Spoiler belki vardır belki yoktur bilemiyorum. Yazı bitince bakarız.

Özetle bir kaç aptal adam ve bir kaç aptal kadın sayesinde mahvolan hayatlar yumağıyla örülü bir kitap.

Şimdi şöyle bir durum var. Güler hanım kitabın hikayesinin gerçek hayattan alındığını söylemişti. Umarım ve dilerim ki bu kişiler Güler hanımın yakın akraba veya aile bireyleri değildir. Hiç iyi şeyler yazamayacağım ayıp olmasın. Benim için dua edin. Bir de Güler hanım "Naciye benim" diyormuş düşünmek istemiyorum algılarımı kapattım:)
Güler hanımın sitede olduğunu bildiğim halde okumayacak mış gibi yazayım.

Ahh Naciye beni mahvettin Naciye. Sen ki babamın en sevdiği Seyyal Taner şarkısı ve benim sonradan duyup beğendiğim Hande Yener şarkısıydın Naciye. Saf masum fakir bir ananın öksüz kızıydın Kafamdaki Naciye imajını yerle bir ettin Naciye sen ne şirret ne cadaloz bir kadınmışsın. Allah senin gibisini düşmanıma vermesin gibi iyi niyetli bir dilek dileyemiyorum özellikle onlara versin oh olsun.

Bu Naciyeyi bulsam var ya saçını başını yolacağım o derece. Daha ilk sayfalarda karşıma Naciye çıktı tamam dedim kesin kötü kaynana olacak. Oğlunu habire pohpohlamasından belli. Nasıl sinir etti beni aha bak yine tansiyonum çıktı.

Canan Tan'ın Yüreğim seni çok sevdi romanında da vardı böyle bir kaynana ona da uyuz olmuştum. Kıymetli oğlun senin seçemediğin biriyle evlenmek istedi diye kalp krizi geçirmek niye. Evlensin ne olacak yani. Farklı bir kültürle tanışır kaynaşırsın fenamı olur. Yok elin gavurundan bize gelin olmaz da bilmem ne. Elin gavuru da bayılıyordu zaten sana kızını vermeye. Al Naciye bu kız senin tepe tepe kullan.

Çevremde de var böyle kadınlar uyuz oluyorum. Kızlar elin gavuru olmasa da kimseleri oğullarına layık görmezler. Hele de tek erkek çocukları varsa o sümsük oğullarını göklere çıkartırlar dünyada eşi benzeri yoktur derler. Aman kızlar siz siz olun tek erkek çocuklarla evlenmeyin. Yoksa kaynananız bir gölge gibi peşinizde olacak huzur vermeyecektir.

Murat desen tam bir salak seviyorum aşığım ayaklarına yattı. O güzel ve en güzel kitaba adını veren şarkı eşliğinde sarf ettiğin aşk sözcüklerine ben bile tav oldum ama sonuç hüsran, neymiş efendim sarhoştum hatırlamıyorum. Yok ya seninde boyun posun devrilsin.

Mary iyi güzel hoş kadın oda biraz aptal sen öyle bir şeyi nasıl kabul edersin. Tamam gavursun ama insanda biraz kadınlık gururu olur.

Mustafayı biraz ılımlı olgun bir adam sandım ama oda beni yanılttı ah Mustafa ah senden beklemezdim.

Emine tam bir geri zekalı yazmaya gerek duymadım. İlk başlarda sana acıdım ama kaynananla birlik olup çevirdiğin dolaplar yüzünden seni de sevmedim bilesin.

Karakterler okuyucuya güzel yansıtılmış ki aksi olsa zaten sinir olmazdım.

Kitap konu olarak Türk filmi tadında hemencecik okunuyor. Değişik etkileyici bir hikayeydi konuyu sevdim.

Sanırım kitap yazarımızın ilk kitabı yani bende olan kitapların ilk yayınlananı bu kitap. Ben yazarları eskiden yeniye doğru okumayı tercih ederim. Her kitapta kendilerini geliştirip geliştiremediklerini görebilmek için. Şimdi baktım sitedeki sıralama doğru ise ikinci kitabı imiş. Kitaplar öyle akıcı ki daha 24 saat olmadan ikinci kitabı yarıladım Sevda da Naciye'den aşağı kalmaz.

