Kitap fuarı
Ankara Ulus'taki Melike Hatun Camii bahçesinde,37.Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı var.10 Haziran'a kadar devam edecekmiş. Kitaplar %30-50 indirimli. Örneğin; Ötüken Yayınları'ndan Peyami Safa'nın 'Dokuzuncu Hariciye Koğuşu' kitabını 6₺'ye aldım. Normal fiyatı 9₺. Bilgilerinize. 😊

Ledzeppelin88, Saatleri Ayarlama Enstitüsü'ü inceledi.
16 May 20:57 · Kitabı okudu · 22 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bu kitap 23 yaş ve üzerindeki okurlarca okunmalı....
Çünkü kitap psikanalizmden(freud'dan),zamandan(uzay-zaman-kütle ilişkileri) , saatleri geri kalanların tekrar aynı kabahati işlemesi karşılıgında indirimli ceza uygulamasından(ceza hukukundaki fikri içtima), tanıdıkların işe alınmasından(liyakat) ve daha birçok ince espri ince dokunmalardan oluşuyor.Kitaptaki bu tarz ince şeyleri yakalamak için birikim gerekiyor. Ve gerçekten çok güzel bir kitap..
Lisedeyken sadece kitabın ismini duymuştum. Okuması çok sonraları kısmet oldu.Ve bence değeri yeterince bilinmeyen bir eser.

Erhan, Odun Kesmek'i inceledi.
 01 May 22:57 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 9/10 puan

“Yemin ederim size baylar, fazla bilinçli olmak bir hastalıktır. Gerçek, tam bir hastalıktır. “

Yukarıdaki sözü Yeraltından Notlar'ı okuyan okumayan herkes hatırlayacaktır. Thomas Bernhard'ı okuduktan sonra ise kendisinin gerçekten bu hastalıktan muzdarip olduğunu (belki bizim gibi) fark edeceksiniz hemen.

Önce neden Odun Kesmek'le başladığıma değineyim isterseniz, yazarla ilgili olarak. Yani daha önce, "Hayatının bu döneminde Odun Kesmek adında bir kitap okuyacaksın" deselerdi önemsemezdim kesinlikle bu lafı edeni, selam sabahı keserdim hatta - hem neye dayanarak bunu söyleyebiliyor ki ukala . Neyse, anladınız zaten ne demek istediğimi. Zaten ilk olarak da Metin T.'nin yazar ile ilgili övgü dolu yazıları nedeniyle Bitik Adam kitabını okumaya başlamıştım normalde. Ama yazarı okumaya karar veren herkesin anlayabileceği sebeplerden dolayı ara verdim ne yazık ki. Sonra başlayan etkinlikle Bitik Adam'a dönmeye hazırlanırken Osman Yüksel'den indirimli kitap aldım biraz. Thomas Bernhard da okumaya niyetlendiğimden, kendisinde mevcut olan iki kitabını aldım ve bunlardan da adı kafama daha fazla yatan Odun Kesmek'i okumaya başladım birkaç gün önce – diğeri Kireç Ocağı'ydı.

Adıyla hiç ilgisi olmayan bir kitap Odun Kesmek. Ama önce Thomas Bernhard'dan söz edeyim, yazım stilinden. Zaten bir video var sitede dolaşan, onu izlerseniz ne kadar ilginç bir insan olduğunu anlayacaksınız kendisinin. 1931-1989 yılları arasında yaşayan Avusturyalı yazar hakkında şöyle bir şey yazıyor Vikipedi'de “Genel olarak eserlerinde ülkesi Avusturya'ya karşı büyük bir öfke görülür. Taşranın dar kafalı tutuculuğu, düşünsel gelişime sekte vuran bencilliği ve dışlayıcılığı yazarın üzerinde en çok durduğu temalardır.” Bir iki arkadaş hangi kitabından başlayalım diye sormuştu yazara, bu kitabında yukarıda yazanları direkt hissedebiliyorsunuz. Yani yazarın normali zaten bu kitap.

