kitap çok güzel bence hayvanlar konuşabilseydi bizi şikayet ederlerdi bu dünyada sadece biz insanlar yaşamıyoruz bu dünyada yaşamaya en az bizim kadar hakları var ve bize çok yararlılar herkes Ceren ve Lale gibi hayvanlara duyarlı olmalı.

Esma Gun, İyiler Ölmez'i inceledi.
4 dk. · Kitabı okudu · 8/10 puan

Sıtkı, Civan, Fotoğrafçı Sarhoş Mustafa, Doktor...  Kutlu bütün samimiyetiyle bu kitaba gönül verkiş. Kitabı okurken lezzetli bir mutluluk kaldı bende. Kaderin bir araya getirdiği döst adam... Yazarın dostluğu anlatışı kalbinizde mutlaka yer ediniyor. Kitabı okurken durmadan o sıcak mahallede iki katlı bir evde oturmak istedim. O tereyağlı ekmeğin sıcaklığını hissettim.
Hikaye Sıtkı'nın bir gece yarısı Hacı Kadir'in kıraathanesine gelmesi ile başlar. Sonra yavaş yavaş dört kişinin hikayesini öğrenirsiniz. Sıtkı ressamdır. Bir kıza sevdalanır. Her sevda karşılık bulamıyor işte. Karakterlerin hayatlarına fazla girmeyeceğim. Kitabın bir kısmında bir hatıradan bahsedilir. Okurken çok tanıdık gelmişti hatta. Sonra yazar açıklamada bulunmuş. Uzun Hikaye'de de bu olayı yazdığı söylemiş. Kitaplar Mustafa Kutlu'nun bedeninde zihninde can buluyor adeta. Ben bu samimi yazarı bütün kalbimle sevdim kısacası. Akıcı dili ile yazdığı kitaplar tek solukta kalbinize yerleşiyor.
"Böyledir. Bizde iyiler ölmez. Evliya olup aramızda yaşarlar." gerçekten de öyle. Son sayfada yer alan bu cümle bütün doğruluğuyla sayfanın üstüne nakışlanmış

Sena, Kazanan Yalnızdır'ı inceledi.
7 dk. · Kitabı okudu · 24 günde · 7/10 puan

Kendisini terk eden eşini kendisine geri döndürebilmek için çabalayan bir aşığın hikayesi. Ayrıca kitapta hergün ekranlardan gördüğümüz ünlü insanların hayatlarının iç yüzüne değinilmiş. Ünlü bir kişi olmanın hem ne kadar kolay hem de ne kadar zor olduğunu anlatmaya çalışmış bize. Ünlü olmayı başardıktan sonra hayatlarının nasılda hiç düşündügümüz gibi olmadığını herkesin hayatında zorluklar olduğunu anlıyoruz.

Anlatılan bir olay sırasında yazarın başka detaylara girip konuyu uzatması da beni biraz sıktı ama genel olarak konusu ve birbirini takip eden olaylar da ilgi çekiciydi.

Furkan Düzenli, Sesimin Avlusunda'yı inceledi.
10 dk. · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

"Sesinin avlusunda çok yara birikmiş" bir şair Mehmet Şamil. Birçok ödüllü şiiri olan şair, "Sesimin Avlusunda" ile ömrünün kırkıncı yılını kutluyor. Şiir kitaplarına inceleme yazmak aslında zor bir iştir. Şiir anlatılmaz ancak anlaşılır ve bu bir başkasının anlatmasıyla değil okumayla olur. Onun dışındaki incelemeler ise teknik konulardır ki uzmanlık gerektirir bilmeyenlerin uzak durmaları gerekir. "Sesimin Avlusunda"yı okurken zihnime kazınan ise şairin şu mısralar oldu:

"sana anlatmak istediğim
çaresizliğimin bin dildeki ifadesi bu..."

kitaptaki diğer satırlarda aslında bu çaresizliğin ifade edilmeye çalışılmasından başka bir şey değil...

selin, Calamity'i inceledi.
 11 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Steelheart ve Firefight'ı okuyalı yaklaşık iki sene falan oluyor;Calamity'nin de Türkçeye uyarlanıp basılması derken bayadır okumayı istiyordum yani.

