• M.Ö 469 yılında doğan Sokrates yada Sokratis, Antik Yunan Felsefesinin kurucularından biridir. Kurucularından biri demek Sokratesi biraz arka plana atmak oluyor; bu nedenle Antik Yunan Felsefesinin piri, azizi demek daha doğru olur. Sokrates aslında çok pasaklı, ender yıkanan biridir fakat buna rağmen muazzam bir karizması olduğu söylenir.

    Sokrates aynı zamanda Spartalılara karşı savaşan bir askerdi. Bunun dışında vaktini genellikle pazar yerinde dolaşarak, zaman zaman insanları durdurup onlara olmadık sorular sorarak geçirirdi. Ölümüne sebep olan da zaten sorduğu sorulardır aslında. 2400 yıl önce Sokrates çok soru sorduğu için idam edilmiştir.

    Bir insan çok soru sorduğu için idam edilebilir mi? Tabi ki ana sebep bu değildi sorduğu sorular oldukça keskin, insanları kendisinden şüphe ettiren, zamanın şartlarına göre olağandışı sorulardı. Sokratesi mahkemeye veren Meletos; Sokrates’i ahlaksızlıkla suçlamıştır. Sorduğu sorularla köyün gençlerini yoldan çıkarıyordu, Atina’nın Tanrılarını ihmal ediyordu. Bunlar çok ciddi suçlamalardı.

    Sokrates’in sorduğu sorular gerçekten çok ilginçti. Misal sevgili okur, “aldatma, ahlaksız bir eylem olarak sayılır mı sayılmaz mı?” Birçoğunuz “Elbette sayılır” diye cevap verecek tıpkı Euthydemos gibi. Fakat Sokrates verdiği bir örnekle aldatmanın ahlaksız, kötü bir edim olarak sayılmasının genelleştirilmemesi gerektiğini söyler. Sokrates’in verdiği örnek ise şudur: “Ya bir arkadaşın kendini çok kötü hissediyorsa ve kendini öldürebilecekse, sen de onun bıçağını çalarsan? Bu da aldatmak olmaz mı? Şüphesiz ki olur. Fakat böyle yapmak ahlaksızca değil de ahlaki değil midir? Her ne kadar aldatıcı bir edim olsa da kötü değil iyi bir şeydir. “

    Sokrates hiç bir şey bilmediğini söyler. Mutlaka bir yerlerden duymuşsunuzdur Sokrates’in paradoksunu “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir” Bir gün Sokrates’in arkadaşı Khairephon, Dephi’deki Apollon kahinine gitti ve ona “Sokrates’ten daha bilge var mıdır?” sorusunu sordu. Bilge “Hayır” cevabını verdi. Zaman içerisinde sorduğu sorulara cevap alamayan Sokrateste bu durumu fark etti her ne kadar ilk zamanlarda kabullenmesede.

    Sokrates için bilgelik; çok şey bilmek ya da neyi nasıl yapacağını bilmek değildi. Sokrates bilgeliği neyi bileceğimizin sınırlarını çizerek, gerçek varoluşumuzun doğasını anlamak olarak tanımlıyordu.

    Sokrates ilginç bir şekilde diğer filozoflar gibi düşüncelerini yazarak anlatmıyordu. Konuşmayı, yazmaya tercih ediyordu. Çünkü yazılı sözcüklerin insana karşılık veremeyeceğini, onları anlamadığınızda açıklama yapamayacaklarını dile getiriyordu. Bu nedenle yüz yüze konuşmak Sokratese göre daha iyidir. Sokrates; konuştuğu sırada, kqrşısındaki kişinin nasıl biri olduğunu görür, söyleyeceklerini ona göre söylerdi.

    Peki yazmayı reddeden Sokrates’in öğretisi bugüne kadar nasıl ulaştı? Öğrencisi Platon vesilesiyle. Platon Sokrates’in sadık bir talebesidir. Eğer Platon Sokrates’in düşüncelerini yazmasaydı, bugün bu düşüncelere ulaşamayacaktık. Bu nedenle “Sokrates’in oğlu” olarak tanımlıyorum.

    Sokrates’in sorularının jilet gibi keskin olduğunu söyledik. Peki mahkemeye karşı niçin bu keskin sorularını sorarak kendini idam ettirmekten kurtar(a)madı? Madem bu kadar bilge bir kişi, sorduğu sorulara kolay kolay cevap alamayan, parlak zekalı bir insan; niçin bile bile intihar etti? İstese onları ikna edemez miydi?

    İntihar etti deme sebebim; mahkemede adeta kendisini suçlayanlarla dalga geçmesindendir. (Bknz. Sokrates’in Savunması) Mahkemeyi ikna ederek ölümden kurtulabilirdi fakat bunu yapmadı. Belki de ününe toz kondurmak istemedi, belki de yanlış bir şey yapmadığını düşündüğü için bu kadar rahattı. Atinalılardan cezalandırılmak yerine ömrü boyunca bedava yemekle ödüllendirilmesi gerektiğini söyleyecek kadar rahattı.

    Sokrates herşeyi sorgulayan bir insandı. Sorgulamadan yapamazdı. Her şeyi sorgulayan bu iç sesine ihanette edemezdi. Şeylerin gerçekte nasıl varolduğunu düşünmeyi bırakmaktansa zehir içerek ölmeyi tercih etti. Öldüğü günden bugüne kadar birçok felsefeciye ilham kaynağı oldu.

    “Sorgulanmamış bir varoluş koyunlara uygundur, insanlara değil…”
    Sokrates

    KAYNAKÇA
    Nigel Warburton, Felsefenin Kısa Tarihi, Alfa Yayıncılık, İstabul, 2016 
    Mehmet Ali Ağaoğulları, Sokrates’ten Jakobenlere Batı’da Siyasal Düşünceler, İletişim Yayınları, İstanbul, 2011
  • Bir başkasının doğasını anlamak oldukça zor iş; çünkü insan başkalarını hemen hep kendi doğa özelliklerine vurarak değerlendiriyor.
  • "Tek başına özgürlük devleri yaratır, baskı ise yalnızca öldürür ve yok eder."
  • Mutlu insanlar bizlere daha kolay yaklaşırlar ve biz de sezilerimize kulak verip bu bireylerin daha sempatik insanlar olduklarına hükmederiz.
  • Aşk en derin ve en sıkı bağı gerektirdiğinden, aşkta bireyin hükümetmeye yönelik eylemlerine yer yoktur.
  • Insanlar ikiye ayrılabilirler: Bilinçdışı yaşamlarının ortalamaya göre daha fazla farkında olanlar ve bunun daha az farkında olanlar.