Yasemin Yılmaz, İnsan Neyle Yaşar'ı inceledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Gecikmiş bir incelemeden daha herkese selamlar. Sanırım bir süre daha böyle devam edicem (:
Yazar ile tanıştığınız ilk kitap önemlidir bence. Çünkü genelde insan ilk okuduğu kitaba göre o yazarın diğer kitaplarına bakıp bakmamaya karar veriyor. Bu kitapta benim için öyle oldu. Ve başka kitaplarını da okumam gerektiğini söyledi. (:
Ana fikir olarak kısa kısa hikayeler içinde insanın manevi gelişim sürecinde kat ettiği yol ile dünyevi hayatında erdemli bir birey olmanın birbiriyle olan ilişkisinden bahsediyor. Hırslarımızın, sabırsızlığımızın ve doyumsuzluğumuzun dizginlenmesi gerektiğini anlatıyor ve temel de şu üç soruya cevap veriyor.
Bunlar; İnsana yön veren şey nedir?
İnsana ne verilmemiştir? ve İnsan ne ile yaşar?
Okuduğunuza pişman olmayacağınız bir kitap. Keyifli okumalar diliyorum (:

Esra İlter, Canan'ı inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Kitap Canan isminde bir hanımın hayat hikayesini anlatıyor.
Size tek tavsiyem kitabı sağlam bir psikolojiyle okumanız lazım. Felaketlerle dolu. İbretlik bir öykü mü? Evet... Ben kendime çok ders çıkardım.

Nishtiman, Hyperion'u inceledi.
 1 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Friedrich Hölderlin... Alman lirik şiirinin dehalarından. Şair ve yazarların hayatının sıradışı olmasını artık yadırgamasam da, Hölderlin'nin hayatı şaşırılmayacak gibi değil. Delireceğini öngörüp hikayesini tamamlamaya çalışan birini düşünün. Mutsuzluğunu, yılgınlığını, umutsuzluğunu ve melankolik düşüncelerini romantizm ve yüksek edebi zevki ile harmanlandığı, insanda şimdiye kadar bu naiflikten nasıl uzak durmuşum diye hayıflanma hissi oluşturan felsefenin tezenesi Hölderlin...

Hölderlin'in şaşılacak bir hikayesi olduğunu söylemiştim. Kendisine ait şiirleri aynı zamanda Goethe'nin öğrencisi olan Schiller yardımıyla Wolfgang Beyefendiye ulaştırıyor ama hoca Hölderlin'in şiirlerini beğenmiyor. Bu olaydan sonra içine kapanmaya başlayan Hölderlin, peşi sıra yaşadığı olaylar, ölümler, trajediler yüzünden ruh sağlığını da yitirmeye başlıyor ve onu tehlikeli olduğu gerekçesi ile hastahaneye yatırıyorlar. Kalan ömrünü ise Hyperion'u okuyup , kitaptan çok etkilenen bir marangozun yaptığı odada piyanosu ve yazıları ile tüketmiş.(36 yıl bir odada yaşamaktan bahsediyorum. Rivayet odur ki; Hölderlin'e bu odayı yapan marangozun da adı Almanca anlamı oda demek olan '' zimmer '')

Hyperion normalde yunan mitolojisinde insanların yanına gönderilen on iki titandan birisi. Kayıtlarda güneş tanrısı olarak da geçer. Kız kardeşi ile evlenip ondan çocuk sahibi olan, tanrıları savaşta güçsüz bırakacağım diye bütün insanlığı yok etmeyi isteyen tövbe estağfirullah bir titan kendisi. Ama Hölderlin'in Hyperion'u çok daha insani bir karakter, hatta bizzat Hölderlin'in kendisi. Kitap da çoğunlukla Hyperion'un arkadaşı Bellarmin ve aşkı Diotima'ya yazdığı mektuplardan oluşuyor. Kitabın ortaya çıkma süreci ise en az Hölderlin Beyefedinin kendisi kadar ilgi çekici. Tübingen'de edindiği iki şair arkadaşından ayrıldıktan sonra Schelling ve Hegel (evet bildiğimiz Hegel ) yakın arkadaşlık kuruyor. Süreç boyunca edindiği edebi ve felsefi birikimi de Hyperion adıyla kağıda döküyor/döktürüyor. Biraz da tohumlandığı çevre yüzünden kitap, " Alman idealizminin romanı " olarak nitelendiriliyor.