Steelheart ilk Brandon Sanderson kitabım fakat bu yüzden olduğunu düşünüyorum ki; Sandersonla tanışayım diye Steelheartı okumam için veren kuzenim ve yazarın diğer hayranlarının aksine bu seri Harry Potter'dan sonra kalbimde ayrı bir yere sahip,o kadar seviyorum,ayıla bayıla okudum.

Calamity hakkında yorumuma gelecek olursak tabi ki enfes oldugunu düşünüyorum.Steelheart'ta ve Firefight'ta nispeten daha az olan aksiyonun iki katını burada bulabilirsiniz.Öyle ki "50 sayfa okuyayım gerisini yarın okurum erkenden bitirmeyeyim." tarzında düşüncelerle basladığım kitabı iki günde elimden bırak(a)madan bitirdim.

Kitabın son bölümleri özellikle tam anlamıyla "şok üstüne şok"tu ve yine bu bölümlerde bazı yerlerde kitabı elimden adeta fırlatıp,bir süre pencereden boş boş bakacak kadar şaşırdım.Kitabın son sayfasını çevirdikten sonra da baya eksik hissettim.

Her ne kadar kitabı bitirir bitirmez "kusursuz muazzam harikulade!" tarzında seyler düşünsem de,ki hala düşünüyorum,kitabı bir sindirince bazı göze batan şeyleri farkettim.

Öncellikle olayların Jonathan Phaedrus nam-ı diğer Prof ya da Limelight kısmı gereksiz uzatıldı bana kalırsa.Bir ara "Calamity'e nasıl bağlayacaklar,baksana kitap bitiyor?" diye düşündüğüm de oldu.
Ve düşündüğüm gibi, olayların Calamity kısmı ise aceleye gelmiş gibi oldu.
Hele o son sayfalarda "Ne?Ne oldu?Hayda!" falan derken bazen ne olduğunu anlamadım birkaç sayfa geriden tekrar okuduğum oldu.

Tüm epik olaylarının başlamasına neden olan şahısla ilgili olan bölümler bir anda geldi ve gitti,size öyle söyleyeyim.

Bunların dışında sonda kafamda o kadar soru isareti kaldı ve bazı şeyleri sindiremedim ki,sanırım sakinleşince son sayfaları hatta belki kitabı bir şeylerin cevabını bulabilirim diye tekrar okuyacağım.

!SPOILER ICEREN ALAN!

Şimdi,buraya kadar okuyanınız varsa helal olsun,muhtemelen spoiler içeren yorumlarımı yapayım.

Öncelikle David kadar cringe bir canlı görmedim,ama güldürüyordu yine de.Bununla beraber;Sanderson nasıl bir kişilik,konuşmaları David'e benziyor mu,bunu merak ediyorum işte.

Megan,hayran olunası insan,olmasa kitabın ilk sayfalarında ölmüşlerdi zaten.Onun hakkında bir tek şeyi sevemedim bu kitapta.
Korkusuyla yüzleşmesine rağmen habire güçsüzleşip zorlanması.Ya sen her açıdan güçlü kadın,Yüksek Epik Megan'sın,kötü çocuğun karşısında duran masum narin kırılgan Wattpad kızı değil.

Tia'ya karşı nötrdüm ama ölmesi bir üzmedi değil.Bir de aptal!Oradan çıkması gerekiyordu.Ama neyse belki boylesi iyidir planları aldılar sonuçta.

Heh buldum!Cody de David gibi cringe bir insan.Abraham'a da nötrüm,tek sey aklımda kaldı.Geçmişinde ne oldu?

Mizzy zaten Firefight'tan beri adamımdır.

Knighthawk da kaçığın teki ama sevdim kendisini.

