• İnsan sadece vakit kaybettiğini sandığı zaman bir şey kaybeder, yani elindekinin farkına varmadığı zaman zarardadır.
    İsmet Özel
    Sayfa 70 - Çıdam yayınları
  • — İslâmın kadına değer vermediğini / verilmediğini(diri diri toprağa gömülmesini yasakladığı, cenneti ayağının altına serdiği vs halde) savunan bazı cahil kadın- erkekler ve Caner Taslaman bu gerçekleri neden hiç söylemezler. Caner Taslaman’ın Filozofları ve Kadınlara bakışlarına dair bilinmesi gereken gerçekler ve batı filozofların ile kadınlarla ilgili o gerçeklerin yaşanmış örnekleri…
    — Caner Taslaman, Ehl-i Sünnet alimlerince “sahih olmadığı” defalarca vurgulandığı halde kadınlarla alakalı bazı rivayetleri hiç sıkılmadan kullanıyor. Halbuki toz kondurmadığı filozofların “kadın algısı” kelimenin tam manasıyla rezalettir. Gelin bir de onun ağababalarının “kadın algısını” masaya yatıralım…
    —> Batı düşüncesinin en önemli iki Filozofundan biri olan Aristoteles ve Kadın:
    —Bir kadın da bir köle de ahlaki açıdan iyi olabilir. Oysaki kadın değer bakımından aşağı, köle ise tamamen değersizdir.[1]
    ***
    —> Felsefe ve Bilimin öncüsü olarak adlandırılan Thales ve Kadın:
    —Hermippos “Yaşamlar” adlı eserinde kimilerinin Sokrates hakkında söyledikleri şeyi ona yakıştırır. Nitekim, dediklerine göre, üç nedenden ötürü Talih’e minnet borçluymuş: “Birincisi, hayvan değil insan olduğum için; Ikincisi, kadın değil erkek olduğum için; üçüncüsü de, barbar değil Yunanlı olduğum için.”[2]
    ***
    —> Yunanistan’ın Yedi Bilgesinden biri olan Korinthoslu Periandros ve Kadın:
    —Kypselos’un oğlu Periandros Korinthosludur, Heraklesoğullarının soyundandır. Melissa adını verdiği Lyside ile evlendi. Lyside, Epidauros tiranı Prokles ile Eristheneia’nın kızıydı; Eristheneia da Aristokrates’in kızı ve Aristodemos’un kız kardeşidir: Bunlar, Pontoslu Herakleides’in "Egemenlik Üzerine" adlı eserinde söylediği gibi, hemen hemen tüm Arkadya’ya egemen olmuşlardır. Periandros’un bu kadından Kypselos ve Lykophron adında iki oğlu oldu: Küçüğü akıllı, büyüğü aptaldı. Daha sonra, bir öfke anında, cariyelerinin iftiralarına kanıp (sonradan onları diri diri yaktırmıştır) hamile karısını, tabureyle vurarak ya da tekmeleyerek öldürdü. Annesinin başına gelenlere üzülen Lykophron adındaki oğlunu da Kerkyra’ya sürdü.[3]
    ***
    —> Yunan Felsefesinin kurucularından olan Sokrates ve Kadın:
    —Aristoteles onun iki kadınla evlendiğini söyler: birinci karısı Ksanthippe’den Lamprokles adında bir oğlu olmuştur; ikinci karısı Haksever Aristeides’in kızı Myrto’yu drahomasız almış, ondan da Sophroniskos ve Meneksenos adında iki oğlu olmuştur. Kimileri ilk olarak Myrto ile evlendiğini söylerler, kimileri de, ki aralarında Satyros ile Rodoslu Hieronymos da vardır, aynı anda iki kadınla evli olduğunu söylerler.[4]
    ***
    —> Kinik Felsefesinin öncüsü Diogenes (Diyojen) ve Kadın:
    —Bir gün zeytin ağacına asılan kadınlar görünce, “Keşke bütün ağaçlar böyle meyva verse” dedi.[5]
    ***
    —> Antik Yunan Filozofu ve Matematikçisi Zenon ve Kadın:
    —Dediklerine göre, Yunanistan’a bin talanttan fazla parayla gelmiş ve bunu gemi garantisiyle borç vermiş. Bir parça ekmekle bal yer, kokulu ucuz şarap içerdi. Oğlanlarla pek ilişki kurmazdı, kadın düşmanı görünmemek için bir iki kez küçük bir köle kızla birlikte oldu; Persaios ile aynı evde oturuyordu: Bir gün Persaios ona küçük bir flütçü kız getirince, onu tuttuğu gibi Persaios’a götürdü. Dediklerine göre, her duruma kolayca uyum sağlarmış; öyle ki kral Antigonos onunla cümbüş yapar, kitharacı Aristokles’in evinde cümbüşe onunla birlikte giderdi, ama Zenon sonradan usulca sıvışırdı.[6]
    ***
    Şimdilik bu kadar kâfi…
    Burada adı geçen filozofları kötülemek gibi bir niyetimiz yok. Lakin bunların da bilinmesi icab eder. Hadi bakalım Caner efendi, izinden gittiğin ve “kadınları aşağılayan” bu filozoflara da sırt çevirsene, felsefe kitaplarını yerden yere vursana… Televizyon ekranlarında bunları da ifşa etsene… Hadi!

