• Peygamber Efendimiz (sav) ‘in bir günü…
    Uhud günleri değil, Bedir değil. Hendek, Hicret yolculuğu ya da Miraç gecesi de değil kitapta yazılan…
    Efendimiz’in sıradan bir günü. Edebiyle, kulluğuyla, merhametiyle, tebessümüyle, beşeriyetiyle, tefekkürü ile sıradan bir günü.

    Eris kuyusunun kenarındaki taşların üstüne oturup, ayaklarını kuyuya sarkıtıp bahçeyi temaşa ederken;
    Gece Rabbiyle hemhal olmak için kalktığında semaya bakıp Ay’ a seslenirken;
    Diz bükerek tevazu ile yemeğe oturan, evinde söküğünü diken Nebi’nin devesine katran sürmekle meşgul iken geçirdiği bir günü…

    İşlerini başkalarına havale edip peygamberlik görevini yaparken değil de; mescid inşası için taş taşırken, Hendek’te ashabıyla yemek hazırlamak için odun toplarken;
    Kuşu ölen küçük bir çocuğa taziyeye giden bir Nebi’nin sıradan bir günü işte.

    Hz. Aişe’nin kıskançlıkla kırdığı yemek tabağının parçalarını bir araya getirmeye çalışırken
    Gayri Müslimlerin cenazesi geçerken dahi saygıyla ayağa kalkarken;
    Bir sefer esnasında yavrularını emziren anne köpeği ürkütmemek için koca ordunun yolunu değiştirirken;
    ‘’ Allah’ın yeryüzündeki çiçekleridir’’ dediği çocuklarla koşu yarışlarında, güreş yaparken tezahurat yaptığı torunlarıyla beraberken;
    Namazda secdede sırtına binip ‘’ Deh Deh’’ diye seslenen torunu hevesini tam alsın diye secdeyi uzatırken;
    Sadakadır dediği tebesümü ve güzel sözüyle…
    Kudsi Nebi’nin bir günü… Bir insan olarak; evladı ölen bir baba, sevgili eş, vefalı dost, incelikler peygamberi olarak yaşadığı sıradan günleri anlatılıyor kitapta.
    …..
    Artık yağmur yağarken şemsiyemı açamıyorum -ki bereketli nisan yağmurlarında, durup göğsünü yağmura açan Efendimiz(sav) geliyor aklıma.
    Artık Ay’ a her baktığımda sesleniyorum O’nun gibi.. ‘’ Ey hilal senin de Rabbin benim de Rabbim Allah’ tır ‘’ diye…

    Her sofra için koca kainatın çalıştığını okuduktan sonra kitapta; artık öyle kolay yutamıyorum lokmaları boş gevezelikler arasında.
    Ve artık nasılsın diye soranlara gönülden O’nun gibi ‘’ Küfür ve dalalet hali hariç , her hal için Elhamdülillah ‘’ demeye çalışıyorum şimdilik dilimle, inşallah kalbimle …
    Sorumlu olduğum bir işi yaparken; cenaze toprağı için kum getiren, inşaat için harç malzemesi karıştıran sahabelerine yaptığı uyarılarda, işini hakkını vererek en iyi şekilde yapana Rabbin rızasını tekrar tekrar hatırlatan Efendimiz (sav) geliyor aklıma…

    Son olarak… Bir sahabe geliyor Efendimiz’e hüzünle. Soruyor O’nun gibi yaşamaya çalışsa da yapamayan sevenlerinin halini. Zira O bir Peygamber, kendi basit bir kul ya? Müjdelerin, tesellilerin en büyüğü ile cevap veriyor Alemlere Rahmet : Kişi sevdiği ile beraberdir…

    İşte gönlüm tıka basa dolu iken dünya ehlinin sevdası ile; bir ağacın gölgesinde kısa bir müddet gölgelenen ve sonrasında terk eden bir yolcu gibi yaşamayı tavsiye eden Peygamberimiz (asm) geliyor aklıma…

    Yazarın cümlesiyle; Yolu da yolculuğu da unutmadan …
    Keyifli okumalar, saygılar, sevgiler, hürmetler….
  • İncelikler peygamberine kabalık yakıştıranlar kesinlikle haksızdılar, ama incelikler peygamberinin adını dilinden düşürmediği halde kabalık sergileyenler de haklı veya mağdur sayılmazlardı.
    Metin Karabaşoğlu
    Sayfa 131 - İz Yayıncılık
  • Bir yanda o güzelim dinin güzel Peygamberi ve o Peygamberi örnek alıp işini ve hayatını güzel eyleyen güzel insanlar varken, beri yanda o Peygamberi güzelce örnek alamayıp kalabalık ve yanlışlıklar sergileyen insanlar vardı. Karşı tarafta ise böylesi insanların kabalığını güzel insanlara güzellikler öğreten güzel peygamberin tebliğ ettiği güzelim dinle sırtınaiı çevirme, hatta bu dine hücum etme gerekçesi kılanlar bulunmaktaydı.
    Metin Karabaşoğlu
    Sayfa 134 - İz Yayıncılık