Başka ne var Thomas Bernhard'in normallerinde; bir kere Leman'dan kahramanımız – daha sonra Enpara reklamlarıyla kapitalizmin uşağı haline gelse de- Kıllanan Adam'ın edebiyat dünyası versiyonu kendisi. Başta dediğim gibi fazla bilinçli, yeraltı insanı gibi, belki de bizim gibi. Kafamızdan geçen şeyleri aynen döküyor kağıda. Aynen döküyor derken kelimenin tam anlamıyla aynen. Noktası az, virgül ve noktalı virgüllerle dolu bir metin içinde buluyoruz kitabın kapağını açtıktan sonra kendimizi birdenbire. Sonuna kadar bakıyoruz farklı bir bölüm, not, konuşma, herhangi bir şey var mı diye - Hayır, paragraf bile kullanmamış adam, rahatsız ya ille rahatsız edecek bizi de. Tipik bir Thomas Bernhard cümlesi şöyle: #29233160 />
Okumaya başlıyoruz, bilinç akışı son zamanlarda aşina olduğumuz gibi, ama normal-sürekli bir bilinçakışı değil karşılaştığımız. Çoğu yerde yazıyor, sarmal bir bilinç akışı diye. Bir 30 yıl önceye dönüyor, bir iki gün önceye, bir şimdiye, sürekli yer ve zaman değiştiriyor bilincinde. Çok batmıyor, anlıyorsunuz. Ama başka bir şey daha var; bir şeyi kafamıza sokmak için mi bilmiyorum, tekrar ediyor sürekli, normal hayatta olsa küfredeceksiniz bu adama, garip bir şekilde bağlıyor kendini. Evet farklı bir bilinç akışı, farklı bir bilinci var. Bilinç içinde nasılsa öyle, düzgün kurmak için uğraşmıyor cümleleri. Ses ve Öfke'nin ilk bölümü gibi anlatım biraz, hani şu zekası fazla gelişmemiş Benjy'nin anlatımı gibi. Ama kesinlikle zekice bir anlatım. Anlatılmaz, yaşanır diyorlar ya öyle işte.

Kitaba döneyim tekrar. Konu şöyle; yazarın bir arkadaşı kendini asmış ve yazarımız cenazesine katılmış 25-30 yıldır görmediği Viyana sanat camiasının önde gelen isimleriyle. Sonra bunlardan yakın olduğu bir aile kendisini bir akşam yemeğine davet ediyorlar; hem anma için, hem de önemli bir tiyatro oyuncusu şerefine yapılacak bu yemek (Gece yemeği demek daha doğru). Yazarımız da es kaza kabul ediyor bu daveti. (Sürekli pişmanlık duyuyor kitap içinde bu karara) Kitap davetin başında başlıyor, sonuna kadar sürüyor. Kitabın ilk yarısın da bu tiyatro oyuncusu bekleniyor, yazarımız Berjer koltukta düşünüyor bu arada. Berjer koltuk sürekli vurgulanıyor hemen her cümlenin sonunda (Bendeki versiyonunda kitabın kapağında da o koltukta oturuyor Thomas Bernhard) Ben saymadım ama kesinlikle vardır üşenmeyip sayan kaç defa Berjer geçtiğini kitapta.

Bu ilk kısımda (kısım filan yok, sadece kitabın ilk yarısı) hiç tanımadığım bir topluluk olmasına rağmen 1950-1980 arası Avusturya Sanat camiasına tiksintiyle bakmayı başartıyor Bernhard. Kendisinin baktığı gibi, kimseyi sevmiyor zaten, kendisini de. Belki de o yüzden bir sıcaklık oluştu içimde adama karşı.

Daha sonra bu Burg oyuncusu geliyor (Viyana'nın Devlet tiyatrosu gibi bir şey) ve biz de yemeğe geçiyoruz herkes gibi. Bu süre zarfında fazla girdi yapmıyor yazar, en sevdiğimiz şey olan dedikodu dinliyoruz felsefi bir şekilde. Oyuncu sürekli kendini övüyor, etrafı pohpohluyor.

Yemekten sonra müzik odasına geçiliyor ve konuşmalar, yazarımızın bilinci akışı karışık bir şekilde devam ediyor. Sonra da bitiyor yemek ve kitap. Odun kesmek sonlarda bir yerlerde çıkıyor karşımıza, Burg Oyuncusunun hayali olarak. Yazarımız da o kadar beyin fırtınasına, öfkeye ve okuduğumuz herşeye rağmen ev sahibesinin alnını eskisi gibi öperek ayrılıyor davetten- ama içinde ukte kaldığı için yazıyor bu kitabı.

Şimdi ben kitabı baştan sona niye anlattım, neden spoiler verdim deli gibi? Diyebilirsiniz doğal olarak, en tabi hakkınız. Ama bu kitap zaten konusu için okunacak bir kitap değil, Thomas Bermhard'ı görmek, tanımak o sinirli dağınık adamı fark etmek için okunacak bir kitap. (Kitabın orijinal adı- Odun Kesmek: Bir Öfke zaten)

Her cümlesinden ayrı bir aforizma çıkarabilecek kitaplardan değil aynı zamanda Odun Kesmek. Başlı başına bir aforizma kitabın kendisi. Instagram okuyucusu sevmez, sıkılır, ki ben de zorladım kendimi özellikle bu bahar aylarında okumak için. Ama bıraktığım zamanlarda bile beynimde bir yerde çağırdı beni Bernhard yanına. Biliyor çünkü ben de rahatsız birisiyim kendisi gibi.

