Batılı yazarlar, "Eğer Tanrı olsaydı, toplama kamplarına izin vermezdi" derken, Hindistan'da yapılan zulümleri görmezden gelirler. Örneğin, Sanayi Devrimi'nde pamuk üretimi için Bengal'deki dokumacıların başparmakları kesildi. 60 bin kişinin elleri iş göremez hale getirildi. Onlar için bu bir zalimlik değil, rasyonel bir hesaplamaydı. Biz "zulümdür" diyoruz, ancak onlar için bu bir stratejiydi. İşte burada Müslümanca bir bakış açısına sahip olmak önemli hale geliyor. Bugün Gazze'de yaşananlar da böyledir. Zulmü yapanlar için, yok ettikleri insanlar zaten insan değildir. Onlar için mesele basittir: "Yaşamak için öldürmek zorundayım."
Bir muhite gittiğimizde inandığımıza göre hareket edersek bunun bir bedeli olur. Bu bedeli ödeyemediğimizde aidiyet ve mensubiyet farkı ortaya çıkar ve kimliğimiz hafifçe lekelenir ya da gölgelenir.