• Nurcan hanıma bizleri İzmir'de fuarda buluşturduğu için teşekkür ederim. Kitap okumak benim için vazgeçilmez bir tutku ve imzalı olarak aldığım kitaplarda çok ama çok değerli.. Kamile teyzeyle de orada tanıştık. Genel olarak baktığımızda anneler hep çocuklarının bir şeyler yapmasını ister ve yetenekli olduğu konularda destekler ben bunları söylemeden geçmek istemiyorum. Kalemi eline alan annesini destekleyen ve bir kitapla bizle buluşmasını sağlayan Nurcan hanıma kendi adıma çok teşekkür ediyorum. Kadınlar hangi yaşta ve konumda olurlarsa olsunlar üretirler bu da bir örneği zaten. Töreler insanların çıkarlarına göre düzenlenmiş ve aşılması zor ve katı kurallardan ibarettir.. Kader çizgisini belirleyen insanlar gibi görünselerde şu da unutulmamalıdır ki ecel nereden gelirse gelsin mutlak kaderdir. İnsanlar insanlarla sınanır ve bu sınanmada da kimisi kaybeder kimisi kazanır. Herkes bir yerlerden sevap ya da günah kazanacak sonuçta değil mi ? Mazlum insanların o hallerinde onlara nasıl davrandığınız sizin insanlığınızı gösterir. Sabırla ve şükürle dolu hayatlar bizi bekliyor..
    Kitap yorumuma gelecek olursam babayiğit dedikleri namda ve şanda olan adam Kartal köylük yerde kardeşi Ali'nin yanında arkadan vurularak öldürülmüştür. Cinayeti çözme işi de kardeşini ölümünden kendini sorumlu tutan Ali 'ye kalmıştır. Kendi çabalarıyla iz sürmüş ve onu iki oğlunu katilin iki oğlunun üzerine salarak öldürtmüştür. Asıl katili öldürmemiş olmasının sebebi evlat acısıyla ölene kadar yaşamasını istemesidir. Bu iki aile arasında kan davası olup sonra elçiler gönderilip barış ilan edilmiştir. Bunu bozan katil bin pişman olmuştur ama yapacak bir şey yoktur. Ali 'nin yaşı küçük olan oğlu suçu üstlenmiş ve daha az ceza alıp çıkmıştır. Kartal' ın eşi Gazal hayatını acıyla geçirmiştir, aşkla evlenmişler, Kartal onu abisi Musa'ya rağmen kaçırmıştır. kader zavallı Gazal' a gülmemiştir, kızı Ayşe'si kucağında küçücükken acıyla kalmış ve törelerin kurbanı olup ya kayınlarıyla nikahlanacak ya da yavrusunu bırakıp o evden çıkacaktır. Abisi Musa berdelle onu evlendirmiş, yavrusu Ayşe'den ayırmış ve kendi gibi uğursuzun birine vermiştir. Oğulları ve kızı olmuştur ikinci eşinden dirlik düzen huzur adına hiçbir şey yoktur. Dayak işkence küfür, evladından ayrı kalmak.. Ayşe babaannesiyle büyümüş, Gazal'da evladı için her zorluğu göze almıştır. En sonunda Hacı adında akıllı ve oranın ileri gelenlerinden bir adam Ayşe'nin zekasını görmüş ve küçük yaşta onu evine alıp büyüdüğünde de oğluna nikahlayacağını söylemiştir, başlarda bunlara karşı çıksalarda zamanla bunun Ayşe için doğru bir şey olduğuna karar kılmışlardır, ortada ne olacağı belli olmadan yaşayacağına rahat bir hayat sürebilecektir. Ayşe yaşına geldiğinde Yusuf'la evlenip huzurlu bir yuva kurmuştur. Çoluk çocuğa ve toruna torbaya karışmıştır.
    Bu yazılan roman gerçek bir yaşam öyküsüdür. Beni en çok etkileyen yeri ise bir annenin kucağından çocuğunu bırakmamak için verdiği mücadele kısmıydı..Ağlamaktan bir süre okuyamadığımı belirtmek isterim. Çok beğendim. Kalemin daim olsun Kamile teyze.
  • Geleceğin Kahraman Tazeoğlusu olarak gördüm niyeyse. Sosyal medyada adını çok görünce meraktan aldım ve yine yanıldım. Çok derin aşk acısı çekiyorsanız ve bu acı aklınızı başınızdan almışsa gözyaşları içinde okuyabilirsiniz belki:) Kesinlikle tavsiye etmiyorum:) Bugün aralarda okudum ve hemen başkasına hediye ettim.
  • Elinize alıyorsunuz ve bir anda Zézé nin yaşamının tam merkezinde buluyorsunuz kendinizi... Onu yazanın yüreğinde yirmi yıl sır gibi açığa çıkmayı beklemiş, on iki günde satırlarda kendine yer bulmuştur. José, sevgili José... Sen gerçek bir güneşsin. Kalplerimizi ısıttın. Bu kitap "günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsüdür."

