Giriş Yap
121 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
TERSİNE DÜNYA - MUSTAFA KIZILKURT
Sıradan bir gün telefonunuz çalıyor ve anne babanızın bir kazada öldükleri haberi veriliyor. Ne yaparsınız? Gözünüz kararır ve her şey bir anda tepetaklak olur değil mi? Dünyanız başınıza yıkılır. Peki bir şansınız olsaydı eğer zamanı tersine çevirmeyi ve her şeyin yine eskisi gibi olmasını ister miydiniz? Anne babanızın dirilmesini, gençleşmesini, çocuk olmasını ve bebek olduğu anda son nefesini vermesini ister miydiniz? Öleceğiniz zamanı bilmek belki de sizi üzecek ve tüketecektir kim bilir.. İşte bu kitabın baş kahramanı Tuna bütün bunları bir anda arka arkaya yaşıyor. Ölüler diriliyor ve Tuna'nın hayatı tamamen tersine dönüyor. Tuna anne babasının ölüm haberini aldığında dudaklarından kelimeler dökülüyor ve bayılıyor. Yaşananların hiç yaşanmamış olmasını her şeyin eskisi gibi olmasını diliyor ve istediği oluyor. Tuna önce yaşlı ve sonra genç oluyor, evleniyor, iyi bir kariyeri oluyor. Fakat yaptığı bir hata onu istemediği kötü olaylara sürüklüyor. Tuna için hayat eskisinden çok daha kötü bir duruma geliyor. Üstelik bu yeni zaman diliminde teknoloji ilerlemesin, gelişmesin diye Bakanlıklar bile kurulmuştur. İyilik ve kötülük kavramlarının ise içi boşaltılmış geçici heveslere dalmıştır insanlar. Fakat burada değişmeyen tek şey aşktır... Acaba Tuna'nın tersine dönen dünyası ne gibi olaylara gebedir? Tuna tersine dönen yeni yaşantısından memnun olabilecek mi? Onun hikayesi nasıl bitecek? Mutlu sonla mı? Yoksa mutsuz bir sonla m? Ben kitabı okurken Tuna'nın beyninde yaşadığı gerçekle hayal arasındaki sanrılarını, sorgulamalarını ta içimde hissettim...Kendimi onun yerine koydum. Adeta kitapla bütünleştim. Kitabın dili oldukça sade ve akıcı. Anlatımı sürükleyici ve merak uyandırıcı. Konusu özgün ve orijinal... Aslında distopik bir roman olmasına rağmen yazar konuyu gerçekçi bir anlatımla günümüz yaşantısına uyarlamıştır. . Sizin de eğer keşkeleriniz varsa, geçmişe özlem duyuyorsanız, hayatınızı sorguluyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız...Kendinizi eksik hissetmeyin kitabımızla tamamlayın diyorum... Güzelliklerle dolu bir dünyayla ve kitaplarla kalın
Tersine Dünya
9.4/10 · 124 okunma
·
60 yorumun tümünü gör
Reklam
·
Reklamlar hakkında
104 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
YARA - KADRİ ÖZTOPÇU (Yazar 2 yıl önce 66 yaşında vefaat etmiştir...)
