1.
Derya Özkanlı, Mihmandar'ı inceledi.
21 saat önce · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Hani çorak toprakların yağmurla buluşması gibi...Hani bir annenin çocuğuna sarılması gibi...Hani karanlık bir gecenin sonunda ki aydınlık gibi...Hani sevdiğini çok özlemek gibi...Hani oruçlunun iftarı beklemesi gibi...
İşte böyle tarifi mümkün olmayan bir hisle okudum Mihmandar'ı...
Her sayfasında huzur buldum...Aşk buldum...İyilik,güzellik buldum...
Sonra aldım onu ve kalbimin bir köşesine mühürledim...Ömür boyu unutmadıklarımdan olsun diye...


Gül yüzlü,gül kokulu Peygamber Efendimizi(s.a.v),onun Mihmandarı,aşığı,gönül yoldaşı Eyüp Sultan'ı,Eyüp Sultan'ın ağzından çıkacak kırk hadisi öğrenmek için yanıp tutuşan Hamed'i ve daha nice gönül insanını,imanla aşk eden yürekleri anlattı bana Mihmandar...
Dinimin güzelliklerine bir daha hayran bıraktı...Aldı beni götürdü sadece Allah rızası için seven,sayan onun rızasını almak dışında derdi olmayan insanların arasına...
Bu güzel,anlamlı ve unutulmayacak yolculuk için Sevgili İskender Palaya sonsuz teşekkürler...İyi ki yazmış,iyi ki okumuşum...

2.
Rogojin, Dune'yi inceledi.
 Dün 10:18 · Kitabı okudu · 10 günde · 8/10 puan

Nihayet Dune'u okuyabildim. Hep merak ediyordum; çünkü çok fazla övülen bir eser Dune. 1965'te yazıldığına göre, bugüne dek klasik özelliğini sürdürmüş olması da önemli. Kitabı rahatça okudum, bunun bir sebebi de iyi çevirisiydi galiba. Seriyi sevenler daha çok ilk kitaba odaklanarak devam kitaplarının kademe kademe çıtayı düşürdüğünü söylüyor genelde, ancak neredeyse 20 seneye yayılan bir yazma sürecinde inişler çıkışlar olması çok doğal. Bir arkadaşım Dune'un en önemli özelliğinin aslında kendine özgü bir evren yaratabilmiş olması olduğunu söylüyor, bunu yapabilen eserlerin sayısı azdır, diyor. Evrendeki imparatorluğun ve hanedanların müptelası olduğu, ömrü uzatıp insana geleceği görme özelliği vb güçleri dahi verebilen melanj baharatının bulunduğu bir çöl gezegeninde peygamberlik, iman, iktidar ve adalet mücadelesinin verilmesini anlatıyor kitap. Çöl gezegeni Dune'da gizlice yaşayan bir halk olan Fremenler aslında Arapları, müslümanları; bütün evrenin uğruna birbirini yediği melanj baharatı da petrolü temsil ediyor gibi. Kitap boyunca karşımıza çıkan Arapça isimler, İslâmi işaretler, sözcükler, kavramlar ister istemez Batı'nın ortadoğuya, İslâm ülkelerine bakışına da işaret ediyor sanki; yok edilmesi kolay, dinle çekip çevrilebilecek ve kendine özgü tuhaf gelenekleri olan Fremenler bütün zamanların peygamberi, lideri olan Muad'Dib'i bekliyorlar, ama Muad'Dib'in Fremenlerden çıkmaması kadar doğal ne olabilir ki? Kitap bir peygamberin doğuşunu anlatırken bir ekoloji önerisinde de bulunuyor: Baş karakterimiz Paul'ün çöl gezegene dair yemyeşil düşleri ve tasarıları dikkat çekiyor. En az baharat kadar elzem olan su ise sanki bugün yaşanmaya başlayan su kıtlığının insanlara yaşatacağı cehennemin fragmanı gibi duruyor. Kitap elbette bu yazdıklarımdan çok daha fazla olay karmaşığı ile dolu.