    Acı, bu dünyada kesfedilebilecek en yaralayıcı şeydir. İnsanı insan yapan. Hem bu kadar sarsan, hem böylesine yürek burkan bir şey, nasıl oluyor da bizi bir anda büyütebiliyor. Bir çocuğu artık çocuk olmaktan alıkoyan, onun içindeki kuşları öldüren, ona gerçeğin zehirini altın tabakta sunan şeydir o.
  • Arkadaşlar kitap vakit kaybı. Ama eleştiri yapabileyim diye ben okudum. Size pek bir şey katmaz diye düşünüyorum. Hızlı okunabilen bir kitap yinede okuyabilirsiniz.
  • Sabahattin Ali klasiği.. harika bir kitap mutlaka okunulması gerekiyor... Sabahattin Ali klasiği.. Sabahattin Ali klasiği.. Sabahattin Ali klasiği...
  • #kitapyorumu
    #Gönülçelen
    #GizemBilici

    Merve Sakar, sevimli ve topuklu ayakkabı sevdalısıdır. O sakarlıkla o topuklu ayakkabıları ısrarla giyen inatçı kızdır.

    Demir ise Buz kütlesi kadar soğuk, çatık kaşlı, egoisttir. Yakışıklı buz mavisi gözleriyle ürkütücü bakışlara sahip bir adam.

    Sakarlıkta adını 1. listeye yazdıran Merve ve yaşadığı olaylardan dolayı kasıntı ve soğuk Demir’in hikayesi.

    Olaylar Merve’nin sakarlıkları ile başlar. Asansör kabininde Demir’in üstüne kahveyi döker. Ama sadece kahve dökmekle kalmaz ardı arkası kesilmeyen bir sürü sakarlıklar yapar. Bu yüzden kahve kokuludur kitap.️

    Demir ve Merve arasında yaşanan tatlı, sert atışmalar ara karakterler Deniz ve Aras ile çok güzel tamamlanmış. Kitabın içinde iki de minik karakter var Masal ve Emir sarılıp öpücüklerle kucaklayasım geldi.

    Demir ve Merve’nin hayatı, acıları, özlemleri, kıskançlıkları ve aşkları hepsi kahve kokulu kitabımızda.

    Kitap romantik komedi tadında yazıldığı için okurken yüzünüz daima gülüyor. Yazarın kalemi ve kaleminin akıcılığı okuyucuyu içine hapsediyor.

    Okuyacak tüm okurlara keyifli okumalar dilerim.
    Teşekkürler Gizem Bilici
  • Aslında kitapta büyük bir kısmı kaplamıyor Köy Enstitüleri ama benim anladığım kadarıyla Türkiye'nin süregelen eğitim anlayışında büyük bir yere sahip ve "gerçek" eğitime olan katkısı hatrı sayılır derecede, bu yüzden de ilk önce Köy Enstitüleri hakkında bilgi vermek istedim.

    Kitabın son söz kısmında yer alan yazıda yazan tanıma göre Köy Enstitüsü demek "köylere bilinç ileten eğitim kurumları" demektir.

    "Bir Köy Enstitüsü uygulaması ki kısacık, koca ülke doğrulup Yücelmek üzereydi aşkla şevkle!"

    https://goo.gl/images/Symc4B
    https://goo.gl/images/MuR2fk

    Köy Enstitüleri İsmet İnönü önderliğinde dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç'un çabalarıyla kurulmuştur. Köy Enstitüleri'nin amacı köylerde yaşayan ve ilkokul mezunu olan çocukların Köy Enstitüleri'nde eğitim görüp tekrar köylerine  dönerek öğretmenlik yapmasıdır. Ayrıca tarımda verimliliğin arttırılması amacı ile de modern tarım teknikleri konusunda bilgiler verilmiştir.

