tesla'nın Sıra Dışı Hayatı ~ Nikola Tesla 76. Körlük ~ José Saramago 77. Güçlü Hafıza Teknikleri ~ A. William Deckard 78. Einstein Gibi Düşünmek ~ Peter Hollins 79. Etkileyici Beden Dili ~ Gazanfer Balaban 80. Saatleri Ayarlama Enstitüsü ~ Ahmet Hamdi Tanpınar 81. Sıradışı 202 Fikir ~ Alexander Winterman 82. Sherlock Gibi Düşünmek ~ Daniel Smith 83. Bilincin ve Bilinçaltının Gücü ~ Meltem Soyugüzel 84. İki Şehrin Hikâyesi ~ Charles Dickens 85. Faust ~ J. W. Von Goethe 86. Beyin Gücünü Etkin Kullan ~ A. William Deckard 87. Bilimin Devleri: Isaac Newton ~ Kathleen Krull 88. Aşk Ve Gurur ~ Jane Austen 89. Bilimin Devleri: Benjamin Franklin ~ Kathleen Krull 90. Cimri ~ Molière 91. Evanjelizm ~ Ramazan Kurtoğlu 92. Bilimin Devleri: Sigmund Freud ~ Kathleen Krull 93. Bilimin Devleri: Marie Curie ~ Kathleen Krull 94. Böğürtlen Kışı ~ Sarah Jio 95. Notre Dame'ın Kamburu ~ Victor Hugo 96. Diriliş ~ Tolstoy 97. Bilimin Devleri: Albert Einstein ~ Kathleen Krull 98. Madam Bovary ~ Gustave Flaubert 99. Aylak Adam ~ Yusuf Atılgan 100. Dinim İslâm (Temel Bilgiler) ~ Komisyon 101. Kör Baykuş ~ Sadık Hidâyet 102. Büyük Umutlar ~ Charles Dickens 103. Ölümün Tam Zamanı ~ Agatha Christie 104. Hâtemü'l-Enbiyâ Hazreti Muhammed ve Hayâtı ~ Ali Himmet Berki, Osman Keskioğlu 105. Cesetler Merdiveni ~ Agatha Christie 106. Ana ~ Maksim Gorki 107. Kur'an'dan Öğütler Cilt 1 ~ Komisyon 108. Uğultulu Tepeler ~ Emily Brontë 109. Ölüm Oyunu ~ Agatha Christie 110. Kur'an'dan Öğütler Cilt 2 ~ Komisyon 111. Beş Küçük Domuz ~ Agatha Christie 112. Ezilenler ~ Dostoyevski 113. Ali ve Nino ~ Kurban Said 114. Çiçero Yüzyılın Casusu ~ Diello Elyesa 115. Dünyanın En Büyük 100 Düşünürü ~ Philip Stokes 116. Seçme Eserleri ~ Samed Behrengi 117. Ruhun Tutkuları ~ Descartes 118. Kızıl Elma ~ Ziya Gökalp 119. Seçme Eserleri ~ Halil Cibran 120. Zaman Makinesi ~ H. George Wells 121. İşte Şeriat Budur ~ Ebu Sehran es-Suri 122. Fedailerin Yuvası Alamut ~ Peter Willey 123. Dinle, Küçük Adam ~ Wilhelm Reich E-KİTAPLAR 1. Zengin Baba Yoksul Baba ~ Robert T. Kiyosaki
EHL-İ  SÜNNET ALİMLERCE  EHLİ BİD'AT OLARAK İLAN EDİLEN  YAZARLAR…. 1- Mihr Ali İskender Evrenesoğlu; Kendisi Mehdi Olduğunu Söyleyen Bir Sahtekardır... 2- Harun Yahya(Adnan Oktar); Kendisi Mehdi Olduğunu Söyleyen Bir Sahtekardır, Ayrıca Dansöz Oynatıp, yarı çıplak kadınların üzerinden dinle dalga geçmektedir.... 3- Prof. Abdülaziz Bayındır; Allah Gaybı Bilemez Diyen Ve Bunun Gibi Nice Sapık Görüşleri Olan Ehli Bidat Biridir... 4- Prof. Yaşar Nuri Öztürk; Kuranda Olmayan Hiçbirşey Günah Değildir diyen, İsteyen İstediği Şekilde Namaz Kılar Namaz Özünde Saçmadır Diyen, Kuran Felsefedir Diyen Sapıklıkları Sayarak Bitmeyecek Olan Bir Sahtekardır... 5- Prof. Zekeriya Beyaz; Kabir Azabı Yoktur Diyen, Tavuktan Kurban Olur Diyen Ve Birçok Sapık Fetvalar Veren Biridir... 6- Prof. Bayraktar Bayraklı; 17 Ciltlik Tefsir Yazdım, Sahabeden Alimlerden Bir Tane Nakil Yapmadım Diyen Yani Uydurma Şeyler Yazdığını Kendisi Dahi İtiraf Eden, Hz. İsa İnmiyecektir Diyen Nice Sapık Görüşleri Olan Bir Sapıktır... 