Kitapta en sevdiğim şeylerden birisi karakterlerin iç seslerini duymamızdı. Beni kitabın sonlarına doğru artık çekmemeye, etkilememeye başlayan neydi bilmiyorum açıkçası. Klasikleri okuyamıyor muyum, yoksa kitabın gerçek meselelerine nüfuz edemediğim için bunalıyor muyum, karakterler mi beni çekmedi, hâlâ emin olamadım. Yine de bilim kurgu seven herkese öneririm.

3.

Milli Eğitimin en iyi 100 eser arasında gösterdiği Hakkari de bir Mevsim adlı eser gerçek anlamda okunmaya değer bir kitap. Iki dil bir bavul filmi de sanırım konu olarak burdan yararlanmış.
Ferit Edgü, “Hakkari’de Bir Mevsim” romanının hemen başındaki uzlaşmada, Kürtçe öğrenmeye çalışan öğretmenle Türkçe öğrenmeye çalışan köylülerin “birlikte yaşam kurmaları”nın imkânına işaret etmektedir. Muhtar, öğretmenin kaçıp kurtulmak düşüncesinde olmadığını, Pirkanis’te yaşamanın imkânlarını zorlayacak iradenin varlığını keşfettiği için ondan köye yarayacak dili, matematiği ve bilgiyi vermesini talep eder. Elbette ki, bu bilgi devletin resmi, kimlik dayatıcı, nesnel koşulları yok sayıcı müfredatı olmayacaktır. Dolayısıyla Ferit Edgü’nün romanın bu bölümünde teklif ettiği sorunsal ya da ana çelişki “zorunlu dil” nedeniyle asimilasyon değildir. Teklif edilen, öğreten ve öğrenenin birbirine hürmet eden, “birlikte etkileşimi öne çıkaran” bir eğitim modelidir.

4.
Güler Bilkay Aygün, Bab-ı Esrar'ı inceledi.
23 saat önce · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 10/10 puan

İngiliz bir anne ve Konya' lı Mevlevi Türk bir babanın kızı olan Karen Kimya uluslararası bir sigorta şirketinde exper olarak çalışmaktadır. Çocuk yaştayken annesini ve kendisini terk eden babası Pakistan' da hayatını sürdürürken, genç kadın annesi ile birlikte İngilere'de yaşamaktadır. Her şey şirketi tarafından, yanan bir oteli araştırması için Konya'ya gönderilmesi ile başlar. Hayal ile gerçeğin, günümüzle geçmişin birbirine karıştığı, sırlarla dolu, uzun süre etkisinden kurtulamayacağınız çok güzel bir kitap.

5.
İsmail Altun, Çocuk Kalbi'yi inceledi.
 Dün 10:58 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Çocuk Kalbi
Edmondo De Amicis'in yazdığı ilk 1866 yayınlanan tam 336 sayfa çocuk gelişimi ve eğitimi hakkında bir eserdir.

Kitabın iyi yönlerine gelecek olursak, kitap hem eğitici, hemde öğretici bir çalışma, akıcı bir dili var, üstelik sade ve anlaşılır bir kitap.

Kitabın kötü yönleri bazı ayrımları olması, mesela bunu herkes yapar ulusumuzun insanlarına yarım etmeliyiz. Bir iletişimci olarak bu cümleyi yanlış ve çirkin bir ayrım olarak görüyorum. Zaten bütün savaşlarda bu ince ayrım yüzünden çıkmıyor mu ? Hadi ama benimle aynı fikirde olmadığınızı biliyorum. Ben yurtta sulh, cihanda sulh isteyenlerdenim, bu yüzden sadece milletimizin insanlarına yardım etmeliyiz yerine, tüm insanlığa yardım etmeliyiz. Doğru olan ahlaki değerde bu bizler dünyanın içinde yaşayan canlılarız ve her birimiz bu dünyanın bir parçasıyız. Bir Puzzle parçası düşünün, dünya haritası da aynen böyledir, ayrılmaz bir bütünüz lütfen ayrım yapmayalım. Gelin hep beraber kardeş olalım.

Kitabın konusu Bir çocuğun gözünden okulda yaşananları anlatıyor. Aile ilişkilerinden bahsediyor ve öğretmeninden. Konu bunlar üzerinden anlatılıyor. Evet pek net olmadı ama konuyu anlatırsam tadı kalmaz.