    https://goo.gl/images/MuR2fk
    https://goo.gl/images/rDKFBb

    "Öylesine, ya da böylesine bir 'şans'la Cumhuriyet okullarından ve Tonguç'un Köy Enstitülerinden yetişmiş, eğitimi 'devrim için' uygulama aşamasına ulaştırmış öğretmenler: 'Biz şans değil, olanak istiyoruz halkın çocuklarına!' diye diretiyorlar bugün. Bundan dolayı da Afrika'nın, İran'ın, Pakistan'ın, Brezilya ve Bolivya'nın öğretmenleri gibi sürülüyorlar, kıyılıyorlar yüzer yüzer, biner biner..." Yine kitabın son söz kısmında yer alan bu yazıda Fakir Baykurt Köy Enstitüleri'nin öğretmenleri sayesinde uyanacak olan köylü çocuklarından korkanların oyunlarından bahsediyor kısaca.

    https://goo.gl/images/yrRb8d
    https://goo.gl/images/idCEuR

    Köy Enstitüleri'nin kapatılışı ise şöyle: Hasan Ali Yücel'den sonra Milli Eğitim Bakanı olan Reşat Şemsettin Sirer Köy Enstitüleri'ni Köy Öğretmen Okulları'na dönüştürmüş, Köy Öğretmen Okulları da Demokrat Parti hükümeti tarafından kapatılmıştır.

    Ayrıca Fakir Baykurt da Gönen Köy Enstitüsü'nden mezun olmuş bir öğretmendir.

    https://goo.gl/images/p1tx2g

    NEDİR BU EFENDİLİK SAVAŞI?
     
    Efendilik Savaşı, bir tarafta efendiliğin bir tarafta ağalığın olduğu savaştır. Ağalık, çalışıp çabalamadan babadan kalanla olur; efendilik ise okumakla, çile çekmekle... Ağa olamayan köylü, çoluğunu çocuğunu efendi yapmanın derdindedir. Ama ne yol yordam bilinir ne de para vardır bunun için... Kitapta bu yolda köylünün çektiği sıkıntı, geçinebilmek adına neleri göze aldıkları, sosyal düzenin ve ekonominin altında ezilişi; erken evlendirilen kız çocukları anlatılıyor. Köy öğretmenlerinin de dertlerine değinilmiş kitapta: bilgisiz müfettişler, okutmak isteyip de okutulamayan çocuklar, kendi çıkarlarını düşünen okul müdürleri...
     
    Fakir Baykurt kitabını her türlü dertlerini anlattığı köylülerin Efendilik Savaşı'nı er ya da geç kazanacağını, kazanmak zorunda olduğunu, bu savaşın zorunlu olarak sürdüğünü  söyleyerek bitiriyor.

    Ben de incelememi kitabın başında yer alan İ. Hakkı Tonguç'un yazısındaki son sözlerle bitirmek istiyorum: "Fakir Baykurt, bu küçücük kitabın içine çok şey yerleştirmiş. Memleketin kaderi, milletimizin öz meseleleri gösterilmeye çalışılmış bu eserde. Gerçekler dökülüp saçılıyor ortaya. Sağlam ipuçları veriliyor yurda hizmet etmeyi amaç edinenlerin eline.
    Ülkücü, devrimci yazar umut dünyamı zenginleştirdi bu kitabıyla. Okuyunca bu düşünceme katılacağınızı sanıyorum. Gelin beraber alkışlayalım Fakir Baykurt'u."
  • Beni sarmadı.
    Kitabın sadece son bölümünde kitabı bırakmak istemedim.
    Tren yolcuğu ile başlayan eski not defterleri, kayıp devrimin sonda kalan alkolik yoldaşımızın anıları ile başbaşa kalın...
  • Müthiş bir şaheserin sizleri beklediğini soyleyebilirim.bilim kurgu sınıfının içeriğine ekolojik gerilimide ekledik mi kitap tamam oluyor.inanilmaz bir bilgi dağarcıģı bizleri bekliyor kitapta.solucanlardan yengeçlere,alg lerden hidratlara,uçak gemisinden kanolara yani yok yok kitabımızda.biyolojik dengenin korunması hakkinda önemli tavsiyeler var.kısacas 842 sayfalik bir kitabi ufak punto ile yazilmasına rağgmen 5-6 gunde okunur sınifa soktuk.harika bir akicilik sizleri bekliyor.kesinlikle tavsiyemizdir.
  • "Kör bir şahidim ancak, çünkü dünya gözüyle
    Neyi görebilir ki insan"
    İbrahim Tenekeci.. İbrahim Tenekeci okumak istiyorum dediğimde çoğu kişi Güzellik Uykusu'nu ya da Uçuş Denemeleri'ni okuyarak başlayabilirsin demişti. Elime almamla bitirmem bir oldu. Tavsiye ederim, sadece bu kitabını değil, diğer kitaplarını da.. Selametle..