Geri Bildirim
  • Ayn, Şın, Kaf. Üç harf tek kelime ama anlatması da anlaması da bir hayli zor. Ahmet Paşa, Bâkî, Şeyh Galib ve daha nice şairden de alıntıların yapılarak anlatımın zenginleştirildiği çok güzel bir kitaptı. Bitmesin dediğim kitaplar listesindeki yerini aldı. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
  • Bir arkadaşımın " elimden bırakamıyorum, okuyabilmek için dersin bitmesini iple çekiyorum " dediği kitabı birkaç saatte okuyup bitirdim nihayet. Andre Gide den okuduğum ilk eser bu roman .94 sayfa su gibi akıp gidiyor. Romanda bir papazın kör bir kıza dünyanın bütün renklerini bir senfoni aracılığıyla anlatmaya çalışması konu edilmiş. Içinde aşk var , bolca hristiyan öğretisi var (baş karakter papaz efendi olduğundan) .. Bu arada kim kime aşık olmuş , kavuşmuş mu bunları okuyanlar öğrensin Benim için romanın sonu trajikti. Ağır konulu kitaplardan yorulanlar için küçük bir kaçamak olabilir kitap. Okutuyor kendini kısacası, sevmekle sevmemek arasında kalsam da
  • İçimde kocaman bir umut var. Uykumu kaçırıp bana uyuyamıyorsam kitap okuyayım en azından dedirten koskocaman bir heyecan var. Kitaptaki cümleler beni daha da heyecanlandırsada bu kitabı okumam gereken zaman ancak bu kadar doğru olabilirdi, biliyorum. Dizboyu Papatyaları önceden okumuş olsam ya da yarın okusam belki bu duygularla okuyamazdım. Belki cümlelere şimdi dikkat ettiğim kadar dikkat etmezdim. Dizboyu Papapatyaları okuduğumda yüzümde oluşan kocaman tebessümü bundan daha önce okumuş olsaydım ya da daha sonra okuyacak olsaydım yaratmayabilirdi bu kitap. Yani bir kitabı okumanın, insanın aklında kalıcılığının daha fazla olmasını sağlayan bir zamanı varsa işte o zaman benim için 24 Haziran 2018 tarihidir.

    Kitabın içinde birbirinden etkileyici sekiz hikaye var. Bu sekiz hikayede birbirinden önemli dersler çıkarıyoruz. Her biri bizi başka diyarlara götürüyor.

    58. sayfaya geliyorum. “Bir gün halk akıllandığında bu haksızlıkların hesabını bir bir soracakmış.” diyor Tomris Uyar. Benim sayfaları çevirirken umut dolmamı sağlıyor.

    62. sayfaya geliyorum. “Nicedir alıştığı, o yüzden de bir an önce gitmesini beklediği karabasanlardan nasıl uzak bir geceydi! Binlerce küçük çocuğun ayak patırtısını, evin içinde sevinçle koşuşturuşunu andıran su sesi kesilmedi.” diyor Tomris uyar. Sanki şu an benim neyin heyecanından uyuyamadığımı biliyor da sayfalarla oynuyor gibi hissettiriyor bana cümleleriyle.

    74. sayfaya geliyorum. “Burası, yavaş yavaş, bin türlü güçlüğe göğüs gererek yetişenlerin, sonra da bu güçlüklerle bir daha karşılaşmamak için ellerinden her geleni yapacakların yurdudur.” diyor.

    76. sayfaya geliyorum. “O zaman, uzun süren bir bayram şenliğinden sonra iğreti ışıkları söndürülmüş, renkli ampulleri zafer taklarından sökülüp alınmış, yayalarının her günkü bilindik adımlarına dönmüş bir anayolun duyabileceklerini duydu.” diyor. Daha nice şey söylüyor bizlere.

    Gecenin bir vakti hikayeleriyle heyecanıma ortak olan Tomris Uyar ile unutamayacağım bir heyecanı paylaştık.

