Popüler tarihi kurgu romanlarından değil, tribünlere oynamaktan uzak nitelikli edebiyat. Temel sorgular; ölüm ve kader. Eserin ismi, çaresiz kalanların birer gölgeye dönüşebilmesinden ve Mezartaşı metaforundan geliyor.
Öksüz ve yetim Mezartaşı ustası Avdo'nun geçmişini ararken oluşan kurgu, geri dönüşlerle bir çok olay ve karakteri barındırıyor. Ankara Haymana Ovası ile İstanbul'u diğer eserlerinde de işleyen yazar; Mezopotamya dediği Doğu'nun önceleri var olan tüm uygarlıklarını kurguya dahil ederek, nasıl olup da günümüzde hâlâ medeni olunamadığını ve geri kalmışlığı (sefillik diyor) sorguluyor. Ülkenin siyasi geçmişinden; Deniz Geçmiş'in 25'inde idam edilmesi, Sivas Madımak, Alevi ve Dersim olaylarını, ayrıca dini pencereden; Farasi ve Saduki Yahudi mezhepleriyle Aziz Pavlus ve Hz.İsa'yı da. İstanbul Merkez Efendi mezarlığı merkezinde çemberli kurgu; Tunceli ve Fırat Nehrine, Kudüs-Filistin'e, Kahire ve Roma'ya kadar uzababiliyor.
Çaresiz kalanların gölgeye dönüşebildiği, mezarlıklarda ruhların seslerinin işitilebildiği, bir umudun ve hüznün öyküsü. Yazarının hemen her kitabında belirttiği üzere, geçmişiyle yüzleşemeyen ülke formatı, benzer sorgular yaratsa da; tarihsel dönüşümlü bu karışık kurgu, nitelikli bir dille (mutlanmak, gövermek gibi kelimeler dahil) kendini okutuyor doğrusu. İşkenceler, darbeler, öğrenci olaylarına örülü bu gri geçmiş; değinilen tüm bölge tasvirlerinde her noktanın (hatta isimlerin) eski Süryani, Ermeni, Müslüman, Akad uygarlığı dahil karşılığı verilerek süslenmiş adeta.
Bence; #kuzey eseri gibi diğerlerinin bir tık altında fakat yine de tarih ve nitelik dolu, okuyun...