    KAYNAKLAR:
    1— Aristoteles (Aristo), Poetika-Şiir Sanatı Üzerine, (Eski Yunancadan tercüme eden: Furkan Akderin), Say Yayınları; 3.Baskı, Istanbul 2017, sayfa 62.
    Ayrıca bakınız;
    — Aristoteles, Poetika, (Tercüme eden: Ismail Tunalı), Remzi Kitabevi, Istanbul 1987, sayfa 43.
    2— Diogenes Laertios, Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri, (Yunancadan tercüme eden: Candan Şentuna), 3.Baskı, Yapı Kredi Yayınları, Istanbul 2007, (Oxford University Press 1964), sayfa 24.
    3— Diogenes Laertios, Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri, (Yunancadan tercüme eden: Candan Şentuna), 3.Baskı, Yapı Kredi Yayınları, Istanbul 2007, (Oxford University Press 1964), sayfa 47.
    4— Diogenes Laertios, Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri, (Yunancadan tercüme eden: Candan Şentuna), 3.Baskı, Yapı Kredi Yayınları, Istanbul 2007, (Oxford University Press 1964), sayfa 77.
    5— Diogenes Laertios, Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri, (Yunancadan tercüme eden: Candan Şentuna), 3.Baskı, Yapı Kredi Yayınları, Istanbul 2007, (Oxford University Press 1964), sayfa 274.
    6— Diogenes Laertios, Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri, (Yunancadan tercüme eden: Candan Şentuna), 3.Baskı, Yapı Kredi Yayınları, Istanbul 2007, (Oxford University Press 1964), sayfa 306.

    **********

    Kadir Çandarlıoğlu
  • Bir insan ölmeden, kendisini, her şeyiyle böyle nasıl öldürebilirdi, bunu Murtaza Ağa hiçbir zaman anlayamayacaktı.
  • 🍁Kur'an Hakkında Ashab'ın ve Alimlerin Sözleri🍁

    İmam-ı Gazalî Hazretleri İhyau Ulumiddin adlı meşhur eserinde bu konuda şu rivayetlerde bulunur:
     

    🍁🍁🍁1- Ebû Umâme el-Bâhilî şöyle buyurmuştur:

    Kur'an'ı okuyunuz. Sakın bu duvarlarda asılı bulunan mushaflar sizi aldatmasın. Çünkü Allah Teâlâ, Kur'an'a kap olan bir kalbi  azaba uğratmaz."

    🍁🍁🍁2- İbn Mes'ud (r.a) şöyle demiştir:

    İlmi istediğiniz zaman, Kur'an'ı inceleyiniz. Çünkü öncekilerin ve sonrakilerin ilmi Kur'an'dadır."

    🍁🍁🍁3- Yine İbn Mes'ud (r.a) şöyle demiştir:

    "Eğer kişi Kur'an'ı sever ve ona hayranlık duyarsa, bilmiş olsun ki Allah'ı ve Rasûlü'nü de se-ver. Eğer Kur'an'a buğzediyorsa, muhakkak Allah'a ve Rasûlü'ne de buğzediyor demektir."

    🍁🍁🍁4- Amr b. el-As:

    "Kur'an'ın her ayeti, cennetin bir derecesi ve evinizin de lambasıdır" demiştir.

    🍁🍁🍁5- Ebû Hüreyre (r.a) şöyle der:

    "Herhangi bir evde Kur'ân okunursa, şeksiz ve şüphesiz aile efradı için o ev (mânen) genişler, hayrı çoğalır, oraya melekler dolar ve şeytanlar kaçar. O ev ki, içinde Kur'ân okunmaz, aile efradı üzerine daralır, hayrı azalır, melekler oradan çıkıp şeytanlar dolar."

    🍁🍁🍁6- Ahmed b. Hanbel (r.a) şöyle der:

    "Allah Teâlâ'yı rüyamda gördüm ve kendisine sordum: 'Ey Rabbim! Sana yakınlaşmak isteyenlerin, bu gayeye ulaşmaları için en iyi yol nedir?' Allah (cc) 'Yâ Ahmed! Kelâm'dır (Kur'an'dır)' dedi. 'Yârab! İster anlasın, ister anlamasın, her okuyan insan bu dereceye varır mı?' dedim. 'İster anlasın, ister anlamasın, varır' buyurdu".

    🍁🍁🍁7- Muhammed b. Ka'b el-Kurazî şöyle buyurmuştur:

    "İnsanlar, kıyâmet gününde Allah Teâlâ'dan Kur'an'ı dinledikleri zaman, (öyle bir aşka gelirler ki) sanki Kur'an'ı hiç dinlememişlerdir."

