Büşra Nur profil resmi
Büşra Nur kapak resmi
"Bıktım tanımlanmaktan."

•İsmet Özel



// MESSPIN: E459D1
Genç-Kon
1192 okur puanı
21 Nis 2017 tarihinde katıldı.
"Bıktım tanımlanmaktan."

•İsmet Özel



// MESSPIN: E459D1
Genç-Kon
1192 okur puanı
21 Nis 2017 tarihinde katıldı.
  • Büşra Nur bir yorumu yanıtladı.
    324 syf.
    ·10/10
    Yeni yetme bir genç kız iken öğretmenlerimin zorla aldırtıp okuttuğu bir genç kızın anılarından, hayatından bahseden günlük tarzı yanılmıyorsam toplamda 12 kitaptan oluşan bir seri. Serranın ortaokul döneminden başlayıp doğurdugu kızının lise çağına gelmesine kadar devam ediyor seri.

    Ama Serracım tüm genç kızların hayatı seninki gibi olmuyor. 15 yaşımızda arkadaşlarımızla tatile çıkamıyorduk. İş kuralım diye babaannemiz malını mülkünü satıp bize vermiyordu. Annemiz 16 yaşındayken sevgilimizi eve çay içmeye davet etmiyordu. Ha deyince yurt dışına çıkamıyorduk. Her günümüz kıskanılacak kadar güzel geçmiyordu.

    Amacı genç kızlara olumlu mesaj vermek diye anılsa da hiç alakası yok. Şahsen ben çok kıskanırdım. Vay anasını gece sokağa çıkabiliyor. O parti senin bu balo benim geziyor. Konserler, sergiler cabası. Anne, baba, nine, dede hemen herkes peşinde pervane kızımızın. Her istediği anında yapılıyor. Bense lise mezuniyet baloma bile abim olmadığından dayımla gitmistim.

    Sakın genç kızlara bu kitapları okutup kıskançlık krizlerine girmelerine ve isyan bayrağını çekmelerine neden olmayın.
  • Büşra Nur bir yorumu yanıtladı.
    324 syf.
    ·10/10
    Yeni yetme bir genç kız iken öğretmenlerimin zorla aldırtıp okuttuğu bir genç kızın anılarından, hayatından bahseden günlük tarzı yanılmıyorsam toplamda 12 kitaptan oluşan bir seri. Serranın ortaokul döneminden başlayıp doğurdugu kızının lise çağına gelmesine kadar devam ediyor seri.

    Ama Serracım tüm genç kızların hayatı seninki gibi olmuyor. 15 yaşımızda arkadaşlarımızla tatile çıkamıyorduk. İş kuralım diye babaannemiz malını mülkünü satıp bize vermiyordu. Annemiz 16 yaşındayken sevgilimizi eve çay içmeye davet etmiyordu. Ha deyince yurt dışına çıkamıyorduk. Her günümüz kıskanılacak kadar güzel geçmiyordu.

    Amacı genç kızlara olumlu mesaj vermek diye anılsa da hiç alakası yok. Şahsen ben çok kıskanırdım. Vay anasını gece sokağa çıkabiliyor. O parti senin bu balo benim geziyor. Konserler, sergiler cabası. Anne, baba, nine, dede hemen herkes peşinde pervane kızımızın. Her istediği anında yapılıyor. Bense lise mezuniyet baloma bile abim olmadığından dayımla gitmistim.

    Sakın genç kızlara bu kitapları okutup kıskançlık krizlerine girmelerine ve isyan bayrağını çekmelerine neden olmayın.
  • Büşra Nur bir yorumu yanıtladı.
    324 syf.
    ·10/10
    Yeni yetme bir genç kız iken öğretmenlerimin zorla aldırtıp okuttuğu bir genç kızın anılarından, hayatından bahseden günlük tarzı yanılmıyorsam toplamda 12 kitaptan oluşan bir seri. Serranın ortaokul döneminden başlayıp doğurdugu kızının lise çağına gelmesine kadar devam ediyor seri.

