Ferah, Günübirlik Hayatlar'ı inceledi.
20 Kas 2015 · Kitabı okudu · 6 günde · Puan vermedi

İş adamından sanatçıya 10 farklı hayat hikayesi . Üzüntü, merhamet ve endişe. Rüyalardan çıkarılmaya çalışılan tedavi sonuçları. Yine beğenerek okuyacağınız psikoterapi öyküleri. Keyifli okumalar...

Gulan, Seher'i inceledi.
 28 Eyl 16:28 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Selahattin Demirtaş, Ankara hukuk fakültesinden mezun olmuş İHD Diyarbakır şube başkanlığını yapmış ayrıca Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve Uluslararası Af Örgütünün Türkiye Şubesi yöneticiliklerinde yer almıştır. TBMM de milletvekili iken 4 kasım 2016 tarihinde " terör örgütü propagandası yapmak" suçu iddiasıyla yargılanmak üzere tutuklanmıştır ve hala cezaevinde bu nedenle alıkonmaktadır. Eşbaşkanlığını yaptığı partinin son seçimlerinde tüm dinleri, ırkları, cinsiyetleri, sınıfları içine alan açıklamalarıyla Türkiye genelinde sempatisini arttırmış,eşbaşkanlığını yaptığı , kürt hereketi olarak algılanan siyasi partinin diğer yüzünü ; eşitlikçi, demokrat, hoşgörü ve sevgiye ve hatta sanata, edebiyata dönük yüzünü de Türkiye halkına göstermiştir. Türkiye de birçok önyargının yıkılmasına vesile olmuştur.Çok güzel bağlama çalar ve türkü söyler. Selocan diye sevilen bir parti, bir halk lideridir. Bu kadar da kabullenilmiş, sevilmiş, inanç doğurmuş bir adamdır kendisi. Türkiye'nin barış güvercinidir. Elimde olmadan bu kadar şey yazdım incelemeye bağışlayın.



Seher, Demirtaş'ın ilk kitabı. 12 hikayeden oluşan bu kitap yaşadığımız coğrafyanın, acılarını, sıkıntılarını, görmezden gelinmişliklerini anlatıyor. İçersinde ki hikayelerin hiç biri bize yabancı değil. Çocuk işçilerden, töre cinayetlerine, yerinde yönetimden, hayat kargaşasına, emekçi sınıfın yoksul yaşamlarından, varlıklı kesimin yoğun iş temposuyla nasıl kendilerini aslında bir hiç ettiklerine kadar değinmiş.Kalemi oldukça yalın,akıcı ve merak uyandırıcı. Bir solukta okunabilir diyeceğim ama her hikayesinde en az bir kere soluğunu kesiyor, boğazını düğümlüyor insanın Demirtaş. Ara ara duygulandırıp, ara ara tebessüm ettiriyor. Bitsin istemiyorsunuz ama bir bakıyorsunuz sona gelmişsiniz kitabın. Yazdıkları bize Türkiye'de neleri gördüğüne, nelerin üzerine kafa yorduğuna, nelere üzülüp, nelerin değişmesini istediğine de işaret ediyor olabilir ! İlk baskısı çıkmasının ardından ilk günlerinde tükendi, ikinci baskısı sanırım hazırlanıyordur, ikinci baskıda yollarınızın kesişmesi dileğiyle...

Semanur*, Tutunamayanlar'ı inceledi.
06 Tem 2015 · Kitabı yarım bıraktı · Puan vermedi

Kitabın başlarını çok sıkıcı bulduğum ve anlamını bilmediğim bir çok kelimeyle karşılaştığım için hiçbir şey anlamadım.İnşallah yanlış bir karar vermemişimdir.

Meral, Allah'a Borç Veren Adam'ı inceledi.
03 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Din konusundaki doğru bildiğimiz yanlışlarımızı, hiç çekinmeden anlatan süper bir kitap. Gerçekten bu anlatılanlar doğru mu diye tereddüt de kalsamda ve o tereddütler hala olsa da bir çok bilgi sahibi oldum. Bu kitaptaki bilgileri etrafımdaki insanlara anlatınca biraz ters tepki gördüm. Şimdiden uyarayım. :-) Okumanızı içtenlikle tavsiye ediyorum. :-) :-)

Nazlı Demir, Yüzyıllık Yalnızlık'ı inceledi.
22 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 19 günde · 7/10 puan