Sonuç olarak Kitap çok etkili ve güzeldi, keşke daha faza böyle eserler olsa. Bir çocuğun gözünden eğitim, öğretim, insan ilişkileri, saygı sevgi, ahlak kuralları vesaire güzle işlenmiş. Yardımlaşmadan , sorumluluklardan ve daha bir çok duygudan ders verir gibi anlatmış. Tam bir çocuk eğitimi kitabı, güzelde olmuş. Fakat günümüz de yaşamın gerçekliğinden çıkmış bulunmaktayız, sanal hayatlar peşinde ömür çürütmekten bencilleştik. Kimse kimseyi düşünmeyi bırak, insan kendini düşünmez oldu. Bizler kendimize bir şey veremezken, yavrularımıza ne verebiliriz ? Belki para, iş, mal servet verebiliriz, ama asıl ihtiyaçları olan sevgiyi ve şefkati veremez olduk maalesef. Teknoloji bizleri hızla tüketir oldu, hayatlarımızı ele geçirdi, etrafımızda olup bitenleri unuttuk, kimseyi görmez olduk. Zaten kendimizde yaşıyor muyuz belli değil. Yani demek istediğim, yeni nesillere ilgi gösterelim, onlara güzel şeyler verelim. Mesela daha fazla ahlaki değerde kitaplar yazalım. Çocuklarımızın eğitimine sahip çıkalım diye düşünüyorum. Ve buradan tüm yazarlarımıza sesleniyorum, çocuk eğitimi açısından güzel, öğretici romanlar yazın, Lütfen onları unutmayın. Sevelim, sevilelim asla ayrılıp bölünmeyelim. Yurtta sulh, Cihanda sulh diyorum. Herkese sevgiler, saygılar. Okuyan ve okuyacak olan herkese keyifli okumalar dilerim. En güzel, en tatlı eserler sizlerin olsun Türkiye.

6.
Rana Tokluoğlu, Küçük Prens'i inceledi.
Dün 02:42 · Kitabı okudu · 1 günde · 8/10 puan

Büyüdükçe hayal dünyamız ne kadar çok daralıyor ve gözümüzde büyüttüğümüz şeyler aslında ne kadar boş...Yetişkinlerin kesinlikle okuması gereken bir kitap.Sayfaları çevirdikçe, içindeki masum çocuğa yaklaşıyor insan :)

7.
salih, Küçük Prens'i inceledi.
Dün 00:36 · Kitabı okudu · 1 günde

Bu kitabı okumayan kalmadı heralde ben biraz geç okudum. Aslında bu kitabı liseye başlamadan her gence okutmak lazım. Hayatı anlamak için bir çocuğun saf, sorgulayıcı, ısrarcı, ön yargısız, merhametli dünyasına açılan bir kapı bu kitap. Popüler kültüre yenik düşmesi kötü oldu biraz sadece.

8.
Mehmet Kaya, Tehlikeli Oyunlar'ı inceledi.
Dün 12:30 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İnsanın dengelerini alt üst eden, ince dokunuşlar ve eleştirileri ile hayatın gerçekliklerini yüzümüze vuran bir kitap.. anlamak için değil kargaşayı farkedebilmek için okunması gereken bir eser. Eminim ki okuyan herkes ondan bir şeyler kapacak ve Oğuz Atay'ı anlamaya çalıştıkça eserlerini daha çok sevecektir..

9.
Şerife Nur Yüksel, Dörtlükler'i inceledi.
23 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · 6/10 puan

Lisede çok sevdiğim bir edebiyat öğretmenim vardı. Elindekine şükür ederek hep daha fazlasını hayal ederdi. Bize öğrettiği en önemli şey buydu. Hep daha iyisini ve hep daha fazlasını hayal etmek. Okulumuzda bir kütüphane yoktu. Kimsenin bizim ruhumuzu güçlendirme gibi bir derdi de yoktu. Varsa yoksa yarış atları gibi hazırlanmak zorunda bırakıldığımız sınav çalışmaları, etütleri vardı. Diğerleri bize dağların denize paralel olduğunu öğretti o ise dağ köylerindeki çocuklara nasıl güzel bir gelecek sunabileceğimizi. Boş bir sınıf verdiler hocaya kütüphane yap diye, adam edemez vazgeçer sandılar. Önce boyadı orayı resim öğretmenimizden rica etti duvarlara resimler çizdirdi. Sonra raflar gerekti kitaplar için sanayiye bir marangoza gidip rica etti,raflar tek tek elinden geçti. Kitaplara kaldı mesele evinde sakladığı hazinesini getirdi yerleştirdi oraya.İlk aldığı kitabı da oradaydı, altını çize çize okudukları da. Başardı kimseden bir destek almadan bir kütüphane yaptı bize. Anlattı sonra edebiyatın bize ne katabileceğini, bizi sınırlandırdıkları o okul duvarlarının, yurt odalarının çok ötesinde bir dünya olduğunu kitaplarda. Bir, iki, üç... derken hergün biraz daha kalabalıklaştı kütüphane. Okuyanlar anlatmaya başladı,dinleyenler okumaya..