    Belki siz okuduğunuzda benimle aynı duyguları, aynı coşkuyu hissedemeyeceksiniz fakat kitabı beğeneceğinizi umuyorum ve okumanızı tavsiye ediyorum.
  • Annesiyle yaşayan ve annesi yüzünden evlenemeyen bir kadının hikâyesi diyebilirim. Mücella, yıllarca annesiyle birlikte yaşamaya mahkum kalır. Annesi yaşı geçmeye başlayınca onu evlendirmek için elinen geleni yapsa da artık geç kalmıştır. Mücella yıllarını kuzeninin aşkını ve evliliğini izleyerek geçirir. Kendisi için yaptığı çeyizleri birer birer çıkarır ve evlenenlere hediye eder. Kuzeninin çocukları artık onun çocuklarıdır. Onlara bakmaya ve annesi öldükten sonra, hayatını tek başına devam ettirmeye başlar. Yaşlı bir kadın olana dek, komşularının sorunlarıyla ilgilenir ve yalnız bir kadın olarak hayatını devam ettirir.
  • Tiyatral etkinlikleri seviyorsanız, bu kitabı mutlaka okuyun derim. Her bir perdede daha da ilerleyen ve ilgi çeken cümlelerle bezenmiş bir kitap. Bir insanın kendini yavaş yavaş kaybetmesini izliyormuş gibi hissettiriyor. Zaten Oğuz Atay, fazla söze gerek yok.
  • * Kitap "The Essential Hayek" adıyla 2014'te ilk baskısını yapmış ve Türkçe'ye 2017'de kazandırılmıştır.

    * Friedrich August von Hayek (1899-1992), Avusturyalı olup Avusturya ekolüne bağlı liberal iktisat teorisyenidir.

    * Kitabın yazarı Boudreaux, George Mason Üniversitesinde iktisat profesörü olan Amerikalı bir liberal düşünürdür.

    * Kitap ismiyle hayranlık uyandıracak derece uyumlu olarak, yeni başlayanlar için yazılmıştır. Friedrich A. Hayek'in iktisadi ve siyasal düşüncelerinden on tane söz alınmış ve on başlık altında çok basitçe anlatılmıştır. Örneklendirme yapılarak teorik sözlerin günlük pratiğe indirgenmesi de çok yerindedir.

    * Hem Hayek'in fikirlerini öğrenmek isteyenler hem de, ekonomi terimleri de dahil olarak, liberal ekonominin savunduğu fikirleri anlamak isteyenler için rahatlıkla okunabilecek bir kitaptır.
  • Bir insanın kaderi üç gömlekte nasıl değişir. Peki ya bu seçilmişlerdense yani peygamberse?
    Biz Yusuf a.s kıssasını hep. Züleyha aşkı ile okuduk. Çünkü Yusuf a.s ı hep öyle anlattılar. Yusufun gözünden bakamıyorsa bir insan kuyuya ve zindana haksız yere atılmasına anlam veremiyorsa. Yusuf Züleyha aşkını çıkartır ayetlerden. Ama Senai Demirci anlatımıyla. Yusufun gözünden rüya görmek, rüyadan uyanmak ve rüyayı yorumlamak ne demek bunu harika anlatımıyla okumuş oluyoruz.
    Yakub sabrı yaşamak için kaderde bir Yusuf var olmalı. Yusuf u Görünce ellerini kesen kadınlar varken. Yusufu görmeden sabreden bir Yakubu anlamak biraz Yusuf olmakdan biraz Yakub olmakdan geçer. Kuyuya Yusufu atarken asıl atanların tuzak kuranların üstünde de bir tuzak kuranın olduğunu anlamak Yusufun kuyudan çıkmasıyla mümkündür. İşte Yusuf işte Yusuf yüzlü olmak.
    Ve üç gömlek yusufa biçilen
    Yakuba duyulan sabrın gömleği.
    Züleyha ya öğretilen iffetin gömleği.
    Yakub a.s ve Okuyucuya göz aydınlığı veren merhametin gömleği...
    Ve son söz...
    Yusuf olmak için kuyuya düşmek gerekir çoğu Kez.
    Çıkarmaya yoldan geçen bir kervan.
    Yakub olmaya bir kaç göz yaşı biraz sabır
    Açmaya bir Yusuf gömleği yeter...
    Ve aşka bir kalp gerekir çoğu kez.
    Allahın verdiği her şeye razı olmak
    Elhamdülillah diyebilmek.
    Yusuf olmanın da kul olmanın da kul kalabilmenin de ilk adımıdır...