Romantizm adına son zamanlarda okuduğum en doyurucu kitaptır Hyperion. Özellikle şiir ve romantizm tutkunlarına mutlaka okumalarını öneririm. Son olarak da Attila İlhan'ın Hölderlin'in kulaklarını çınlattığı Biraz Paris şiirini paylaşmak istiyorum sizinle. Şiirle kalın :)



telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
birdenbire geldi beklemiyordum
hayli dargın sesi kalın ve titrek
umutsuzluğuma geldi oysa yorgundum
üstelik incittim de istemeyerek

akşamdı samanyolu patlamıştı
bütün sacre coeur silme akordeon
mulhouse'lu muydu neydi işte unuttum
ilk yudumda ağlamaya başlamıştı
şakakları ter içinde gece saat on
kibrit aranıyor göğüs geçirerek
bütün sevgilerinde yanılmıştı

bir omzuna almış sanki gökyüzünü
dudakları masmavi alsace lorrain
yüzü cermenlerin en eski hüznü
hölderlin bakıyor sisli gözlerinden
ellerini şöyle okşayacak oldum
duydum nabzının gök gürültüsünü

adı yağmur mu akşamüstü mü
uzak bir panayırda ip atlayan çocuklar
dalgalar vurdukça sarsılan mendirek
gecesi kaydı mı nedense beni arar
dilinde özürler bilerek bilmeyerek
zenciler çaldı mı cazın hali başka
oturduğu yerde içtikçe eksilerek
barın camlarına orospular çiziliyor
özlem büyük korku epeyce şaka

telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
birdenbire geldi beklemiyordum
hanidir içimden bir başkası geçiyor
gözlerim hanidir ondan uzakta
hölderlin'i bırakmıştım artık sevmiyordum

İpek Kamuran, Sinek Isırıklarının Müellifi'yi inceledi.
 4 saat önce · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 7/10 puan

Barış Bıçakçı yine bu kitapta da farkını konuşturmuş. Her kitabın da farklı konulara değinip, üslubuyla her seferinde farklı bir şekilde etkilemeyi başarıyor. Bu kitapta ana karakter çok ilgimi çekti. Ve birazda tanıdık geldi :)) Neyse.. Ana karakterin analizleri hayata insana ve eşyaya yüklediği anlamlar çok özgün ve dikkat çekiciydi. Barış Bıçakçı beklemediğin yerde beklemediğin bir şeyden bahsetmeyi seviyor sanırım. Bu üslubu bende sevdim. Mesela yürüyüş yapılırken bir anda cezaevi aracını görmeleri ve cezaevi aracından inenlerin söyledikleri.. Bu işte birden yaralıyor okuru. O gözümüzü yumduğumuz acımasız gerçekleri, hissettirmeden sessiz sedasız karşınıza diki veriyor Barış Bıçakçı. Ve en önemli şeylerden biride kitapta bol bol yazar, şair, şiir, kitap, müzik önerileri var bu da çok hoşuma gitti.

Basılması beklenen roman için, yayın evinden aramalarına kadarki süreci anlatıyor zaten kitap. Bu bekleyişi anlatıyor daha çok. O kısmıda çok sevindim. Romanın ana karakteri için söylenenleri. Çok doğru ve çok hoşuma gitti. Okuduğunuzda göreceksiniz zaten neyden bahsettiğimi. Bu noktada şunu söylemek istiyorum sadece; Yaşamak kirlenmektir. Malesef..

Ve son olarak, o cinayet neyin cinayetiydi ? O kısmı anlamadım ben. Neden her yaşlanan cinayet diye tutturdu kitapta ? Çözemedim :)

Kitap genel olarak keyifli bir solukta okunabilecek bir kitap. Siz bana bakmayın ben fırsat bulamadım. İncelemeyi bile ancak paylaşabildim :)) Keyifli okumalar.

İncelemeyi buraya aktarırken hep bu şarkı vardı dilimde :) onuda ekleyeyim sizin için
https://youtu.be/iH1FL8kLpjQ

Füsun Gürler, Uçurtma Avcısı'ı inceledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri diye düşünüyorum. Hayata bakış açınızı değiştirebilir ve küçük de olsa mutluluklara yelken açmanızı sağlayabilir.Duygusal ve bir o kadar da muhteşem bir kitap. Ben çok beğendim.

ibiaryu, Güç Oyunu'yu inceledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · 28 günde · Beğendi · 7/10 puan

Finder yine konuşturmuş kalemini fütursuzca bir zeka gerilimden ziyade bilindik bir satranç oyunu kadar müstesna ve kurgu ona keza soru ve cevaplar şahane totem direğinin aldın da kalmayın okuyun derim.