7- Prof. Mustafa Öztürk; Kurana Uydurma Diyen Bir Sapık Daha Fazla Bilgi Vermeye Lüzum Bile Yok... 8- Prof. Mehmet Okuyan; Hadislere Gerek Yok Diyen, Kuranda Geçmeyen Hiçbirşeyi Kabul Etmem Diyen Ama Kuranda Geçmediği Halde Hz. Meryem Validemize Çift Cinsiyetli Diyen, Hayızlı Kadın Namaz Kılabilir Diyen, Müminlere Cehennem Yoktur Diyen. Peygamberimizin Tüm Mucizelerini İnkar Eden, Ne Dediğini Bilmeyen Sapık Biridir. Yanlışları Sayarak Bitmez. 9- Prof. Haydar Baş; Kadiri Tarikatının arkasına saklanıp, Şiilik Görüşünü İnsanlara Aşılamaya Çalışan, Bir Sahabe Düşmanıdır. 10- Prof. Mehmet Çelik; Hadis İnkarcısı, Herkes Tarafından Anlaşılmayacak Bazı Hadisleri Diline Dolayıp, İnsanlara Bakın Bakın Böyle Hadismi Olur Diyip, Hadisleri İtibarsızlaştırıyor... 11- Mustafa İslamoğlu; Kadere İnanmaya Gerek Yok Diyen, Hz. Ademin Babası Var Diyen, Hadisler Uydurma Diyen, Peygamberimiz Kibirli Adam diyen. Peygamberimiz namazı yahudilerden öğrendi diyen. Sünnetleri aşağılayan, Ve Daha Yüzlerce Yanlış Fetva Veren, Sapıklar Sapıkı Bir Sahtekardır. 12- İhsan Eliaçık; Melek Yok, Cin Yok Diyen, Namaz Kılmak Zorunlu Değil Diyen, Hadis İnkarcılığı Yapan Ve Daha Bir Sürü Yanlış Fetva Veren Ehli Bidaat,Şia görüşlü Bir Sahtekardır... 13- Süleyman Ateş; Yahudi Ve Hıristiyanlarda Cennete Girecek Diyen Aynı Zamanda İbni Teymiye Gibi Bir Sapığı Öven. Tasavvuf Büyüklerine Müşrik Diyen Bir Sapıktır... 14- Hayrettin Karaman; Dinler Arası Diyolog Projesinin Türkiyedeki Büyüklerindendir. Bu Hususta Diyanetle Beraber Çalışmalar Yürütup, Tefsir Yazıp, Yahudi Ve Hristiyanlarında Cennete Gireceğini Öne Sürmüş Bir Sapıktır. Ayrıca Sahabeden Olan Hz. Muaviye'yi Sevmediğini Söyleyen Bir Bedbahtır... 15- Ali Rıza Demircan; Kuranda Geçen Cariyeler İle İlişkiye Girelebilineceğine cevaz veren Ayeti İnkar Eden, Sahabe Cariyeler İle Zina Yaptı Diyip Onlara İftira Atan Bir Sapıktır... 16- Caner Taslaman; Kuran Yeter Diyen, Hadislere Gerek Yok Diyen, Tüm Hadislere Uydurma Diyen, Hadis Düşmanı Reformist Ehli Bidaat Bir Sapıktır... 17- Yasin Gündoğdu; Ehli Sünnet Olmadığını Kendisi İtiraf Eden, Hakla Batılı Karıştıran, 4 Hak Mezhepe Dil Uzatan Ve, Mustafa İslamoğlu Abdülaziz Bayındır, Mehmet Okuyan Gibi Sapıkların Sohbetlerini Profilinde Paylaşan, İnsanları Bu Sapıklara İten Bir Sapıktır... 18- Ebu Hanzala lakaplı Halis Bayuncuk; Allah Göktedir Diyen, Allahın Eli Ayağı Gözü Vardır Diyen, İşide İslam Devleti Diyen, Tasavvufçuları Kâfirlikle Suçlayan Ve Yüzlerce Bozuk Görüşe Sahip Olan Bir Sahtekardır... 19- Ahmed Hulusi; Kurana Kendi Kafasına Göre Saçma Sapan Meal Veren Ve Meal Kitabı Bastıran Bir Sapıktır... 20- Seyyid Kutup; Ehli Sünnet Değildir, Mezhepsizdir, Kendi Kafasına Göre Tefsir Yazmıştır, İbni Teymiye Gibi Bir Sapığı Överken Nice Ehli Sünnet Alimlerine Dil Uzatmıştır. Öte Yandan Hz. Osmana Türlü İftiralar Atmıştır. İslamın Güçlü Olamamasının Temel Sebebi Hz. Osmanin Halife Olmasıdır Demiştir. Tüm Tarikatları Şirkle İtham Etmiş Bir Sapıktır... 21- Muhammed Esed; Yahudi Bir Ailenin Çocuğu Olan, Sonradan Müslüman Olduğunu Söyleyen Bir İki Yüzlüdür. Dinler Arası Diyalog Projesininin Bir Parçası Olan Bu Kişi, Yahudi Ve Hristiyanlarda Cennete Girecek Diyerek, İslamı Önemsizleştirmeye Çalışmaktadır... 