Prof'a bir miktar öfkeliyim.Her şeyin sorumluluğunu David'e yıkmaya çalıştı ama bence daha güçlü olsaydı bunların hiçbiri olmazdı.(gerçi bu da korkusuyla doğru orantılı)
Ama bir noktada hak vermek lazım.Başaramama/başarısızlık korkusu gerçekten hafife alınacak bir şey değil.Prof'u seviyoruz,korkutucu olsa da.
Ve bir de,karanlıktan arınmış Prof'u çok göremedik.

Diyorum ya aceleye gelmis gibi sonu!

Obliteration,ismini duydukca gülümsüyorum çatlağın.Korkutucu manyak bir katil olmasına katil ama,kıyak adam.

Ve Larcener yani CALAMITY,aslında ipucları kitabın aralarına serpiştirilmiş ama o kadar beklemiyorsunuz ki,şok oluyorsunuz.
Nefret mi etsem,hayranlik mı beslesem bilemedim.
Gerçekten nasıl bir varlık olup amacının ne olduğunu tam anlayamadım ve sindiremedim.Şok geçirmekle meşguldüm çünkü.Oraları bir daha okuyacağım.

Son olarak,David'in çelik güçleri kazanması,paralel evren ve babası olayları çok güzel detaylardı.

Ama dediğim gibi,sonu bence aceleye getirilmişti ve biraz açık bırakılmıştı Obliteration meselesi falan.

Ama Brandon Sanderson kalemine sağlık,hala etkisindeyim,Steelheart için film falan olacak diyorlardı umarım olur.

Bence çok güzel bir kitap her çocuk okumalı.Her çocuğun hayal gücü olmalı mükemmel bir kitap.her çocuğun hayali arkadaşları olabilir.çok ileri gitmezse normal sayılabilir yada oyuncaklarını konuşturabilir onlarla çay partisi verebilir.bu çocukken asla hastalık değildir.

Betül YILMAZ, Huzur'u inceledi.
16 dk. · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Çocukluğumda okuduğum ve tekrar okuma ihtiyacı duyduğum bir kitap. Masumca sevmenin ve duygularına ne yaparsa yapsın engel olamayan genç bir adam çok etkiliyor bu kitap beni her defasında ağlamama sebebiyet veriyor.

ÖMER CAN KOÇ, Satranç'ı inceledi.
 19 dk. · Kitabı okudu · 1 günde · 8/10 puan

Tam bir psikolojik gerilim... Nazi zülmünden nasibini alan Dr. B. bir hücreye kapatılmıştır. Sadece bir yatak bir leğen ve bir koltuğun olduğu bir odaya kapatılmıştır. Ve zamanı belli olmayan zamanlarda sorguya alınmaktadır .İlk başlarda her şey iyi gibidir ama gün geçtikçe , psikolojik baskı sonuç vermekte ve Dr B bir çeşit deprasyona girmektedir. Çünkü bakabileceği sadece bir yatak , bir koltuk ve bir leğen vardır.Şöyle der Dr B . Keşke bir taş ocağı işçisi olsaydım. Keşke ellerim nasırlansa, kokuşmuş yemekleri yeseydim ama gece koğuşumda bir kaç insan görebilseydim, onlarla konuşabilseydim. O bu haldeyken , sorgu odasına alınmayı beklediği sırada gardiyanların birinin paltosunun cebinde bir kitap fark eder ve onu çalar. Ama odasına girince tam bir hayal kırıklığına uğrar. Çünkü kitap bir satranç hamleleri kitabıdır. Ve yapacak hiç bir şeyi olmayan Dr B çarşafından bir satranç tahtası yapar ve hamleleri tekrarlamaya başlar. Dr B nin o kadar yapacak bir şeyi yoktur ki hapisten kurtulduğunda dünya satranç şampiyonunu yenebilecek kadar iyi bir satranç oyuncusu olmuştur.