Aileleri tarafından anlaşılamayan çocuklar? Öksüz çocuklar? Kendi kirli emellerimize alet ettiğimiz çocuklar? Töre için eline silah verdiğimiz çocuklar? Onlar doğarken masumdular ve masum kalabilirlerdi.. Aslında dünyaya gelmek de onların seçimi değildi. Başlarına her ne geliyorsa, neyle suçlanıyorlarsa, ne ceza çekiyorlarsa hepsi büyüklerin yanlışındandı... Asırlarca bu böyleydi. Anne babaların suçunu hep çocuklar çekti. İşte romanımızda ailesi tarafından suça teşvik edilen bir çocuk var. Tombalacı olan babası bir kavga sırasında bıçaklanarak öldürülen küçük çocuk öksüz kalır. Annesi, nenesi ve amcasıyla yaşar. Onu hiçbiri anlamaz ve hor görürler. Yaralı bir çocukluk geçirir. Bir gün amcası eline bir silah verir ve ondan babasının katilini öldürmesini ister. Fakat katil hapistedir ve çocuk onu öldüremez. Bu defa amcası katilin küçük oğlunu öldürmesini ister. Çocuk amcasının ondan istediği cinayeti gerçekleştirmeyi istemez. Çünkü öldüreceği çocuk onun en yakın en sevdiği arkadaşıdır. Acaba olaylar nasıl gerçekleşecek? Küçük çocuk en sevdiği arkadaşını öldürecek mi? Amca amacına ulaşabilecek mi? Ya küçük çocuğun vicdanı ne durumda olacak? Bütün bunları kitabımızı okuyup göreceğiz.. Şiirsel anlatımı, ruh tahlilleri ve betimlemeleriyle mükemmel bir kitap bu ..Kitabın içinde bir dolu alıntı var. Anlatımı dokunaklı, etkileyici ve sürükleyici. Özellikle büyüklerin dünyasında bocalayan ve acı çeken bu çocuğu okurken çok duygulanacaksınız...Belki sizin de yaralarınız kanayacak ama kitabı bitirdiğinizde hayata daha farklı bakacaksınız. Ben kitap elimde uyudum iki gece. Böyle yaparak sanki roman kahramanımız olan öksüz çocuğu yalnız bırakmak istemedim. Ve onunla dolaştım sokakları,yolları ve onunla üzüldüm, onunla korktum, onun yarası kanarken benimki de kanadı. Bu arada kitaptan bir çok ders çıkardım. Siz de okuyun yaralı bir çocuğun acılarına ve dünyasına ortak olun...İçinizdeki yaraları görmek, duygulu anlar yaşamak istiyorsanız sayfaları çevirin eminim bir sonraki sayfada sizin yaranız var. Kitaplarla ve sevgiyle kalın
Yara
7.9/10 · 49 okunma
26 yorumun tümünü gör
540 syf.
·
23 günde okudu
·
9/10 puan
Şiirler - C. ZARİFOĞLU /Hayır kalbim! Yorulmadın, hayır hayır!
Bazı şiirler büyüyüp hikaye; bazı şiirler büyüyüp roman oluyor insanın yüreğinde. Günler oluyor eseri okuyup bitireli ama o dizeler öyle işledi ki içime kendime gelip bir şeyler yazmayı yeni başarabiliyorum. -İşaret Çocukları -Yedi Güzel Adam -Menziller -Korku ve Yakarış eserleri
Şiirler
kitabında bir araya gelmiş. Kimini bağımsız olarak okumuştum ama özellikle
Cahit Zarifoğlu
okudukça anlam kazanan şairlerden. Eserin başında şaire dair tanıdığımız simaların görüşleriyle karşılaşıyoruz. Bunlar arasında: Rasim Özdenören, Behçet Necatigil, İsmet Özel, Cemal Süreya, Selim İleri, Enis Batur gibi şahsiyetler var. Onların kaleminden şairi görmenin tadı oldukça başkaydı. Hele
Rasim Özdenören
duygularıma tercüman olmuş: "Cahit Zarifoğlu’nun şiiri bunca anlaşılmaz, kapalı ya da zor anlaşılır bu­lunmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir aklı başında şiir okuyucusu (eleş­tirmen ya da okuyucu olarak) bu şiirleri reddetmek, yok saymak cesaretini gösterememiştir. Çünkü elindeki metinler, anlaşılması zor da olsa daima değerli bir ürün olarak görünmüştür." Anlamak zor onu... Ama bir kere kapıldıktan sonra kopmak çok daha zor. Eseri bir kelime ile anlatacak olsam bu kelime "yorgunluk" olurdu. O