22- Ali Şeriati; Allah bir puttur diyen, Şiilik İtikadına Sahip Olan Ayrıca "Muhammed Kimdir" Adlı Kitabında Şiilik İnancı Gereği Sahabeye Sayıp Savurmuş, bununla da kalmamış Peygamberimize dil uzatmış, güya peygamberimiz hz. Alinin hakkını savunmamış ve kıyamete kadar bu lekeyle kalacakmiş safsatasını yayan şia görüşlü modernist.. Bu adam tam katışıksız bir Sapıktır... 23- Muhammed Abduh; Kendisi İngiliz ajanı bir mason olup dinde yenilikçiliğin liderlerindendir. Dinler arası diyolog adı altında yahudi ve hristiyanlarda cennete girecek diyerek islamı itibarsızlastrma amacı gütmüş reformist bir mason dur... 24- Ayetullah Humeyni; Sahabeye İftira Atan, Söven, İki Yüzlü Takiyeci Biri Olan Humeyni, Şia Lideridir. Yanlışları Sayarak Bitmez... 25- Cemaleddin Afgani; İngiliz ajanı bir masondur. Dinde reformist hareketlerin öncülerindendir. İslam dini ile diğer dinlerin bır farkı yoktur diyerek islamı itibarsızlaştrmaya çalıışmış bir mason dur... 26- Reşid Rıza; Bu kişide cemalledin afgani ve Muhammed abduh adlı Masonların öğrencisidir. Reformist bir bidaatçıdır... 27- Prof. Hayrı Kırbaşoğlu; Sahih ve Mütevatir hadisleri inkar eden, onları alaya alan. Hz. Mehdi, hz. İsa gelmeyecektir diyen ehli biddat bir Sapıktır... 28- Ubeydullah Arslan: Tevhid adı altında tasavvuf düşmanlığı yapan vahhabi bir Sapıktır... 29- Prof. Muhammet Nur Doğan; Ayetler varlıkları sabit olan cinleri reddeden ve insanların maymundan türediğini ileri süren bir Sapıktır... 30- İsmail Nacar; peygamberimizin sakalı şerifinin hiçbir önemi yok diyen, ve peygberimizde normal bir insan gibi kabirde çürür diyen, peygberimiz hakkında türlü iftiralar atan bir Sapıktır... 31- Zakir Naik; 4 Hak mezhebi birbirine karıştıran, Herhangi Bir Mezhebe Bağlı Olmayan, Hadisleri Arka Plana Atan Yada Sadece Sahih Hadis Diyen, Allah Göktedir Diyen Bir Sapıktır... 32- Edip Yüksel; Bütün Hadislere Uydurma Diyen, Kuran Yeter, Herkes Kuranı Kendi Kafasına Göre Yorumlabilir Diyen Bir Sapıktır... 33- Prof. Reşit Haylamaz; Dinler arası diyalog adı altında yahudi ve hıristiyanlarda cennete girecek diyen, ayetleri tahrif eden bir Sapıktır... 34- Fethullah Gülen ve Cemaatinin ileri gelen üst-düzey hocaları… Dinler Arası Diyalog Adı Altında Yahudi Ve Hristiyanlarda Cennete Girecek Diyen Sapıklardır... 35- Mustafa Karataş; Mütevatir Yani Birden Fazla Kaynakta Geçen Binlerce Kişinin Naklettiği Hadisleri İnkar Ederek Hz. İsa Gelmeyecektir Ölmüştür Diyen Böylelikle Sapıtan Biridir... 36- Ali Bardakoğlu; Hayrettin Karamanla Beraber Diyanette Diyoloğ Üzerine Çalışan Öncülerdendir. Aslında Bunlar Fetonun Dinler Arası Diyolog Projesini Ülkemizde Yürüten Satılmış İnsanlardır. Hz Mehdinin Nuzulunu İse İnkar Etmektedir... 37- Fatih Tezcan; Kadere İmanı, Hayrın Ve Şerrin Allahtan Olduğunu İnkar Ediyor. Peygamberimizin Şefaatini Ve 4 Hak Mezhebi İnkar Ediyor. Tasavvufa Ve Hz. Peygamberi Yüceltmeye Şirk Diyor. Kendisi İse Mustafa İslamoğlunu Yüceltiyor... 