SelinGuzel, Yatak'ı inceledi.
22 dk. · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 6/10 puan

Yataktan çıkmama kararı alan bir çocuğun hikayesi. İlginç bir konu fakat anlatımı pek akıcı değil. Uzun uzun betimlemeler bazen konudan koparabiliyor. Yine de, konusu itibariyle ilgi çekici bulduğum için keyifle okudum.

koku nehri, Beyindeki Hayaletler'i inceledi.
24 dk. · Kitabı okudu · 89 günde · 10/10 puan

Bu kitap beyine , nörolojiye , psikiyatriye karşı amatör ya da profesyonel ilgisi olan herkesin meraklı sorularının cevabını bulabileceği nitelikte bir kitap.Kitaptaki teorik bilgilerin fazlalığı ilk başta sizi biraz yorabilir ama kitabı okuduğunuz her sayfa ,geçtiğiniz her bölümün kafanızdaki merak tomurcuklarının bir yenisinin yeşermesini sağlıyor.Nörolojinin bilinmeyen yönlerinin , kapalı kalmış kutularının ardındakimizemlere ışık tutan bir kitap bu. Gizemlerin hepsine cevap vermiyor bu alanlarda yaptığı araştırmaları geçmişteki araştırmalarla karşılaştırılarak yeni ufuklar açıyor . Kitabın en güzel yönlerinden bir tanesi bu , kitap bilimin ne kadar dinamik bir yapıda olduğunu ve sürekli ilerlediğini ve ilerleten yerinde biz bu kitabı okuyanlar olduğu gerçeğini o kadar güzel veriyor ki okuyucuya okuduktan sonra eğer bu alanda çalışan biriyseniz inanılmaz bir Azim duygusuyla doluyorsunuz. bu kitap benim eğitim hayatım için çok güzel ufukları açtı . Kitabı bir çok insanın okunmasını birçok insanın başkalarına tavsiye etmesini istiyorum .

Murat, Taht Oyunları'ı inceledi.
 25 dk. · Kitabı okudu · 81 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitap mükemmeldi. Bir çok kişiden farklı olarak ben kitabı tek seferde okumak yerine kitabı mobilden otobüste okula giderken okudum. Tabi son 5-6 bölümü evde dayanamayıp kitabı bitirmek için okudum ama sonuç olarak sindire sindire okumuş oldum. Kitabı okuyacaklar içi konuşmak gerekirse başlamadan önce ekler bölümünde haneler hakkındaki bilgileri okumanızı tavsiye ederim. Kitaptaki anlatım mükemmeldi. Özellikle karakter karakter anlatım bu tip bir öykü için gerçekten çok iyi olmuş. Kitapta bazı yerlerde geçmişten kesitler sunması da merakı arttırdığı söylenebilir. Fantastik kitapları sevenler için mükemmel bi seri. Diziyi izlemeden okuyanlara saygım sonsuz ama ben diziyi izlediğimden dolayı olayların bir çok yerini biliyordum. Buna rağman kitap bazı yerlerde heycandan nefesimin kesilmesini sağladı. Okunması gereken mükemmel bir kitap.

Ayçanur Öz, Hoşça Kal Anne'yi inceledi.
 25 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bu kitap için kalabalık sözlere gerek yok bence. Gerçek bir yaşamdan alıntı. Alıntı bile değil aslında çünkü Duygu Batu kendi hayatının kötü kısımlarını anlatmış. Annesini çok sevdiğini, onu nasıl kaybettiğini, ilk aşkınının -babasının- annesini öldürdüğünü..
Bu kitabı tanıdığım çoğu kişiye okuttum. Okuttuğum her kişi ağladığını birkaçı ise ağlamaktan okuyamadığını söyledi.
Hayatın gerçeklerini konu almış sonuçta sevmemek mümkün mü? Ama keşke bu acı gerçekler olmasaydı. Hani bazen diyorlar ya 'bir kitap okursun hayatına şükür edersin'. Bu kitabı okudum ve yaşadığım herşeye şükür ettim.
Umarım kalan hayatı kendisi gibi güzel olur. Tüm hayatında başarılar dilerim.