Eğer bu kitabı okuduysanız kendinizi tebrik edebilirsiniz.
Durağan bir dili, merak uyandırmayan ve sonu nereye gittiği belli olmayan konuyu, isimlerin benzerliğinden dolayı kim kimdi ya diye karışan karakterleri başarıyla atlattınız. Şimdi size ne kattığını düşünmeye geçebilirsiniz. Hristiyanlıkta geçen 7 günahı ve sonuçlarını kesinlikle karakterlerle birlikte tek tek öğrenmiş oldunuz. Ayrıca gerçekte yaşanan muz işçileri katliamına* değinmesi ile birlikte günümüz olaylarından bir facianın nasıl olduğunu artık biliyorsunuz.
Ne zorlamalarla, okumak için kendinizi ittirmelerle dolu, acaba bıraksam mı düşünceleriyle başa çıkarak Nobel ödüllü bir kitabı daha bitirmiş olmanın şevkiyle çerez kitaplara yönelip kafanızı dinleyebilirsiniz.
* Bu sayede nobel'i almıştır.

Aysel, İnce Memed 1'i inceledi.
12 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

448 sayfa nasıl bu kadar çabuk bitti?

2013`den beri erteleye erteleye 2015`e getirip çıkardım. Bana sorarsanız bir yıl daha ertelerdim de Muzaffer bey sağolsun. Öncelikle, Muzaffer bey`e beni böyle değerli eser ve değerli yazar, Yaşar Kemal ile tanıştırdığı için teşekkür ediyorum :)


İnsan hiç tadını bilmediği yemeğin kokusunu burnunda hisseder mi? Tarhana çorbası nasıl bir şey? Burnumda kokusu var. Böyle sıcacık, ocakta yeni kaynayan ekşimsi gibi bir tad. Bu arada tarhana ne onu da bilmiyorum :)) Ekmek`le soğan... İtiraf ediyorum bir ara canım o kadar çekti ki, hiç soğanı tanımasam elma gibi tadı var deyeceğim öyle tatlı.

Yaşar Kemal- bazı yazarlar var okurken hangi safda olduğunu ayırt edemezsiniz. Yaşar Kemal öyle değil. İyilik var damarında sanki. Abdi ağaların yanına İnce Memedleri vermişse...

Tasvirler en çok dikkatimi çeken nokta oldu. Sanki köyü karış karış dolaşıyormuşsun gibi.

Kitab`ı ilk bu cümle ile tanımışdım : “Nerede halkına zulmeden, halkını cehalete sürükleyen, öldüren, bir Abdi ağa varsa, orada İnce Memed'ler de olacaktır elbet.” Bence bu kelimeler bile okuyacağınız kitab`ın ne kadar nadide olduğunu hatırlatacaktır size.

İyilik ve kötülüğün su katılmamış hali var " İnce Memed "de. Kötüler gerçekten kötü, ( Abdi ağa`nın içinde iyiliğin zerresini göremedim ) iyiler kendi mallarından, canlarından ( köylüler ) olacak kadar iyi.

Sonu biraz hüzünlü. Hem yarımkalmışlık hissi veriyor hem her şeyin bitip sona ulaştığını. Bu da belki yanılıyorumdur yazarın o dönemde kitab`ı yazarken 2, 3, 4. kitapları çıkarıp çıkarmayacağına henüz karar vermediği hissini yaratıyor bende.

Yine de, Yaşar Kemal iyiliği övdüğün, zulmü, kötülüğü, dönemin " başa geçenlerini " o sonsuz tasvir gücünle harmanladığın için seni ilk kitabınla ( ilk kitabıyla yazarları nadir halde tutarım ) çok sevdim.

Mekanın Cennet olsun iyi kalpli yazar...

Keyifli keyifli okumalar *_*

64 yaşındaki bir adamın 14 yaşındaki bir kız çocuğuyla evlendirilmesi,45 yaşındaki bir adamın 15 yaşındaki yeni adet görmüş bir çocukla evlendirilmesi..neresinden baksan korkunç olayların şeriat kanunlarıyla uygulanması.Okurken gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız ve en kötüsü de bunu yaşayan tüm kadınların durumlarını kabul etmesi ve hatta kendilerini suçlaması. Kısacası şeriatın hakim olduğu Afganistan gibi ülkelerde kız çocukları daha dünyaya geldikleri andan itibaren bu düzene ve kurallara alışmış ve benimseyerek büyüyorlar. Beyinlerine sokulan olgu çocuk yaşta yetişkin bir kadına dönüştürülmelerine sebep oluyor.