kadar çok yerde anlam buluyor ki. Ya da ben yorgun hissettiğim için algıda seçicilik oldu bunu bilemiyorum: "Aşk bir yorulmadır." (s. 31) "Sevmek de yorulur." (s. 36) "Hayır kalbim Yorulmadın, hayır hayır." (s. 286) "Dizimdeki dermansızlık Bu yaşın alameti değil." (s. 399) "Geçiyor dünya, Yorgun eşya." (s. 455) "Aklımdan çıkmıyorsun dedim. Başka türlüsünü yorgunum anlatmaya!" (s. 464) "Verimsiz bezgin Geçti günler." (s. 471) "İçim yoruluyor, ruh yoruluyor." (s. 503) "Vaktim yok, dilim yorgun." (s. 519) Yorgunuz vesselam. Yoksa hepimizin derdi aynı olamaz. Bu yol yordu bizi. Yaşamak zor, yaşamak meşakkatli... Yeri geliyor beden yoruluyor, yeri geliyor ruh... En çok ruh yoruluyor. Bundandır böyle mısraları sevişimiz... Stresli bir çağda yaşıyoruz. "Allah'ım Yol boyunca Bırakma elimi Düşerim sonra." (s. 448) Hepimizin yegâne duası olsa gerek... Zira düşmeye yatkın varlıklarız. Tutunmaya ihtiyacımız var. Rabbine tutunan kullardan olmayı nasip eylesin Rabbim. "Bir incelik gösterin İncinmesin yüreğim." (s. 473) İnciniyor yüreklerimiz. İncitiyorlar. İnce maskeli inciten insanlarla dolu dünya. Dün bir Şahin'in arka camında söyle bir yazı gördüm: "Herkesin niyeti iyiyse bize bunca kötülüğü kim yaptı." İçimiz hep bir “hoşça kal” ülkesi. (s. 518) Bakmayın öyle olduğuna, ne gidebiliyor ne kalabiliyoruz. Hep bir gitme düşüncesi... Planlamada cesur olan yüreklerimiz konu uygulamaya gelince adım atmaya korkar oluyor. En ufak bir değişime dahi cesaretimiz yok. İşine bile her gün aynı yoldan gidip gelen insanlarız. Uzayda yaşam var deseler sigortalı işimizi bırakıp gidemeyiz. İçimiz hoşça kal ülkesi, dışımız otur evinde be ya... Uzun ama anlamlı bir eser. Her dize ayrı bir duygunuza hitap ediyor. Birkaç günde değil de bir süreye yayarak okumanızı tavsiye edeceğim, bir başucu kitabı gibi... Duyguyla okumanız temennisiyle... Hoşça kalın, kitapla kalın...
Şiirler
9.0/10 · 3.187 okunma
·
10 yorumun tümünü gör
Reklam
·
Reklamlar hakkında
90 syf.
·
2/10 puan
Hiç Tahmin Etmezdim
Yazarı az çok tanımasam; "Bu ne saçma şey, böyle hikayemi yazılır." derdim. Yazarın, okuduğum 6. kitabı. Aslında fena gitmiyordu. Uzun kitapların arasına dinlenme mahiyetinde genellikle bir veya iki defa elime almakla bir çırpıda bitiyordu önceki kitapları. Keşke bu "Hüzün ve Tesadüf" ü okumasaydım. Özellikle kitabın ilk bölüm hikayerinde çok laubali, yavan, samimiyetsiz ve seviyesiz bir dil kullanılmış. Muhafazakar bir yazar okuduğum kadarıyla. Ama bu kitabı meyhanede 3 amele sohbet ederken biri gizlice kaleme almış gibi. Tutarsızlık, anlamsızlık, ciddiyetsizlik... Çok kötü. Bu kitaptan sonra galiba Mustafa Kutlu okumalarına bir süre ara verecem. Dediğim gibi keşke bu kitabı hiç okumasaydım.
Hüzün ve Tesadüf
7.4/10 · 3.081 okunma
2 yorumun tümünü gör
256 syf.
·
5 günde okudu
·
9/10 puan
Bir Aşk Masalı - A. ÜMİT /Asla sevdiğin insanın gardiyanı olma!
Farkında değil misiniz? Hepimiz hayat boyu kendi zindanlarımızı oluşturuyor sonra oluşturduğumuz zindanlara kendimizi mahkûm ediyoruz. En acısı da bütün emeklerimizin bu zindanı inşa etmeye gitmesi... "Hakikat şu ki, hepimiz kendi yarattığımız zindanda yaşamaya mahkûm edildik." (s. 248) Hiç düşündünüz mü ne için yaşıyorsunuz? Hayatınızın en büyük amacı ne? Bir gün çekip gittikten sonra arkanızda nasıl bir imza bırakacaksınız? Yaptıklarınızla mı anılacak yapamadıklarınızla mı kalacaksınız? Sorguladınız mı hiç hayatınızı? İşte size bunu yaptıracak kitap!
