Eğer büyük beklentilerle başlarsanız hayal kırıklığı yaşama ihtimaliniz yüksek. Ben normalde romantik komedi okuyan biri değilim. Ayda yılda bir elime alırım, bunu da tamamen fuarda uygun diye alıp okudum. O yüzden beklentim düşüktü ve sanırım bu yüzden kitabı sevdim.
Kitapta Corban’ın aşkın formülünü bulduğuna dair bir iddiası var ve olaylar başta bunun etrafında dönüyor. Hazel de hiçbir dayanağı olmayan, bilimsellikten uzak bu iddiaya sürekli karşı çıkıyor. İkisinin arasındaki çekişmeli rekabet aslında kitabı taşıyan şey. Bu kitap düşmandan aşka diye geçiyor olabilir ama ortada öyle sert bir düşmanlık yok. Daha çok birbirine fena halde çekilen iki insanın bunu sürekli inkâr etmesini okuyoruz Yani evet, bir çekişme var ama daha çok tatlı bir inatlaşma gibi.
Karakterler öyle çok derin değil yer yer yüzeysel kalıyorlar ama açıkçası ben bunu çok problem etmedim. Çünkü kitap zaten sizi sarsacak, düşündürecek bir şey vadetmiyor. Daha çok kafam dağılsın, akıp gitsin kitabı.
Mantık arayarak okursanız keyif almazsınız ama akışına bırakırsanız gerçekten tek oturuşta bitiyor. Okurken yormuyor, zihni meşgul etmiyor, sadece o an o hikâyenin içinde takılıp çıkıyorsunuz.
Ben genel olarak keyif aldım ve şu kitleye rahatça öneririm:
Romcom seviyorsanız,
Çerezlik, hızlı okunacak bir şey arıyorsanız,
Tek kitap olsun bitsin diyorsanız,
“Beni yormasın ya” modundaysanız,
Biraz çekişmeli, bol inkârlı bir aşk okumak istiyorsanız bir şans verin derim.