en yakın arkadaşım uju bana 2018'deki harvard mezuniyeti günü konuşmamın sonunda babamın güçlü bir sesle, "bak, herkes onun için ayakta" dediğini anlattığında ağladım. kederin en büyük işkencelerinin bir parçası da önemli şeyleri hatırlamanızı engellemesidir.
keder zalim bir eğitim. yas tutmanın ne kadar kaba, ne kadar öfke dolu olabileceğini öğreniyorsunuz kederliyken. kederin dil, dilin başarısızlığı ve dili anlamakla ilgili olduğunu öğreniyorsunuz.
keşke sabah kalktığımda çocukluğumdaki gibi bakabilseydim önümde uzanan güne. Keşke sokakta yürüdüğümde karşı cinsin ağzından sonu gelmeyen, rahatsız edici laflar duymasaydım. lanet olsun, dünya beni bir rahat bıraksaydı da kendim olabilseydim. bütün bunların değişmeyeceğini bilecek kadar gerçeklerin farkındayım. keşke filmlerimi çekebilseydim. işte bunun gerçekleşmesi için çabalayabilirdim. öyle ya da böyle o filmleri yapacaktım ve bunu yapmak için elli yaşıma kadar mücadele etmem gerekmeyecekmiş gibi hissediyordum. olur da o kadar sürerse, o zaman arkanı kolla dünya çünkü mississippi nehrinin bu yakasının gördüğü en ateşli ellilik ben olacağım.
kadınlarla seviştiğimde cinsel organlarını kafamda bir yakut ormanı gibi resmediyorum. kadınlar bereketli, yoğun, gizli hazinelerle dolu varlıklar, tıpkı narın içinden dökülen binbir yakut tanesi gibi. hem de tatları güzel.