    Ama Serracım tüm genç kızların hayatı seninki gibi olmuyor. 15 yaşımızda arkadaşlarımızla tatile çıkamıyorduk. İş kuralım diye babaannemiz malını mülkünü satıp bize vermiyordu. Annemiz 16 yaşındayken sevgilimizi eve çay içmeye davet etmiyordu. Ha deyince yurt dışına çıkamıyorduk. Her günümüz kıskanılacak kadar güzel geçmiyordu.

    Amacı genç kızlara olumlu mesaj vermek diye anılsa da hiç alakası yok. Şahsen ben çok kıskanırdım. Vay anasını gece sokağa çıkabiliyor. O parti senin bu balo benim geziyor. Konserler, sergiler cabası. Anne, baba, nine, dede hemen herkes peşinde pervane kızımızın. Her istediği anında yapılıyor. Bense lise mezuniyet baloma bile abim olmadığından dayımla gitmistim.

    Sakın genç kızlara bu kitapları okutup kıskançlık krizlerine girmelerine ve isyan bayrağını çekmelerine neden olmayın.
  • Büşra Nur bir yorumu yanıtladı.
    175 syf.
    ·4 günde·Beğendi·9/10
    Ben bu kitapta; başkalarının eskilerini giydiği için hep utanan, farkedilmemek için derste parmak bile kaldırmayan, başkalarının verdiği defterlerin kullanılmış sayfalarını yırtıp kimseye göstermediği yazılar yazan, arkadaşlarının arasına giremediği için sürekli kitap okuyan ama kitap alacak parası bile olmadığı için kütüphanedeki az sayıda kitabı defalarca okuyan ve bütün bunlara rağmen ufacık bir şeyde mutlu olabilen bir çocuk gördüm.
    Ben bu kitapta; en büyük utancı, mağazanın vitrininde gördüğü o çiçekli önlüğü alamadıkları için ne kadar üzüldüğünü yazarken elindeki kağıdı alıp tüm sınıfa okuyan bir sosyal bilgiler "öğretmeni" ve tüm sınıfın bakışları altında ezilen bir çocuk gördüm.
    Ben bu kitapta; evde ekmek yok diye beslenme götüremeyen, bütün gün boyunca su içen ve beden dersinde dayanamayıp bayılan bir çocuk gördüm.
    Ben bu kitapta; aşağlayan gözler, aşağılanan bir masumiyet gördüm..

    İnsanların kendi seçimleri vardır. Birde seçemedikleri..
    Cinsiyetimizi seçemeyiz. Irkımızı biz belirlemeyiz. Hangi ailenin çocuğu olacağımız sorulmaz bize. Ve kimseye doğduğu zaman büyük bir zenginlik verilmez. Kim yoksul olmak ister ki? Kim aç kalmak, kim eski kıyafetler giymek, kim aşağılanmak ister? Bu bir seçim değil, bu zaruriyettir. Seçilemeyen bir şey nasıl kusur olabilir?
    O çocuk istemedi ki yoksul olmayı. Neden yoksul olduğu için sustu? Neden aşağılandı?

    Bazı insanlar gece gündüz çalışır, kurtulamaz fakirliğin pençesinden; bazı insanlar yan gelip yatar, paralar içinde yüzer. Sonra cebindeki iki kuruş parasına güvenen, parasızı ezer. Bu adaletsizlik mi? Evet adaletsizlik. Ama bu sadece adaletsizlik değil, bu bizim insanlarımız. Bu biziz..

    Dostoyevski'nin ilk romanıyla başlıyorum onu okumaya. Ve iyiki diyorum, iyiki bu kitapla başlamışım.
    Kitaba çok fazla inceleme yazılmış. O yüzden tekrar kitabı anlatmaya, kitap hakkında yüzeysel bilgiler yazmaya gerek görmüyorum. Aslında inceleme bile yazmayacaktım ama o çocuğun anısı tuttu ellerimden ve kelimeleri sıraladı.