    🍁🍁🍁8- Fudayl b. İyâz şöyle der:

    'Kur'ân ile amel edene en yakışan hareket, hiç kimseye hatta sultanlara ve rütbece onlardan daha küçük olan diğer idarecilere de muhtaç olup el açmamasıdır! Bu bakımdan Kur'ân hâmilinin insanlara muhtaç olmaması, aksine insanların ona muhtaç olması, ona daha uygun ve yaraşır bir harekettir."

    🍁🍁🍁9- Yine Fudayl b. İyâz şöyle der:

    "Kur'an'ın taşıyıcısı, İslâm bayrağının taşıyıcısıdır. Bu bakımdan ağır başlı olup oynayanlarla beraber oynamamalı ve unutanla beraber unutmamalı, gevezelik yapanlarla teşrik-i mesâi etmemelidir. Bütün bunları yüce Kur'an'm tazimine binaen yapmamalıdır."

    🍁🍁🍁10- Süfyan es-Sevri (r.a) şöyle demiştir:

    "Kişi Kur'an'ı okuduğu zaman, melek onun gözlerinin ortasından öper."

    🍁🍁🍁11- Amr b. Meymûn (r.a) şöyle demiştir:

    Sabah namazını kıldığı zaman Kur'an'ı açıp yüz ayet okuyan bir kimseyi Allah Teâlâ, bütün insanların yaptığı hayırlı amelleri yapmış bir kimse gibi, yüceltir."

    🍁🍁🍁12- Hasan Basrî (r.a) şöyle demiştir:

    "Allah'a yemin ederim, Kur'ân dan daha üstün bir zenginlik olmadığı gibi, ondan mahrum olmaktan da daha fakirlik yoktur."

    🍁🍁🍁13- Fudayl b. Iyaz şöyle der:

    "Haşr sûresinin son ayetlerini sabahladığında okuyup aynı günde ölen bir kimsenin defteri, şehidler defterinin mührü ile mühürlenir. Akşamleyin aynı sûrenin son ayetlerini okuyup o gecede ölen bir kimsenin de defteri şehidlerin defterlerini sonuçlandıran mühürle mühürlenir."

    🍁🍁🍁14- Kasım b. Abdurrahman şöyle der:

    "Abidlerden birine dedim ki 'Senin oturduğun bu halvethanede kendisiyle arkadaşlık edeceğin kimse yok herhâlde'. Bunun üzerine elini Mushafa uzatıp dizlerinin üzerine koydu ve dedi ki: 'İşte arkadaşım budur'.

    🍁🍁🍁15- Hz. Ali şöyle demiştir:

    "Üç şey vardır ki, insanın zekâsına kuvvet verir ve balgamı söker:
    a) Misvak kullanmak,
    b) Oruç tutmak,
    c) Kur'ân okumak'.

    (Alıntı)
  • 160 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu'nun İbda yayınlarından çıkan 37. fikir eseri. Üç Işık, alt başlığı "Sohbet-Konferans" ismiyle yayınlanmış. bir takdim, 4 levhadan müteşekkil. 1.Levha "Cemaat" ve "Aksiyon" aynı isimli bir konferansın (diğerleri gibi) yazıya dökülmüş hâli, 2. Levha, "Nasıl Birlik" 3. levha "İşkence ve Filistin Meselesi" 4. levha, "üç Işık"...
    Eserini şu cümlelerle takdim etmiş Mirzabeyoğlu:
    " Fikir, sanat ve aksiyon nefesiyle, ne zaman ne söylemişiz, ne yapmışız... Ne yapmaktayız... Kırılmaz, bükülmez, sökülmez, dökülmez, pörsümez çizgimizin dünü ve bugününü birbirine şahit kılıcı görüntüsünü, toplayıcı hüküm hâlinde Üstadım'ın şu mısraına tercüme ettirebiliriz:
    - " Duranlar görecektir yürüyeni!"
    Bu kadar!
    İşte şehitlerimiz, işte gazilerimiz, işte zindanda bile bayrağı yüksekte tutan bayraklaşmış -sahici insan- kardeşlerimiz!..
  • Ruh, bedenle birlikte doğar, onunla birlikte büyür ve birlik­te yaşlanır. Ruhun yerileri ve güçleri bedenin yeti ve güçlerine paralel bir gelişme gösterir. Çocuğun henüz, ince güçsüz bedenine onun zihin gücünün, aklının zayıflığı, güçsüzlüğü eşlik eder. Onun bedeni büyüyüp, güçlendiğinde zihin gücünün de arttığı, güçlendiği görülür. Zamanın et­kisiyle insan bedeni güçsüzleşip zayıfladığında ise akıl da zayıflar, me­lekeler eski güçlerini kaybeder. Böylece bedenin ölümüyle ruhun da ay­nı kaderi payiaşması son derecede doğal bir şeydir (ŞDÜ, 3, 417-62).