Bir Aşk Masalı
Beş farklı ülke: Buz Ülkesi, Kum Ülkesi, Su Ülkesi, Rüzgar Ülkesi ve Dağ Ülkesi... Kardeşlik halinde yaşıyorlar dünyada. Her şey hiç olmadığı kadar yolunda devam ederken bu ülkenin beş farklı prensi aynı gecede aynı rüyayı görüyor ve bir sevda uğruna yola çıkıyorlar. Bu yol onların hayatlarında çok şey değiştirdiği gibi sizin hayatınızda da oldukça farklı değişimlere yol açacak... "Anlamıyor musunuz, sizin ne meşaleye ne kandile ne de muma ihtiyacınız var. Yangın sizin yüreğinizde..." (s. 177) Başkomiser Nevzat ile biliriz genellikle
Ahmet Ümit
'i. Burada bir masal ile çıkıyor karşımıza. Daha önce masal deneyimi olan, farklı türler konusunda da oldukça başarılı bir kalem Ahmet Ümit. Yine öyle bir kurgu kurmuş ki ilk sayfalardan kapılıyorsunuz kitabın büyüsüne. Bütün efsunuyla çekip alıyor içine sizi... Eserdeki prensler ile bir yolculuğa çıkıyor, onlarla aşka ulaşmaya çalışıyor, onlarla zafer kazanıyor ve yine onlarla kendi zindanlarınıza kapanıp kalıyorsunuz. Onların rüyası sizin rüyanız, onların aşkı sizin aşkınız oluyor. Aşka ulaşmak için beş hikmetten bahşedilmiş eserde: Kararlılık Cesaret Tutku İyilik Özgürlük Kahramanlar bu süreçlerden geçiyor ve hepsinin tamamlayıcısı olarak özgürlük kalıyor. Peki özgürlük olmasa bunların bir önemi kalır mı? Cevabı eserin finalinde oldukça çarpıcı olarak veriliyor. "Sevmek için insanın hür olması gerekir, anlayın artık, özgürlük yoksa aşk da yoktur." (s. 245) İnsanları sevme konusunda çok beceriksiziz genellikle. Onları sevince her hakka sahip olabildiğimizi düşünüyor ve sonsuz kısıtlama hakkına sahip buluyoruz kendimizi. Engin Günaydın bir TV programında, ilişkide insanlar birbirinin tatili olmalıdır. Hayat zaten stresli, insanlar birbirinde dinlenebilmeli ama ülkemizde herkes birbirini daha çok strese sokuyor, diyor. Haklı değil mi? Biriyle birlikte olunca onun her şeyine sahip olduğumuzu düşünüyoruz. Eserde en çok hoşuma giden konulardan biri de gerçek hayatta "öcü" diye baktığımız canlıların içindeki güzellikleri görüyor olmamız. Öldürücü diye baktığımız bir dev yaşam kaynağı, avlamaktan çekinilmeyen balinalar cankurtaran, yırtıcı sandığımız kuşlar yalnızca varlığını korumaya çalışan canlılar, yılanlar yol gösteren varlıklar olarak çıkıyor karşımıza. "Ona göre yeryüzünün en güzel mahlukları kediler ve atlardır." (s. 142) Kalıp yargıları yıkan, hayvanlara eziyetin gündemde olduğu şu dönemde konuya güzel bir bakış açısı getiren bir eser Bir Aşk Masalı. Severek, Sürüklenerek, Değişerek, Adımlar atma kararı alarak okuyacağınız bir eser olacak. Keyifle okunması temennisiyle... Unutmayın, en iyi kitap, size hayatınızı sorgulatan kitaptır!
Bir Aşk Masalı
7.5/10 · 1.218 okunma
·
19 yorumun tümünü gör
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
100
1.000 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.17