    O çocuğun kim olduğunu merak edeceksiniz belki. Belki de soracaksınız. Ama üzgünüm, söyleyemem. Belki komşumuz, belki arkadaşım, belki de bizzat ben. Boşverin. Sadece bilin ki çok var o çocuklardan. Her yerde. Üzmeyin onları. Eğilmesin başları. Pis değil onlar. Kusurlu değiller. Onlar tertemiz. Onlar en kusursuz..
    Mutlu etmesini bilenler mutlu olurmuş. Ufacık bir çikolatayla, şekerle mutlu oluyor onlar. Mutlu olmayı çok hakediyor onlar..

    Ve çok teşekkür ediyorum Dostoyevski okumama vesile olan, etkinliğimizin düzenleyicisi Quidam/Duvar/'a.
    Ve özür diliyorum inceleme kısmına inceleme yazmadığım için ama kesinlikle okumanız gereken bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
    Keyifli okumalar.. ^^
    Esra
    Okuduğum en iyi en içten yorumlardan biri tebrik ederim teşekkür ederim 💐
    Büşra Nur
    Bu güzel yorum için ben teşekkür ederim 🥰
  • Büşra Nur bir yorumu yanıtladı.
    ...ve bildiğim en kötü şey insanların beklentilerini yanlış çıkarmaktır.
    Mehcûre
    Belki de bilinmeyen en kötü şey de beklentiye girmektir.
  • Büşra Nur yorumladı.
    İstanbul'da yaşayanlar için genelde bu böyledir. İstanbul'u yaşayamazlar, İstanbul'da yaşarlar.
    Serçe Dergisi
    Sayfa 10 - Enes Batman
    Büşra Nur
    Aslında sadece İstanbul değil; insan hangi şehirde yaşarsa yaşasın, yaşayamaz yaşadığı şehri...
  • Büşra Nur bir yorumu yanıtladı.
    246 syf.
    ·2 günde·Beğendi·9/10
    Aslında yaşam hepimiz için bir yürüyüştür. Başladığımız nokta doğumumuz ve yolun sonu ölümümüz olan, çok uzun görünen ama kısacık bir yolda yaptığımız yürüyüş..
    İşte biz mutant insanlar o yolda yürümeyi unutmuş hatta o yürüyüşü ve yürürken elde edilenleri ilkel sınıfına sokmuşuz.
    Sanırım ilkel olan bir şey varsa, o da  düşüncelerimiz..

    Mutant insanlar ve gerçek insanlar ayrımı yapıyor kitap.
    Mutant yani biz. Taştan kentlerde yaşayan, alabildiğine mutsuz, sevgisiz, kirli düşünlerle dolu, çoğunlukla yaşama amacı olmayan, yıllarca çalışsa da yol katedemeyen insanlar. Mutantız çünkü özümüzle olan bağlarımız kopmuş. Maddi güzellikler peşinde koşarak tükettiğimiz hayatımız bizi gerçeklikten soyutlamış..
    Gerçek insanlar var birde. Yurtları çöl olan, doğayla iç içe, her zaman mutlu ve güler yüzlü, sevgi dolu, saklayacak bir şeyleri olmayan, geçici eşyalara bağlanmayan, boşa yaşamayan insanlar. Gerçek insan onlar evet. Gerçekler çünkü özleriyle iç içeler..

    50 yaşında olan bir kadın, kendisine ödül verileceğini zannederek çıkıyor yola. En pahalı giysileri giyiniyor, güzel takılara bürünüyor, son modaya uygun yapıyor saçlarını ve makyajla kendini güzel hissediyor.
    Umduğu gibi bir ödül vermiyor oysa onu yanlarına çağıran Aborijinler, ona umduğundan kat be kat büyük bir ödül veriyorlar. Ve 50 yaşına kadar gerçekten yaşamamış olan bu kadın, 3 dolunay sürede gerçekten yaşamanın tadına varıyor..