Sonra birgün duyduk ki Cüneyt Hoca kitap topluyor. Niye? Bizim kütüphemiz var halbuki. Meğer kütüphanesi olmayan bir okula kütüphane hayali peşinde yine bizim hoca. Koştuk yanına ne varsa bizde istedik memleketten kitaba dair gönderdik o okula. Sonra başka bir okula, başka bir okula. Geçenlerde yine konuşurken Cüneyt hocamla kitap lazım Şerife dedi. Yine bir umutla başladık toplamaya ve yolladık hocaya. Eminim şimdi birileri o kitapları okuyor. Ve eminim birileri kitap okuduğu her an bu dünya daha da güzelleşiyor.

Bu kadar uzun bir girişi yaptım. Daha da yazsam yazarım lise yıllarıma ve edebiyat hocama dair. Bu uzun girişin sebebi ise Ömer Hayyam'ı ilk hocamdan duymamdı.Divan edebiyatı,Halk edebiyatı,rubailer,dörtlükler,hicivler,taşlamalar havalarda uçuyor o zaman. Ezberle babam ezberle. Niye? Bilmem ne sınavında soracaklar.. O zamandan sonra bir daha Hayyam yoluma pek çıkmadı,adını duymadım. Geçenler de bir kitap sitesinden alışveriş yaparken gözüme takıldı ve şimdi okuma zamanı dedim onu da ekledim listeye. Dün başladım, dörtlüklerden oluştuğu için kısa sürüyor okumak. Biraz acımasız olsada Divan edebiyatında övüldüğü kadar yok Hayyam. Beklentim yüksekti başlarken beklentimi karşılamadı ama yine de hayata dair bulabileceğiniz şeyler var içinde. Okumanızı isterim. Okumanızı ve mukayese etmenizi bildikleriniz, duyduklarınız ve yazılanları.

İncelememi Hayyam'ın bir dörtlüğü ile bitirmek istiyorum.
" Okunu attı mı ölüm,sipeler boşuna ;
O şatafatlar, altınlar,gümüşler boşuna;
Gördük bütün insan işlerinin iç yüzünü :
Tek güzel şey iyilik, başka düşler boşuna. "
Hâlâ iyilik için var iken vaktimiz,koşun dostlar bir olalım hepimiz!

Keyifli okumalar. :)

10.
salih, 1984 inceledi.
Dün 02:43 · Kitabı okudu · 11 günde

Yazılmış olan en güzel distopyadır kesinlikle. George Orwell, bu kitabında zorbalığın egemen olduğu bir dünyayı tasvir eder. Kitapta dünya eşit güce sahip üç bloka ayrılmıştır. Yönetenler tek egemen güçtür. İnsanlar yöneticilerin korkusu ile sinmiş, özgürlükler kaldırılmış, ahlâki ve insani duygular yok edilmiş, düşünme ve düşündüğünü söyleme yasaklanmış. Hiç kimse birbirine güvenememektedir hatta öyle ki çoğu insan casustur. En yakınlarını yönetime gammazlama bir ödev haline getirilmiştir. Bireylerin kişilikleri tamamen silinmiştir. Okurken diyorsun ki o kadar da değil. Ama bu ütopyada yaşayanlarda olayların başında bunu diyorlardı.
Şimdi gelelim soruya bu kitap yıllar yıllar önce yazılmış yine Türkçeye çevrilmiş fakat son 3-5 yıldır patladı bu yılda en fazla satan ve okunan kitaplardan. Peki neden?