Bundan sonra Bitik Adam'ı bitirip Kireç Ocaklarına geçeceğim, normal bir şey değil yaptığım ama yapacak bir şey yok. Huzursuzluk sardı her yanımı. Bari kitaptaki geç akşam yemeği gibi bu incelemeyi de Bolero'yla bitirerek bir parça rahatlatayım sizi. İyi geceler.

https://www.youtube.com/watch?v=r30D3SW4OVw

Hatciş, Ölmüş Eşek'i inceledi.
 13 Nis 23:57 · Beğendi · Puan vermedi

Selam olsun kitap dostları... :) :)
Vizeleri bitmiş, iyi kötü geçmiş mutlu bir ben varım bugün. Yorgun ama oldukça iyi. :) :)
Günler evvel yazamadığım incelememe başlayayım hazır elim değmişken.
Aziz Nesin... Güzel Adam... Komik ama Gerçeği gösteren Adam...
Okurken öyle buruk güldüm ki, sizlerde okurken eminim aynı hisle okuyacaksınız. "He lan valla öyle, sjsjsjsj ahh ahh" cinsinden. :D
Hem anlıyoruz ki ölünce de rahat yok insanoğluna, hoş diriyken ne kadar ölü değilsek?. Aziz Nesin'in anlattığı da bu.
Kitabı bitirince aklıma bir şiir geldi. Ne hoşuma gider o şiir de :) :) hemen şuraya yazıvereyim, benzer mizahı, anlatmaya çalıştığı.

'Hani kalabalığı pek sevmem de...
Yine de ne hikmetse
Arada bir atasım geliyor ruhumu güruha
Dün müydü neydi
İyilik boşluk hallerinden sıkılıp
Aveme'de iki dolanayım dedim kendi kendime
Yok aman dese de
İnsanın gözü değiveriyor ışıldaklı vitrinlere...
Hmm balıkçılar da gece avında ışıldak kullanırdı değil mi...
Yöntem aynı... Neyse
Bir vitrindeki ayakkabıların - üstü çizikli-
Sözüm ona indirimli fiyatına dikkatle bakınca
Estağfur tövbeleyip
Usulca mırıldanarak bir euzü çektim
Bari inceden söveyim diye...
Ah sindirella ah...
İyi ki de öykülerde yaşıyorsun da fiyatları görmüyorsun...
Bak entari-etek, ayakkabı-potin, don-gömlek...
Alayı kampanyalı...
Yersen... Giyersen... '

-Arifhan Atilla-

İşte böyle canlar pek bir şey diyemedim ama okuyunca kitabı birgün söyleyecek pek de bir şeyin kalmadığını(ben gibi) anlarsınız :) :)

Kitapla kalın hep iyi kalın...

Kitap Bağışı..(Bağışlandı)
Her yıl doğum günümde kitap bağışında bulunurum.. Okuduğum ve kitaplığımın demirbaşı olma sınavında yeterli puanı alamamış kitapları bağışlayacağım.. İsimlerini, yayınevlerini belirteceğim.. Buradan isteyen olursa "Karşı ödemeli kargo" şeklinde gönderebilirim.. Onun dışında kütüphaneye bağışlayacağım.. Aklımda kütüphane vardı ama buraya da yazmak istedim.. Olur ki isteyen olur birkaç kitap sadece PTT ile %50 indirimli kargo ücretine gidecek..

Semina, Karantina'yı inceledi.
08 Nis 12:49 · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

Okuduğum güzel ama klasik bir kitaptı yani wattpad kitabıydı kitap sitesinden indirimli görünce arkadaşımla alalım dedik merak etmiştik herkes methediyordu çünkü neyse işte aldım pişman olmasamda onu kütüphanemde barındıracak bir kitap göremedim yine de okumak isteyenlere tavsiye ederim

Ali Rıza MALKOÇ, Öğrenciler için NLP'i inceledi.
09 Mar 12:07 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitap inceleme yazısı

Kitap adı: Öğrenciler için NLP
Yazarı. : Hakan Birol
Yayınevi. : AZ Kitap
Baskı. : 1. Baskı 2016

NLP alanında okuduğum bu dördüncü kitap.
125 sayfa, bir günde okunabilen ve 7 TL ye indirimli satılan bu kitaptan başlanmasının daha uygun olacağı kanaatine vardım.
Anlatım dili sürükleyici. Sayfa düzeni ve resimlemeler mükemmel. Her anlatım sonundaki tamamlayıcı hikayeler anlamlı bir bütünlük oluşturuyor.
"Kitap okurken sıkılıyorum, iki sayfa sonra başta ne anlatıldığını unutuyorum, tuğla gibi kalın kitaplar beni ürkütüyor, fiyatı çok yüksek" gibi okumanın önündeki engelleri ve negatif düşünceleri çöpe atan bir kitap.
Şimdi ben bitirdim bir günde, eşim okuyacak.
Yarın da lise öğrencisi oğlumuza okutacağım.
Sizler de kendinizden ve evladınızdan bu kitabı esirgemeyin lütfen.

Ali Rıza Malkoç
09.03.2018
#armozdeyis