Hayatı betimleyerek yaşayan insanlar vardır. Betimleyerek yaşamanın iyisi yahut kötüsü olmaz.Zihin her anı beyne öyle güzel kayıtlarki söylenen hiçbir cümle yada an aklınızdan çıkmaz. Bende öyle bir biriyim.
Kitapta bir insanın iç sesini daha doğrusu düşündüklerini daha güzel nasıl anlatabilirdi bilmiyorum..Oldukça başarılı bir kitap olmuş. Yazının edebi yönünden ziyade, korkunun kişinin kendini yalnızlaştırmaktan çok kendi iç dünyasının karmaşasını çok iyi işlenmiş.
Katılırsınız , katılmazsınız bilmem, insanın eşi, sevgilisi, hayat arkadaşı, ne derseniz eğer, hani o çılgın düşüncelerine ayak uydurabilen bir yakın arkadaşı gibi olmalı. Sınırlar elbette olsada o sınırların güzel ihlalleri elbette canlılığı ayakta tutabilir.
Gerhard'ın konuşmadan önce aklından geçirdiği sonsuz cümleler muhakemesi aslında kendini ve karşısındaki insanı tanımasından kaynaklanan bir durumdu.Bunu bir psikolojik hastalık olarak görenlerden ziyade o bakmaktan çok görmeyi bilen biriydi. O derinliğe sahip olamayan insanlar elbette onu hiç bir zaman anlayamacaktı.
Keyifle okuduğum ve "Acaba ben mi yazdım bu kitabı." diye kendimi sorguladığım oldu okurken. Çokça eşleştim her cümlesinde. Kitapların altını çizmeyi sevmem ama hemen hemen her cümlesinde ben vardım sanki.
Hayatımın merkezinde kalacak olan kitaplardan biri olacağı kesin. Seversiniz sevmezsiniz bilemem. Ama bakmaktan ziyade görmek isteyenlerin seveceği bir kitap unutmayın derim.