38- Nouman Khan; Mezhepsizdir. Mezhep imamlarının içtihatlarını dalgaya almaktadır. Ayrıca Tarikat Tasavvuf Düşmanı Bir Sapıktır... 39- Yusuf El Kardavi; Kendisi Mezhepsizdir. İbni Teymiyecidir. Kendi Kafasına Göre Onlarca Sapık Fetva Veren Bir Sapıktır... 40- Muharrem Karabay; Üveysi Olduğunu İddaa Eden Bir Sahtekardr. Tesettür İle İlgili Ayetleri İnkar Eden Bir Hadsizdir. İnsanlara Zikir Dersi Verip, Sizde Üveysi Oldunuz Diyen Bir Ruh Hastasıdır. Kuranı Kendi Kafasına Göre Yorumlayan, Tasavvuf Yoluna Şirk Diyen Bir Sapıktır... 41- Eski DİB Mehmet Görmez; Diyoloğçudur. Hadisleri Kendi Kafasına Göre İnkar Etmektedir. Baş Örtüsü Emri Kuranda Yoktur Diyor. Müsluman Bir Kadın, Müsluman Olmayan Bir Erkekle Evlebilir Diyor. Sapıklıkları Sayarak Bitecek Gibi Değildir... 42- Mevdudi; Kendisi Bir İslam Alimi Olmadiği Halde Alimlik Yapmaya Kalkmiş Ve Müthiş Hezeyanlara Neden Olmuştur. Mevdudi Büyük Sapıklardandadır. Kendi Kafasina Göre Bodozlama Daldiği İçin Yaptiği Yanlışları Saymak Mümkün Değildir. Kısaca Şunü Söyliyim. Hem Mezhepsiz Hem Sahabe Düşmanı Hemde İbni Teymiyeci Bir Sapıktır... 43- İbni Teymiye; İbni Teymiye Denilen Sapık, İslam Tarihinde İlk Defa Kabir Ziyaretine, Peygamberimize Tevessul Etmeye Şirk Diyen Bir Şahıstır. İslama Saplanmiş Bir Hançer Olan İbni Teymiye, Allaha Hem Mekan Hem Şekil İsnad Edmiştir. Kafirlerin İslama Veremediği Zararı Vermiş, Kitaplarından Yüzlerce Bozuk Görüşe Yer Vermiştir... 44.Nurettin Yıldız:Vehabi-selefi'lerin (ışid'in) büyük imamları olarak kabul ettiği ibn teymiye gibi ehli sünnet dışı biri için büyük müctehiddi diyerek reklamını yapması. İbni Teymiye gibi sapıkların babası olan bir kişiye; “şeyhülislam ve müctehid” diye hürmet eder. İbni Teymiye hayranıdır, İbni Teymiye’yi Müceddid kabul eder. Allahu Tealaya eliyle işaret ederek "Allah arşından gözetliyor" dedi.üstü kapalı Allah'a mekan tayin etmesi. vehabilerde Allah'a mekan tayin ediyorlar.Hz. Ebu Bekir ra. efendimiz içinde bazı olumsuz sözler sarf etti, İbn Arabi hz Sadreddin Konevi hazretleri gibi zatları küfürler itham etti, İmam Rabbani hazretleri için iftira attı.Osmanlı hakkında,Fatih Sultan Mehmed hazretleri hakkında suçlamalarda bulundu.2.Abdulhamit Han hakkında "piyano çalmaktan Aziz Mahmud Hüdayi'nin yanına gitmeye fırsat bulamadı". şeklinde iftira atmasıyla,daha Aziz MahmudHüdayi hzlerinin hangi asırda yaşadığını bilmeden Ulemalık yapıyor. Mevdudi gibi reformist birinin tefsir kitaplarını tavsiye ediyor Peygamberlerin ya da velilerin (yüzü suyu) hürmetine Allah’tan bir şey istemenin caiz olmadığını iddia eder. Ehli sünnete göre bu caizdir. Bunuda delilleri ile alimlerimiz açıklamıştır. * İbni Teymiye’yi, İkinci Bin Yılın Müceddid İmam Rabbani Hazretleri (k.s.) ile bir tutar. Mevdudi ve Seyyid Kutub adlı iki bid'at ehlinin kitaplarının okunulabilir olduğunu söylüyor ve hiç kimse hatasız değildir, onları da hatasıyla kabul edeceğiz diyerek, bid'at ehlinin mikroplu düşüncelerinin, ehl-i sünnet müslümanlara bulaşmasına adeta cevaz veriyor ve yardım ediyor.  dintahripcileri.com reddiyeler.com
67 öğeden 31 ile 45 arasındakiler gösteriliyor.
;