Üç Renk, İnsancıklar'ı inceledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Dostoyevski' nin 25 yaşında kaleme aldığı ilk eseri benim de okuduğum üçüncü Dostoyevski kitabı.
Kitap için yapabileceğim tek olumsuz eleştiri sonu ile alakalı. Kitapta son diye bir durum yok bu da okuyucuyu boşlukta kalmış gibi hissettiriyor. Bunun dışında muhteşem bir eser.

Rabia S., Sevda Sözleri'ni inceledi.
4 saat önce · Kitabı okuyor · Puan vermedi

..............

Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum..

Eyüp UZUN, Kürk Mantolu Madonna'yı inceledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitabi bitirdikten sonra uzun süre Raif Efendiyi düşündüm.Bu kadar sıradan görünen, hayatın rüzgarına kapılmış; rüzgar ne tarafa götürürse o yöne giden, kendi istek ve arzularını unutup çalışmak,eve ekmek getirmek, alışverişe gitmek gibi günlük işleri kendine kutsal bir görev bilerek yaşamını sürdüren Raif Efendinin derinliklerinde gizlediği eşşiz aşkı biraz üzülerek, bazen de imrenerek büyük bir lezzetle okudum.Kitap bittiğinde etrafımda Raif Efendi gibi kavuşamadığı aşkını yüreğinin derinliklerine hapsetmek zorunda kalarak, sadece geçmişin hayali ile avunmak zorunda kalan binlerce insan olduğunu düşündürdü.Ama şünu açık yüreklikle söylemeliyim ki, keşke hayatımda Raif efendi gibi gerçek aşkı anlatacak birileri olsaydı, onları bulmak dileği ile.

Bir insan bir insana elbette yeterdi, lakin oda olmayınca."

Y. Fatma, Tapınak Şövalyeleri'ni inceledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Üç semavi din için kutsal sayılan Kudus’ü ve Süleyman Tapınağını korumak için kurulan, ellerini eteklerini gerçek yaşamdan güya çekmiş şövalye rahip tarikatıdır. Haçlı seferleri sırasında kudusü yağmalayarak zenginleşen tapınak şövalyeleri, İstedikleri yerde rahatça hareket edebilen bu tarikata katılmak, birçok Avrupalı soylu tarafından hedef haline gelmiş ve bu bağlamda tarikata oldukça yüklü miktarda para vermişlerdir. İşin içine ‘maddiyat’ girince bozulan her şey gibi Tapınakçılar da zamanla asıl hedeflerinden sapmışlar ve Tapınakçı kelimesi zenginlik ve güç kavramlarını kapsayan bir olgu haline gelmiştir. Elde ettikleri güç sayesinde artık Avrupalı krallar tarafından tehdit olarak görülen Tapınakçılar, 70 senelik bir hükümranlık sonunda, Kudüs elden çıkınca güç kaybetmeye başlamışlar. Fransa Kralının kafirlik, eşcinsellik, dinsizlik ve putperestlik gibi suçlamaları yönelttiği Tapınakçılar, Papa tarafından aforoz edilmiş ve birçoğu yakılarak öldürülmüştür.

Moira, Siliniş'i inceledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · 11 günde · Puan vermedi

Aslında polisiye romanları okumayı pek tercih etmiyorum.Tv de seyretmek ayrı bir zevk veriyor.Tess Gerrıtsen’ın Siliniş kitabını ilk elime aldığımda sağ alt köşesinde rizzoli&isles’in fotoğraflarını gördüm hemen kitabın arkasını çevirdim ve dizisini severek izlediğim için merak edip okumaya başladım.Temposu yüksek ve sürükleyici elinizden bırakamayacağınız ve heranı hissederek okuyup etkileneceğiniz bir serüvenin içinde hissediyorsunuz kendinizi...
Küçük yaşta kaçırılan ve daha iyi hayat şartları vaadiyle kandırılıp sex kölesi yapılan gencecik bedenlerin öyküsü.İğrenç isteklerini bu gencecik bedenlerde soğutan ve onlara bir et parçasıymış gibi davranan insanlar.Bu döngü içerisinde işlerini layığıyla yapan ve bu genç kızları kurtarmak için hayatlarını tehlikeye atan polisler...Her anını heyecanla ve hissederek okudum.İnsanlığın yaşadığı korkunç ve bir o kadar ürkütücü bir gerçek bu kitapta gözler önüne serilmiş.