    Kitapta yer alan Aborijinler gerçek mi bilmiyorum ama kitap o kadar gerçekçi bir dille yazılmış ki.. Ama bir o kadar da hoş bir tat bırakan hikayemsi bir havası var. Ve bu ikisi çok güzel dengelenmiş. Gerçek ile hayal arasında..
    Sanırım Aborijinler gerçek olsa aralarına katılmak isterdim. Yolculukları, dansları, şarkıları, düşünceleri, yaşam tarzları çok hoşuma gitti. "İşte gerçek insanlık bu." dedim. Ama tabii solucan, yılan ve daha neler neler yemeye hiç özenmedim. Öyk!

    Kitaba yapılan yorumlarda kitap kişisel gelişim kitabı gibi gösterilmiş. Hayır efendim. Bu kişisel gelişim kitabı değil, nasıl insan olabileceğimizi gösteren bir kitap. Evet biz çöllerde yaşayamayız, aylarca yürüyemeyiz yani onlar gibi yaşayamayız ama onlar gibi düşünebiliriz. Şu dünyadaki herkes onlar gibi düşünse, dünya harika bir yer olurdu..
    Ah keşke...

    Bana kalsa bu kitabı alıp okumaz ve bu muhteşem dünyayla tanışamazdım. O yüzden kitap kardeşim Selcen/Duvar/'a çok teşekkürler. ^^

    Okunulacaklar listenize almanız gereken ve kesinlikle okumanız gereken bu harika kitabı göz ardı etmeyeceğinizi umuyorum.

    Yüreklerinize iyi bakın.
    Yüreğiniz ne kadar güzel olursa, o kadar gerçek bir insan olursunuz...

    Keyifli okumalar.. ^^
    defkhan
    Okumayı düşünüyorum fakat bildiğim üç farklı yayın evinden çıkmış en iyisi hangisi biliyormusunuz
"Bıktım tanımlanmaktan."

•İsmet Özel



// MESSPIN: E459D1
Genç-Kon
1192 okur puanı
21 Nis 2017 tarihinde katıldı.
2019
31/50
62%
31 kitap
4.755 sayfa
1 inceleme
96 alıntı
3 günde 1 kitap okumalı.

Okuduğu kitaplar 212 kitap

  • OT Dergi - Sayı 80
  • İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına
  • Gizli Kamera
  • Mutfak
  • Sen Bana Bakma Ben Senin Baktığın Yönde Olurum
  • Mektuplar I
  • İmge Dergisi - Sayı 7
  • Paris'te Katliam
  • Can Veren Pervaneler 2
  • Başka Zaman Kütüphaneleri

Kütüphanesindekiler 79 kitap

  • Ölmüş Oyuncaklar Müzesi
  • Serçe - Sayı 20
  • Unuttum Yalnız
  • OT Dergi Sayı: 74
  • Zaman Dursun İstedim
  • Yola Düşen Gölgeler
  • Ah'lar Ağacı
  • Dönüşüm
  • Grapon Kağıtları
  • Merhamet

Beğendiği kitaplar 176 kitap

  • İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına
  • Gizli Kamera
  • Mutfak
  • Mektuplar I
  • Sen Bana Bakma Ben Senin Baktığın Yönde Olurum
  • İmge Dergisi - Sayı 7
  • Can Veren Pervaneler 2
  • Başka Zaman Kütüphaneleri
  • Can Veren Pervaneler
  • Kimi Sevsem Sensin

Beğendiği yazarlar 5 kitap

  • Mostar Dergisi
  • Ayşe Şasa
  • A. Ali Ural
  • Axaxes
  • Metin Karabaşoğlu